KARABİBİK HAKKINDA ÖZETİ NABİZADE NAZIM

Ekleyen : ESA , 13 Eylül 2017 Çarşamba aaa Beğen
 
Yazıda “Nabizade Nazım  Karabibik ”   romanı hakkında bilgiler, romanının özeti,  romanın konusu, ana fikri,  romanın kahramanları, romanın olay örgüsü,  romanın yazarı,  “Nabizade Nazım  Karabibik ” hakkında bilgiler “Nabizade Nazım  Karabibik  “   romanın şahıs kadrosu  yazarın diğer romanları, Nabizade Nazım  Karabibik   “   adlı eserden alıntılar yer alır.  Eser hakkında yorumlar,  romanın anlatım tekniği, yazarın bakış açısı, romanın tekniği, romanın türü, çevrildiği diller, eserin basım yılı, basım hikâyesi, yazar ve eseri arasındaki, eserle yazarın biyografisi arasındaki alakalar incelenmiştir.
 
ROMANIN ANALİZİ ESER VE YAZAR HAKKINDA
 
Karabibik adlı roman NABİZADE NAZIM ’ın Zehra[1] adlı eserinden altı yıl sonra yayımladığı bir romandır.  Bazı eleştirmenler tarafından uzun hikâye olarak kabul edilen Karabibik adlı roman Türk edebiyatının ilk köy romanı, realist anlayış ile yazılmış ilk roman olarak da kabul görmektedir.   [2]
 
NABİZADE NAZIM   bu romanını 1890 yılında yayımlamış Servet-i Fünun  dergisinde bölüm bölüm tefrika edilmiş daha sonra 1896 yılında eski yazı ile kitap halinde basılmıştır.  Eser harf inkılabından sonra yeni harflerle de basılmış, günümüze kadar birçok yayıncı tarafından birçok kez yayınlanmıştır.
 
Nabizade Nazım, Karabibik'i yazmak için önce Antalya'nın köylerin gezip görmüş ve araştırmalar yapmıştır. Eserde köylülerin konuşmasını yöresel ağız özellikleri aktarmaktadır. Köylülerin dünyasına inmeyi başaran yazar romanda, arazi, tarla, öküz, hayvan gibi öğeleri öne çıkarmış,  eserinde köy geleneklerine de geniş yer ayırmıştır.
 
Nabizade Nazım ‘ın ilk romanı olan ve edebiyatımızda ilk köy romanı olarak kabul edilen “KARABİBİK  zengini Yosturoğlu,  fakir köylüsü Karabibik,  faizle borç veren Rum bakkal Yani, Karabibik'in kızı Huri ve Yosturoğlu'nun yeğeni Hüseyin gibi tiplemelerindeki doğallık ve gerçeklikle Natüralist ve realist bir anlayışla yazılmıştır. Yazar bu kişilerle köy yaşamını ve kişiler arasındaki ilişkileri doğal bir şekilde yansıtmıştır. Bu kişilerin hepsi eserin yazıldığı dönemde bir Anadolu köyünde karşılaşılabilecek kişilerdir.
 
Köy hayatında önemli olan tarla, bir çift öküz, harmandan harmana borç ödeme, faizle borç alma, kız alıp verme adetleri,  evlilik gelenekleri gibi hususlar realist bir roman olarak kabul edilmesini sağlayan kanıtlar olmaktadır.  Karabibik, deneye dayalı  Naturalist roman anlayışı ile gerçekçi bir yaklaşımla yazılmıştır.
Edebiyatımızın realizm natüralizm akımlarındaki ilk temsilcisi olarak kabul edilen Nabizade Nazım, her iki romanında da reaslist ve natüralist bir yaklaşım sergilemeye çalışmıştır.  O yıllarda moda olan Namık Kemal’in etkisi ile popüler olan romantizminden uzaklaşan yazar, eserlerini gerçekçi bir anlayışla yazmıştır. [3]
 
 
ROMANDA MEKÂN
Hikâye Antalya’nın Kaş ilçesine bağlı Beyelik köyünde geçmektedir.  Romandaki kişiler ve olayların geçtiği mekânlar da o günün gerçeklerine uygundur.  Yukarıdaki parçada mekân Karabibik'in çift sürdüğü tarlasıdır. Bu tür mekân herhangi bir köyde görülebilecek bir mekândır.
 
 
ROMANIN KONUSU VE ÖZETİ
 
Romanın konusu ve olayları Antalya’nın Kaş ilçesine bağlı Beyelik köyünde geçer.  Sekiz dönümlük tarlasında hayatını kazanmak zorunda olan Karabibik, Koca İmamın öküzlerini kiralamaktadır.  Öküzü kirası ve geçim derdinden kurtulmak için kızı Huriyi Koca İmamın kayınçosu Sarı İsmail’le evlendirmeyi planlamaktadır.  
Böylece öküzleri kiralamaktan kurtulacaktır ama Sarı İsmail başka bir kızla evlenince bu planı suya düşer. Tefeci bir Rum’dan yüksek faizle borçlanarak, bir çift öküz alır. Tarlası, öküzleri olduğu için nasıl olsa kızına bir kısmet çıkacaktır. Artık tarlası da vardır, öküzleri de... 
 
ROMANDAN ALINTILAR
 
Kavgalı olduğu toprak ağası Yosturoğlunun yeğeni Hüseyin  kızı Huri’ye aşık olmuştur.  Böyle olunca da Hüseyin ile Huri evlenir. Huri  de Hüseyin ile  evlenince Karabibik için bir sorun kalmamış  artık derin bir huzura kavuşmuştur.
"Din... ha gözüm, ha!... Ç/ç ç/ç ç/ç ç/ç/ Yürrüüü, hööl... dah dahi.."
Karabibik birinci dönümü bitirmek üzereydi. Sağa sağa kaçmaya çalışan "Benekliyi övendirenin burnuyla yola getirmekteydi. Yüreğinde bir sevinç duyuyordu. Saban'in sapına çalımlı çalımlı sarılarak, kuvvetli demirin açtığı çığın üzerinde ağır adımlarla yürümekteydi. Harımın (Tarla ve bahçe çevresindeki çit) yanına kadar yaklaştı, Hayvanları harmanlatıp ikinci dönüme geçti... Hem yürüyor, hem şarkı gibi bir şey mırıldanıyordu: Bas gidelim, yavrum da bas, gidelim!
Etrafta çiftçiler kendilerini işlerine vermişlerdi. Yanı başında Deli Ali Koca İmam'ın tarlasını nadas etmekteydi. İki erkek arada sırada birbirlerine seslenmekteydiler:
Hey Deli Ali! Köşkerli Yusuf Ağa ni halt etmiş?
Körses'e gitmiş: beşlengisini almaya.
Sarı Simayil ni vagıt everiyoo?
Yaydan geri.
Artık Karabibik Huri'yi Sarı Simayil'e vermekten umudunu kesmişti; ama buna da artık lüzum kalmamıştı; çünkü kendisi de çift sahibi, mal sahibi idi.
Bundan geri kızımı yalvaran alsın... Zati, Yosturoğlu'nun yeğeni Hüseyin Huri'ye göz koymuş idi ya! Karabibik o kadar ahmak mıdır? Hüseyin'in daima kendi damı yöresinde dolaşmasındaki hikmeti anlamayacak mı ya. Hey kuzum hey, buna gençlik derler... Kendisi de vaktiyle o zaman böyle ihtiyar değildi; sakalı falan yoktu. Canım insan da ne çabuk kocayor
işte o zaman Huri'nin anası Sıdıka'yı böyle kovalaya kovalaya almıştı... Ya Sıdıka da kendisinden ne kadar kaçar dururdu... Hele bir kere, hiç hatırından çıkmaz, Karabucak köyünün yolunda, mah burada, tiyatronun yanı başında rast gelmişti. Şöyle üzerine doğru yörüyünce kadın: "aman ana" diye zaylak gibi bağıra bağıra koşup kaçmıştı. Ee ayol buna naz ederler. Bu hatıralar Karabibik'in keyfini artırdı. Şarkıyı yüksek sesle söylemeye başladı.
Deli Yusuf'un zurna gibi çarlak sesi uzaktan doğru işitilmekteydi:
Yire batası... Dün ni şekil gelmedin? İreceb'i yola salacaklâmış. Şüüt..."
Karabibik Deli Ali'ye seslendi:
Genem Deli Yusuf ünlüyooo.
He, he ireceb'i uğratacaklâmış deyoo... Senin haberin vâ mı?
Dün gün Yosturoğlu diyoodu, askere gidiyoomuş.
Andalya'dan çağırmışla, muavna (muayene) olacâmış.
Karabibik Yosturoğlu'nun yeğeni Hüseyin'i düşünmeye başladı. Gelecek yıl Hüseyin Esnana girecekti. Kızını bırakıp gidecek demekti. Kim bilir, kaç yıl kalacak? İhtimal dönüp gelemeyecek. Ni hal etmeli? Huri de artık kocamaktaydı.
Harımın deliğinden Huri göründü. Damda canı sıkılmış. Şöyle gezmeye çıkmıştı... Babasının yanına geldi. Öküzlere hayran hayran bakmaya başladı. Baba kız birbirine hiçbir lâkırdı söylemiyorlardı. Sanki iki yabancı gibi davranmaktaydılar. Arkadan Hüseyin de görünmesin mi? Karabibik hâlden anlarcasına gözlerini kırptı.
 

 

 


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...