Bir Kadının Penceresinden Hakkında Konu Özet Oktay Rıfat

Ekleyen : ESA , 20 Nisan 2019 Cumartesi aaa Beğen
 
Yazıda “   Oktay Rıfat  Bir Kadının Penceresinden “   romanı hakkında bilgiler, romanının özeti,  romanın konusu, ana fikri,  romanın kahramanları, romanın olay örgüsü,  romanın yazarı,  “Oktay Rıfat  Bir Kadının Penceresinden “   , ” hakkında bilgiler “Oktay Rıfat  Bir Kadının Penceresinden “    “   romanın şahıs kadrosu  yazarın diğer romanları, “Oktay Rıfat  Bir Kadının Penceresinden “    “ adlı eserden alıntılar yer alır.  Eser hakkında yorumlar,  romanın anlatım tekniği, yazarın bakış açısı, romanın tekniği, romanın türü, çevrildiği diller, eserin basım yılı, basım hikâyesi, yazar ve eseri arasındaki, eserle yazarın biyografisi arasındaki alakalar incelenmiştir.
 
 
Bir Kadının Penceresinden adlı roman Oktay Rıfat tarafından 1975 yılında yazılmış, ama 1976 yılında ilk baskısı yapılmış bir romanıdır.
 
 Yazar bu romanına “ 1975 Türkiye’sinin İstanbul’unda geçer. Şimdilerde moda olan bir terimle azgelişmiş bir toplumdur 1975 Türkiye’si.” cümleleri ile başlayarak dönemi tarihi ve mekânı da belirtmiş olur.  “Yazar, gerçekçi kalmak amacıyla bulanık ayrıntılara girmektense olayların sadece görünen yüzünü anlatmaya çalışmış, hatta kadın kahramanın dar açısından dışarı taşmamayı yeğlemiş ve gerisini okuyucunun yorumuna bırakmıştır.” Notu ile devam eden Oktay Rıfat romanında az gelişmişlik konusuna değineceğini belirtmekle birlikte bu romanında az gelişmişlik sorununa değinecek konulara da pek girmemiştir.  Yazarın bu romanında değineceğine dair işaret verdiği az gelişmişlik konusu romanın kahramanları Bedri’nin bohem hayatına özenip, evine ilgisiz kalmasından ibaret bir süs olarak kalmaktadır.  Romandaki yasak aşk konusunu da az gelişmişliğe bağlamak zorlamalı bir konudur.
 
Roman geri planda 1975 yıllarındaki sağ sol çatışmalarını fon olarak kullanmış olsa da Bedri ile Selim’in siyasi görüşlerini belirtmesi ve Selim’in bıçaklanması hadisesi dışında tam bir siyasi kimlik de taşımaz. Üstelik, aydın ve devrimci olarak sunulan Bedri karakteri de fikriyatı ve yaşama tercihleri açılarından ideal bir karakter de değildir.  Romandaki Bedri, ideal bir solcu olmaktan ziyade düşük karakterli, yarı aydın bir bohem olarak tasvir edilir.  Selim’in Faşitler tarafından öldürülüşünün de romandaki olaylar ile bağlantısı bulunmamaktadır. Bu nedenle bu roman, siyasi ve sosyal bir romandan ziyade bu konuları sos olarak kullanmış yasak aşk konulu bir romandır.
 
Melih Cevdet ve Orhan Veli ile birlikte edebi hayatına Garip kitabı ile başlayan Oktay Rıfat edebiyata şair olarak girmiş üç adet de roman yazmıştır.
 
 
 
ROMANIN KARAKTERLERİ
 
Filiz: Bedri’nin karısı üç çocuk annesi, sürekli olarak kocası tarafından sürekli olarak aşağılanan, eğitimsiz cahil bir kadındır. Evine, eşine ve çocuklarına bağlı bir kadın olduğu halde Adeta kocası Bedri’nin itelemesi ile Selim ile yasak bir ilişki içine girer.
Bedri: Bohem hayatı yaşamaya özenen, evine içki arkadaşları da getiren,  sorumsuz bir gazeteci. Karısını yasak aşka iteleyen bir tutum içine de girmiş olan solcu bir gazeteci.
Selim:  Bedri’nin çalıştığı gazetede şoför olarak çalışan, genç bir üniversite öğrencisi Bedri onu içki içmek için evine getirmiş, karısı ve çocukları ile Gebze’ye gezmeye gitmelerine de izin vermiştir. Saygılı, Filiz’e değer veren bu genç en sonunda bıçaklanır.
 
ROMANIN ÖZETİ
 
 Evli ve üç çocuklu bir kadın olan Filiz, kocası Bedri’yi sevmediğini düşünmekte, duyduğu ilginin sevgi mi, yoksa istek mi olduğuna karar verememektedir.  Yirmi sekiz yaşında fakir bir ailenin kızı olan Filiz eğitimsiz ve öz güveni olmayan bir kadındır. Solcu ve okumuş bir adam olan kocası Bedri’den ayrı yaşamaktan da korkan kendini evine, eşine ve çocuklarına adamış bir kadındır.  
 
