Bir Yazın Tarihi Öyküsü ve Halit Ziya Uşaklıgil


25.5.2020




Bir Yazın Tarihi Öyküsü ve  Halit Ziya Uşaklıgil

 

Bir Yazın Tarihi, Halit Ziya Uşaklıgil’in ilk baskısı 1900 yılında Osmanlıca olarak yayınlanan ama 1941 yılında sadeleştirilmiş hali ile yeni harfler ile basılan uzun bir hikayesidir. Yazarın bu öyküsü yazıldığı yıllarda Servet-i Funun yazarlarının Arapça, Farsça sözlüklerle dolu ve şiirsel anlatımı ile yazılmış fakat 1941 yılındaki sadeleştirilmiş hali ile Servet-i Funun yıllarındaki şiirsel dil anlayışı kaybedilmiştir.

Halit Ziya Roman ve hikâye alanında Türk edebiyatının bir dönüm noktası olmayı başarmış,  Tanzimatçıların roman ve öyküdeki düştükleri teknik hatalara düşmeden yazabilmiş bir yazarımızdır.  Bu nedenle de Türk romancılığının babası sayılan Halit Ziya, romanlarında bireysel aşk ve aile hayatı gibi konulara değinmiş, romanlarında daha başarılı olurken bazı öykülerinde roman ve öykünün sınırlarını biraz da karıştırmıştır. Halit Ziya’nın bu hikayesi bu nedenle romandan daha kısa ama hikayeden de daha uzun, hikaye ve roman olmak arasında bocalayan bir vaka düzenine sahiptir.  

 

KİTABIN KONUSU


Dört yıldan beri taşrada mühendis olarak çalıştığı için hem İstanbul’u hem de akrabalarını çok özleyen Hasan adındaki genç yaz tatilini geçirmek için İstanbul'daki akrabalarının yanına gelir. Fakat bu evde  evin kızları hariç başka yerden de gelen kızlar vardır. Hasan bu kızlar ile  vakit geçirirken içlerinde en durgun, en solgun, en hasta görünümlü bir kız olan Meliha’ya aşık olur ve sevgisini de ona itiraf eder. Fakat Meliha’dan aldığı cevap onu çok şaşırtmıştır.

 

KİTABIN ÖZETİ


Üniversiteden mezun olan Hasan, okulundan mühendis çıkıp Anadolu’da dört yıl mühendislik yapmıştır.  Taşradaki işlerinden çok yorulan Hasan, yaz tatilini geçirmek için  İstanbul ‘a gelmeye karar verir. Çünkü hem İstanbul’u hem de dört yıldır görmediği akrabalarını da çok özlemiştir.

Akrabasının evine gittiğinde oldukça şaşırmıştır. Evde beş tane genç kız vardır ve bu kızlardan iki tanesi gittiği evin kızıdır ama diğerleri ise kendisi gibi uzaktan gelmiş olan daha uzak akrabalarının kızları olmaktadır.  

Hasan bu akraba kızlarının hepsini de üniversite yıllarından önce gördüğü kızlardır ve onları da çok uzun zamanadır görmemektedir. Daha küçükken gördüğü bu kızlar büyümüşler her biri bir genç kız olmuştur. Bu genç kızların isimleri Nevin, Güzin,Aliye,Samiye,Meliha’dır.

Bu kızların her biri huyu mizacı ve fiziki halleri ile bir diğerlerinden farklıdır.  Hasan eve yerleşince bu kızların her biri ona yakınlık göstermiş, hepsi de odasına gelerek eşyalarını yerleştirmek için ona yardım etmişlerdir. Bu kızların hepsi de Hasan ile alakadar olmakta hiç yabancılık çekmeden Hasan ile ilgilenmektedirler. Bu kızların her biri neşeli hareketli ve cana yakındır.  İçlerinde sadece Meliha biraz durgun, diğerleri cıvıl cıvıl iken Meliha,  çok sessiz ağlamaklı ve durgun bir ruh hali içindedir. Meliha’nın her zaman solgun ve mutsuz duruşu Hasan’ın ilgisini çekmektedir. Meliha bu kızların içinde yaşça da en büyük olanıdır.

Bu kızların her biri Hasan ile ilgilenmekte Hasan da bu tatil günlerini onlarla geçirmektedir. Hasan bu kızlarla olan ilişkilerini iyice güçlendirmiş, üstelik kurduğu bu muhabbet sonrasında kendini çok farklı hissetmeye başlamıştır. Hasan âşık olmaya başladığını hissetmekte ama hangi kıza âşık olduğunu da bilememektedir.

Kızlar onu zaman zaman gece eğlencelerine çağırmakta Hasan da bu kızlar ile hem çalıp hem de söylemektedir. Meliha çok güzel ud çalmakta diğerleri de şarkı söylemektedir. Meliha ud çalarken Hasan’ın dikkatini çekmekte ud’un nağmeleri ile kendinden geçen Hasan git gide meliha’ya aşık olduğunu anlamaktadır. Fakat her nedense Meliha ud çalarken bile sessiz ve mutsuz bir hal içindedir. Meliha’nın bu hali Hasan’ı üzmekte Hasan onunla konuşarak Meliha’daki bu mutsuz halin nedenini öğrenmek istemektedir. Lakin sürekli olarak Meliha ondan kaçmakta ve uzak durmaktadır. Hasan en  sonunda Meliha’nın  o sararmış ve ağlamaklı halinin nedenini öğrenmeye karar verir. Bir gün Meliha’nın hasta olduğunu duymuş ve Meliha’nın odasına çıkmıştır. Meliha yatağında solgun bir yüz ile yatmaktadır. Hasan cesarete gelerek ona “seni seviyorum” der. Meliha bu sözleri duyunca çok mutlu olmuş ama “ben seni mutlu edemem, hastayım” diyerek cevap vermiş ve bir an önce evlerinden gitmesini rica etmiştir.

Bunun üzerine Hasan, kalbi kırık ve üzgün bir şekilde o evden ayrılmak zorunda kalır.

 

 

Bir Yazın Tarihi, Halit Ziya Uşaklıgil, Everest Yayınları

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış