İskender Pala ve OD Romanı Hakkında

Ekleyen : ESA , 21 Ocak 2019 Pazartesi aaa Beğen 2
 
 
Görsel sonucu
 
 
Yazıda “İskender Pala’nın OD ”   romanı hakkında bilgiler, romanının özeti,  romanın konusu, ana fikri,  romanın kahramanları, romanın olay örgüsü,  romanın yazarı,  “İskender Pala ve  OD ” hakkında bilgiler “  İskender Pala’nın OD “   romanın şahıs kadrosu  yazarın diğer romanları, “İskender Pala’nın OD “   adlı eserden alıntılar yer alır.  Eser hakkında yorumlar,  romanın anlatım tekniği, yazarın bakış açısı, romanın tekniği, romanın türü, çevrildiği diller, eserin basım yılı, basım hikâyesi, yazar ve eseri arasındaki, eserle yazarın biyografisi arasındaki alakalar incelenmiştir.
 
OD  VE İSKENDER PALA HAKKINDA  
 
Od,  adlı roman “ Divan Şiirini Sevdiren Adam” olarak tanınan Öğretim üyesi İskender Pala’nın bir romanıdır.  Türkiye Yazarlar Birliği Dil Ödülü (1989), AKDTYK Türk Dil Kurumu Ödülü (1990), Türkiye Yazarlar Birliği İnceleme Ödülü  (1996) gibi ödüller alan “ Babil’de Ölüm”, “ İstanbul’da Aşk”, “Katre-i Matem “ ve  “Şah&Sultan “ gibi eserlerin sahibi İskender Pala’nın bu romanı da oldukça ilgi görmüş Od kitabı ilk kez “Ekim 2011'de yayınlanmıştır.
 
Divan edebiyatı ile ilgili pek çok eseri ve makalesi olan Türk Patent Enstitüsü tarafından marka ödülüne de layık görülen İskender Pala’nın bu kitabı da kamuoyu tarafından oldukça ilgi görmüş,  eser basıldığı yıllardan itibaren en çok satanlar listesinde uzun süre kalmıştır. Baskıları yüzbinlere ulaşan İskender Pala’nın kitapları arasında “Od” romanı da çok baskı görmüş ve çok satılmış eserlerinden biridir.
 
Akıcı ve anlaşılır bir dile sahip olan roman kurgusu açısından da başarılıdır. Yunus Emre ve Tasavvufu anlatmaya odaklı olan eser, tasavvuf konusunda hiçbir bilgisi olmayanların da anlayabileceği bir kolaylık sağlamaktır.
 
ROMANIN OLAY ÖRGÜSÜ
 
Od, Türkçe ’ye Farsçadan girmiş bir kelimedir. Sözcük anlamı ise ateştir.   Kitap zaman olarak 13. Yy’a Yunus, HACI BEKTAŞ VELİ gibi 13. Ve 14 Yy da yaşayan mutasavvıfları bir roman haline getirmeye çalışan bir kurgu içinde anlatmaktadır.   Yazarı İskender Pala, bu romanda Molla Kasım karakterine bürünmüş özellikle Yunus ve eşi  Sitare’nin diğer adı ile Elif’in öyküsünü  Molla Kasım karakterinin dilinden aktarmıştır.
 
Roman,  Yunus’un köyünün ve ailesinin Moğol baskınndan kurtulmak için çareler araması ile başlar.  Yunus ve köydekiler Ucasar’daki baskından kaçmayı başarmışlardır.  Temür Alp ve Satı Nine’yle birlikte Sarıcaköy’e gelirler; fakat Moğollar, burada da köylerini basmış,  Yunus’un küçük oğlu İbrahim bu baskında ölmüştür. Yunus tüm köyü başka bir yere göç ettirmek için keşif seyahatine çıkar. Ama o gelene kadar Moğollar,  köye baskın düzenlemiş,  eşi Sitare oğlu İsmail’i bir kuyuya saklamayı başarmış ama son nefesini de vermiştir.
 
Eşi ve çocukları için güvenli bir yer aramaya giden Yunus, döndüğünde eşi Sitare’nin Moğollar tarafından öldürüldüğünü öğrenir. Oğlu İsmail’i Satı Nine’ye emanet edip Sarıcaköy’den gider. Tekrar döndüğünde oğlu İsmail’i fedailerin kaçırdığını öğrenir.  Yunus’u köyüne bağlayacak hiçbir bağı kalmamıştır. Bu nedenle Yunus,  kendini Tapduk Sultan’ın yoluna adamış ve oğlu İsmail’i her yerde aramaya başlamıştır. Fakat gittiği her diyarda aklında dört şey vardır. Eşi Elif ( Sitare)  ölen oğlu İbrahim,  bulmak için yollara düştüğü İsmail ve şeyhi Tabduk Emre.
 
Satı Nine’ye emanet edilen İsmail, daha sonra kaçırılarak köle edilip satılmış ve İsmail’in adı Samuel’e dönüşmüştür.  Samuel, Tanrıya inanmayan bir cellattın kölesi olmuş ve cellat olarak yetişmiştir.
Eşi Sitare ve küçük oğlunu kaybeden Yunus,   şehirden şehire, dergâhtan dergâha gezinirken, hiç bir an oğlunu, eşini ve İsmail’i unutmaz.  Yunus, oğlu İsmail’i  ( Samuel )  emsalsiz bir inatla aramaktadır.  Yunus en sonunda İsmail’i ( Samuel’i ) bulmuştur. Fakat İsmail babasına çok kızgındır. …………
 
 
( GENİŞ ÖZETİ İÇİN TIKLAYIN : OD HAKKINDA KONUSU VE ÖZETİ İSKENDER PALA )
 
ESERDEN ALINTILAR
 
Zalimim karnından aşı eksilmeye görsün mazlumun kanına ekmek doğrar da yer. Ama umutsuz olmamak lazımdır. Ayak kırıldı mı Allah kanat ihsan eder.” (s.42)
“Nefsine ağır geleni sakın kimseye tatbik etme. Düşmanının dahi insan olduğunu unutma. İnsanoğlu için en kutsal ibadet çalışmak, doğruluk ve insan sevgisidir.”(s.61)
“Yanlış olan, zor olan, hüsrana götüren kulun hata yapması değil, hatada israr etmesidir.” (s.133)
Derviş Yunus, artık iyice inandım ki bana yan ama tütme dediler. Sana yan ve yandır denilmiş!.. Sen bizi gizli yüzümüzden tanırsın. Başkasının gözle göremediğin sen kalp ile görürsün. Bahtın açık olsun!.."
 
İLGİLİ LİNKLER
 
 
 





Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...