Albert Camus - Veba - Hakkında Özet İnceleme

Günün Yazısı
Ekleyen : ESA , 27 Mart 2019 Çarşamba aaa Beğen
 
 
Yazıda “Albert Camus Veba, (Fransızca: La Peste), “Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi”   romanı hakkında bilgiler, romanının özeti,  romanın konusu, ana fikri,  romanın kahramanları, romanın olay örgüsü,  romanın yazarı,  “Albert Camus Veba, (Fransızca: La Peste” hakkında bilgiler “Albert Camus Veba, (Fransızca: La Peste “   romanın şahıs kadrosu  yazarın diğer romanları, “ Albert Camus Veba, (Fransızca: La Peste  “   adlı eserden alıntılar yer alır.  Eser hakkında yorumlar,  romanın anlatım tekniği, yazarın bakış açısı, romanın tekniği, romanın türü, çevrildiği diller, eserin basım yılı, basım hikâyesi, yazar ve eseri arasındaki, eserle yazarın biyografisi arasındaki alakalar incelenmiştir.
 
ESERİN KONUSU İÇERİĞİ YAZARI HAKKINDA 
 
Veba, (Fransızca: La Peste), Albert Camus'nün 1947 yılında yayınlanan romanıdır.  
 
Yazar bu romanını yazdığında Fransızlar Cezayir’i işgal etmişler, hümanist ve Nihlist görüşlere sahip olan Camus bu romanını bir anlamda bu işgale bir tepki olarak bu romanı yazmıştır.  “Amaç için her şey meşrudur değildir “ düşüncesinde olan Camus bu eserinde varoluşçu felsefenin en belirgin düşünsel niteliği olan dünyanın boşluğu, anlamsızlığı konularına bu romanında değinmemiş,  Fransız işgalini kabullenmeye meyl eden Cezayirlileri ve Cezayir’i işgal eden Fransız güçlerinin amaçları uğruna insanlığı çiğnemelerini protesto için bu romanı yazmıştı.
 
1913 yılında Cezayir  Mondovi- Dreaan-doğumlu olan, Albert Camus işçi, cahil ve  fakir bir baba ile ailenin çocuğuydu.   Annesi de okuma-yazma bilmeyen İspanyol asıllı cahil bir kadındı.  I. Dünya Savaşında babasını kaybedince annesi tarafından büyütülmüş, 1940 yılında Paris'e gelmiş[1] ve bu romanını anayurdunu işgal eden Fransa’ya bir tepki olarak yazmıştı.
Camus, bu romanını Cezayir'deki Oran şehrinde yaşanan veba salgınını anlatıyormuş gibi yapıp satırarası çeşitli imalar ile Cezayirlileri Fransız işgalini meşru görmemeye itecek şekilde yazmış, bir yandan Cezayir halkını uyarırken diğer yanda da Fransa’yı işgalci olarak nitelemek için yazmıştır. “Camus romanda halkın vebayı kabullenmesi ve onunla mücadele etmesi ile Cezayirlerin de Fransa’yı işgalci olarak anlamaları bu gerçeği görmeleri ve mücadele etmeleri[2] gerektiğini belirtmek için yazmıştır.
Romanın diğer bir analojisi ise Fransa ve tüm dünyayı tehdit eden Nazi işgalini de vebaya benzetmiş olmasıdır.  Absürd bir kurguyla yazılan roman , varoluşçu akımın önemli bir temsilcisi olan Camus’un en dikkat çeken romanlarından biridir.
KONU
Roman , hümanist ve  Nihilst bir doktorun cehalet ve veba salgını ile savaşması konusu üzerine kurgulanmıştır. Oran kentinde veba salgını başlayınca Rahip Paneloux  bu salgının  insanların işledikleri günahların bedeli olarak görmekte ama ateist bir doktor olan Dr. Rieux ise bunun ilahi bir ceza değil tedavisi bulunması gereken ve tedavi edilerek yok olacak bir salgın görmektedir.  Sonuçta bu salgınla savaşan insanlar tedavi yolunu bulmuş ama onlar da yakınlarını kaybetmişlerdir.  
 
ÖZET
Her şey Fransa işgali altındaki  Oran kentinde ölü bir fareyle karşılaşılması ile başlar. Doktor Rieux, orada oturan herkesin fareleri hakkında konuştuğunu fark eder.  Herkes her yerde fare ölüleri ile karşılaştığından söz etmektedir. Hatta fabrikalarda bile yüzlerce fare ölüsü toplanıp gömülmüştür.  Kentteki herkes bir panik içindedir.
Gazetelerin akşam baskıları da bu olaydan haberleri yazmaya başlamıştır. Ancak sonraki günlerde fareler insanların gözleri önlerinde toplu toplu ölmeye başlamıştır. Herkes büyük bir endişeye kapılmış, herkes köklü önlemler istemeye ve yetkilileri de suçlamaya başlamıştır. Boyunlarında koltuk altlarında, kasıklarında şiddetli ağrılar duyan hastalar da çoğalmıştır.

