Beyaz Gemi Hakkında Özeti Cengiz Aytmatov


Esa
15.11.2016
Beyaz Gemi Özeti Cengiz Aytmatov ile ilgili görsel sonucu
 

 

  • ·         Cengiz Aytmatov
  • ·         Beyaz Gemi
  • ·         Basım Yeri : İstanbul
  • ·         Basım Tarihi : 2005-11
  •  

 

Yazıda “Cengiz Aytmatov' Beyaz Gemi ”   romanı hakkında bilgiler, romanının özeti,  romanın konusu, ana fikri,  romanın kahramanları, romanın olay örgüsü,  romanın yazarı,  “Cengiz Aytmatov  Beyaz Gemi” hakkında bilgiler “Cengiz Aytmatov Beyaz Gemi  “   romanın şahıs kadrosu  yazarın diğer romanları, “ Cengiz Aytmatov' Beyaz Gemi “   adlı eserden alıntılar yer alır.  Eser hakkında yorumlar,  romanın anlatım tekniği, yazarın bakış açısı, romanın tekniği, romanın türü, çevrildiği diller, eserin basım yılı, basım hikâyesi, yazar ve eseri arasındaki, eserle yazarın biyografisi arasındaki alakalar incelenmiştir.
 
ESER HAKKINDA
 
Roman Gün Olur Asra Bede, Toprak Ana , Gün Olur Asra Bedel   gibi romanların da yazarı olan Cemile Cengiz Aytmatov  tarafından 1970 yılında yazılmıştır.  Çocukluk ve gençlik yıllarını Talas Vadisindeki Kırgızların içinde geçiren kendisi de bir Kırgız olan yazar, romanlarında bu vadide yaşayan insanları ve hayat mücadelelerini ele almıştır.  Böylelikle de onun romanları Kırgız kültür hakkında yazılmış dokümanlar gibidir.
 
1963 yılında Toprak Ana adlı romanı ile Lenin Ödülünü de alan yazar[1]     bu eserinde de “ Sosyalist idare altındaki Türk insanları   ve Kırgızlar geleneklerini, destanlarını  ve atalarının anılarını yaşamak istiyor” “  mesajını vermeye çalışmıştır.  
“Aytmatov’un eserlerinde Kırgız halkının gündelik yaşamı evrensel konulara uzanacak şekilde aktarılır “ [2] Yüz Yüze (1957), Cemile (1958), Selvi Boylum Al Yazmalım (1961), Deve gözü (1961)  gibi romanlarında da yazar;  bir yandan yerel Kırgız kültürünü aktarırken, diğer yandan yerel kültürü evrensel kültüre taşıma amacını bur romanında başarmıştır.  Bu eserdeki Beyaz Gemi ,  diğer bir anlamda bir Kırgız çocuğunun gözünde ve  Kırgızların  yaşamak istediği özgür dünyanın sembolik bir beklentisi olmaktadır.
 
Yazar Cengiz Aytmatov'  eserin  son baskısının önsözünde şunları yazmıştır. "Beyaz Gemi 'deki 'adsız oğlan' , sadece benim yetiştiğim döneme mahsus bir tip değildir. Geleneğinden ve köklerinden kopartılmış nesillerin, dünyanın her tarafında yaşadıkları ve yaşayacakları büyük trajedinin kahramanlarından biridir. Dünyada her zaman vardı ve var olacaktır' “adsız oğlan'lar. Ben Beyaz Gemi 'de bu kayıp nesillerin dramına işaret etmek istemiştim. Devir değişti artık; Soğuk Savaş'ın sıcak günlerinde değiliz. Kaybolan adsız oğlanları aramak ve bulmak için bugün daha fazla şansa sahip olduğumuzu düşünüyorum. Tıpkı, Orta Asya başta olmak üzere dünyanın her tarafına yayılmış olan bir okul ağının yaktığı ilim ve irfan ışığıyla bu kayıp nesillerin şahsında benim adsız oğlanımın izini takip etmeleri gibi örnekler dünya üzerinde giderek çoğalmakta. Vatanlarından binlerce kilometre uzaklara gitmekten çekinmeyen ve oralarda pek çok fedakârlığa katlanmayı göze alan genç insanların varlığına şahit olmak, beni günün birinde 'adsız oğlan' ların olmayacağı ve tek tek bulunacakları bir dünya konusunda iyimserliğe sevk ediyor. Yarım asır önce yazılmış bulunan Beyaz Gemi'nin bu arayışa tutulan bir ışık olması, en büyük temennim[3]
Eser MEB Yüz Temel Eser içerisinde okullara ve öğrencilere tavsiye edilmiş eserlerdendir.
Masalla gerçeği birleştiren bir eserdir. Geçmişi temsil eden dede ile geleceği temsil eden çocuk arasında dramatik bir ilişki kurarak insan duygu ve düşüncelerine kendine has yorumlar getirilir. Adı eserde hiç geçmeyen çocuğun saf ve temiz dünyasından, hayatın acı ve çıplak gerçeğine uzanan bir roman kurgusu meydana çıkarılır. Aytmatov'un, edebiyat âleminde geniş akisler uyandıran, uzun yıllar tartışılan, verilmek istenen mesajla yaratılan tiplerin büyük bir uyum sağladığı eserlerinden biridir.”[4]
 
KİŞİLERİ
     MÜMİN DEDE : 60-70 yaşlarında iyi kalpli, yardımsever,çalışkan köse bir ihtiyardır. Damadı Orozkul’un yanında çalışmak, ikinci karısı ve torunu ile yaşamaktadır.
      ÇOCUK: 5-6 yaşlarında, kısa boylu, kepçe kulaklı, çirkin arkadaşı olmayan mutsuz bir çocuktur..
      OROZKUL: Şişman, iri kafalı, sarhoş gezen, insanlardan ve doğadan nefret eden, sinirli, umursamaz bir Korucu başıdır  ama ormana en çok o zarar veren kişi de kendisidir.
      BEKEY: Orozkul’un karısı Mümin’in kızıdır. Kısır, sabırlı ve hoşgörülü bir kadındır.
      SEYDAHMET: Uzun boylu, çirkin ve tembel bir insandır. Orozkul’un ve dedenin yanında çalışmaktadır. Bir karısı ve bir kızı vardır.
      GÜLCEMAL: Seydahmet’in karısı, çocuğun ninesine ve Bekey’e yardım etmekle ve kızına bakmakla gün geçiren bir kadındır.
      KULUBEG: Genç, yakışıklı ve güçlü bir şofördür. boynuzlu maral ananın soyundan geldiğine inanmaktadır.
      KOKETAY: Orozkul’un İri yapılı, esmer tenli adamdır.
 
San Taş Vadisi, ormana doğru uzanan boğazların, yamaçların arasında güzel bir yerdir. Vadinin hemen yanında Isık gölü bulunmaktadır. Bu vadide yaşayan üç aile orman koruculuğu yapmaktadır. Vadide yaşayan ailelerden birinde bir çocuk vardır. Çocuk dedesi, üvey ninesi, Orozkul, Bekey hala, Seydahmet, Gülcemal ve köpeği Beltek ile yaşamaktadır.  Bu üç evin ilkinde dedesi ve üvey ninesi ile yaşayan çocuk henüz yedi yaşına yeni girmiş küçük bir erkek çocuğudur.
Vadide bulunan ikinci evde ise; Mümin dedenin büyük kızı Bekey hala ile kocası korucu başı Orozkul yaşamaktadır. Üçüncü evde ise tembel işçi Seydahmet ile karısı Gülcemal ve küçük kızları oturmaktadırlar. Mümin Dedeher işe koşan, kimseye itiraz etmeyen iyi huylu bir kişidir. İlk karısı ölünce yeniden evlenmiş Buğu aşiretinden gelme bir ihtiyardır. Torununa anlattığı bir efsaneye göre: çok eskiden Yenisey kıyılarında yaşamakta olan kabileler birbirleriyle savaşırlarmış. Bu kabilelerden biri olan Savaşçı Kırgızlar bir gün haince katledilmişler.  Kırgızlardan sadece küçük bir kız ve erkek çocuk canlı olarak kurtulmuş.  Bu çocuklar da ölmek üzere iken bir buğu(maral, geyik) onları kurtarmış ve Isık Gölü civarına götürmüş. Bu iki çocuktan yeni bir kabile oluşmuş ve kendilerini buğu olarak adlandırmışlar. Mümin dede de işte bu kabileden geliyormuş.
Çocuk mutlu olmaya çalışmakta arkadaşı olmayan okula yeni başlamış biridir. Vadiye zaman zaman “Maşin Mağaza” denilen içi ıvır zıvır dolu bir araba gelmektedir. Dedesi maşın mağzadan ona  bir çanta almıştır. Her akşam “Boynuzlu Maral Ana” masalını dinlemektedir. Masala göre maral ana San-Taş Vadisi’ni terk etmiştir ama onları korumaktadır.
 
 Çocuğun okul çağı geldiği için dedesi ona güzel bir okul çantası almış, okul çok uzak olduğu için dedesi onu her gün atıyla okula götürüp getirmektedir En büyük zevki dedesinin dere kıyısında yaptığı gölette yüzmek; “Deve, Kurt, Eyer ve Tank” isimlerini verdiği kayalarıyla konuşmaktır. O’na göre kayaların kimisi tak kimisi kurttur.
Çocuk dedesinden masallar dinleyerek dağa çıkıp dedesinin dürbünüyle kasabaya, Isık Göl’e ve San-Taş Vadisi’ne bakarak günlerini geçirmektedir. Her akşam eline dürbününü alarak Işık Göl’de ancak beş-altı dakika görünüp kaybolan beyaz gemiye bakarak hayaller kurmaktadır.
            Annesi ve babası onu çok küçük yaşta terk etmiş, annesi ve babası ayrılmışlar vadiden göçerek onu dedesi Mümin’e bırakarak şehre inmişler ve kendilerine farklı bir hayat kurmuşlardır. Annesi Mümin’in küçük kızıdır. Mümin dedenin büyük kızı ise Bekey’dir.
 Çocuk babasının beyaz geminin kaptanı olduğuna, bir gün başı insan başı olan bir balık olup beyaz gemiye kadar yüzeceğine ve babasıyla konuşacağına inanmaktadır.  Dedesi  iyi kalpli, çalışkan, köse Kıvrak Mümin lakabı ile anılan altmış yetmiş yaşlarında bir ihtiyardır. Damadı Orozkul’un yanında çalışmakta ve onun isteklerini yerine getirmektedir.  . Orozkul ise şişman, koca kafalı içki içmeyi çok seven,  sinirli bir bir korucu başıdır. Mümin’in kızı ve Orozkul’un karısı olan Bekey ‘in ise çocuğu olmamaktadır.  Orozkul bunu Bekey’in suçu olarak bilmekte ve her akşam içki içerek karısı Bekey’i dövmektedir.
Orozkul’un işçisi olan Seydahmet ise bir şeye karışmayan, kimseyle tartışmayan yumuşak huylu,  söz dinler kuvvetli olsa da tembel bir insandır. Orozkul korucularının amiri olduğundan ve vadidedi herkes maşlarını ondan aldıklarından üç ailenin ipleri de Orozkul’un elindedir. Orozkul bunu iyi bilmekte ve bunu kötüye kullanmaktadır. Yaylaya çıkan koyun ve yılkıların çobanları ona sık sık ziyafet vermekte Orozkul da sarhoşluk esansında verdiği sözlerden dolayı ona buna keretse ve tomruk dağıtmaktadır. Ev kurmak isteyenler ve ağaca ihtiyacı olanlar gelip ondan almaktadır.  
Çocuk bir gün yol kenarındaki kayalarıyla oynarken kuru ot almaya gelen beş-altı kamyonluk bir konvoy görmüş,  en öndeki kamyonun peşine takılıp koşmaya başlamıştır.  Çocuğu gören ı Kulubeg adlı şoför,  dedesini tanıdığını, kendisinin de Boynuzlu Maral Ana’nın soyundan geldiğini söyleyip ayrılmıştır.
Bir gün Mümin dede ile Orozkul dağdan bir ağaç indirmeye gitmişler, uzun zamandan beri ormanda görülmeyen maralları görmüşlerdir.  Akşam olunca dedesi Orozkul’a çocuğu okuldan almaya gitmesi gerektiğini söylemiş fakat Orozkul ağacı indirmeleri gerektiğini söyleyip ona izin vermemiştir.  Tomruğu çaydan geçirirlerken tomruk çayda kayalara takılır ve tomrukları çıkaramazlar. Dede daha fazla dayanamaz ve Orozkul’dan izin almadan çocuğu almaya gider. Çocuk akşama kadar okulun kapısında dedesini beklemiş ve ağlamaktan gözleri şişmiştir. Dede çocuğu alır ve yola koyulur. Çocuk dedesine küsmüş, hiç konuşmamaktadır. Dede çocuğun gönlünü almak için Boynuzlu Maral Ana’yı gördüğünü söyleyince çocuk çok sevinmiştir.  Dedesine ormana gitmek için yalvarır fakat akşam olduğu için eve dönerler. Orozkul’u sabahki olaydan dolayı çok sinirlenmiş, o gün Bekey halayı yine dövmüştür.
Ağacı alacak adamalar akşam olunca gelmişler, Orozkul onları evinde misafir etmiştir. O gece müthiş bir tipi çıkar. Gece yarısı Kulubeg ve arkadaşları Mümin dedenin evine sığınır. Sabah kamyoncular evden ayrılır. Orozkul’un tomruk sözü verdiği arkadaşı Koketay tomruğu almak için gelir.  Tomruğu almak için Orozkul, Koketay ve Seydahmet yola koyulur.  Dede de peşlerine takılır. Mümin dede, Seydahmet ve Koketay tomruğu çıkarmaya çalışırken çayın karşısında birkaç maral görürler. Biraz uğraştıktan sonra tomruğu çıkarıp kamyona yüklerler.
              Çocuk akşamüzeri kahkaha sesleriyle uyanır ve bahçeye çıkar. Herkes neşe içindedir ve Dedesi  et dolu bir kazanın yanına çökmüş kazanın altındaki ateşle oynamaktadır. Çocuk dedesinin yanına gider. Ona seslenir fakat dede duymaz. Birkaç defa daha seslenir fakat dede hiç cevap vermez. Az ilerde Bekey’i, Seydahmet’i,Gülcemal’i ve Koketay’ı görür. Hepsi de yiyip içmekte ve eğlenmektedir. Çocuk henüz kanı kurumamış geyik derisini, bağırsak eşeleyen Beltek’i ve elindeki baltayla Maral Ana’nın boynuzlarını kırmaya çalışan Orozkul’u görünce neler olduğunu anlamıştır.  Çocuk içeri kaçar ve yorganın altına girip ağlamaya başlar. O sırada Seydahmet olanları anlatmaktadır. Tomruğu çıkardıktan sonra Seydahmet ile Mümin dede maralları yine görmüşler, Seydahmet onları vurmak isteyince Mümin dede buna karşı çıkmıştır. ,Seydahmet sarhoş olduğu için nişan alamaz ve tüfeği dedeye vermiş,  maralları vurmazsa Orozkul’un dedeyi affetmeyeceğini söylemiştir. Dede ise çaresiz ce maralları vurmak zorunda kalmıştır..
              Çocuk bunları duyunca çıldırmış gibi dışarı kaçmış,  dedesi onu yerde toz toprak içinde yatarken bulmuştur. Olanlara dede kendisi de inanamamaktadır.   Çocuk balık adam olup babasına ulaşacağını düşünerek koşar ve kendini dereye atar. Hızla akan su çocuğu alıp götürür fakat çocuk hiç bir zaman balık olmayacaktır.     
 
SİTEMİZDEKİ İLGİLİ LİNKLER
 
[2] Dr.Agah Oktay Güner,TÜRK DÜNYASININ BÜYÜK KAYBI CENGİZ AYTMATOV,https://www.ulkumturan.com/
[3] Cengiz Aytmatov,  Beyaz Gemi, İstanbul : 2005-11
[4] https://www.idefix.com/kitap/beyaz-gemi-cengiz-aytmatov/tanim.asp?sid=G271QN4B7B8I0GL5P3YO

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış