Gün Olur Asra Bedel Özeti ve Hakıkında Bilgiler Cengiz Aytmatov

Ekleyen : ESA , 26 Mart 2015 Perşembe aaa Beğen 3
 

Gün Olur Asra Bedel Özeti ve Hakkında Cengiz Aytmatov ile ilgili görsel sonucu

 

Yazıda “Cengiz Aytmatov' Gün Olur Asra Bedel”   romanı hakkında bilgiler, romanının özeti,  romanın konusu, ana fikri,  romanın kahramanları, romanın olay örgüsü,  romanın yazarı,  “Cengiz Aytmatov' Gün Olur Asra Bedel   ” hakkında bilgiler “Cengiz Aytmatov' Gün Olur Asra Bedel   “   romanın şahıs kadrosu  yazarın diğer romanları, “ Cengiz Aytmatov' Gün Olur Asra Bedel    “   adlı eserden alıntılar yer alır.  Eser hakkında yorumlar,  romanın anlatım tekniği, yazarın bakış açısı, romanın tekniği, romanın türü, çevrildiği diller, eserin basım yılı, basım hikâyesi, yazar ve eseri arasındaki, eserle yazarın biyografisi arasındaki alakalar incelenmiştir.
 
ESER HAKKINDA
 
Gün Olur Asra Bedel, Cengiz Aytmatov'un Rusya’ya  Komünizm  gelmesi sırasında geleneklerini korumaya çalışan insanların anılarının, kutsal saydığı şeylerin yok sayılması, aşkın sorgulanması, insanların mankurtlaşma veya geleneklerini koruma arasındaki  tercihler arasında kalmalarını yazmıştır. "Gün Uzar Yüzyıl Olur"  veya diğer adıyla Gün Olur Asra Bedel   adlı roman Sovyetler Birliği Rusya’sı “döneminde yaşanan sosyal ve kültürel sorunların bir öz eleştirisidirGün Olur Yüzyıl Olur, dönemin yönetim anlayışına, Stalin diktatörlüğüne eleştirel bir bakış getirir. Bu eleştirel bakış, devlet kademelerinde görev yapan kişilere olumsuz karakterler çizilmesiyle kendisini gösterir[1]
Eser “Sosyalist idare altında insanlar ya mankurtlaşmaya razı oluyorlar ya da  geleneklerini, destanlarını, kendi ve atalarının anılarını yaşamak istiyorlar “mesajını vermektedir.  Bu romanı da Aytmatov'un da dâhil olduğu   Talas Vadisinin tarihi öğelerine ve kültürüne dayalıdır. Yazarın bu eseri de tıpkı diğer romanlarında da olduğu gibi  folklorik unsurlar, masal kahramanları, geleneğin taşıdığı tecrübe erle doludur. Yazarın romanlarından geleneklerinden aldığı edinimler kadar  yeni oluşan edebiyat  dünyası ve Rus edebiyatının  getirileri de  yer almıştır.  Yazarın altyapısını bu kutuplar oluşturur.
 
Yazarın 1956'dan itibaren devam ettiği Moskova Maksim Gorki Edebiyat Enstitüsü, onun engin yerel kültürünü evrensel boyuta nasıl taşıyabileceğini öğrenmesine yardımcı olmuştu.  Bu yıllarda,  Yüz
Yüze(1957),Cemile(1958),Selvi Boylum Al Yazmalım(1961),Deve gözü(1961) adlı eserlerini yazmıştı. [2] Bu romanların hepsinde  benzer konular işledi. . Aytmatov'un eserlerinde Kırgız halkının gündelik yaşamından sentezlenen pek çok konu vardı. O buna rağmen eserlerinde hem çağdaş Dünyadan, evrensel konulardan hem de Kırgız Destanları ve halk hikâyelerinden oldukça yoğun olarak yararlanmıştı. Kırgız destanlarına has unsurları özgün özelliklerinden yararlanarak çağdaş boyuta taşıyabilmesi onun tanınmasında ve sevilmesinde en önemli etken olmuştu.
Cengiz Aytmatov basit veya şaşırtıcı olaylardan, ayrıca destan ve masallardan bütün insanlığı ilgilendiren mesajlar çıkarmayı sanatının amacı sayıyordu. Aytmatov’un hemen bütün hikâye ve romanlarına kaynaklık eden, temel malzemeyi veren ünlü Kırgız destanı Manas’tı. Batı diline ve Türk lehçelerine çevrilip yaygınlaşırken, “mankurt” ve “mankurtlaştırma” temalarını da tüm  dünyaya yaymayı başarmıştı.[3]
1963 yılında yazdığı Toprak Ana adlı eseri ona Lenin Ödülü'nü kazandırdı. 1970'te Beyaz Gemi, Askerin Oğlu, Oğulla Görüşme adlı eserleri Moskova'da yayınlandı.  Gün Olur Asra Bedel romanı ise yazdığı pek çok roman ve uzun hikâyeden sonra en önemli eseri oldu. Eser 1980'de  “Gün Uzar Yüzyıl Olur “  adıyla yayınlandı.  Bu eser Türkiyede Gün Olur Asra Bedel ,( 1980) adıyla  basılacaktı.[4]
Yazarın diğer eserlerine nazaran büyük bir birikim sonucu ortaya çıktığı anlaşılan  bu roman başta Sovyetler olmak üzere bütün dünyada heyecanla karşılandı. Bu eserde aşağı yukarı on yıl öncesinden  Sovyet Rusya da bu gün ortaya çıkan pek çok gelişmenin   ipuçları görünüyordu. O ana kadar rejime yapılan en yoğun eleştiriler bu eserde yapılmıştı.
Aytmatov’un eserleri  Sovyetler Birliği başta olmak üzere  150 dile çevrildiğine [5] dair iddialar vardır.  Tam olarak böyle denemese bile  Aytmatov’un evrensel bir yazar olduğu eserlerinin pek çok dile çevrildiği  ortadadır.
Romanlarının bazıları filme de aktarılmış “ Gün Olur Asra Bedel “ romanı da filme uyarlanmıştır.   Gün Olur Asra Bedel 2004’ten bu yana Milli Eğitim Bakanlığı tarafından seçilen 100 Temel Eser  listesi içindedir. Aytmatov, 90'lı yıllarda İlesam tarafından kendisine verilen ödülü almak ve İstanbul Sinema Günleri'nde adına düzenlenen günlere katılmak için ülkemizi ziyaret etmiş büyük bir ilgi görmüştür.
 
Kahramanları
  • Yedigey: Romanın başkahramanıdır. Kazak bozkırların­da küçük bir aktarma istasyonunda çalışmaktadır. Cephede yaralandığı için beyni dönem dönem sarsıntı geçirir ve onu rahatsız eder. Dinini, soyunu, geleneklerini unutmayan ender kişilerdendir.
  • Kazangap: Romanın reel zamanında ölmüştür. Yedigey’in yıllarca birlikte çalıştığı, olgun, saygılı, erdemli arka­daşıdır.
  • Adîlbay: Yedigey’in birlikte çalıştığı arkadaşlarından biridir. Huzurlu bir evi olan iyi niyetli bir kişidir.
  • Sabitcan: Kazangap’ın oğludur. Küçük yaşlardan itiba­ren Sovyet yatılı okullarında okumuş, değerlere inanmayan, menfaatperest, acımasız, “mankurt” bir kişidir. Kendisini dev­letin üst düzey yöneticilerinden biri gibi gösteren, hayırsız bir evlattır.
  • Ayzade: Kazangap’ın kızıdır. Sarhoş kocasından sürekli dayak yer.
  • Ukubala: Yedigey’in sadık ve her derdi onunla payla­şan karışıdır.
  •  
ESERİN ÖZETİ
Yedigey ve Kazgangap  kuş uçmaz kervan geçmez küçük  bir yerde  bir aktarma istasyonunda görevli iki arkadaştır.
Yedigey’in karısı Ukubala,  gecenin  yarısında  uzunca bir yol yürüyerek, kocasına dostuKazangap’ın öldüğü haberini getirmiştir.  Kadın gözyaşları içindedir. Her ikisi de üzülmüştür. Yedigey, hemen şefe haber vererek yerine başka birinin gönderilmesini ister. Karısına  ise  herkesi uyandırıp herkese haber vermesini tembih eder. Bir süre sonra Uzun Adilbay  ondan görevi devralır.
 
