Haldun Taner Kızıl Saçlı Amazon Hakkında Konusu Özeti

Ekleyen : ESA , 03 Kasım 2019 Pazar aaa Beğen
 
 
Yazıda “Haldun Taner , Kızıl Saçlı Amazon ”  hakkında bilgiler, özeti,   konusu, ana fikri, kahramanları, olay örgüsü,   yazarı,  “Haldun Taner , Kızıl Saçlı Amazon  ” hakkında bilgiler “Haldun Taner , Kızıl Saçlı Amazon  “  şahıs kadrosu  , “Haldun Taner ,  Kızıl Saçlı Amazon  “   adlı eserden alıntılar yer alır.  Eser hakkında yorumlar,   anlatım tekniği, yazarın bakış açısı, tekniği, romanın türü, çevrildiği diller, eserin basım yılı, basım hikâyesi, yazar ve eseri arasındaki, eserle yazarın biyografisi arasındaki alakalar incelenmiştir.
 
ÖYKÜ VE YAZAR HAKKINDA 
 
Kızıl Saçlı Amazon; İroni, güldürü, kabare, öykü ve oyun ustası Haldun Taner  ’in ( 1915- 1986 İstanbul)  1970 yılında yazılan öykülerinden biridir.
 
Yazar bu öyküsünde de ironiyi bariz bir şekilde ortaya koymuş dıştaki yapay kimlik ile iç dünyadaki gerçek beni faş edecek bir vaka ile bir yöntem kullanmıştır.  Yazar bu öyküsünde ikiyüzlü, çıkarcı, hiçbir marifeti olmadığı halde hazıra konmaya ve sınıf atlamaya çalışan tipleri ele almış, kolay yoldan zengin olmayı hayal eden asalak yapılı tipler ile alay etmiştir.  
Yazarın eserlerindeki toplumsal hiciv bireysel tipler üzerinden de yapıldığı gibi ( bkz Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım ) toplumsal olarak da vurgulanır. ( bkz Keşanlı Ali Destanı )  Toplumu at gözlüğü takmakla suçlayan yazar[1],  kel olduğu halde kendini sırma saçlı gören, cahil olduğu halde, kolay yoldan sınıf atlamaya çabalayan, kurnaz, üçkâğıtçı, hazırlopçu, yiyici, sömürücü, ahlaksız ve sahte kahramanları eleştirmiş toplumu bu tip yozlaşmalara açık olmakla suçlamıştır.  
 
Eserlerinde halk yardakçısı kişileri hiciv yoluyla eleştiren Haldun Taner,  kara mizahı ortaya çıkaracak vaka kurmacalar bulmakta oldukça ustalaşmış, geleneklerden faydalanırken de batılı teknikleri de mükemmel kullanan oyunlar ve öyküler kaleme almıştır. [2] Fikirlerini ve iletilerini izah etmekten ziyade olaylar içinde ve aksiyoner bir biçimde göstermek konusunda hayli yetenekli olan [3]Haldun Taner izahtan ziyade görünür kılma ve somutlamaya önem veren yöntemler icat etmiştir.
 
Oyunlarında ve öykülerinde halkı ve bireyleri içyüzlerinden yakalayarak maskeleri ile yüzleştirmeyi başarmakta büyük bir maharet göstermiş bir yazardır.   Haldun Taner, Türk Toplumunun ve toplumu oluşturan bireylerinin sosyal hayatlarında takındıkları sahte kimlikleri, oluşturdukları görüntü ile iç yüzlerini ortaya çıkaracak vakaları çok güzel tespit etmiş, tüm eserlerinde maske kimlik ile iç yüzü arasında ortaya çıkan çatışmaları ironik olaylarla açığa çıkarmaya çalışmıştır.
 
Haldun Taner,  ele aldığı tiplerin iç yüzlerini ve sahte kimliklerini bariz bir şekilde ortaya koyarken onları yadırgamayan, iyi ve kötü diye ayırmayan onlara kapitalist sistemin üretimi olan zavallılar olarak gören bir yaklaşım sergilemiştir.  Öykülerindeki olaylara, kişilere ve tiplemelere yansız bir şekilde bakan Haldun Taner kişilerden ziyade sistemin ve toplumun hastalıklı bünyesine saldıran bir yazar görüntüsü vermektedir.
 
Öykünün Konusu
 
İkisi de fakir, ikisi de olgunlaşamamış ve kimliklerini gerçekleştirememiş kız ve erkek kahramanın ikisi de sahte bir kimlik bir üretmiş ikisi de hiçbir şey becermeden sınıf atlamak hayaline kapılmıştır. Bu kimliklerin farklı cinsiyetleri olan Çilli Saime ile Şair Kâmil tanışır her ikisi de evlilik yolu ile sınıf atlamak hayaline kapılmıştır. Fakat her iki maske de düşer her ikiis de kendi gerçekleri ile baş başa kalmışlardır.
 
ÖYKÜNÜN KİŞİLERİ
 
Kamil: Kendini şair olarak gören, çıkar peşinde koşan,  belli bir marifeti olmadığı halde evleneceği zengin bir kız sayesinde sınıf atlayacağını uman basit bir karakterdir.  Gazeteci olduğu halde o kıza kendisini komisyoncu olarak tanıtmış zengin zannettiği kıza karşı kendi gerçeği olmayan bir maskeyle yanaşmıştır.  Oysaki o kız da zengin görüntüsü veren fakir bir seyisin kızıdır.
Çilli Saime: Kimlik gelişimini tamamlayamayan olmadığı biri gibi görünün bir seyisin kızıdır. Paşa kızının kıyafetleri ile  sahte bir kimlik yaratmış bu davranışları ile sık sık dayak yiyen bir kızdır.
Naci: Etraftaki herkes hakkında bilgi toplamayı seven, dedikodu ve lüzumsuz bilgi bankası bir tiptir.  Kamil O’nun için “buranın muhtarı” yakıştırmasını yapmıştır.
Hakkı Paşa: Konağın sahibi olan kişi Saime’yi hareketleri sebebiyle döver.
Şair Turhan Cemil ve Şair Halim: Kamil’in arkadaşı şairlerdir.
 
 
ÖYKÜNÜN ÖZETİ
 
Kâmil mahallesinde bir kız görmüş ve ona âşık olmuştur. Bu aşk Kamil’in şair olmasına yol açar ve Kamil bu aşkını dile getiren şiirler yazmaya başlar.  Fakat elbette ki Kamil’in bu şiirleri oldukça amatörce yazılmış şiirlerdir ve Kamil bu kızı ve babasını çok zengin zannetmiştir.
 
Çilli Saime aslında Hakkı Paşa’nın konağında çalışan bir seyisin kızıdır. Paşa Kızının takılarını ve kıyafetlerini giyerek kendisini konakları olan bir zenginin kızı gibi göstermektedir.  Çilli Saime ile Kamil tanışınca gazetecilik yapan Kamil de kendisini ona komisyoncu olarak tanıtır.
Kız ve babası ile ilgili olarak da hayallere dalan Kâmil bu kız ile evlenirse kızın babasının kendisine para da vereceğini zannetmekte, zengin olmak hayalleri de kurmaktadır.
 
Kamil, bir zenginin kızı zannettiği bu kız ve kızın babası sayesinde işe girmek, zengin olmak, babasından bol bol para almak hayallerini kurarken hayatında oluşacak değişimleri amatörce yazdığı şiirlerine de yansıtır.
 
Netice olarak Kamil muhtemel kayınbabası sayesinde radyosu da olan bir otomobil alacak, yeni elbiseler de giyecek, lüks içinde yaşayacaktır.
 
Lakin Kâmil’in hayallerini, Naci adındaki arkadaşı mahveder.  Naci, Kamil’in yanıp tutuştuğu ve babasını da zengin zannettiği kızın zengin bir adamı kızı değil aksine fakir bir seyisin kızı olduğunu haber verir.
Olayı araştıran Kâmil’in bir zenginin kızı zannettiği bu kızın gerçekten de bir seyisin kızı olduğunu öğrenince büyük bir hayal kırıklılığına uğrar. Seyisin kızı olan bu kız paşanın kızına ait eşyaları kullanarak zengin görünmeye çalışan bir kızdır.
 
Sukutu hayale uğrayan Kâmil zengin sandığı bu kızı bu defa da hayal dünyasında fakir bir kız olarak tasavvuır etmeye başlar.    “Kâmil birden, seyisin kızını, sırtında gecelik, çıplak ayaklarında terlik, kahve cezvesini ocağa sürerken tahayyül etti. Elleri işten kızarmış olacaktı muhakkak. Serçe parmağında tenekeden mavi taşlı bir yüzük. Lâpa lâpa kar yağmalı dışarda. Pencerede temiz, basma perdeler ve köşede gel gel diyen bozuk yaylı bir döşek.” (sf.106)
 


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...