Keşanlı Ali Destanı Hakkında Konu Özet İnceleme Haldun Taner

Ekleyen : ESA , 15 Kasım 2016 Salı aaa Beğen

 

       Ali of Keshan.jpg            

KEŞANLI ALİ DESTANI

 

  • Yazarı: Haldun Taner
  • İlk Basım Yeri:  İstanbul
  • İlk Yayın yılı: 1964
Yazıda “Haldun Taner’in ,Keşanlı Ali Destanı ”  hakkında bilgiler, özeti,   konusu, ana fikri, kahramanları, olay örgüsü,   yazarı,  “Haldun Taner’in ,Keşanlı Ali Destanı ” hakkında bilgiler “Haldun Taner’in ,Keşanlı Ali Destanı  “  şahıs kadrosu  , “Haldun Taner’in ,Keşanlı Ali Destanı “   adlı eserden alıntılar yer alır.  Eser hakkında yorumlar,   anlatım tekniği, yazarın bakış açısı, tekniği, romanın türü, çevrildiği diller, eserin basım yılı, basım hikâyesi, yazar ve eseri arasındaki, eserle yazarın biyografisi arasındaki alakalar incelenmiştir.
 
 
ESER HAKKINDA GENEL BİLGİLER 
 
Keşanlı Ali Destanı, Haldun Taner ‘in ilk baskısını 1964 yılında yaptırdığı tiyatro eseridir.  Geri kalmışlıktan kaynaklanan batıl itikatları, saçma sapan inançları, bunlardan kaynaklanan korkuları ve abartıları hicveden bu eser,  Türk edebiyatının epik konulu en iyi eserlerinden birisi olarak kabul edilmiştir.
Keşanlı Ali Destanı adlı oyun neredeyse epik özelliklere yaklaşan bir dramdır. Bu drama geleneksel halk tiyatrolarımızın bazı özelliklerini modern bir anlayış ile yorumlaması, gelenekli Türk Tiyatrosu ile bu açılardan bağlantılar kurabilmesi yönünden de ilgi çekebilmiş bir oyundur.
 
Uzun hikâyesinden son kabare oyunlarına kadar sürekli tafralı insanları eleştiren Haldun Taner’in kara mizah yerine bilgece bir yaklaşımı öne alan mizahi tavırları benimsediğini ve sürekli halk yardakçısı tutumlarını  eleştirdiği “ [1]görülür. Bu eserinde de ikiyüzlü, çıkarcı, düzenbaz, züppe ve sahtekâr tipler ele alınmış,  cahil insanların mantıksız batıl itikatları, olaylara ve kişilere abartılı yaklaşımları, saçma bir inanışla kurtarıcı aramaları vb kara mizah örekleri ile ortaya koyulmuştur.  Ana fikrini ortaya koyacak mesajlara çok uygun vaka zincirleri kurgulayan yazarın oyun ve öyküleri bu mesajları çok net anlatmakta oldukça ustalaşmıştır.  Keşanlı Ali Destanı oyunu da bu yönleri ile dikkat çeker.
 
Oyun ilk kez 31 Mart 1964 tarihine Gülriz Sururi-Engin Cezzar tiyatrosunda sahnelenmiş 1964- 1970 yılları arasında Türkiye'de toplam 493 kez sahnelenmiştir. [2]Hala da Türk tiyatrosunun en önemli tiyatro oyunu ve eserlerinden birisi olma özelliğini korumaktadır.
 
Oyun olarak ele alındığında ülkemizde gördüğü ilgi kadar, yurt dışında da büyük bir ilgi görmüş,  Türkiye de defalarca sahnelenen oyun, -2018 yılına kadar 130 kez- [3] Almanya, Çekoslovakya, Macaristan gibi  çeşitli ülkelerde de 342 kez [4]sahnelenmiştir.
 
Oyun 1964 yılında Atıf Yılmaz tarafından aynı adla sinemaya uyarlanmış. Oyunun yazarı Haldun Taner'in Atıf Yılmaz'la birlikte senaryosunu yazdığı bu siyah beyaz filmin başrollerinde Fikret Hakan (Keşanlı Ali) ve Fatma Girik (Zilha) oynamıştır. Eser birkaç kez daha filme alınmış dizi film olarak TV kanallarında gösterime girmiştir.
Oyundaki tiplemeler Gecekondularda yaşayan insanların dünyalarını, yaşam koşullarını, özlem, beğeni hayat anlayışlarını başarıyla ortaya koyabilmiştir. Keşanlı Ali Destanı ülkemizde çok sevildiği gibi pek çok ülke dillerine eser olarak çevrilmiş hatta sahnelenmiştir. Amerika’da, Lübnan’da oyun olarak sahnelenme başarısını göstermiştir.
Keşanlı Ali Destanı, Cumhuriyetin ilk yıllarından Demokrat Parti dönemine kadarki süreçleri mizahi ve eleştirel bir bakışla dile getirmektedir. Eser halkın geri kalmışlığı, batıl itikatları ve yaşamı hakkında mizahi bir eleştiri sunmaktadır.
“Türkiye'de "Gecekondu" deyiminin ilk kez kullanıldığı 1940'lı yıllardan beri birçok film bu sosyal soruna değinmişti. Keşanlı Ali Destanı filmi (ve uyarlandığı tiyatro oyunu) bu konuyu ele alan ilk eserler olması dolayısıyla onu takip eden filmlerde az veya çok bu iki eserden de izlere rastlanmaktadır” [5]Keşanlı Ali Destanı Türkiye’de Gecekondu Sorunun ele alan ilk oyun olmaz özelliğini de taşımaktadır.
 