Herkesin ağzında ‘’Veba’’ sözcüğü vardır. Dr. Reiux kapıcısı da bu hastalıktan ölmüştür.  Bunun üzerine Doktor Rieux, veba hakkında bilgi toplamaya ve bu salgının veba olmadığını kanıtlamaya çaba sar etmektedir. Ancak hastalığın seyrine göre iki ay içinde herkesin ölebileceğini de akılda tutmaktadır.
Tüm doktorlar vali ile görüşüp bu salgının veba imiş gibi kabul edilmesine karar verip buna göre tedbir almaya başlamışlardır. Yine de bu önlemler çok ciddi şeyler değildir. Zaten bu salgının veba olamayabileceği konusunda şiddetli görüşler de vardır.  Lakin bu işkenceli hastalık çok hızlı yayılmış, insanlar ölmeye başlamıştır.   Ölümler o kadar çoğalmaya başlamıştır ki serumlar da yetmez olur. Dışarıdan istene serumlar çok yavaş gelmektedir.  Gelenler ise yetersizdir. 
Bunun üzerine Castel bir serum geliştirmek için çalışmaya başlamış, yetkililer de bu salgının veba olduğuna kanaat getirmiştir.   Ve artık veba salgının çıktığı ilan edilir. Haber tüm kente yayın yapılır: ‘’Kenti kapatın!’’

Bu saatten sonra kennten çıkmak yasaklanır. Kentin kapılarına nöbetçiler dikilir. Oran’a gelen tüm kara ve deniz araçları da geri çevrilmektedir. Tüm kent karantinaya altındadır.  Tüm dükkanların camlarına da  ‘’tükendi,’’ ya da ‘’bulunmaz,’’ yazıları asılmıştır.

Rieux’e çalıştığı hastane dışında üç hastaneye daha bakma görevi verilmiştir.  Lakin aileler vebanın sonunda ölüm olduğunu bildiklerinden zorluklar çıkarmaya kapıları dahi kapatmaya başlamıştır.  İşin sonu polis müdahalesi, silah zoru ile hasta götürmeye kadar çıkar. Rieux bir hastadan diğerine koşarken Grand, Castel, Cottard, Tarrou, Rambert gibi yardımcılara da kavuşur.
Kentin katedrali de dindarlar ile dolmuş, Rahip Paneloux, ‘’bu felaketi hak ettiniz ‘’ diyerek vaazlar vermeye başlamıştır. Halk şehirden kaçmaya kalkışmakta, işi şiddete vardırmakta nöbetçiler ile çatışmaya girmektedir.  Diğer yandan gazeteci Rambert ise rehin kaldığı bu kentten kaçmak istemektedir ancak yasal yollardan çıkamayacağını anlamış olduğundan kaçma yollarını bulana kadar sağlık ekibi ile çalışmaya karar verir.
Gazeteci Rambert ,Dr Rieux’un yaptıklarını görerek doktoru kahraman olarak ilan eder. Faat  Dr.Rieux,  yaptığı şeyin  bir kahramanlık değil mesleki ve insani bir görev oarak kabul edilmesi gerektiğini savunmaktadır.   Doktora “Dürüstlük nedir” diye sorulmuş o ise  'işimi yapmak, her durumda insan sağlığını korumak ve yaşatmak” tır diye bir cevap vermiştir.
İdareciler halkın isyan etmesinden korkmaktadır. Sıcaklar arttıkça da veba da yayılmaktadır. Rieux’un önderliği Tarrou’nun desteği ile kurulan gönüllü sağlık hizmeti hayli çalışmaktadır. Castel ise elindeki malzemelerle serum yapmak için sürekli uğraşmaktadır.

Karantinadan çıkanlar vebayı kurutmak için evlerini ateşe vermektedir.  Bunun üzerine yetkililer sıkıyönetim ilanı istemiştir.  Tabutlar azalmış, kefen bezi, mezarlıklar kimseye yetmez olmuştur. Kadın ve erkek ölüler üst üste konup, derin çukurlara gömülüp üzerlerine kireç dökülüp toprağa gömülmektedir.  Veya ölüler fırınlarda yakılıp denize atılmaktadır.  Veba  yüzünden  dostluk duygusu, vefa, sevgi ve aşk ortadan kalkmıştır.  Rieux ve ekibi de artık çok bitkin düşmüştür.

Ekim ayında Castel’in serumu küçük bir çocukta denenir. Rieux’un da  en son umudu budur.  Serum çocuğun direncini arttırmış ama çocuğun ölümü gecikmiştir. Denemeler sonunda Castel’in serumunun faydalı olduğu konusunda anlaşırlar.

Fakat hastalık boyut değiştirmiş kan tükürerek hızla ölmeye başlamıştır. Belediye stadı da karantina kampı olmuştur.  Noel’e doğru yeniden fareler gözükmeye başlar. Hastalık belirtileri sayıca da azalmıştır. Castel’in serumu başarılı olmuş, önleyici kurallar biraz etkili olmuş, salgının bittiğine karar da verilmiştir. Ama Doktor Rieux  aylardır göremediği tedavi altında olan karısını da vebadan kaybetmiştir.

 


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...