Firavun İmanı Hakkında Konu Özet İnceleme Tarık Buğra

Ekleyen : ESA , 30 Mayıs 2019 Perşembe aaa Beğen
 
 
Yazıda  “  Firavun İmanı, Tarık Buğra  “oyunu hakkında bilgiler, oyunun  özeti,  konusu, ana fikri,   kahramanları, olay örgüsü, Marcus Antonius’un nutku, eserin önemi, dünya edebiyatındaki yeri, eserin analizi yazar  Tarık Buğra hakkında bilgiler, eserin yapısı, içeriği,  Firavun İmanı, Tarık Buğra  adlı eserden alıntılar, eser hakkında yorumlar, çevrildiği diller, eserin basım yılı, basım hikâyesi yazar ve eseri arasındaki ilişkiler yer almaktadır
 
ESERİN YAZARI KONUSU DÖNEMİ TÜRÜ HAKKINDA
 
 
Firavun İmanı, Tarık Buğra’nın ilk baskısı 1976 yılında yapılmış olan ve Kurtuluş Savaşını konu alan romanlarından biridir.  Bu roman Tarık Buğra’nın Küçük Ağa adlı romanı ile başlayan ve Kurtuluş Savaşı yıllarını anlatan üçlemesinin son serisi olmaktadır.
 
Yazar Milli Mücadele yılları ile ilgili olarak Küçük Ağa , Küçük Ağa Ankara'da (1966) ile birlikte Firavun İmanı adlı romanını da yazmış, yazar bu romanında ise Sakarya Meydan Savaşı’nın öncesi ve sonrasını roman şeklinde anlatmıştır.  Yazar Tarık Buğr  bu romanları ile “Nehir Roman” denilen bir birine bağlı romanlar yazan yazarlar arasına girmektedir. Firavun İmanı, yazarın Milli Mücadele Dönemi anlattığı üçlemesinin veya nehir romanların son romanı olmaktadır.
 
Küçük Ağa  adlı romanında Sevr antlaşmasından İnönü Savaşına kadarki Milli Mücadele dönemini Küçük Ağa Ankara'da (1966) adlı romanı ile Sakarya Savaşı sürecine kadarki Milli Mücadele yıllarını anlatan yazar bu romanında ise Sakarya Savaşı öncesi ve sonrasındaki olayları anlatmıştır.
Tarık Buğra,  bu eserinde düşmanla işbirliği yapan çıkarcı, üç kâğıtçı, vurguncu ve satılmış kişilerin gerçek vatanseverleri nasıl etkisiz hale getirdikleri her şeye rağmen yeni kurulan devlete de sızmayı nasıl başardıkları konuları üzerinde durmaktadır.  
Roman, Sakarya savaşının cephe gerisinden Birinci Meclis’teki siyasi çekişmeleri gerçek vatanseverlerin hainler ve işbirlikçileri tarafından nasıl bertaraf edildiklerini gözler önüne sermektedir.
 
KONU
Sakarya savaşı yıllarında düşmanla işbirliği yapan düzenbaz ve vatan haini insanların nasıl kılık değiştirdiklerini , çıkarları için neler yapabildiklerini ve gerçek  vatan severlerin başlarına ne işler açtıklarını , yine de yakalanmadan ve maskeleri düşmeden  yeni devlette de etkin olduklarını anlatmaktadır.
 
ANAFİKİR
 
Her devrin adamı olan şerefsiz namussuz üçkâğıtçı kişiler çıkarları için her türlü ihaneti yapar. Çıkarları için düşmanlarla işbirliği de yapıp vatanlarını da satarlar. Her devrin adamı olan bu tipler gerektiği zaman da en büyük vatansever gibi gözükür, gerçek  vatanseverleri de yalan, iftira, tehdit ve şantaj gibi her türlü şekilde etkisiz  hale getirip her devirde işlerini yürütürler .
 
ŞAHIS KADROSU:
 
Hüseyin Avni: Romanın başkahramanı olan ve  vatanı uğruna ölümü bile göz alan gözü pek bir vatanseverdir.
Ali Yusuf: Hüseyin Avni’nin karşısına çıkartılan çıkarcı kişiliktir. Vatana ihanet etmiş ve Zile isyanını da çıkartan kişi olmuştur. Her dönemde çıkarları için saf değiştiren bir tiptir. Romanın sonunda Atatürk’ten yana tavır alarak vicdanını rahatlatmıştır.
Mehmet Âkif :  Zile İsyanında Hüseyin Avni'ye yardım eden İstaikla Marşını da yazan mebus 
Sadi: Ali Yusuf tarafından öldürülen vatan haini ve düzenbaz 
 
 
ÖZET
 
Kurtuluş Savaşı tüm zorluklara ve fedakârlıklara rağmen canhıraş bir şekilde devam etmektedir.  Vatan için hayatlarını ve tüm varlıklarını ortaya koyanların yanında, bu ülkenin ve milletin insanları olmalarına rağmen vatana ihanet eden ve düşmanlarla işbirliği yapan vatan hainleri de sahnededir.
 
Mustafa Kemal Paşa,  Milli kuvvetlerin başına Başkomutan sıfatı ile geçmiş düşmanı yurttan atmak için girişimlere başlanmıştır. Erzurum Milletvekili Hüseyin Avni, istiklâl Marşı’nı bu millete hediye eden Mehmet Akif Ersoy, Küçük Ağa, Kurtçalı Aziz, Haşan Basri, Abdülgafur Hoca gibi vatanseverler bu yurdu düşmandan temizlemek için var güçleri ile mücadele eden kahramanlardan bir kaçıdır. Fakat bu ülkede çıkarları için düşmanla işbirliği yapan, sıkışınca düşmandan yana olan hainler de bulunmakladır. Nitekim Ali Yusuf da bu hainlerden biridir.
 
Ali Yusuf,  babası belli olmayan bir çocuk olarak dünyaya gelmiş, piç olarak anılmasından ötürü de bu topluma nefret duyan bir kişi olarak büyümüştür.  Babasız olduğu için yatılı okullarda büyüyen Ali Yusuf,  büyüyünce insanları tehdit ederek veya insanlara şantajlar yaparak servet edinmiş karaktersiz bir insandır. Karaborsacılık yaptığı için okuldan atılan Ali Yusuf,  ilk önce bir gazetede iş bulmuş,  sırlarını elde ettiği kişilere şantajlar yaparak, düzenler kurarak zengin olmuş, bu zenginliği sayesinde elde ettiği nüfuz ve para gücü ile zengin ve makam sahibi kişilerle tanışmaya başararak belli bir ağırlığa kadar ulaşmıştır. Bir bakanı şantajla koltuğundan eden Ali Yusuf, bakanın da bir kadın aracılığıyla intikam almak istediği bir adamdır.
 
 Ali Yusuf,  işine geldiği zaman Millî Mücadele yanlısı gibi gözüküp sıkıştığında İngilizler ile iş birliği yapan ikiyüzlü bir vatan hainidir. Çıkarları gereği her şeyi yapmaktan çekinmeyecek bir insan olan Ali Yusuf en sonunda Zile isyanını ateşlemiş, Tokat ve Zile civarlarındaki isyancıları bu işe teşvik eden kişilerin en başında olan birisi olmuştur.
 
Sadi adındaki diğer bir vatan haini ile işbirliği yapan Ali Yusuf, bir müddet sonra Sadi ile bozuşur. Ali Yusuf’un çıkarların aykırı davranan Sadi, Ali Yusuf tarafından öldürülür.
 
Zahir takma adını alan ve İttifak Devletleri ile işbirliği yapan Ali Yusuf, Zile de isyan çıkartmakla kalmamış, isyanı da yönlendirmiştir.  Sakarya Savaşına hazırlanan TBMM isyanı bastırmak üzere Mehmet Âkif ve Hüseyin Avni gibi mebusları Zile’ye göndermiştir.  
 
Zile’ye giden Mehmet Âkif ve Hüseyin Avni isyanı bastırır. Bu arada Sakarya Savaşı kazanılmış, Ali Yûsuf ‘da isyanı kendisi bastırmış gibi hareket ederek Ankara’ya bir telgraf çektirmiştir. Mehmet Akif ve Hüseyin Avni bu düzen karşısında bocalarken, İsyanı çıkartan Ali Yusuf, isyanın bastıran bir kişi olarak düzenlerine devam ettirmektedir.  
Millî Mücadele tamamlanmış ve yeni bir devlet kurulma aşamasına geçilmiş, Ali Yusuf da bu defa TBMM yanlısı kesilmiştir. Ali Yusuf gibi kişiler yeni kurulacak olan hükümete en yakın kişilerin etrafına çöreklenirken gerçek vatanseverlere de tuzaklara hazırlamaya başlamışlardır. Nitekim Zile isyanında Ali Yusuf’un düzenini bastıran Hüseyin Avni hapse atılır.
 
Ali Yusuf,  Atatürk’e düzenlenen suikastın suçlusu olarak Hüseyin Avni’ye iftira etmiş Atatürk ve TBMM karşısında bir zanlı durumunu da düşmüştür. Yaşadığı bu zorluklara katlanamayan  Hüseyin Avni, intihar etmeye karar vermiş ancak  tekerlekli sandalyeye mahkûm bir gazinin yaşama sevincini görünce mücadele etmeye karar verip suçsuz olduğunu da kanıtlamıştır.  Böylece ve tevkif edilmiş olan Hüseyin Avni’nin suçlu olmadığı anlaşılmış ama Ali Yusuf gibi düzenbaz vatan hainlerinin ve işbirlikçilerinin  ihaneti sürmeye devam etmiştir.


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...