Efruz Bey Hakkında Konu Özer Analiz Ömer Seyfettin

Ekleyen : ESA , 27 Nisan 2019 Cumartesi aaa Beğen
 
Yazıda  “Efruz Bey, Ömer Seyfettin ”  romanı hakkında bilgiler, romanının özeti,  romanın konusu, ana fikri,  romanın kahramanları, romanın olay örgüsü,  romanın yazarı,  “Efruz Bey, Ömer Seyfettin ”    hakkında bilgiler “Efruz Bey, Ömer Seyfettin  ”  romanın şahıs kadrosu  yazarın diğer romanları,  “Efruz Bey, Ömer Seyfettin”  adlı eserden alıntılar yer alır.  Eser hakkında yorumlar,  romanın anlatım tekniği, yazarın bakış açısı, romanın tekniği, romanın türü, çevrildiği diller, eserin basım yılı, basım hikâyesi, yazar ve eseri arasındaki, eserle yazarın biyografisi arasındaki alakalar incelenmiştir.
 
 
ESERİN YAZARI KONUSU BASIMI TÜRÜ ÖZELLİKLERİ HAKKINDA
 
Efruz Bey adlı uzun hikâye, Ömer Seyfettin tarafından 1919 yılında roman olsun diye yazılmış olan, Vakit Gazetesinde tefrika edilirken beş bölümden oluşan bir roman olacağı ilan edilen ama hem tefrikası bitmeyen, hem de tamamlanamayan uzun bir hikâyesidir.
 
Efruz Bey, 1919'da Vakit Gazetesinde tefrika edilmeye başlandığında :  “Roman beş fasıldan ibarettir ki, her biri uzunca bir küçük hikâye addetmek mümkündür. Bu fasıllar şunlardır: 1. - Hürriyete Layık bir Kahraman 2. - As111er Kulübü 3.- Bilgi Bucağında 4. - Açık Hava Mektebi 5.- Beyaz Serçe[1] şeklinde bir tanıtım yazısı ile ilan edilmiş, fakat yapılan duyurudaki hedeflere tam olarak erişilememiştir. 
 
Bu şekilde ilan edilmesine rağmen bu eserin tefrikası yarım kalmış; Ömer Seyfettin'in sağlığında yalnızca ilk bölümü 14 tefrika olarak yayımlanmış, 2. ve 3. bölümleri ise ölümünden 6 yıl sonra yine Vakit gazetesinde yer almıştır. Dördüncü bölüm bir yıl sonra Resimli Ay' da yayımlanırken 5. bölüm ilanda yer almasına karşılık yayımlanmamıştır.[2]
 
Ömer Seyfettin bu uzun hikâyesinde “ Batı medeniyetine özenmek şuursuzluktur”  [3] Ana düşüncesini işlemiş, bu hikâyesini bizzat kendisi” Fantezi Roman “ olarak nitelemiştir. Lakin bu eseri de uzun bir hikâye olmaktan öteye gidemeyen bir eser olmuştur. Ömer Seyfettin; Efruz Bey ve Pirimo Türk Çocuğu gibi birkaç roman denemesi yapmış fakat onun bu eserleri de uzun hikâye sınırlarında kalmış, bunların bazı parçalarını tefrikaya başlamış ancak sonuna kadar götürmemiştir.
Efruz Bey adlı eser, 1908 yılından başlayıp I. Dünya Savaşı sonlarına kadar uzanan bir devri ele alması;  başka adlar altında yaşamış bazı kişileri anlatması açısından da önemlidir.  Pertev Naili Boratav’a göre  “Ömer Seyfettin’in Don Kişotu”  olan bu eserin en önemli özelliği yayımlandığı yıllarda ölmüş ve yaşayan bazı kişilere de işaret etmiş olmasıdır.
 
Eserde “Türkiye’nin o dönemdeki siyaset, bilim, Türkçülük, köycülük, eğitim, felsefe vb. akımları ele alınmış ve bu akımların temsilcisi olan kişiler, adları değiştirilerek Efruz Bey’in kişiliğinde bir araya getirilmiştir.” [4] Yazar, Efruz Bey kimliği ile riyakâr, sahtekâr, liyakatsiz, şarlatan bir batı taklitçisi, yağcı, bir Jön Türk karakteri yaratmış, bu karakterin kimliği altında yaşamış birçok kişi ile de alay etmiştir.
 
Yeni Lisan adı altında çağdaş edebiyatın dil anlayışının kurucusu ve ilk icracısı olan Ömer Seyfettin Arapça ve Farsça sözcüklere minnet etmeden sokaktaki ahalinin anlayacağı Türkçe eserler veren ilk nesir yazarı olmak ile önemlidir. Edebiyat yapmaya çalışmadan , üslup oyunlarına yer vermeden, sade ve açık bir dil ile yazan Ömer Seyfettin, öykülerini Türk’e has ve Türke göre konularda , öylesi bir dil ile böylesi konularda yazmış; Milli Edebiyat hareketinin dil ve konu kuramcısı olan bir yazardır. Yazarın bu eseri de her yönden Türk’e, has Türk’e göre yazılmış bir eserdir.
Beş bölümden oluşan eserde çeşitli anlayışların temsilcileri olan kişiler, adları değiştirilerek romanda Efruz Bey şahsında hayat bulmuştur.”
 
