BİN YÜZ BİR İNSAN Hakkında Konu Özet Aret Vartanyan

Ekleyen : ESA , 15 Kasım 2016 Salı aaa Beğen
BİN YÜZ BİR İNSAN,  Aret Vartanyan ile ilgili görsel sonucu
 
İlk Yayınlanma Tarihi: Temmuz 2011
Yazar: Aret Vartanyan
 
“Aret Vartanyan, kitap piyasaya çıkmadan Gökhan Kırdar ile hazırladığı, kısa film özelliği de taşıyan bir video hazırladı. Türkiye'de bir kitap için yapılan ilk prodüksiyon özelliğini de taşıyan 'Bin Yüz Bir İnsan' videosu, İstanbul'da 7 farklı yerde kurulan 7 ayrı sette çekildi. Kitap ile ilgili yapılan çalışmalar bu kadarla da kalmadı. Ünlü tasarımcı Andy Lipe, kitabın kapak tasarımında yaşam boyu giyindiklerimizle kendi kendimizi nasıl kuklaya çevirdiğimizi vurguluyor. Bunların yanı sıra hazırlanan barkod uygulaması ile okuyucuların cep telefonları aracılığı ile kitabın tüm görsel ve içeriğini doğrudan paylaşmaları sağlandı.”[1]
 
Yazar bizim de kitabı okudukça değişeceğimizi düşünerek açlık, savaş varken yaptığımız hataları yüzümüze vuruyor.  Annemize, babamıza iyi davranmamızı öneren yazar,  başımıza gelecekler hakkında bizi uyararak hepimize makul bir hayat öneriyor.
 
Eser, tek kişilik bir ruh taşıdığımız halde  dışa yansıttığımız onlarca maskeyi bizlere göstermeye çalışmış.  Maskeleri terk edip ruhumuzu yansıtan gerçek yüzümüze dönmeyi öğütleyen yazar, bunu başarabildikçe kendimize dönebileceğimizi bize öğütlemiş oluyor. Gerçekliğin şeffaflık ile mümkün olabileceğini dile getiren yazar, dışarıda giriştiğimiz savaşların pek çoğunun esasında içimiz ile yaptığımız savaşın bir yansıması olduğunu vurguluyor. Günahlarımız, sevaplarımız, ayıplarımız ve yanlışlarımız ile kendimizi sevmemiz gerektiğini anlatan yazar, kendi yaşadıklarını da  içten samimi ve tüm çıplaklığı ile bizlerle paylaşıyor.
Sevgimizi paylaşmamız gerektiğini savunan yazar, “sevdiklerimize sevdiğimizi söylememiz gerektiğini vurgulayarak, bu hislerimizi annemize babamıza diğer tüm yakınlarımıza bildirmemiz ve söylememiz gereğini vurguluyor.  
 
ARKA KAPAK YAZISI
 
Seni tanıyorum. Kırgınlıklarını, hayal kırıklıklarını, hayellerini, yaşadıklarını ve yaşayacaklarını biliyorum. Çünkü elinde tuttuğun bu kitabı sen yazdın.
Her gün onlarca role girerken, kendi kuklalarımızı yaratıyoruz. Kendimizden yarattığımız, günlük hayatta oynattığımız onlarca kukla. Her rolün bir kuklası var.
Bir insanın, bin farklı yansıması…
Bir bedende kaç kişisin?
Bu kez benim yaşadıklarımda seni anlattım.
Seni, bugüne kadar yaşamadığın bir yolculuğa davet ediyorum.
Bittiğinde dünya bambaşka olacak.
Bu sefer kendin için bir şey yap. Hiç değilse bir kez bu kadar düşünme…
Eğer istersen benimle gel. ( Arka Kapak ) [2]
 
KONUSU
 
“Bir Yüz Bir İnsan”, “Bir bedende kaç kişi yaşıyoruz?” sorusuyla okurlarını karşılıyor. Yaşama, varoluşumuza, günlük hayata, aşka cesur yaklaşımlar getiren “Bin Yüz Bir İnsan”, her gün büründüğümüz onlarca rolün zihnimizde, ruhumuzda ve bedenimizdeki yansımalarını bir hikaye kurgusunda anlatırken, dünyayı algılama şeklimizi ve kendimizi keşfederek, değiştirerek neler yapabileceğimizi gözler önüne seriyor. “[3]
 
Eser “ sıkıcı iş hayatı, sevgi(aşk değil ) ve son olarak depresif sosyal hayatla ilgili iç monologlar ve sorgulamalar yapan bir konuya sahiptir.
 
 ESERİN ÖZETİ
 
“Romana ve romancıya saygı gereği özet kısa tutulmuş, final bölümü yazılmamıştır. “
 
Bir adam mutsuz, yalnız bir yaşam sürmektedir. Dışarıdan bakan herkes onun muhteşem bir hayatı var sanıyor. Yoğun bir iş hayatı var ve hafta sonları sayısız kadınlarla beraber oluyor. Kendini dengelemek için yogalara, seminerlere, kişisel gelişim kitaplarına, psikoterapilere sürüklüyordu. Tek derdi arayışına bir neden, bir ortak bulmaktı. Kim olduğuna, nereye gittiğine dair sorularına yanıt bulamıyordu.
Bir gün uzun süren bir toplantının arasında tuvalette yüzünü yıkarken ilk kez aynada kendi gözleriyle göz göze geldi. Gözlerinde kendini gördü ve hemen geçiştirdi. O akşamki bir davette lobideki aynada yine gözleriyle karşı karşıya geldi ve bu kez aynada bir başka kendisi vardı. Her aynada başka kendini görüyordu. Yansıması karşılaştığı her aynada farklıydı. Her ayna bir başka kendisini, bir başka rolünü yansıtıyordu.
Bir gece bütün rollerini, maskelerini kapının dışında bırakıp emin olmak için kapıyı iki kez kilitledi. Işığı söndürdü ve bir mum yaktı. Bir aynanın karşısına geçti ve tüm rollerinin arkasındaki kendisini gördü. Masanın üzerindeki aynanın yanına kağıt ve kalem bıraktı. Sonra ki gecelerde ki yansımasını hiç düşünmeden kağıda yazıyordu.
Eve girdiğinde kendi dünyasına merhaba diyor ve her şey dışarıda kalıyor. Her evine geldiğinde aynı şeyleri yapıyor. Cebindeki ıvır zıvırları boşaltıyor ve her sabah birazını alıyor. Bir süre sonra masanın üzerinde bir sürü ıvır zıvır oluyor. Labrador cinsi köpeği Zeus ile ilgileniyor bazen onu bile zorsunuyordu.
Mesleği reklamcılık, haftada birkaç gün spora gidiyor. Ailesin ona çizdiği planı birkaç eksikle tamamlıyor. Sadece tek eksik evlenmemiş olması. Mutlu değil hayatını bile yazamadığını düşünüyor. 35 yaşında ve çok ama çok yorgun. Korkak bir adam olduğunu düşünüyor.
Zaman geçtikçe iki ayrı insanı yaşamaya başladı. Hayatından çok sıkılmaya, çok saçma bulmaya başlamıştı. Artık bir şeyden emindi. İki ayrı insan yaşamaya, iki ayrı insanı tek bedende yaşatıyordu ve kendisine hakim olanı sevmiyordu.
Toplantıları anlamsızlaşıyor ve bir kadına tutulmaktan korkuyordu. Sadece aynadaki yansıması cesurdu, sadece aynadaki yansıması kendine dik dik bakıyordu. Aynada ki yansıması kendine değildi ama olmak istediği kişiydi. Artık sürekli aynada gördüğü kendisinin söylediği her şeyi yapıyor ve düşünüyordu.
Kendisini bir ipin üzerinde yürümeye çalışıyor gibi hissediyor. İp nereden nereye uzanıyor bilmiyor. Hayatı her zaman ki gibi devam ediyordu. Sadece aynada farklı kendisi ile karşılaşıyordu.
 
