Oğuz Atay’ın Bir Mektup Öyküsü İnceleme ve Özeti


4.7.2020



Bir Mektup adlı Öykü Oğuz Atay’ın  tek hikaye kitabı olan Korkuyu Beklerken adlı öykü kitabı içindeki öykülerden biridir.  Korkuyu Beklerken  Oguz Atay ‘ın   ilk baskısı 1975 yılında yapılan ve öykülerini topladığı öykü kitabı olmaktadır.  Oguz Atay ‘ın   öykülerini toparladığı bu kitabında toplamda sekiz öykü bulunur.

Korkuyu Beklerken öykü kitabı içeriisnde Oğuz Atay’ın toplamda sekiz öyküsü bulunmaktadır. Bu kitabın içindeki öyküler sırasıyla Beyaz Mantolu Adam , Unutulan  ,  Korkuyu Beklerken ,

Bir Mektup,  Ne Evet Ne Hayır   ,  Tahta At  , Babama Mektup,  Demiryolu Hikâyecileri – Bir Rüya adlı öyküleridir. 

 

 Bir Mektup adlı öyküsü ise kitabın içindeki dördüncü öyküsüdür.   Eleştirmenler tarafından Post modern bir öykücü olarak kabul edilmiş, yazar bu kitabına aldığı öykülerinde bireylerin bireysel sorunlarını ve çatışmalarını ele almıştır. Romanlarındaki ve öykülerinde iç konuşmalar ve bilinç akışına önem v

orunlu, bireyleri onları iç dünyalarını bunalımlı hayatlarını dile getirmiş, kent yaşamı içinde iç sorunları ile baş edemeyen, sosyal hayata birebir uyum sağlayamayan bireylerin ruh hallerini aktarmıştır.

Nitekim yazar “Bir Mektup” adlı hikâyesinde ismi belirtilmeyen  kentli bir şizofrenin içsel boğuşmalarını, abuk sabuk düşüncelerini, yüzsüzlüğünü, dalkavukluğunu ve dengesizliğini ortaya koymaktadır.

Bir Mektup öyküsü yapı olarak içki masasında bir iş vaadi alan dengesiz bir karakterin kendisine iş verme vaadinde bulunan bir başka kişiye yazdığı bir mektuptan oluşur. Fakat bu mektup yazılmış ama muhataba gönderilmemiştir. Yazılan bu mektup yazan dengesiz kişinin hezeyanları, hayata, bakışı, saçma sapan düşünceleri kısaca bir iç döküş öyküsü olmaktadır.

Öykü post modern öykücülük denilen bir tarza yazılmış “ Ben merkezli” nir öykü olmaktadır. Öyküde vakanın planı, olayın sistematik düzeni, hatta olayın kendisinin de pek bir önemi yoktur. Bu nedenle yazarın bu öyküsü, klasik olay veya durum hikâyeciliğinden farklı bir yapıdadır.

Öykü,  anlatılan mektup içerikleri ötesinde orta sınıftan insanların üst ve işveren konumundaki kişiler karışındaki bocalamaları, üst tabakaya karşı aldıkları tavır,  düştükleri aşağılık durumlar ve kompleksler, kısaca toplumsal eşitsizliği farklı bir yönden ortaya koymaktadır.  

Öyküde üç kahraman ile patron ve taksi şoförü bulunur. Patron ve taksi şoförü öyküdeki yardımcı tipler olmaktadırlar. Öyküdeki kahramanların ikisi mektubu yazan kişinin alt ve üst beni olmakta iken öykünün diğer kahramanı ise bu şizofren kahramanın köpeği olmaktadır.  Şizofren anlatıcının diğer beni olarak gösterilen  “Üçüncü Şey”  onu salaş meyhanelere götüren ama kokteyllere katılmasını
istemeyen sakallı ve  muhalif bir yönüdür.

Şizofren ruhlu kahraman kişilik bölünmesi yaşayan, korkularını köpeği üzerinden sembolize eden,  dağınız ve dengesiz bir ve yalnız yaşayan biridir.

 

Öykünün Özeti

 

Bir adam bir içki masasında başka bir adamdan bir içki meclisinde tanıştığı bir adamın öylesine bir iş vaadi almıştır. Fakat iş vaadini alan kahraman dengesiz hatta şizofren biridir. Bu adam bu vaadi ciddiye alır hatta iş vaadi yapan kişinin bürosuna kadar gitmeyi de düşünmüştür. Bu mektup iş görüşmesine giden kişinin ‘efendisinin’ yanına gelmemesi üzerine efendisine özür mahiyetinde yazılmıştır.

 İş arayan şizofren ruhlu kahraman kendinse böyle bir vaade bulunan diğer kişiye oturup bir mektup yazar. Öykünün omurgası ise işte bu gönderilmemiş mektuptur. Bu mektup iş isteme mektubundan ziyade, mektubu yazan kişinin ruh halini ortaya koyacak gerekli gereksiz bir sürü teferruattan oluşur. Yazan kişi işi dalkavukluğa doğru da giderken, içini dökmek, köpeğinden, pek de önemli şeyler olmayan hayatından bahseder. Kısaca iş isteme gerekçesi ile yazılmış bu mektupta asıl amacın dışında her şey yazılmış ama bir türlü de sadede gelemeden bu mektup bitirilmiştir.

Mektubu yazan kişi, her şeyi anlatacağı iddiasıyla bir sürü gereksiz mevzulara girer. Mektup yazılma amacından saparak yazanın hayatını anlatmaya yönelir.  Örneğin bir terzinin onun bedenine uygun elbise dikememesi, kadınları anlayamaması, boyama sarışın’ın peşinden koşturması o kadınla cinsel yakınlaşması ve onunla yaşadığı  ‘mutsuz sevişme’  anısı,vb mevzuları anlatılır.

Mektubu yazan kişinin aşağılık duygusuna kapıldığı,  “Üçüncü Şey” adlandırdığı kendi kimliğinin diğer parçası ile yaşadığı sorunları,  “Üçüncü Şey” ile hakkında konuştukları köpeğinden vb de söz eder.

 “Üçüncü şey” onu aşağı çekmeye çalışan ruhunun diğer yüzüdür. “Üçüncü şey”  henüz sahibi olamadığı şeyleri elinden almaya çalışan ama iletişim kurmaktan da kaçamadığı ama sürekli olarak da kavgalı olduğu ruhunun diğer yönüdür.

Yağmurlu bir günde köpeğini paltosu altına alıp, taksiye binmiş, taksici köpeği ile taksiye almak istemeyince kendisi, üçüncü şey ve taksici arasında kavga çıkmış, insanlar da başlarına toplanmıştır.  

 

 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış