Eski Hastalık Hakkında Konu Özet İnceleme Reşat Nuri

Ekleyen : ESA , 19 Nisan 2019 Cuma aaa Beğen
 
Yazıda “   Reşat Nuri Güntekin ‘in  Eski Hastalık, “   romanı hakkında bilgiler, romanının özeti,  romanın konusu, ana fikri,  romanın kahramanları, romanın olay örgüsü,  romanın yazarı,  “Reşat Nuri Güntekin ‘in Eski Hastalık, ” hakkında bilgiler “Reşat Nuri Güntekin ‘in Eski Hastalık,    “   romanın şahıs kadrosu  yazarın diğer romanları, “Reşat Nuri Güntekin ‘in Eski Hastalık, “ adlı eserden alıntılar yer alır.  Eser hakkında yorumlar,  romanın anlatım tekniği, yazarın bakış açısı, romanın tekniği, romanın türü, çevrildiği diller, eserin basım yılı, basım hikâyesi, yazar ve eseri arasındaki, eserle yazarın biyografisi arasındaki alakalar incelenmiştir.
 
ROMANIN KONUSU YAZARI BASIMI İÇERİĞİ ÖNEMİ HAKKINDA 
 
 “Eski Hastalık”, Reşat Nuri Güntekin  ‘in ilk kez 1938 yılında yayımlanan ustalık dönemi romanlarından biridir. Reşat Nuri 1928 yılında yayımlanan Acımak adlı romanından sonra yaklaşık olarak on yıl boyunca roman yazmaya ara vermiş, bu romanını Bakanlık müfettişi olarak çalıştığı yıllarda ve roman yazmaya ara verdiği bu on yıl içinde iken yazmıştır. [1]
Roman, Felatun Bey ile Rakım Efendi, Şık, Araba Sevdası romanlarından beri gelen kronikleşmiş yanlış Batılaşmak hastalığı konulu olmasına rağmen konuya daha da gerçekçi ve yol açtığı psikolojik sorunları çok çok daha ustaca ve doğal yönden işlemesi ile dikkati çekmektedir.  Romanın adı olan Eski Hastalık adı da böylesi bir geçmişe vurgu yapabilmesi açısından seçilmiş olmalıdır. Zaten romancı “ Eski Hastalık “ tabirini romanın içerisinde de ve bu cihetten birkaç kez zikretmiştir. Dolayısı ile romanın amacı ile adı arasında da keskin bir alaka vardır.
Buna rağmen yazarın oldukça başarılı bir kurmaca, olay örgüsü ve doğal hayata uygun bir özellik taşıyan bu romanı hiç de hak etmediği halde Acımak , Çalıkuşu  , Yaprak Dökümü , Dudaktan Kalbe Damga , Yeşil Gece  gibi diğer romanlarının gölgesinde kalmıştır. Belki de özellikle yapaylığa düşmeyen kişileri, olay zinciri ve kurmaca vaka düzenindeki teknik başarı ile diğer romanlarından da iyi kabul edilebileceği halde, bu romanı gerekli ilgiyi görmekten uzak kalmıştır.
Karakterlerinin duygusal dünyaları ile ülkenin sosyal gerçekleri çağdaş maceralar içinde ortaya koymayı başarmış olan romancı bu tip konuları yaşadığı çağdaki gerçeklerinden soyutlamadan aktarmayı başarmıştır. Öykü ve romanlarındaki tiplemeler cinsiyetleri değişse bile idealist cumhuriyet aydını şeklinde aynı şeyleri düşünen aynı değerler için mücadele eden tipler olmaktadırlar.[2]  Yazar romanlarında her yönü ile milli doğal ve sosyal evreleri ile uyumlu devrin sorunları ile alakalı ve mücadeleci tiplerine karşıt bir de aykırı tipler oluşturmuş, bu zıt tiplemelerin üzerinden mesajlarını vermeyi tercih etmiştir. Bu romanındaki Yusuf ve Züleyha karakterleri müspet ve menfi yönlerden bu durumu netleştiren karakterler olmaktadır.  Roman, Ali Osman Bey gibi kahraman kişiliğin zıddı bir hayat anlayışında olan  Ali Osman Bey’in kızı Züleyha karakteri üzerinden  Züleyha gibi olanlara ağır mesajlar vermiştir.
 
Konusu itibari ile Yaprak Dökümü  adlı romanındaki konuya ve ana fikre yakın duran bu romanı Aşk, tutku, sadakat, vefa temalarını başarı ile dile getirmektedir.  Roman doğal hayata uygun vaka planı ve karakterleri hayli zengin anlatılmış kahramanları ile dikkati çekmektedir.  Aile fertleri ve toplumuna yabancı kalan bir hayat anlayışına ve düşünme dünyasına sahip olan Züleyha karakterinin hayatı üzerinden genç kızlarımıza hayat dersi veren mesajları ile sosyal bir roman olma özelliği kazanmış bu roman, ilettiği mesajları ile bize biz olmamız gerektiğini hissettirmedeki başarısı ile de dikkati çeker.
 
ROMANDAKİ KARAKTERLER
 
ZÜLEYHA: Yabancı okullarda eğitim almış alafranga düşünen, giyinen, yaşayan ve davranan bir kızdır. Bu özelliği ile özenti duyan insanlar üzerinde otorite kurmaya çalışmakta, yerli ahaliye tepeden bakmaktadır. Kendinde oluşan boş gurur nedeni ile düzenli ilişkiler kurmayı başaramaz.
YUSUF: Avrupa’da yaşamış ama kendini kaybetmemiş yerli bir karakterdir. Millî Mücadele yıllarında Fransızlara karşı Ali Osman Bey ile birlikte çarpışan ülkesine milletine devletine bağlı bir gençtir. Ali Osman Bey’i babası yerinde gören, örf adet ve geleneklere bağlıdır. Züleyha’yı çok sevmiş,  ama ondan bir karşılık görmemiştir. Yine de Ali Osman Bey’e duyduğu saygıdan dolayı utanç verici durumdan onu kurtarmıştır.
ALİ OSMAN BEY:  Vatanını milletini çok seven halkın saygısını da kazanmış bir komutandır. Savaştan sonra ailesini bir arada tutmak istemiş,  kızı Züleyha’nın modernleşmek görüntüsü altında insani duygulardan uzaklaşmasına engel olmaya gayret etmiştir.
 
İLGİLİ LİNKLERİMİZ
 
 
KİTABIN ÖZETİ
 
Züleyha bir erkek ile eğlenirken trafik kazası geçirmiş, Züleyha hastaneye yatırılmıştır. Bu kaza gazetelere “kaçamak yapan iki kişinin hazin sonu “ şeklinde haber olarak yansır.Züleyha bu olay sonucu hastanede yatarken dayısı Şevki Bey, gazetelerde çıkan haberlere dayanamayarak utancından İzmir’e gitmiştir.  Züleyha’nın yanına boşanmak üzere olduğu kocası Yusuf gelerek Züleyha’yı hastaneden almış memleketine götürmeye karar vermiştir.
 
Züleyha, kocası Yusuf ile bir gemiye biner. Gemi de, kaptan, tayfalar bir doktor ve bir de bakıcı vardır. Bu gemiye bindikten sonra herkes anılarını anlatmaya başlamıştır.  Her birinin hayatında acıklı anılar vardır. İlk önce doktor anılarını anlatır. Doktor oğlunu yurt dışında okuttuğu oğlunu kaybettiği için derin acılar içindedir. Herkes kendi öyküsünü anlattıktan sonra sıra Züleyha’ya gelir.Züleyha, annesiyle birlikte İstanbul’da yaşayan Batı kültürü ile yetişen yabancı ülkelerde okumuş bir kızdır.  Züleyha’nın babası Ali Osman Bey ise yurdu düşman işgalinden kurtarmak için Millî Mücadeleye katılmış onlardan uzak kalmıştır. İstanbul düşman işgali altındadır ve İstanbul sosyetesi İngilizlerin ve Fransızların etkisi altında onların yaşam tarzına uymaya çalışmaktadır.
 
Züleyha, dayısı Şevki Bey’in sayesinde sosyetenin arasına girmiş,  Batılı yaşam tarzını halka da yaymak düşüncesinde olan Alafranga bir hayata özel ilgi duyan bir kızdır.Milli Mücadele başarılı olunca babası İstanbul’a gelir. Gelme amacı onları da alıp görev yerine götürmektir.  Züleyha, tahsilini bahane ederek bir süre İstanbul’da kalmayı başarır fakat babası gelmesi için ısrar etmeye başlar. Bu yüzden Züleyha hiç gitmek istemediği İstanbul’dan ayrılıp babasının yanına dönmeye mecbur kalmış, tahsilini de yarım bırakmıştır.  
Babasının yanına Gölyüzü’ne dönen Züleyha’ya burası bir zindan gibi görünmüş ve Züleyha, kendisini odasına kapatarak bir müddet kimseyle konuşmamıştır. Sonraları yavaş yavaş dışarı çıksa da yerli ahaliye kibirli davranmakta,  herkesi hakir görmekte insanları küçümsemektedir. İnsanlar ona saygı gösterip içten davranırken o ise onları hep küçük görmektedir.
Yıllardır babasına hasret de kalmış olmasından dolayı ve kendine daha yakın kimse de olmadığından günlerini babasının yanında geçirmeye başlar. Herkes babasının yaptığı kahramanlıklardan söz etmek Züleyha’da bundan gurur duymaktadır.  Bu sırada savaş yıllarında babasın emir subaylığını yapmış olan Yusuf ile de tanışır. Yusuf askerden ayrıldıktan sonra komutanın etrafından ayrılmamış ve bu muhitte yaşayan eski bir askerdir.
 
Yusuf, Osman Ali Bey’e çok saygılı herkes tarafından da sevilen bir delikanlıdır. Yusuf, gelenek ve göreneklerine bağlı,  ülkesi için savaşmış olan, savaşta iken de gazi olmuş bir yiğittir. Savaşta yara alınca Ali Osman Beyi, onu sırtında taşıyarak hayatını kurtarmıştır. Bu nedenle Yusuf, babasına karşı çok hürmet duymaktadır.Yusuf’un babası vefat etmiş, bunun üzerine Yusuf, babasından kalan çiftlik ve tarlalara bakmak zorunda kalmıştır. Züleyha,Yusuf’a ilgi duymaya başlamış ama bu genç, Ali Osman Bey’in kızı olduğu için Züleyha ile aynı ortamda dahi olmaktan kaçınmak istemektedir. Züleyha’nın annesi vefat etmiş ve Züleyha’nın İstanbul’a dönme şansı kalmamıştır. Züleyha’yı Yusuf’un annesi Nefise teselli eder ve Nefise Hanım, Züleyha’nın en büyük dayanağı halline gelir. Bunalıma giren Züleyha babasının da isteği üzerine Yusuf ile evlenir.
 
Fakat Züleyha, her kesi hakir gören, herkese tepeden bakan kendince modern yaşamak isteyen bir kızdır.  Bu nedenle kocasına karşı kırıcı ve sert olabilmektedir. Yusuf ise varlkıklı bir ailenin çocuğudur üstelik o da Avrupa görmüş eğitimli biri olduğu halde Züleyha’nın b u tavırlarına çok fazla dayanmaz.  Züleyha, bir mantık evliliği yaptığını düşünmekte aşk, sevgi gibi kavramlar romantik edebiyattan kalma eski bir hastalık olarak görmektedir.
Ali Osman Bey de vefat edince ve Züleyha’nın Yusuf dışında tutunacağı kimsesi kalmamıştır. Yine de bir tartışma sonrasında kocası ile ayrılmaya karar verir ve mahkemeye başvurur.  Mahkeme,  onlara bir yıl zaman vermiş, bu süre için de anlaşamazlar ise boşanmanın gerçekleştirileceğini onlara bildirmiştir.
 
Züleyha bu karar üzerine İstanbul’a dönerek, dayısı Şevket Bey’e sığınır. Dayısının da teşviki ile eski hayatına döner. Bir gece yabancı bir erkekle geçirdiği trafik kazasınızda yarlanıp hastahaneye düşmüş ve haber konusu olmuştur. Bunun üzerine gazetelerin birinci sayfasına düşmüş;  tanınmış bir şahsiyet olan dayısı da bu skandalın itibarını sarsacağından korkarak Züleyha’yı ortada bırakıp İzmir’e göçmüştür.
 
Züleyha bu utanç verici durumdan nasıl kurtulacağını düşünürken hiç beklemediği şekilde eşi Yusuf ‘un geldiğini öğrenince Gölyüzü’ne geri dönmek için gemi ile yola koyulmuşlardır. Yolculuk esnasında Yusuf, Züleyha’nın rahat etmesi için elinden gelen her şeyi yapmış, yolları üzerindeki sahil kasabalarını da ona gezdirmiştir.  
 
Böylece Yusuf ile Züleyha arasında yeniden bir yakınlaşma başlamıştır. Gölyüzü’ne geldiklerinde, Nefise Hanım onu sanki hiçbir şey olmamış gibi karşılar. Ardan birkaç ay geçtikten sonra Yusuf elinde mahkeme kararı ile eve döner. Artık resmen boşanmışlardır. Züleyha, ayrılmaya kararlı olduğu halde tüm bunları neden yaptığını Yusuf’a sorunca, Yusuf ise tüm bunları Ali Osman Bey’e karşı duyduğu saygıdan dolayı, Ali Osman Bey’in adının lekelenmemesi için yaptığını anlatır. Nafakasını da vererek onu trene bindirir. Bunun üzerine Züleyha gözyaşları içinde trene binip gider.


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...