İş yerinde yeni çalışmaya başlayan Serpil dikkatini ve ilgisini çekmeye başlamıştı. Serpil ile konuşmaya çalışıyor ve bunu başarmıştı. Gece MSN ’den mesajlaşıyorlardı. Sonra aynadaki kendisi ile karşılaştı ve o gece Serpil ile bir daha mesajlaşmadı. Serpil ile konuşuyor ama aklında bir yerde Nalan var. Nalan ile birlikte olmak istiyor.
O gece Nalan’a gidiyor. Ama Nalan ’ı hayal kırıklığına uğratıyor ve pişman oluyor. Sürekli aklına Nalan’ın gözlerindeki hayal kırıklığı geliyor.
Evine girince arkasından kapıyı kilitliyor ve aynadaki kendisi ile kalıyor.
Bu defa aynada ki kendisi, kendisine hata yapan çocuğuna anlayışla bakan bir baba ifadesiyle bakıyor.
Günler geçip gidiyor, yoğun bir dönem geçirmiş. Sunumlar, toplantılar ve tembellik dönemi. Serpil ile çok uğraşmıyor ve Nalanla ise hiç iletişim kurmadı.
İş temposu normale döndüğü zaman bir hafta sonu evden çıkmak istemiyor. Zeus ve kendisi bir hafta sonunu evde beraber geçirmeye karar veriyor. Çalan telefonları açmadan MSN ’ye bakmadan.
Artık yaşlandığını düşünmeye başlıyor. Evde kendisine yemek hazırlayıp kırmızı şarap eşliğinde yemeğini yiyor. Zeus ile ilgileniyor. Zeus uzun zamandır kuyruğunu böyle neşeli sallamıyordu.
Zeus’u aşağıda bırakıp yukarı çıkıyor. Odasındaki masaya oturup karşısındaki aynaya bakıyor ve saatlerce aynadaki kendisini yazabileceğini düşünüyor. Saatlerce yazıyor. Aynadaki kendisi ona ‘huzurlu bir ortam yarattın, odanın içindeki uyumun yüzüne yansıyor. Yalnızsın, yalnız kaldın’’ diyor. Hissettiklerini söylüyor. ’’Hayat bir yapboz ve sen o yapbozun önemli bir parçasısın. Bu parça eksik olursa yapboz tamamlanamaz’’ diyor. O da aynanın söylediklerini harfiyen yazıyor ve düşünüyor. Bütün gün öylece geçiyor.
Evinde tek başına geçirmek istediği hafta sonunu geçiriyor. Ne kadar benmerkezci yaşadığını, nasıl korkak olduğunu, ne kadar çok başka insanları hayal kırıklığına uğrattığını fark ediyor. Bunlar onu üzmüyordu. Kendisini bir uykudan yavaş yavaş uyanıyor gibi hissediyordu. Kendini artık sabahları uyandığında huzur ile uyanıyordu.
Artık eski kendisini saçma buluyordu. Hayatı saçma buluyor. Her şeyin iç içi olmasından sıkılmış durumda. Aslında her anımızı sahte kendimizle yaşıyoruz ta ki aynanın karşısına geçip kendisini seyredip içimizdeki sesin sesini açtığımız ağna kadar. Bu çok şeyi görmekten onlarla yüzleşmekten korkuyoruz. Bu korkumuz hayatımızda daha çok korkuyu bize getirir. Çok daha ağır bedeller ödetiyor. Biz değiştiğimizde etrafımızdaki her şey değişiyor…………….
 
ÖZET HAZIRLIĞI : Deniz Soylu
 
[1] http://www.womenist.net/tr/p-4713/aret-vartanyan-ile-yeni-bir-yolculuk-bin-yuz-bir-insan.html
[2] Aret Vartanyan, Bin Yüz Bir İnsan,Butik Yayınevi,
[3] http://www.dha.com.tr/bin-yuz-bir-insan-insana-ve-insanliga-acilmamis-bir-kapiyi-araliyor_167894.html





Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...