HAN ÇARŞI VE ARASTA


21.8.2016

 

OSMANLI TİCARET VE ZENAAT MERKEZLERİ, HAN ÇARŞI VE ARASTA

Osmanlı kültüründe bedesten, çarşı arasta, han ve çarşı, kentli kültüre ait çok özel alanlardır. Bu alanlar sadece s ticaret değil, siyasetin kültürün el sanatlarının adet gelenek ve göreneklerin ve kentli hayatının tüm yönlerini yansıtan ve yaşatan bir özellik taşıyordu.

Osmanlı kenti deyince akla gelen de, ahşap yapılardan oluşan cumbalı, kiremitli halk evleri, camiler, mescitler, çeşmeler, imarethaneler, şifahaneler, tekkeler, sebiller, hamamlar, türbeler, külliyeler, hanlar,  Kapalıçarşılar, arastalar çarşılar ve bedestenler akla geliyordu.  Vakıflara ve devlete ait yapılar ‘merkez-çarşı’ların çevresinde gelişir ve şehir içi yollar bu merkezlerde buluşurdu. Bu yüzden de külliyeler, hanlar,  Kapalıçarşılar, arastalar, çarşılar ve bedestenler şehrin merkezini oluşturur, diğer sivil ve resmi yapılar bu yapıların civarlarına doğru yayılırdı.

“Kentte üretilen her türlü mal ve hizmet, Bedesten’den başlayan ve genellikle ‘Uzunçarşı’ diye adlandırılan işlek bir cadde üzerinde yer alır. Bu caddeden ayrılan sokakların her birinde, belirli bir iş kolunda mal ve hizmet üreten esnaf ve onların örgütleri bulunurdu. “[1]

Şehrin merkezini teşkil eden bedesten, han, arasta ve çarşılara bağlanan sokaklar kentteki zanaat dallarının, esnafların tacirlerin tüccarların mal ve hizmet üretenlerin dükkânları ile sırlanırdı. Şehir merkezlerindeki bedestenler, hanlar ve çarşıların olduğu yere doğru uzanan sokaklar belli iş kollarına mensup esnaflara tahsis edilir her sokak bir zanaat dalının üretim yaptığı veya hizmet verdiği bir sokak olur ve adını da bu iş veya hizmet kolundan alırdı. Çıkrıkçılar, bakırcılar, nargileciler, havancılar, kalaycılar sokağı, yokuşu, çıkmazı gibi adlarla anılırdı. Hamam, çayhane, kıraathane, nargileciler, baharatçılar, nalburlar vb çarşı, arasta, han ve bedestenlerin yakınlarına veya buralara ulaşan yollar üzerine kümelenip yayılırdı. İnsanlar buralara doğru yöneldikçe, cami, mescit, çeşme, hamam gibi yapılarda ilave edilmek zorunda kalınıyordu.

Osmanlı han, bedesten, arasta ve çarşılarının iç işleyişinde ise, lonca sistemi vardı. Ahilik olarak da adlandırılabilecek bu sisteminin ticarî yaşamdaki etkisi çok büyüktü. Üretim alım satım, hizmet, üretimi, esasları fiyatları ve teşkilatlanmaları ve bunlarla ilgili ahlâk kuralları bu sistem sayesinde yürütülüyor, bu esnaflar, zanaatkârlar, tacirler ve tüccarlar bu kurallara  göre meslek meslek örgütleniyor, idarecileri tarafından denetleniyor, yardımlaşıyor ve örgütleniyorlardı. Her meslek kolunun bir piri bağlı olduğu bir şeyhi idarecisi veya bir kethüdası vardı. Dükkân açmak işletmek, almak, satmak, işci ve usta çalıştırmakla ilgili kaideler bulunuyor, mesleki eğitimden geçmeyen kimseler, çırak, usta, kalfa olamıyor, ustalık eğitiminden geçmeyen ve teşkilatın hükümlerine bağlanmayan veya içtimai nizamından geçmeyen kimseler, usta, kalfa, olamıyor, dükkan ve iş yeri açamıyordu.

