GÜNEŞE MATEM DÜŞTÜ A. Günbay Yıldız

Ekleyen : ESA , 15 Kasım 2016 Salı aaa Beğen
 
GÜNEŞE MATEM DÜŞTÜ A. Günbay Yıldız ile ilgili görsel sonucu
 
İlk Yayınlanma Tarihi: 2011
Yazar: Ahmed Günbay Yıldız
 
 
Roman eserlerini İslami amaçlar için yazan yazar Edebiyatımızda “ Hidayet Romancıları"[1] olarak adlandırılan romancılar arasındaki  belli başlı isimlerinden birisi olan A. Günbay Yıldız’ın bir romanıdır.
1965 lerden sonra Ömer Okçu- Hekimoğlu İsmail-  ile başlamış,   Minyeli Abdullah adlı roman bu tarzın başlangıcı olmuş, Ömer Okçu’dan sonra da bu tarz romancılıkta Ahmed Günbay Yıldız ve romanları ses getirmeye başlamıştır. A. Günbay Yıldız, romanlarında Muhafazakâr bireylerin iç dünyasını, toplumsal, siyasi ve modern hayatta yaşadıkları iç sıkıntılarını, inançlı kadınlar ile inançsız erkek ilişkilerini ve yaşamlarını, kötü yola düşen erkek veya kadınlarla inançlı eşlerinin mücadelelerini anlatan romanlar yazmış,[2] bu romanında da buna benzer konuları ele almıştır
 
KONUSU
Hacer Hanım, kendisi gibi öğretmen olan eşi İsmet''in para kazanma hırsı ile  bir yandan da  gençlik aşkı uğruna bütün insani değerleri feda eden babasıyla mücadele etmektedir. Sonunda genç yaşta dul kalan  Hacer Hanım, oğlu Boran’ı  Ankara'da büyütmeye ve terbiye etmeye çalışmak zorunda kalır. Fakat Boran  zamene gençlerinin saplandığı hırs ve heves bataklıklarında bocalamakta, annesinin temsil ettiği ahlak anlayışına isyan etmektedir
 
ÖZET
 
“Romana ve romancıya saygı gereği özet kısa tutulmuş, final bölümü yazılmamıştır. “
Sensiz hüzün rengi bütün mevsimler ,
Gönlüm kan aglıyor seni yazarken…
Yasta o günlerden kalan resimler,
Hülyalarım reyhan kokar anarken…
Ay sönük bu gece yıldızlar hasta
Semalar matemde hayaller yasta…
 
Güneş tıpkı beyaz, lekesiz bir zambak gibi asıldı ufuklara Ebemkuşağının renk cümbüşü gülümsedi dünyaya Müşfik, esrarlı bir büyü sarmıştı ortalığı…
Boran, o kafasında kavak yelleri esen deli kanlı, farkında bile değildi etrafındaki güzelliklerin. Her haliyle korku doluydu içine düştüğü sıkıntıdan yamulmuş bir hali vardı. Farkında olmadan sallanıyordu yürürken parmağını kapının ziline götürürken çok neşesizdi. Annesi evde olmalıydı …Senelerdir anne ogul paylaşmışlardı hayatı…
Kapının ziline bastığında içerden ses gelmiyordu. Üzerini aradı anahtarını bulmak için. Anahtarıyla kapıyı açtı. Boran karanlık bir kâbus gibi görünüyordu. Ne yapmıştı ki bu kadar çaresiz ve tedirgindi?...
Cesaretini topladı ve içeri girdi. Evin her yerini aradı ama annesi yoktu evde. Oturma odasına geldi ve sehpanın üzerinde duran kâğıt çekmişti dikkatini Annesinin yazısıydı bu. Annesi ona mektupta, ne zorluklarla dünyaya geldiğini ve oğlunun ona attığı tokadı affedeceğini ve kendisinin de memleketine babasının yanına gideceğini yazmıştı.
Boran, annesine böyle bir şey nasıl yapmıştı ki?...
 
