Gurbet Kuşları Hakkında Konu Özet İnceleme Orhan Kemal

Ekleyen : ESA , 13 Nisan 2019 Cumartesi aaa Beğen
 
Yazıda “Orhan Kemal ‘in   Gurbet Kuşları “   romanı hakkında bilgiler, romanının özeti,  romanın konusu, ana fikri,  romanın kahramanları, romanın olay örgüsü,  romanın yazarı,  “Orhan Kemal ‘Gurbet Kuşları ” hakkında bilgiler “Orhan Kemal ‘in Gurbet Kuşları  “   romanın şahıs kadrosu  yazarın diğer romanları, “Orhan Kemal ‘in Gurbet Kuşları  “   adlı eserden alıntılar yer alır.  Eser hakkında yorumlar,  romanın anlatım tekniği, yazarın bakış açısı, romanın tekniği, romanın türü, çevrildiği diller, eserin basım yılı, basım hikâyesi, yazar ve eseri arasındaki, eserle yazarın biyografisi arasındaki alakalar incelenmiştir.
 
 GURBET KUŞLARI ÖZET - ORHAN KEMAL
 
Gurbet Kuşları adlı roman Ceyhan Doğumlu Orhan Kemal’in ilk baskısı  1962 yılında yapılan köyden kente göç konulu bir romanıdır.
 
Daha ziyade konusu Çukurova’da geçen köy konulu romanlar yazan Orhan Kemal bu romanında ise köyden kente göç sorununu dile getirmek istemiştir.  Çukurova'nın toplumsal ve ekonomik yapısını D Bereketli Topraklar Üzerinde  (1984) Vukuat Var (1958) Hanımın Çiftliği (1961) Eskici ve Oğulları  (1962) Kanlı Topraklar (1963) adlı romanlarında ele almıştı, Murtaza  (1952) Suçlu (1957) Devlet Kuşu (1958) Gurbet Kuşları (1962) Bir Filiz Vardı (1965) Müfettişler Müfettişi (1966) Üç Kâğıtçı (1969) adlı romanlarında ise köyden kente göç, kent yaşamı içinde ezilen insanlar,  kentin keşmekeşi içinde ayakta durmaya çalışan ezilmişlerin dramların, gecekondulaşma ve kentle uyum sağlama süreçlerini ve çabalarını dile getirmişti. [1]
Roman köylerden kentlere göç ve gecekondulaşmanın başladığı 1950 li yılların sonlarındaki zamanı yansıtmış bu nedenle bu roman köyden kente göç konusunu işleyen Türk edebiyatındaki ilk romanlardan birisi olmuştur.
 
Eserlerinde sosyal gerçekçilik ve eleştirel sosyal gerçekçilikle, romantik-psikolojik gerçekçilik unsurlarını iç içe işleyen “bir romancı olan Orhan Kemal, küçük insanların, köylülerin hayata tutunma mücadelelerini dile getirmeyi seven bir romancıdır.  İlk gençlik yıllarında Adana’da çırçır fabrikalarında işçilik, dokumacılık, kâtiplik, ambar memurluğu gibi işler bulup çalışmış [2]olan romancı işçilerin ve köylülerin dünyasını ve kişiliklerini yakından tanıyor, çocukluk günlerinden beri onların dramlarına ve hayatlarına şahitlik ediyordu. Bu yüzden romanlarında kullandığı bu materyallere oldukça vakıf olan romancı ezilmiş köylü ve yoksul insanların hayatlarına dair konular ve karakterler bulmakta hiçbir zaman da zorlanmamıştı.
 
 
ROMANIN KONUSU
 
Roman iş ve ekmek bulmak için İstanbul’a giden, sömürenler, üçkâğıtçılar, düzenbazlar arasında tepelenmekten kurtulup, aş, iş ve eş bulma mücadelesini vererek gecekondularda hayata tutunmaya çalışan insanların kavgalarını konu edinmektedir.
Ekmek kavgası uğruna İstanbul'a göçmüş Anadolulular, bu değişimin rüzgârından nasiplenmeye çalışan açıkgözler ve kendini bu insanların sırtına basarak dönüştüren sistem, İstanbul kadar yaşamın da rengini değiştirmektedir.”[3] ( Tanıtım Bülteninden )
 
ROMANIN FİLMİ
Roman  1964 yılında aynı adla sinemaya uyarlanmış, filmin senaryosunu Orhan Kemal ve Halit Refiğ birlikte hazırlamıştır. 1. Antalya Film Şenliği'nde "En İyi Yönetmen" ve "En İyi Film" ödüllerine layık görülmüş olan Gurbet Kuşları filminde en önemli rolleri Cüneyt Arkın, Tanju Gürsu, Özden Çelik, Filiz Akın ve Pervin Par üstlenmiştir. [4]
 
ROMANIN KARAKTERLERİ
 
İflahsızırı Memed: Sivas’tan İstanbul’a gelerek Ayşe ile evlenen cahil ama saf ve temniz bir köylü gencidir.
Ayşe: Namusu ile para kazanmaya çalışan hizmetçilik yaparken Mehmet ile tanışıp evlenen dürüst bir kadındır.
Gafur: Mehmet’in köylüsü, yaşça Mehmet’ten büyük birisdir. Mehmet’in İstanbul’a gelmesimne vesile olduğu halde ona yardımcı olmamış üstelkik Ayşe ile evlenmesinden dolayı onlara kin duymaya başlamış kötü niyetli biridir.
Hüseyin Korkmaz:  Önce Gafur’un sonra da  Mehmet’in ve Babası Yusuf’un patronu olan zengin bir müteahhit ve iş adamı. Menderes yanlısı  
DİĞERLERİ: Hüseyin Korkmaz’in eşi Nermin Hanım, Memed’in babası İflahsız Yusuf, Memed’in kız kardeşi Ümmü, Recep, Veli, Hatçe, Rıza, Hacı Emmi
 
 
ÖZET
 
Sivaslı İflahsızın Memed, fakir bir köylüdür. Önceden İstanbul’a giden hemşerisi Gafur, ona bir mektup yazmış, ona buralarda çok işi olduğunu, İstanbul’a gelirse ona iş bulacağını söylemiştir. Bu mektubun üzerine Yusuf’un oğlu Sivaslı İflahsızın Memed, kamyon kamyon vagon vagon  taşınarak Kurtalan’dan gelen bir trenle Haydarpaşa’ya kadar gelip, adresini aradığı Gaffur Emmisini bulur.
 
 Lakin hemşerisi Gafur, onunla ilgilenmeyince İflahsızın Memed, ortada kalır.  Fakat imdadına Hacı Emmi yetişir.  Memed, Hacı Emmi’nin sayesinde ahbap olduğu Divriğili hamal Veli ile buluşarak Veli gibi gariban işçilerin kalabildikleri bir hana yerleşerek sokaklarda yatmaktan zor kurtulmuştur.
 
Hacı Emmi ve Divriğili Veli sayesinde Balık Pazarı’nın yıkım işinde bir iş bulmuş ve orada çalışmaya başlamıştır.  Bu handakilere işverenler bu işçileri ya karın tokluğuna çalıştırıp ya da kandırdıkları gibi, handakiler de bir birlerini sömürüp kandırmaya çalışmaktadır. İflahsızın Memet, kaldığı bu handa dalaverelerin her türlüsüne sapıkların da her çeşidine rastlamıştır.
Çalıştığı işlerden kaytarmadan çalışan İflahsızın Mehmet ırgatlığın sıradan bir iş ustalığın ise hem önemli hem de daha çok kazançlı olduğunu fark etmiştir. Bu nedenle duvar ustası olmaya karar vermiştir. Bu işe gidip gelirken Kastamonulu bir duvar ustası ile ahbap olur. Bu duvar ustası okuma yazma bilen ortaokuldan ayrılmış bir adamdır. Ortaokuldan ayrılmış bu duvar ustası Recep’ten hem okuma yazmayı hem de duvar örmeyi birlikte öğrenmiştir.
 
Mehmet diğer ırgatlar gibi kumara, kötü kadınlara kazancını kaptırmaz.  Emeğinin ve parasının kıymetini bilen Memet, bazı insanların efendi, bazı insanların da köle olarak doğmadığını fark etmiş, çalışan ve aklını kullanan insanların köle iken efendi olabileceğini de anlamıştır.
 
Memet,  Recep ve Veli  ile Kadıköy civarındaki bir inşaatta çalışmaya başlamıştır.  Bu bina işinde çalışırken karşı köşkte hizmetçilik yapan yirmi yaşında Ayşe ile tanışmıştır. Bu köşkün sahibi ise Mehmet’in köylüsü ve emmi bilerek yanına geldiği olan Gafur’un patronu Hüseyin Korkmaz’ın evidir.  
 
Gafur, Ayşe ile gönül eğlendirmeye çalışmış, üstelik dedikodusunu da yapmış, lakin Ayşe bunları duyduktan ve anladıktan sonra Gafur’a artık yüz vermemiştir. Ayşe, bir müddet sonra Memed’i sevmeye ve ondan hoşlandığını da Mehmet’e belli etmeye başlar.  Komşu köşklerin hizmetçileri para karşılığı erkekler ile beraber olmaktadır ve Ayşe bu kadınlardan iğrenmektedir.
 
Ayşe’nin Memed’e âşık olduğunu fark eden Gafur, büyük bir kıskançlığa kapılmıştır ama Gafur, patronun kâtibiyle kavga etmiş ve onu yaralayınca Gafur, hapse atılmıştır. Ayşe ile evlenen Mehmed, Ayşe’nin köşkteki odasına da taşınır.
Memed’in babası Yusuf, üç çocuğunu da alarak köyden İstanbul’a gelir. Mehmet, babasının Gafur’dan boşalmış olan odada konuk etmiştir. Hüseyin Korkmaz,  karakterinden hoşlandığı Mehmet’e Gafur’un yaptığı dükkân işini dahi vermiştir. Hüseyin Korkmaz, Memed’in babasından da hoşlanmış,  haldeki kabzımal dükkânına onu da yerleştirmiştir.
 
Fakat bu sırada Menderes iktidarına yakın bir adam olan patronları Hüseyin Korkmaz onları, Menderes’in Vatan Cephesi ‘ne kaydettirmek istemiştir. Babası Yusuf ile Mehmet ve Ayşe’nin arası biraz da bu yüzden bozulmuştur.
 
Babasıyla arası açılan Memed,  onların Vatan Çephesine girmemesini sağlayan Ayşe’nin Hatça Ablam dediği karı koca işçinin Zeytinburnu’ndaki gecekondusuna yerleşirler. Ayşe ile Mehmet biriktirdikleri para ile biraz da borçlanarak Zeytinburnu’nda bir arsa satın alırlar. Gündüzleri fabrikaya giden çift geceleri ise aldıkları arsa üzerinde gecekondularını yapmaya başlarlar. Fakat zabıta memurları gelip bu yapıyı yıkar. Bu yapıyı şikayet eden ise köylüleri olan ve hapisten çıkan Gafur’dur.
Memed üzüntüden çöker kalır. Mehmet bu sırada başka bir şeyi daha öğrenmiştir. Geçekonduları yapanlar çamurla ördükleri duvarları yıkılmamaları için zabıta memurlarına rüşvet vermek zorundadır. Bu görevlilere Memet ile Ayşe de “rüşvet”  vermişler, bunu da “komünist” diye bilinen bir öğretmenden öğrenmişlerdir.
 
Gafur olayı uzaktan izleyip öcünü aldığı için sinsi sinsi gülerken, Ayşe kocasının omzundan tutup  “Kalk lan, kalk, gene yaparık, yenisini yaparık!” diye seslenir.
 
 


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...