Ahmet Mithat Efendi Dünyaya İkinci Geliş yâhut İstanbul’da Neler Olmuş


15.5.2020



Ahmet Mithat Efendi  Dünyaya İkinci Geliş yâhut İstanbul’da Neler Olmuş

 

Dünyaya İkinci Geliş yâhut İstanbul’da Neler Olmuş,  adlı roman Ahmed Midhat Efendi’nin 1874 yılında yayımlanan  Hasan-Mellah adlı romanından sonra yazılan ikinci romanı olmaktadır.  Bu roman 1875 yılında basılmış,  III. Selim devrini anlatan bu roman macera türünde bir roman olarak yayınlandığı günlerde oldukça ilgi görmüştür.

Ahmet Mithat'ın bu romanı , Çengi ve Cinli Han  adlı romanları ile birlikte gerçeklik sınırlarının zorlandığı “ yazarın romancılığında olağanüstü ve hayali olayların” yer aldığı romanlar olarak dikkati çekmektedir.  

Yazar bu romanında sık sık vakayı kesip olaya müdahil olmuş, vaka ve şahıslar ilgili kendi yorumlarını yapmıştır.  Romanda mantık ve gerçek dışına çıkan arızalar da mevcuttur. Yedi uyurlara benzeyen ve yedi yıl bir mağara içinde hapis kalan aşıkların nasıl yaşadıkları gibi mantıksal unsurlar es geçilmiştir. Buna mukabil roman 1870 li yılların sosyal hayatına dair verdiği bilgiler açısından önemlidir.

 

Konusu

Veysel Efendi'nin oğlu Osman Bey ile güzel bir Çerkez cariyesi olan Nergis’in aşk ve macera ile dolu serüvenleri anlatılır.  

 

Romanın Özeti

III. Selim devrinde İstanbul’da Veysel Efendi’nin bir konağına hadım edilerek gelen bir Habeşi köle vardır. Bu köle’nin adı Mesut’tur. Köle Mesut yüksele yüksele konağın kâhyası bile olmayı başarmıştır. Bu konaktaki cariyelerden birisi olan Nergis,  Veysel Efendi’nin oğlu ile sevişirken yakalandığı için başka bir köle tüccarına esir olarak satılmıştır.

Veysel Efendi’nin kâhyası olan Mesut’un çok garip huyları vardır.  Bu hadım köle, geceleri kadın kılığına girerek konak konak dolaşmaktadır. Esirciye teslim edilen cariye Nergis,, denenmek için başka bir konağa verilmiştir.  Mesut, bu dolaşmalarının birinde Veysel Efendi’nin oğlu ile sevişirken yakalanan cariye ile karşılaşır ve o cariye de Mesut’u tanımıştır.

Bunun üzerine Mesut,  kendisini ele vereceğinden korkup bu cariyeyi öldürmek ister. Kızı konaktan alıp kaçırarak bir mağaraya getirir ve niyeti bu mağarada bu cariyeyi öldürüp bırakmaktır.  Fakat Mesut, bu cariyeyi öldürmeye kıyamaz. Ama bu kızı, bir adada bu mağaraya hapseder.

Oysaki Lalası olduğu Osman, bu cariyeye âşıktır. Osman, Mesut’un o cariyeyi kaçırdığını anlamış ve Mesut’a o kıza götürmesi için yalvarmıştır. Mesut ise Osman’ın yalvarmalarına dayanamaz ve eğer bir çeşit ölüme razı olursa Osman’ı o kızın yanına götüreceğini söyler. Osman ‘da bu teklife razı olur.

Bunun üzerine Mesut, Osman’ı alarak o kızı sakladığı adaya ve mağaraya kadar götürür. Böylece hem Osman’ı hem de cariyeyi adaya ve mağaraya hapsetmiş olur.  Osman ile Nergis’in bir de oğulları olmuş, Osman ile cariye Nergis tam yedi sene sonra bir yolunu bulup mağaradan ve adadan kurtulmuşlardır. Fakat  İstanbul’a geldiklerinde “dünyaya ikinci gelişleri “ gibi olmuş,  İstanbul’da, dünyada pek çok şey değişmiştir. 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış