“Şimdiki Çocuklar Harika Hakkında Konu Özet Aziz Nesin


Esa
22.6.2019
 
 
Yazıda  “Şimdiki Çocuklar Harika   Aziz Nesin  romanı hakkında bilgiler, romanının özeti,  romanın konusu, ana fikri,  romanın kahramanları, romanın olay örgüsü,  romanın yazarı,  “Şimdiki Çocuklar Harika   Aziz Nesin”    hakkında bilgiler “Şimdiki Çocuklar Harika   Aziz Nesin  ”  romanın şahıs kadrosu  yazarın diğer romanları,  “Şimdiki Çocuklar Harika   Aziz Nesin  ”  adlı eserden alıntılar yer alır.  Eser hakkında yorumlar,  romanın anlatım tekniği, yazarın bakış açısı, romanın tekniği, romanın türü, çevrildiği diller, eserin basım yılı, basım hikâyesi, yazar ve eseri arasındaki, eserle yazarın biyografisi arasındaki alakalar incelenmiştir.
 
 
ESERİN YAZARI KONUSU DÖNEMİ TÜRÜ HAKKINDA
 
Şimdiki Çocuklar Harika adlı eser, Aziz Nesin’in ilk baskısı 1967'de yapılan bir eseridir. Eser yayınlandığı tarihten bu tarafa önemli bir ilgi görmüş 1967 yılından Nisan 2014 tarihine kadar 68 baskı yapmış bu tarihler arasında toplamda 525.000 adet kopya halinde çoğaltılmıştır.
Yazarın bu eseri en az Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz  ve Zübük adlı eserleri kadar ilgi çekmiş ve popüler olmuştur.
 
Kitap çocuklara yazılmış gibi bir yöntemle yazılmış olmasına rağmen büyüklere yazılmış bir eser olma özelliği taşır. Eser, kocamış çocuklara küçüklüklerini anımsatarak yanlışlarını göstermek maksatlı hazırlanmıştır. Kitabın hedef kitlesi çocuklar gözükse de asıl hedef çocuklarını iyi yetiştirmeleri için uyarılan büyüklerdir.
 
Toplumsal ahmaklıklarımızı, batıl itikatlara, hacılara, hocalara söylencelere, kanan, inanan ve bu yönde şekillenen toplumsal zaaflarımızı keşfetmekte uzman olmuş bir yazar olan Aziz Nesin: [1] “Bu romanı, salt çocuklar için değil, ana babalarla öğretmenler için “  yazmıştır.
 
Eser roman olarak adlandırılsa da teknik olarak tam bir roman özelliği de taşımaz. Aziz Nesin bu eserinde daha ziyade iletilerine ve mesaja önem vermiş,  teknik olarak roman mıdır, değil midir konularına aldırış etmemiştir. Eserin genel amacına bakılınca kurgunun önemsiz olduğu, eserinin temelinin kurguya değil mesajlara dayandığı da ortaya çıkacaktır.
 
Eser de zaten belli bir vaka düzeni veya olaylar zinciri yoktur. Eser, Ahmet ve Zeynep adlı iki okul arkadaşının bir birlerine yazdıkları mektuplardan oluşur. Bu mektuplarda çocuklar aile, okul çevrelerindeki büyükleri, öğretmenleri yakınları ve arkadaşları arasındaki davranış, tavır,  duygu ve tepkileri anlamlandırmaya, sorgulamaya ve çıkan çelişkileri ortaya koymaya çalışmaktadırlar.
 
Eser çocukların gözlerinden eğitim sistemimizi, öğretmenlerin ezberci yaklaşımları, ebeveynlerin bilmeden kötü örnek oluşlarını vb. somut örneklerle ortaya koymaktadır. Büyüklerin dünyasındaki çelişkileri yakalayan çocuklar büyüklerinden yakaladıkları iki yüzlülük,  sahtekarlık,  yalancılık, yüze başka arkadan başka türlü davranma gibi tutarsızlıkları ortaya çıkarmaktalar; , israf, vicdan, acıma, cinsiyet gibi konuşları da sorgulamaktadırlar.  
 
“ Babaları ‘ben küçükken okul birincisiydim’ diyor ve inanıyorlar. Ezberliyorlar, öğrenmiyorlar. Aile ilişkilerini sorgulamaya başlıyorlar. Mektuplarda büyüklerin ne kadar ikiyüzlü ne kadar sahtekarca davrandıkları da ortaya çıkıyor.”  Eser,  çocukların gözünden öğretmen, anne ve babaları sorgularken çocukların sanılanların aksine bu yanlışları nasıl yansıttıkları eğitim düzeninin çarpıklığını, aile düzenlerinin çocukların dünyalarını nasıl etkilediğini vb ortaya koymaktadır.  
 
"Çocuklara daha iyi bir dünya bırakmak yerine, dünyaya daha iyi çocuklar bıraksanız, 
sorun kendiliğinden çözülecek aslında
."
 