Yedigey, cenaze hazırlıkları için Boranlıya doğru giderken  Sarı Özek adı verilen uzay üssünden  bir ateş hortumun göğe fırladığını görmüştür.   Burası Sovyet – Amerikan  ortak uzay çalışmalarının yapıldığı  Parite Uzay Üssüdür.  Bu üsten fırlayan  konvansiyonel roket ise  Amerika ile Rusya'nın or­tak projesinin ürünüdür.
Yedigey, aziz dostu Kazangap’ın ölümüne çok üzülmüştür. Çünkü Kazangap, onun Sarı-Özek bozkırına yerleşmesine ve sağlığına kavuşmasına çok yardımcı olmuştur. Yedigey Cangeldi, işsiz, hasta ve güçsüz bir şekilde savaştan dönmüş Kazagangab ona sahip çıkmış iş ve aş bulmasına yardımcı olmuştur.
Yedigey, savaşa gitmeden önce Aral gölünde balıkçılık yapmış  savaştan güçsüz  ve hasta dönünce Kazgangap bozkır ikliminin ona iyi geleceğini söyleyerek onu Boranlı istasyonuna getirmiş ona , iş ve ev vermiştir. Bununla da kalmayarak  daha yeni yavrulamış  olan devesini bile yavrusuyla  birlikte Yedigey’e vermiş, sütünün yarısını kendisinin içmesini, diğer yarısını da yavrusu Karanar’a   bırakmasını söylemiştir.  Devenin yavrusu Karanar  büyümüş,  boyu posu, gücü ve gösterişiyle bölgenin en görkemli çift hörgüçlü devesi olmuştur. Karanar, ölen Kazangap’ın hediyesi ve Yedigey’in süt kardeşidir.
Yedigey ve eşi Ukubala, Boranlıda buluşurlar. Sekiz  haneden oluşan Boranlı köyünde uzun yıl­lardan beri İlk kez biri ölmüştür. Köyde cenaze hazırlıklarına başlar. Kazganbay’ın oğlu Sabitcan ve kızı kentte yaşamaktadır. Onlara da haber gönderilir.  Yedigey, Kazangap'ın kutsal Ana Beyit mezarlığına gömülmesini  vasiyet ettiğini söyler. Ölen Kagangalp’ın o ğlu Sabitcan, işinin acele olduğunu 30 km uzağa gitmektense yakına gömülmesini ister. Yedigey, çok sinirlenip, İstersen sen gelme ben arkadaşımın vasiyetini yerine getireceğim” der. K azangap'ın kızı Ayzade abisine karısını getirmediği için bağırır. Biraz sonra Sabitcan yeni fırlatılan uzay gemisi hakkında  neşeli neşeli bir şeyler anlatmış, Yedigey de  bir evladın babası daha gömülmeden bu ka­dar neşeli olabileceğine inanamamıştır.
Sarhoş Sabitcanın  uzay istasyonu hakkında anlattıkları da şu şekildedir.  “Uzay İstasyonu, Parite’de ilginç şeyler ol­maktadır. X gezegeninde araştırma yapacak olan  Konvansiyon uzay gemisinin, bütün dünya ile ilişkisi­ kesilmiştir.  Bu gemiye ulaşması için  bir başka uzay gemisi gönderilmiş, fakat gemide kimse bulunamamıştır. Astronotlar kayıptır. Ama gemide bir mektup bulunmuştur. Mektup, iki kozmonota aittir. Mektupta anlatılanlara göre  bu iki kozmonot bazı uzaylılarla irtibata geçmiş, Or­man Göğsü isimli bir gezegene mensup olan uzaylılar on­ları gezegenlerine davet etmiştir. Kozmonotlar da  görevlerini bırakarak bu gezegene gitmeye karar vermişlerdir.  Bu kozmonotların mektubunda ilginç bir detay da vardır. Yöneticilere  iç savaş ve dünyadaki gereksiz kavgaların sona erdirilmesini tavsiye etmektedirler. Bu olağan dışı gelişme üzerine Amerika ve Rusya yetkilileri gizli  gizli görüşmeye başlamıştır. “
Yedigey, köyde ölü yıkamayı âdet ve dine göre tek bilen kişidir. Sabah erkenden kalkar ve arkadaşını yıkayıp kefene yerleştirirken  Adilbay'a da  bu işi öğretmeye çalışır. Çünkü kendisi öl­düğünde onu yıkayacak, duasını yapacak köyde hiç  kimse yoktur. Bu işlemleri yaparken bir yandan dua etmekte, bir yandan bütün hayatı gözlerinin önünden geçip gitmektedir. Savaştan ayrılışı, eşi ile bu köye gelişi, Kazangap'la dostlukları bir bir hatırına gelir.
Cenaze Karanar’a yüklenir ve Boranlı’dan  30 km uzakta olan Ana-Beyit Mezarlığı’na doğru yola çıkılır.  Mezara doğru giderken Yedigey’in kafasından tüm bir yaşamı, bir film şeridi gibi geçmeye başlamıştır.
İlk önce Ana-Beyit Mezarlığı ve efsanesini hatırlar. Bu mezar yeri oğlu tarafından öldürülen bir ananın acıklı hikâyesidir. Nayman Ana’nın çocuğu bir savaş sonrasında bir daha bulunamamış. Nayman Ana, oğlunun ölüsü olmadığı için ondan umudunu hiç kesmemiş ve burada beklemiş.
Eskiden bu topraklara Juan Juanlar denilen çok vahşi  bir mil­let vardır. Bunlar ele geçirdikleri esirlerin saçlarını ke­serek üzerine deve derisi yapıştırırlarmış.  Elleri ve yakları kazıklara bağlana  esirlerin saçları uzadıkça deriden ileri gidemediğinden  saçlar geriye döner ve beyinlerinin içine doğru uzarmış.  Esirler beyinleri delinecek hale gelince tüm bilinçlerini yitirirler ve ne istenirse onu yapacak hale gelirlermiş. Ölmeyen esirlerin beyinleri tamimiyle saçla dolduğundan tüm geçmi­şini unutur. Bir hayvan gibi sadece yer, içer ve sahibinin emirlerini yerine getirirmiş. Bu tip insanlara "mankurt" denilmekteymiş.
Bir gün, bazı kişiler  Nayman Ana’ya oğluna benzer birinin koyun güttüğünü söylemişler. Adamlar kafasındaki de­ve derisini görünce onun mankurt olduğunu anlamışlar. Acılı ana, oğluna kavuşmak için hemen yola koyulmuş. Oğlunu görünce ona sarılmış. Fakat oğlan ona boş gözlerle bakmış ve onu tanımadığını söylemiş. Kadın ne kadar dil dökse de ço­cuk boş gözlerle bakmaya devam etmiş. Sahibi olan Juan Ju-an gelmiş ve esirine bir silah vererek annesini öldürmesini is­temiş. Çocuk, bir mankurt olduğundan hiç düşünmeden an­nesine ateş etmiş, kadın oracıkta ölmüş. Ana Beyit mezarı  bu kadı­nın mezarı imiş.
Yedigey Abutalip Kuttubayev, eşi Zarife ve çocuklarını  da hatırlar. Abutalip, savaşta esir düşmüş, Partizanlarla birlikte savaşmış ve geri dönmüştür. Boranlının en bilge kişisi olan Abutalip bir yazardır ve onca kahramanlığına rağmen yazdıklarından dolayı tutuklanmış ve orada ölmüştür.
Yedigey, Abutalip’in eşi  Zarife ve çocuklarına göz kulak olmuş ama   Zarife’ye karşı  umutsuz bir aşka kapılmıştır. Fakat bu aşkını hiç bir zaman Zarife’ye açamamış, Zarife  bir müddet sonra çocuklarını da alarak Boranlı’yı terk etmiştir.
Yedigey,  Sarı-Özekte yaşanmış ve destanlaşmış başka bir aşk hikâyesi olan Raymanlı Ağa ile Begümay arasındaki trajik aşkı da hatırlar.  Daha sonra ise savaşa gitmeden önceki hayatı aklına gelir. Balıkçılık yaptığı ve karısının ilk çocuğuna hamile olduğu yılları anımsamıştır.
Cenaze alayı  Ana-Beyit mezarlığına yaklaşırken Yedigey yeniden Abutalip’in ölümünü ve karısı Zarife’ye karşı duyduğu gizli aşkı hatırlamıştır. Boynunda hâlâ Zarife’nin hediyesi olan atkıyı taşımaktadır.   Atkıyı okşar ve içi burkulurken rahmetli Kazangap’ın ona söylediği dost öğütleri aklına gelmiştir.   O gün onun için 'asra bedel bir gün olur'. Yetkililer cenazenin gömülmesine izin vermez.
Bu sırada Sarı Özek üssünde olağan üstü bir olay daha olmuştur.  Uzayda bilinmeyen bir gezegende olan iki kozmonottan tekrar bir mesaj gelmiştir.   Kozmonotlar Orman Göğsü gezegeni hakkında bilgi ve­rmektedir. Başka bir güneş sisteminde bulunan bu gezegen­deki  insanlar koyu tenlidir. Manzaranın çok güzel olduğu, yeşil­lerle kaplı bir yerdir. Şehircilik doğaya uygun olarak gerçek­leştirilmiştir, insanlar 200 yaşına kadar yaşayabilmektedir. Gezegende iklim denetlenebilmektedir.  Bu gezegende Savaş ve kavga önlenmiştir.  Gezgende ışık hızında giden araçlar vardır.  Bu araçlar dünyaya kadar gelebilmektedir.  Fakat dünyalıların rızası  olursa dünyaya geleceklerdir. Kozmonot­lar, uzaylıların dünyaya gelmek için izin sitediklerini yazmaktadır. Ama daha yüksek bir uygarlığı, daha iyi bir yönetimi kendileri için zararlı gören Dünyalı yöneticiler, bunu istemezler.
 
Yedigey ve yanındakiler nihayet mezarlığa ulaşırlar. Fakat her yer çelik telle çevrilidir. Silahlı bir asker buranın artık yasak bölge olduğunu, kimsenin girmeyeceğini Ana Beyit mezarlığının üzerinde bir şehir kurula­cağını söyler. Sabitcan, boşuna geldiklerini söyleyerek ba­ğırmaya başlar. Yedigey, ölünün geri götürülmesinin uygun, olmayacağını anlatarak Kazangap'ı tellerin hemen yanı başına gömer ve
kendisinin de buraya gömülmesini vasiyet eder.
 
Yedigey Cangeldi, cenaze alayıyla Boranlı’ya geri dönmez. Ana-Beyit’uzay üssü yapanlardan hesap sormak için Karanar’ın sırtında Ana-Beyit’e döner. Tam kapıya vardığında uzay üssünden uzaya roketler fırlatılmaktadır.
“Bu yerlerde trenler doğudan batıya, batıdan doğuya gider gelir, gider gelirdi.
Bu yerlerde demiryolunun her iki yanında, ıssız, engin, sarı kumlu bozkırların özeği Sarı-Özek uzar giderdi...”
 
 
 
 
 
[1] ttp://tr.wikipedia.org/wiki/G%C3%BCn_Olur_Asra_Bedel
[2]  Şahamettin Kuzucular, Cengiz Aytmatov'un Hayatı ve Kırgız Romancılığı, edebiyatvesanatakademisi.com/edebiyat/
[3] Dr.Agah Oktay Güner,TÜRK DÜNYASININ BÜYÜK KAYBI CENGİZ AYTMATOV,http://www.ulkumturan.com/)
[4] Şahamettin Kuzucular, Cengiz Aytmatov'un Hayatı ve Kırgız Romancılığı, edebiyatvesanatakademisi.com/edebiya/
[5] http://www.onkajans.com/vestige/view/cinema/gun-olur-asra-bedel-cengiz-aytmatov/2310


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Bengisu KUZUCULAR
13 Haziran 2018 Çarşamba 12:30:24
Teşekkür ederimm

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...