İKİNCİ BAHAR
 
Hacer hanım son günlerde  oldukça yorgundu. Evinin kadını olmak istiyordu artık. Bunun için emekliliğe karar vermişti.
Boran, Siyasal Bilgiler Fakültesi, Kamu Yönetimi Bölümünü bitirmişti…
Hacer Hanım, oğlu için güzel bir evlilik yapmasını istiyordu. Sonra kaymakamlık sınavına girmesi için sıkıştırıyordu Boran’ı …
Oturdukları mahalleden, güzel ve şıpsevdi bir kızla ilgilenişi annesine sıkıntı veriyordu.
Günlük arzularının aşkına kapılan bir kızdı Ceren. Çekici, cazibeli ve şımarık bir kızdı. Onun için mahalledeki erkekler kavga ederlerdi.
Hacer Hanım bir gün Boran’la bu konuyu görüştü. Annesi, ona Ceren’in mahalledeki tüm erkeklerle sarmaş dolaş olduğunu ve şıpsevdi bir kız olduğunu söyledi. Boran, annesinin bu konudaki görüşüne çok kızdı ve annesinin bu konuda geri kaldığını söyledi.
Hacer Hanım, Boran’a emekli olacağını söylemişti, Boran umursamaz bir tavırla “Söylemiştin” dedi. Annesi bu şehirden gideceğimizde söylemişiydim? Diye sordu.
Hayır! Ama istiyorsan gidebilirsin demişti Boran. Hacer hanım olgununda gelmesini istiyordu.
Boran da ; “Sırf o kızdan ayrılmamı istediğin için mi yapıyorsun bunu ?” dedi.
Hacer hanım : “Hayır, sadece o değil” dedi.
Hacer hanım, Boran’ın kaymakamlık sınavına girmesi için demişti bunu. Fakat boran bu sınava müracaat etmemişti. Boran, emir altında olmak istemiyor, patron olmak istiyordu. Annesi de patronluğun para isteyeceğini ve bu parayı nerden bulacağını sordu .
Boran kaçamak bir cevap verdi:
Buluruz elbet.
Hacer hanım bu cevabın kolaycılık olduğunu söyledi ve Boran’ın babasını da bu kolaycılık ve ihtirasları batırdığını söyledi. Boran, annesinin bu sözüne çok kızdı ve annesinin ayrı bir  dünyası olduğunu söyledi.
Hacer hanım Boran’a şu sözü söyledi: “Şunu çok iyi bilmelisin çocuk! Annen bir mektupsa, onu babandan başkası okuyamadı. Bunu kafana silinmeyecek bir şekilde yerleştirmelisin” dedi. Hacer hanımın konuşacağı önemli şeyler vardı. Bunlar Boran’ın arkadaşlarıydı.2-3 gün önce eve Boran’ın arkadaşları gelmişti. Odalarında konuşurlarken Hacer Hanım kulak misafiri oldu ve bunu Boran’a söyledi. Konuştukları konu: kolay yönden para kazanmaktı. Arkadaşlarının söylediği fikir Boranı güldürmüştü. Boran’ın daha cazip fikirleri vardı. Bunu arkadaşlarına şimdi söylemedi. Annesi hepsini fikrine çok kızdı. Boran bu fikri için annesine, her şeyin hazır olduğunu söyledi. Sadece bir mesele vardı düğmeye basması için. Onunda günü ve zamanı vardı.
 
2.BÖLÜM
 
Boran, annesine attığı tokattan çok pişmanlık duyuyordu. Annesinin onu anlamasını istiyordu gün evde arkadaşlarını topladığı için çok pişmandı. Anlaşılan annesi o “kolaycılık” kelimesine yanıltmıştı. Hacer hanım emekli olmuştu. Evden emeklilik ikramiyesini almak için ayrılmış ve parasını almıştı ama parayı nereye koyacağını bilmiyordu. Boran’ın gözü o parada kalmıştı. Annesi de o parayı vermek istemiyordu. Annesinden zorla almaya çalışmıştı parayı.
 
O GÜN
 
Boran kaymakamlık için üniversiteye gitmiş. Orada arkadaşı Yavuz ve Hocasını görmüş. Yavuz, hocasına bir daire satmak istemiş Boran da gitmiş yanlarında. Daire hocasının hoşuna gitmiş alt kattaki daireye de bakmışlar .Orayada hocalar için küçük bir bölme yapmak istiyormuş ama başka parası olmadıgını söylemişti.Boran’ın bu iş kafasına yatmış ve artık orada çalışmayı düşünüyormuş.
 
 
ÖZETİ HAZRLAYAN :  AYSEL ÖZTÜRK
 
 
[1] Şahamettin Kuzucular, EDEBİYATIMIZDA HİDAYET ROMANCILARI VE ROMANCILIĞI, http://www.edebiyadvesanatakademisi.com/
[2] http://www.edebiyadvesanatakademisi.com/edebiyad/903-ahmed_gunbay_yildiz_hayati_ve_romanciligi.html
 





Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...