 
ŞAHIS KADROSU:
Efruz Bey:  Kılıktan kılığa surattan surata bürünen her dönemde şekil, mizaç, huy değiştiren bir adamdır. Yağcı, yaltakçı, liyakatsiz bir kimlik olan Efruz Bey, her devirde her nabza göre şerbet vermeye alışık, yüzsüz ve onursuz bir kişiliktir. Tüm amacı üst düzeydeki insanlara yakın olmak değişen şartlara göre çıkar sağlamak, yüzsüzlük sayesinde şan ve şöhret sahibi olmaktır.
 
 
ÖZET:
 
Ahmet Bey,  iş arkadaşlarıyla Meşrutiyet’in ilanını tartışmaktadır. Ancak, diğer memurlar onun kadar heyecanlı değildir. Gazetede ufak bir haber olarak çıkan bu yazı onun dışında kimsenin ilgisini çekmemektedir. Mevcut adını Ahmet olarak bildiğimiz bu kişi olduğundan farklı görünmeye çabalayan , şan ve şöhret düşkünü , her devrin adamı olabilecek kişiliksiz bir kimliktir.
 
Ahmet Bey,  bunun üzerine Hariciye ’ye gidip “Yaşasın Hürriyet!” diye bağırmaya başlar. Bu sayede Ahmet Bey,  Meşrutiyet hakkında bilgili ve yetkili biri zannedilmiştir.  Bunun üzerine sağda solda, Jön Türklerin lideri benim. Meşrutiyet, benim çabamla ilan edildi diye konuşmaya başlar.
 
Bab-ı Ali, çıkışında Ahmed Bey’in arkasına bir sürü insan toplanır. Onlara bir nutuk çekip;  kimsenin kendisini tanımadığını,  şu anda kullandığı Ahmet adının gerçek adı olmadığını; gerçek ismini ertesi gün açıklayacağını ilan eder.
Ahmet Bey,  gece olunca kendisine uygun bir isim arar ve sonunda Efruz adını kullanmakta karar kılar.  Efruz adının anlamı  “aydınlatıcı, ışık veren” anlamına gelmektedir.  Bu adı beğenmekle birlikte bu adının önüne asalet telkin eden unvanlar da eklemesi lazım gelmiş olacağını düşünür. Bu nedenle kendisine Prens Efruz Dö Kızıl adını vermeyi uygun görür.
Efruz adını kendine yakıştıran kahraman kendisini Jön Türklerin en önemli kişisi olarak görmeye başlar. Bir süre “Hürriyet Kahramanı Efruz Bey” olarak nam kazanan Efruz Bey, gizli bir cemiyetten davet alır.
Kendi yarattığı uydurma kimliğine kendi de inanıp büyük bir adam olduğu vehmine kapılan Efruz Bey, birilerinin onu ayağına çağırmasına içerlemiş olmasına rağmen bu davete icabet eder. Kendisini çağıranlar, Meşrutiyet’in ilanından sorumlu olan İttihat ve Terakki Cemiyeti üyeleridir.
 
İttihat ve Terakki Cemiyeti üyeleri onu sorgulamışlar, onun ciddiye alınamayacak bir şarlatan olduğuna kanaat getirip onu serbest bırakmışlar ama foyasını da ortaya çıkarmışlardır.
 
Bu kimliği ile foyası ortaya çıkınca bu defa  “milliyetperver”  bir şahsiyet olarak ortaya çıkar. Bilgi Bucağı’nda milliyetçilik ile ilgili konferanslar vermeye başlar. Hiçbir konuda hiçbir bilgisi olmadığı halde, hatta hiçbir kitap okumamasına rağmen kulaktan dolma laflar ve slogan kelimelerle bilgiç bilgiç konuşmalar yapmıştır.
 
Fakat çok geçmeden onun birkaç laftan ibaret sözleri kurusıkı salladığı ortaya çıkmış o cemiyetten de kovulmuştur.
Bu sefer de pedagog unvanı ile ortaya çıkmış eğitimci kesilmiştir.
 
 
[1] Efruz Bey, 3.b, 1976, Bilgi Yayınları)
[2] Yrd. Doç. Dr. Bedri AYDOĞAN, ÖMER SEYFETTİN'İN EFRUZ BEY ROMANINDA GERÇEK KİŞİLER, http://turkoloji.cu.edu.tr/mine_mengi_sempozyum/bedri_aydogan_efruz_bey_romani_gercek_kisiler.pdf
[4] https://www.dr.com.tr/Kitap/Efruz-Bey/Edebiyat/Roman/Turk-Klasik/urunno=0000000063048


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...