Bedri, her fırsatta onu eleştirmekte yaptığı işleri beğenmemektedir. Bedri, şair yazar ve sanatçılar ile oturup kalkan eve geç ve sarhoş gelen bir adamdır. Karısına; zaman zaman, başının çaresine bakmasını söylemekte arada sırada eve getirdiği arkadaşlarıyla onu yalnız da bırakmaktadır.   Bu ve benzeri davranışları Filiz’i üzmektedir. Kocasına karşı cinsel arzu bile duyamaz hale gelmiştir.  Filiz, Bedri’nin kendinden çok genç kızlarla gönül eğlendirdiğini de bilmekte ama aldırmamaktadır.
 
Bohem hayatı yaşamaya özenirken evini ihmal etmekte Filiz ise kıt kanaat çocuklarını doyurmaya çalışmaktadır. Oğulları Sermet ile Muhtar okula gidiyor, küçük kızları Yonca ise bodrum katında güneş görmeyen evlerinde annesiyle kalmaktadır.  Bedri’ye bu şekilde dayanmaya çalışan Filiz,  tüm bu şartlara dayanmaya çalışmaktadır.
 
Filiz bir gün Bedri ile evlerine gelen Selim adında bir gençle evlerine gelmiş, Filiz,  saygılı, ince ve sessiz bir genç olan Selim’e ilgi duymuştu.  Selim birkaç gün sonra kocası evde olmadığı halde evlerine gelmiş, Filiz ile iki saat birlikte oturmuştu. Evden ayrılırken Şoför olarak işi için Gebze’ye gideceğini hafta sonu onları da onları da götürmeyi önermiş Filiz de bu teklife çok sevinmişti.
Selim Bedri’nin çalıştığı gazetede şoförlük yaparak geçimini sağlayan solcu bir üniversite öğrencisiydi.
 
Bedri hasta olduğunu söyleyerek Gebze’ye gelmemiş, Selim, Filiz’i ve çocukları alarak Gebze’ye götürmüştü. Gebze gezisi çok güzel geçmişti.  Geziden sonra tüm evine badana yapıp eşyaları temizlerken Selim’i düşünüyordu. Bu esnada kapı çalınmış, Selim evlerine gelmiştir. Filiz, Selime sevgi ve istekle bakmış geldiğine çok sevinmemişti. Selim,  ev işleri ni bitirmesi için Filiz’e yardım etmiş,  mutfakta çalışırlarken ellerini Filiz’in omzuna koymuştu.  Selim daha da yaklaşınca Filiz ellerini çekti. Çünkü kapı açılmış Yonca eve gelmişti.
Fakat Filiz, Selim’le buluşmaya Bedri’yi de aldatmaya başlamıştı. Üstelik çok da mutluydu. Selim’i çok seviyor, kocasını aldatmaktan da rahatsız olmuyordu.  Zaten tüm bu olanlar onun sorumsuz davranışları yüzünden olmamış mıydı?   
 
Selim, onu Üsküdar’da boş bir eve götürüyor, Filiz’le orada buluşup sevişiyorlardı. Belki Bedri de olanların farkındaydı. 12 Mart’ın son günleriydi ve Filiz olan bitenleri öğrendikten sonra Bedri’nin ona yapacaklarını düşünüp tasalanmaya da başlamıştı.  O günlerde kötü bir şeyler olacağını sezinliyor, gündüzleri dahi perdeleri çekerek oturtuyordu.
Yasak aşka başladıktan beri evine ve işlerine daha çok önem vermiş,  ara sıra evden çıkıp yollarda gezmeyi bile canı ister olmuştu. Artık hayaller kurabilen, bir şeyleri umut eden, heyecan bir duyan istekli biri olmuştu.
 
Selim ile olan ilişkisi yüzünden çocuklarını bile ihmal ediyor ama Selim’den kopmayı da düşünmüyor ne oldursa olsun sonuna kadar bu yasak aşkı sürdürmeyi de istiyordu. Geceleri Selim’i düşünmeden edemiyor, Selim de Filiz’i aklından çıkaramıyordu.
 
O gün Selim, Filiz ile buluşmak için vapurdan inmiş ama izlendiğini fark etmişti. Yolda hem yürüyor, hem de yarınki buluşmayı düşünüyordu.  Bindiği dolmuştan Selim dolmuştan Cağaloğlu’nda indi. Nuru Osmaniye Camisi’ne doğru yönelmişken biri onu arkadan onu itmiş, biri ona birkaç kez bıçak sokmuştu. Son bıçağı kasığında hissederken onu bıçaklayanların üç kişi olduklarını anladı.
 Yoldan geçenler pek bir şey anlamamışlardı. Filiz’se mutfak kapısının camına başını dayamış, yarınki buluşmayı düşünüyordu. …….


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...