ESERİN ÖZETİ
 
Zeynep ile Ahmet aynı ilkokulda arkadaş iken Zeynep ve ailesi Ankara’ya taşınır. Ahmet ise İstanbul’da kalmıştır. İki arkadaş ayrılırlarken sürekli olarak mektuplaşacaklarına dair bir birlerine söz verirler.
 
Böylece Zeynep ve Ahmet günlük hayatlarına dair karşılaştıkları olayları, sorunları, mantıksız buldukları şeyleri, cevap bulamadıkları konuları vb bir birlerine yazmaya başlarlar.  
Bu mektuplara göre Ahmet’in okuluna müfettiş gelecektir ve gelmeden önce öğretmenler sorulabilecek soruların cevapları ezberletmiş fakat hiçbir şey öğretmenlerin umduğu gibi olmamıştır.
Zeynep ise arkadaşlarıyla konuşurken bütün babaların çocuklarına sınıfta veya okulda birinci olduklarını söylediklerini fark eder. “ Tüm babalar birinci ise kimler sınıfta kalmıştır”
 
 Ahmet ise cevabında öğretmeninin ona zorla okutturduğu şiirden söz ederken Zeynep de cevabında babasının patronunun arkasından konuştuğunu ama ablasının da patronunun oğluyla nişanladığını Zeynep’in kardeşi Metin’in ise bu durumu sorgulayıp eleştirdiğini ablasının da nişanı atmasını anlatmıştır.
 
Ahmet,  diğer mektubunda büyüklerin fedakârlık konusunu yanlış anlattıklarını dile getirmiş Zeynep ise verdiği cevapta öğretmenlerin ödevleri okumadan değerlendirdiklerini tespit etmiştir.  Ahmet ise vicdan azabı konusunu işlediklerini sonuç olarak da kimsenin kendi vicdan azabını hatırlamadığını anlamıştır. "Bu vicdan azabı denilen şeyi hiç kimse kendisi hatırlamıyor. Herkes, başkalarının çekmeleri gereken vicdan azabını biliyor."
 
Zeynep,  erkek evlada kavuşmak için uğraşan  erkek doğmayınca da sekiz kıza sahip olan bir babanın öyküsünü anlatıp:  "Kız olmak, daha doğuştan bir şanssızlık mı? Sen erkek olduğun için, doğuştan şanslı sayılırsın. Bu konuda senin ne düşündüğünü öğrenmek isterim." Diye sorar. Ahmet annesiyle bu konuyu tartışmış Zeynep’e bulduğu cevabı göndermiştir. Ahmet ise bu şu soruya şu cevabı vermiştir.  "Tarihte birçok büyük önemli kadınlar var. Acaba onlara -Erkek olmak ister misiniz? diye sorulsaydı, erkek olmak isterler miydi? Hiç sanmıyorum. İster kadın, ister erkek olalım, kendi kendimizden memnunsak, şanslıyız demektir. "
 
 Zeynep,  kendisine israf yapmaması için öğütler veren ailesinin; yılbaşında yaptığı harcamaları fark ederek “yaptıklarım israf ise yaptıkları nedir “ diye sorgulamıştır. Ahmet,  ise anne ve babasının evde kötü kelimler konuştuklarını küçük kardeşi i Fatoş’un da duyduğu bu kötü kelimeleri misafirlerin yanında söylediğini, kendi aralarında bu sözleri söylemekten utanmayan anne ve  babasının Fatoş söyleyince ne kadar kızdıklarını ve misafirlerden utandıklarını anlatır.
 
Zeynep, ise dedesinin bir adamın arkasından sürekli atıp tuttuğunu ama o adamla yüz yüze geldiğinde öyle davranmadığını anlamıştır. Üstelik dedesi arkasında iken düşman; yüze yüze iken dost kesildiği o adama kurduğu tuzağı da fark etmiştir.
 
 Ahmet, güzel hitap eden insanların ne kadar etkili olduklarını gördüğünü anlatırken, Zeynep de  veli toplantısında şahit olduğu gülünç şeyleri anlatırken; Ahmet ise, çocukların sürekli yarıştırılmasını, her çocuktan harika şeyler yapmasının beklenilmesini eleştirir.
 
Zeynep de ablasının harika çocuk olarak yetiştirilmeye çalışıldığını ama yaşanan başarısızlık sonrasında ablasını kendi haline bırakıldığını anlatır.  Ahmet, ise kendi babasının patronunu hiç sevemediğini, sürekli arkasından atıp tuttuğunu ama hiç sevmemesine rağmen eve yemeğe çağırdığını evde o gün yaşanan talihsiz bir olaya da çok şaşırdığını aktarır.
 
Zeynep, kopya çekerken yakalanmasını anlatırken Ahmet de Hüseyin isimli arkadaşının başından geçen kötü bir olayı anlatmıştır. Zeynep ise yalanı ortaya çıkan Metin’in babasının da aynı yola başvurması sonucu kurtulmuş olmasını örnekler.
 
En sonunda Ahmet, bu mektupları kitap haline getirip çocuk romanı yarışmasına katılmayı teklif etmiş Zeynep de bu fikri beğenmiştir.
 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış