Cevdet Bey ve Oğulları Hakkında Konu Özet Analiz Orhan Pamuk

Ekleyen : ESA , 22 Nisan 2019 Pazartesi aaa Beğen
 
 
Yazıda  “Cevdet Bey ve Oğulları, Orhan Pamuk”  romanı hakkında bilgiler, romanının özeti,  romanın konusu, ana fikri,  romanın kahramanları, romanın olay örgüsü,  romanın yazarı,  “Cevdet Bey ve Oğulları, Orhan Pamuk ”    hakkında bilgiler “Cevdet Bey ve Oğulları, Orhan Pamuk ”  romanın şahıs kadrosu  yazarın diğer romanları,  “Cevdet Bey ve Oğulları, Orhan Pamuk ”  adlı eserden alıntılar yer alır.  Eser hakkında yorumlar,  romanın anlatım tekniği, yazarın bakış açısı, romanın tekniği, romanın türü, çevrildiği diller, eserin basım yılı, basım hikâyesi, yazar ve eseri arasındaki, eserle yazarın biyografisi arasındaki alakalar incelenmiştir.
 
ROMANIN YAZIMI BASIMI İÇERİĞİ KONUSU HAKKINDA
 
Cevdet Bey ve Oğulları, yazar Orhan Pamuk'un ilk romanıdır. Orhan Pamuk’un da 22 yaşında yazmaya başlayıp, 4 yılda yazdığı ilk eseri.
Yazar, romanını Karanlık ve Işık adıyla kaleme almış ve bu eser ile layık görüldüğü 1979 Milliyet Roman Ödülü'nü Issızlığın Ortasında adlı romanın yazarı Mehmet Eroğlu ile paylaşmış fakat bu roman ancak ilk baskısını 1982 yılında yapmıştı.
 
Cevdet Bey ve oğulları Yazar Orhan Pamuk’un yazdığı ilk romanıdır. Orhan Pamuk bu eserini 22 yaşında iken yazmaya başlamış dört yıl içinde ve 26 yaşında iken tamamlamıştır.Yazar bu romanı yayınlandıktan sonra 1983 Orhan Kemal Roman Armağanı'nı da kazanmıştı.
 
Orhan Pamuk bir söyleşisinde bu eserinin   THOMAS MANN’ın “Buddenbrook Ailesi  ” adlı eserinden esinlenerek yazdığı ifade etmiştir. Zaten  bu eser yapı ve konu olarak adı geçen roman ile bir çok benzer hususa sahiptir. Orhan Pamuk bu ilk romanını “Tipik bir 19. yüzyıl gerçekçi romanıdır.”  Şeklinde betimlemiştir.
Üç bölümden oluşan roman Cevdet Bey oğullarının üç kuşağını, arka planında ise modern Türkiye’nin 1905 ten 1970 lere kadar uzanan üç dönemini anlatır.
 
Roman, Tanzimat’tan sonra Ahilik sisteminin çöküşü sonrasında Osmanlı ticaret hayatındaki gayri Müslimler, Rumlar, Ermeniler, Yahudiler ve Levantenlerin etkisini hissettirecek şekilde kurgulamıştır.   
 
Roman Abdülhamit döneminin son yıllarından ve 20. yy ‘dan dan itibaren gayri Müslimlerin kılık değiştirerek ülke ekonomisini nasıl ele geçirdikleri üzerine kurgulanmıştır. Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş aşaması öncesi ve kuruluşu,  Atatürk dönemi ve 1950 sonrası gibi üç dönemini İstanbul, Ankara ve Erzincan’ın Kemah ilçesi mekânları üzerinden Cevdet Bey oğullarının üç kuşağının hikâyesi görüntüsü altına aktarmaktadır.
 
Roman sosyal ve siyasi açılardan ise Türkiye’nin Meşrutiyetten Cumhuriyet’e dönüşümü,  bat hayranlığından batılılar gibi yaşamaya doğru sürüklenişi süreçlerini Nişantaşı’nda yaşayan sonradan türedi bir zengin aile üzerinden aktarmaktadır.
Cevdet Bey,  İstanbul’un ilk Müslüman tüccarlarından biri olarak Nişantaşı’nda küçük bir dükkân ile tüccarlığa başlamış; ailesini de batılı , çağdaş, modern, köklü ve zengin bir aile haline getirmek istemiştir. Orhan Pamuk’un bu romanı Cevdet Bey ailesinin üç kuşağı ve üç dönemi şekli altında 1905 yılından 1970’lere kadarki Türkiye’yi, Nişantaşı’nda kök salan Gayri Müslim kökenli ama Müslüman görünümlü bir aile üzerinden aktarmaktadır.
Orhan Pamuk’un ilk romanı olması nedeni ile  romanda gereksiz ayrıntılar, uzun  diyaloglara yer verilmiş roman , kurgu ve kurmaca açısından da  kifayetsiz kalmıştır.
 
 
KONUSU:
 
Roman Tanzimat’tan sonra Ahilik sisteminin çöküşü sonrasında Osmanlı ticaret hayatını gayri Müslimler, Rumlar, Ermeniler, Yahudiler ve Levantenlerin ve geçirmesi konusu üzerine kurulmuştur.  Bu romanda Gayri Müslim olduğu halde kendini Müslüman olarak tanıtan Cevdet Bey’in Müslümanlık kimliği ile ahalinin gözünü boyaması, bu görüntü altında işlerini ve şirketlerini büyüterek Cevdet Bey ve ailesinin ülkede Kök salmasını konu edinmektedir.
 
ŞAHIS KADROSU:
 
Cevdet Bey:  Küçük bir dükkân açarak iş hayatına başlayan Cevdet Bey, hayatını para kazanmaya adamış ve ailesini batılı anlamda modern ve güçlü bir aile haline getirme amacında bir adamdır.  Romanın ikinci bölümünde ölünce işlerini oğulları yürütmeye başlar.  Ölümünden sonra da varlığı hüküm süren bir adamdır.
Fuat Bey: Romandaki ilk Müslüman tüccarlardan bir diğeri ve Cevdet Bey’in yakın arkadaşıdır. Yahudi kökenli olmasına rağmen Müslüman olmuştur.
Nigan Hanım: Cevdet Bey’in eşi,  Şükrü Paşa’nın kızıdır. Ailesinin geleneksel değerlerini koruyan bir yönü vardır.  
Osman: Cevdet Bey’in büyük oğludur. Babasının ölmesi üzerine işlerin başına geçer.
Refik: Cevdet Bey’in  mühendis olan küçük oğludur.
 
Cevdet Bey ve Oğulları Roman Özeti
 
Cevdet Bey, Osmanlı’nın son dönemi Abdülhamit’in son yıllarını ve Meşrutiyet dönemini de görmüş geçirmiş bir adamdır.
Cevdet Bey’in annesi öve babası ölmüş uzak bir akrabası olan Zeliha Hanım ile aynı evde yaşamaya başlamıştır.  Küçük bir dükkân açmış olan Cevdet Bey,  İstanbul’un ilk Müslüman tüccarı olarak tanınmaya başlamıştır.  Fakat bu küçük dükkân ile semt onun hayallerine çok dar gelmekte büyük düşler kurmaktadır. Cevdet Bey’in tüm amacı küçük bir dükkân açarak başladığı iş hayatında çok zengin, çok güçlü bir adam olmaktır. Bir diğer amacı ise modern çağdaş bir aile kurmaktır. Lakin kurmak istediği bu aile, soylu, köklü dalı budağı olan Batılı yaşama yatkın güçlü ve zengin bir aile olmalıdır.
 
 Cevdet Bey’in bir de abisi vardır. Fakat abisi Nusret, veremden mustariptir ve son günlerini yaşarken çocuğunu yanına alması için Cevdet Bey’e bir vasiyet bırakmıştır. Cevdet Bey,  toplum tarafından ezildiği ve soylu bir aileden gelmediği için dışlandığı düşüncesindedir Bu yüzden soylu bir aileden kız almak ve soylu bir aile kurmak da istemektedir.  Bu hedefine ise işlerini geliştirerek ve zenginleşerek erişebilecektir.  Bu yüzden Şükrü Paşa’nın kızı Nigar Hanım ile evlenmek istemiş ve başarmıştır.
Cevdet Bey, artık kalabalık bir aile kurmuş, işlerini daha da büyütmüştür. Nişantaşı’ndaki evinde yaşayan Cevdet Bey’in üç tane de oğlu dünyaya gelmiştir.
 
Cevdet Bey’in Osman, Refik ve Ayşe isimli üç çocuğu olmuş,  bu çocuklardan torunları da olmuştur. Mühendis olarak eğitimini tamamlayan Refik’in arkadaşları olan Ömer ve Muhittin ise ailenin sosyal ve ticari hayatına entegre olur.  Küçük oğlu Refik’in arkadaşları olan Ömer ve Muhittin,  Cevdet Bey’in tersine idealist insanlardır. Refik’in arkadaşları kişisel çıkarlarından ve şahsi beklentilerinden ziyade ülke ve toplum meseleleri üzerinde odaklanmış kişilerdir. Cumhuriyet Kurulmuş ve Atatürk idaresi modern Türkiye’yi kurmak yolunda adımlar atmakta iken Cevdet Bey ise, işlerini büyütmek çok daha zengin bir aile meydana getirmek fabrika sahibi olmak hayalleri içindedir.  
 
Ömer ve Muhittin, kendilerini iyi yetiştirmiş, romantik idealistler olarak yerlerinde sayarken Cevdet Bey’in iş hayatı yolunda gitmektedir.  Cevdet Bey ile arkadaşı Fuat Bey’in iş hayatı daha zenginleşmek üzerine kurulu iken Cevdet Bey’in karısı Paşa Kızı Nigan Hanım ise git gide batılı yaşama kapılan ailesini geleneksel hayata alıştırma ve bağlı kılma gayretleri içindedir. Nigan Hanım, bayram yemekleri, nişan, düğün sünnet gibi gelenekleri, ananelere bağlı olarak devam ettirmek istemekte,  bunlara çok da önem vermeyen oğullarını gelinlerini ve torunlarını konağa bağlı bir hayat düzeninde alıştırmaya çalışmaktadır.
Lakin ailenin fertleri konak hayatından git gide kopmakta her biri ayrı bir eve ve apartmana taşınmakta veya yaşamaktadır.  Niğan Hanım’ın konağa bağlı ve aileyi bir arada yaşatmak savaşı başarılı olmamıştır.
 
Cevdet Bey’in yaşı ilerlemiş, Menderes iktidarı başlamış, Cevdet Bey çok zengin bir adam haline gelmiştir. Fakat Cevdet Bey bunları yetersiz görmektedir.  Fakat sağlık sorunları çıkınca büyük oğlu Osman işlerin başına geçer. İşlerini oğullarına devreden Cevdet Bey,  “50 Yıllık Ticari Hayatım” adlı bir kitap çıkarmaya çalışır. Bu yıllarda Menderes hükümeti ülkenin idaresinde söz sahibi olmuş, ülkede siyaset çok hareketlenmiştir.  Ama Cevdet Bey, siyasetten uzak durmuş oğullarına da bunu tavsiye etmiştir.  Cevdet Bey yazmakta olduğu kitabı çıkaramadan vefat eder.
Son bölüm 1970 yılında başlar. Nişantaşı’ndaki konağın apartman yapılmıştır. Refik Bey kanserden ölmüş, oğlu Ahmet sol görüşlü bir ressam olmuştur. Üstelik Ahmet, babasını hiç sevmeyen adını bile anmayan hatta babasına saygı da duymayan birisidir.


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...