Her mesleğin örgütü arasında dayanışma ve yardımlaşma sandıkları bulunuyor, her meslek sahibi kazancı oranında bu teşkilatlara aidat ödüyor, toplanan paralarla yeni iş yerleri açılıyor veya yeni iş yerleri açanlara katkıda bulunuyorlardı.

Arasta, bedesten ve çarşı kelimeleri eş ya da benzer anlamlarda kullanılmalarına karşı bu yapılar işlev ve işleyiş bakımından birbirinden farklıydılar.  Arastalarda bedestende olduğu gibi mahzen ve kiler hücreleri bulunmazdı.  Bedestenler değerli kumaş veya mücevherat gibi ürünler alınıp satıldığı, hatta banka hizmetlerinin verildiği yerlerdi.  Arastalarda ise daha az önemli malların ticareti yapılıyordu. . Arasta ve çarşı arasındaki farklar ise Arastalar külliyelere gelir sağlamak amacıyla külliye etrafında inşa edilirdi. Çarşılar ise bağımsız yapılar olarak planlanmıştı.

Külliye ise han, hamam, bedesten, cami, şifahane, menderese, arasta ve çarşı gibi yapıların bir arada inşa edildiği yapılar topluluğuydu. Bu yapılar topluluğunun merkezinde bir cami, medrese, han veya şifahane bulunurdu.

BEDESTEN

Farsça, “Bedestan” kelimesinden gelmektedir.  Kimi kaynaklar bedesten kelimesinin Arapça ve Farsçada kullanılan “bezzasistan, bezistan” (bez kumaş alınıp satılan yer) kelimesinden geldiği görüşündedir. [2]

Bu günkü anlamıyla bedestenler  “carsı, borsa, ticaret merkezi” manalarına gelmektedir. Bedestene kale içi manasına gelen “kayseriyye” de denmiştir. Bedesten şehirler ve milletler arası ticaretin yapıldığı yerdir. Bedestenler şehirlerin ticaret merkezidir. [3]

Bedestenler kıymetli malların alınıp satıldığı yerlerdir. Bu özellikleri ile çarşı, han ve arastalardan ayrılırlar. Bedestenler başta, ipek kumaş,  mücevher, kıymetli silah ve koşum takımları olmak üzere devrin en gözde mallarının satıldığı yerlerdir.

Osmanlı döneminde bedesteni olan şehirler, ticaret hacmi yüksek ve uluslararası ticaret potansiyeli olan şehirlerdir. O bakımdan bedestenler bu tip şehir merkezlerine yapılmışlardır. (  Bkz Bedesten Kültürü ve Tüm Yönlerden Bedestenler )

ARASTA

Arastalarda her dükkânda farklı bir şey satabilir. Çarşılarda sıra halinde aynı ya da benzer kalitede mallar satılabilmektedir. Bunun nedeni rekabet sağlamak ve esnafın ticari ahlakını kontrol etmek rekabet yaratmak, fiyat kontrolü sağlayabilmektir.

Arasta, Bedesten ve Çarşılar genellikle şehir merkezlerinde inşa edilmişlerdir. Hanlar ve kervansaraylar ise hem şehir merkezlerinde hem de yolların önemli kavşak noktalarında ve kesişme yerlerinde inşa edildikleri gibi bu yollar üzerinde şekillenmiş şehir merkezlerinde de inşa edilebilmişlerdir.  Hanlar ve kervansaraylar esas manalarıyla yolcuların dinlendiği konakladığı, aynı zamanda mal alıp sattıkları yerlerdir. Önemli kervansarayların bazılarında bedestenler de bulabilmektedir. Ulukışla Kervansarayında ve Payas Sokullu Külliyesi gibi büyük kervansaraylarda bedesten de bulunmaktadır.