Ödüllü Şiir Yarışmasına Katıl (YENİ)

Halide Edip Adıvar Yolpalas Cinayeti Konusu ve Özeti

Ekleyen : Anıl Atmaca , 15 Mart 2020 Pazar aaa Beğen 2
 
Halide Edip Adıvar Yolpalas Cinayeti Konusu ve Özeti
 
 
Yolpalas Cinayeti, Halide Edip Adıvar ’ın ilk kez 1937 yılında yayımlanan bir romanıdır. Milli Mücadele  yıllarında eşi Adnan Adıvar ile birlikte Atatürk’ün en yakınındaki kişilerden birisi olan  Halide Edip 1924 yılından sonra eşi Adnan Adıvar ve kendisinin Atatürk ile ters düşmeye başlamalrı sonucunda yurt dışına çıkmış bu eserini de 1939 yılına Atatürk’ün ölümüne kadar kaldıkları İngiltere ve Fransa’da geçen yılları içinde yazmıştı.
 
Yolpalas Cinayeti , Vurun Kahpeye, Sinekli Bakkal, Mor Salkımlı Ev , Tatarcık, Zeyno’nun Oğlu , Akile Hanım Sokağı gibi romanları ile büyük bir romancı şöhretine kavuşmuş olan yazarın 13. Romanı olmaktadır.
 
Halide Edip 1923 yılına kadar kahramanları kadın olan ve daha ziyade istiklal savaşı yıllarını konu edinen milliyetçilik vatanperverlik yönleri ağır basan sosyal romanlar yazmış 1924 yılından sonra yazdığı romanlarda ise siyasi hedeflerden uzaklaşan konularda romanalar yazmaya başlamıştı. Yolpalas Cinayeti adlı romanı da siyasi konulardan uzak , sosyal faydayı ilk plana almayan  daha ziyade macera türüne daha yakın duran bir romanı olmaktadır.
 
Yolpalas Cinayeti aynı ad ile 1955 yılında aynı adla sinemaya da uyarlanmıştır.
 
Kitabın Kahramanları:
 
Akkız, Bay ve Bayan Sallabaş, Mükerrem, Akkız"ın annesi Ümmühan, Nuri Bey ve karısı ile Bülent
 
 
Romanın Konusu
 
Roman İstanbul’un zengin semtlerinden birinde olan Yolpalas apartmanında yaşanan bir cinayet konusunu işlemektedir.  Sosyetik bir ailenin hastalıklı oğluna bakmakta olan Akkız  adlı bir dadı bir gece evin hanımını yaralayıp evin soförünü de öldürmüş suçunu da itiraf etmiştir. Fakat evin şöförü  Mükerrem’i öldüren Akkız’ın  işlediği cinayetin  altında bir çok trajedi vardır.  
 
 
Kitabın Ana Fikri
 
İntikam duygusu en uysal insanları bile cinayete sevk edebilir.  Kötülük eden kötülük bulur ama masum insanların da hayatlarını mahvetmelerine sebep olur.
 
 
 
Kitabın Özeti:
 
Sivrihisar’da oturan Nadire ve annesi mahkemeye düşmüştür.  Akkız, çalıştığı evdeki şoförü ve evin hanımını öldürmekle suçlanmaktadır. Akkız,.kaz tüyünü andıran sarı saçlı, mavi gözlü, kara kaşlı bir kızdır. Bu yüzden asıl adı Nadire olan bu kıza köyünde  “Kaz Akkız” demektedirler.
 
 
Annesi ölünce Abidinler Nadire’yi yanlarına almışlar ve onu gece gündüz çalıştırmışlardır. Nadire buradan da besleme olarak Refika ve Nuri çiftinin Bursa’daki evine yerleşmiştir. .Nuri Bey ve karısı onu büyütmüşler, okula gönderip tahsil yapmasını da sağlamışlardır. Nadire Refika’nın vasıtasıyla Bursa kaplıcalarına gelen Sallabaş ailesi ve oğlu Bülent ile de tanışır. Sallabaş ailesinin oğlu Bülent Akkız’ı çok sevmiştir.  Bay ve Bayan Sallabaş’, oğulları Bülent’e dadılık yapması için Akkız’ı yanlarına alırlar. Böylece de  Akkız  Sallabaşların apartmanı Yolpalas’ta dadı olarak çalışmaya başlamıştır.
 
Bayan Sacide Sallabaş aslen Karagümrüklü fakir düşmüş bir memur olan  Agah Efendi’nin kızıdır. Sacide on yedi yaşına kadar Karagümrük’te kardeşlerine dadılık yapmış, babası Agah Efendi onun dışarı çıkarmamış adeta onu eve hapsetmiştir.
 Halka açık olan bir dancing merkezinde Bay Sallabaş’ı çok etkilemiş ve Bay Sallabaş onunla evlenince Yolpalas’ın haımefendisi olmuş, bu tarihten sonra da yoksulları küçük gören ne oldum delisi ve sonradan sosyeteye karışan bir kadın olup çıkmıştır.
 
 
Bir süre sonra  Nadire’nin annesini soyup kaçan Mükerrem, Yolpalas apartmanına şoför olarak gelmiş Nadire,  onu hemen tanımış ama tanıdığını belli etmeden ondan uzak  durmaya çalışmıştır.
 
 
Sallabaş ailesi bir gün sosyeteye ziyafet vermiş ve  o gece ziyafet Rıfkı ve Bayan Sallabaş yine tartışmışlar ve bu olay kimsenin dikkatinden kaçmamıştır. O ziyafet akşamında Mükerrem,  Nadire’nin odasına gelerek  Nadire’ye çirkin tekliflerde bulunmuştur. Nadire onu hemen orada öldürmek ister ama Bülent uyuduğu için o anda onu öldürmek istemez..  
Mükerrem bunun üzerine Bayan Sallabaş’a onu şikayet edip kovduracağını ve yerine başka bir dadı aldıracağını sonra da Bülent’i de öldüreceğini söyler.
 
Sabah olduğunda Sallabaş ailesinin hizmetçisi olan Eienette, gelerek  Nadire’ye evi terk etmesini, hemen eşyalarını toplayıp gitmesini  Bülent’e de bundan böyle kendisinin bakacağını söyler. Nadire’nin aklı başından gitmiş, Sacide’nin ayaklarına kapanıp,  Mükerrem’in  Bülent’i de öldürmesine engel olmak istemiştir.
 
 
Naadire  bunun için Sacide’nin yanına gittiğinde Sacide’nin tırnaklarını boyadığını Mükerrem’in de   diz çökmüş  bir şekilde Sacide’nin yüzüne baktığını görür. Her ikisi de dalgındır.. Nadire masanın üstündeki bıçağı alır ve Mükerrem’in boynuna saplar. Bu sırada Nadire,  Bayan Sallabaş’ı (Sacide’yi) de yaralamış ve tutuklanan Nadire,  suçunu kabul ederek  “ Mükerrem’i anamın emmisi oğlu olduğu için vurdum “ “ Sacide’yi de kjaza ile yaraladım “ diye ifade vermiştir.
 
 
Nadire ‘nin avukatlığını ise Avukat Rıfkı üstlenmiştir.  Rıfkı ise Murat Sallabaş’ın yeğenidir ve bu dava  genç bir avukat olan Rıfkı’nın ilk davsı olmaktadır. Rıfkı, Nadire’yi önceden de Bursa’dan tanımaktadır. Rıfkı,, bu davayı üstlendikten sonra Akkız’ın kaldığı hücreye giderek onunla konuşur ve bütün hikayeyi öğrenir.
 
Akkız’ın babası öldüğü için evin geçimini annesi sağlamaktadır. Annesinin tek amacı iki öküz satın alarak hizmetçilik işleri ile uğraşmaktan kurtulmaktır.  Nadire’nin annesi evine erkek almakta çevreye de onları emmioğlu olarak tanıtmaktadır. Bu nedenle köylüler annesine ve Nadire’ye iyi gözle bakmamaktadır.
 
Mükerrem adındaki bir adam da Nadire’nin annesinin emmisi oğlu gibi tanıtılmış ve o adam Nadire’ye iyi davranmadığı gibi,  Nadire’nin en sevdiği arkadaşı Sırmayı da öldürmüş bu da yetmemiş gibi Nadire’nin annesinin öküz almak için biriktirdiği paraları da alarak ortadan kaybolmuştur.
 
 
Rıfkı, mahkemenin uzatılmasını ve Nadire’nin müşahede altında tutulmasını sağlar. Rıfkı daha sonra araştırma yapmak için Nadire’nin köyüne kadar da gider.  Onun ve Mükerrem’in hakkında bilgi toplar. Daha sonra Nadire’yi de mahkemede dile getirir.
 
 İşlenen cinayet hakkında tanıklar ve Mükerrem ‘i tanıyanlar dinlendikten sonra Nadire’nin tımarhanede kalmak şartıyla suçsuz olduğuna karar verir.
 
 
 


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Sevim Kınalı
15 Mart 2020 Pazar 19:11:21
Anıl Bey merhaba. Öncelikle ESA'da en son paylaştığım şiirimi beğendiğinizi ifade ettığiniz için teşekkür ederim. Sizi bu vesileyle tanımak istedim ve ilk olarak bu yazınızı okudum. Bu tür yazıların sitemiz için ayrı bir önemi var bana göre. Çünkü bu tür yazıları kaleme alanlar hem okur hem de eleştirmen konumundadırlar. Emeğinizden dolayı sizi kutluyorum. Bazı yazım hataları var. Yazınızı tekrar gözden geçirirseniz fark edersiniz. Ayrıca bu tür yazılarda her zaman dile getirdiğim gibi, eleştiriyi kaleme alan da görüş ve tespitlerine yer verirse yazı daha özgün olur. Umarım naçizane tespit ve önerilerimi anlayışla karşılarsınız. Yazı hayatınızda ve tüm hayatınızda başarılar diliyorum.

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...