 
Kitabın konusu:
İşlemediği bir suç yüzünden hapishanede yatan Keşanlı Ali’nin halkın gözünde kahraman haline gelmesi, katili olduğu iddia edilen adamın yeğeni olan  sevdiği kız Zilha'ya kavuşmak istemesi ve  muhtar seçildiği semtin sorunlarına çözümler bulma mücadelesindeki kara mizahi olaylar eserin konusudur.
 
ZAMAN VE MEKÂN
Olaylar Sineklidağ Mahallesi denilen büyük bir şehrin kenar mahallelerinde geçmektedir. Türkiye de gecekondulaşmanın daha yeni başladığı 1950 yıllarından önceki zamanlarda yaşanmıştır.
 
KİTAPTAKİ ŞAHISLAR
 
Ali:  Cesur, genç ve iyi niyetli bir delikanlıdır. İşlemediği bir cinayet onu halk kahramanı yapmış kendisi bu rolü istememiş ama bu rol ona yapışmıştır. Her türlü iyi niyetine rağmen bu rolü sürdürmek mecburiyetinde kaldığından bu durumu kendi yararına da kullanmaya başlar. Fakat iki sorunu vardır. Birisi öldürdüğü iddia edilen adamın yeğenine âşıktır. İkincisi ise muhtar seçildiği mahallenin insanlarını haraç çetelerinden ve kötü niyetli kişilerin ellerinden kurtarmak zorundadır.
Zilha: Gururlu asabi ve Ali’yi peşinden sürükleyecek kadar güzel bir kızdır. Ali’yi sevmekte ama Ali'nin amcasını öldürdüğünü zannettiği için Ali’den uzak kalmaya çalışmaktadır.
Cafer:  Başkalarının isteği ile adam öldürecek kadar kötü niyetli kiralık bir katildir. Zilha’nın amcasını da o öldürmüş, Ali’yi de öldürmek için tutulmuştur. Fakat oyunun sonunda kendisi ölerek cezasını  bulur.
 
ANAFİKRİ:
Ezilen yoksul kesimler bir kurtarıcı aramakta, sorunlarını çözebilecek girişimleri bu kahramanlardan beklemektedir. Çaresiz yoksul insanlar kendi evhamları ve yanılgıları ile yarattıkları hayali kahramanların peşinden koşmaya mahkûm düşmüşlerdir. Toplum kahraman üretmeye meyildir. Her şeye rağmen insanlar kendilerine ait olmayan rollere bürünmemeli, ikiyüzlü çıkarcı, insanların zaaflarını kullanan biri olmamalıdır. İnsanlar dürüst ve namuslu olmalı, toplum ise geri kalmışlıklardan ve hayali kahramanların peşinde koşmaktan kurtulmalıdır.
 
 
ESERİN ÖZETİ:
 
“Romana ve romancıya saygı gereği özet kısa tutulmuş, final bölümü yazılmamıştır. “
Sineklidağ, büyük bir kentin varoşlarında kurulu yoksul insanların yaşadığı bir mahalledir. Ali’de Sineklidağ’da oturan bir gençtir. Zilha isminde ve aynı semtlerde oturdukları bir kızı çok sevmektedir. Fakat Zilha’nın Çamur İhsan adında belalı ve hiç kimsenin sevemediği ve herkesin çok korktuğu bir amcası vardır. Zilha’nın amcası mahallelerden haraç toplayan, belalı ve sevilmeyen bir adamdır.
Bir gün Zilha’nın amcası öldürülür ve suçu Ali’nin üzerine atarlar. Zilha’nın amcası da mahallenin belalılarından biridir. Herkesten haraç toplar ve kimse tarafından sevilmez. Ali bir türlü suçsuzluğunu ispat edemez. Mahallenin en sevilmeyen ve en belalı adamını öldürdüğü için herkes tarafından takdir edilmeye başlanmıştır. Üstelik yattığı hapishanede de meşhur bir belalıyı öldürdü diye ondan korkulmaktadır.   Suçsuz olduğunu, katil olmadığını anlatamayan Ali en sonunda bu ününden faydalanmak zorunda kalmaya başlamıştır. Yaşadığı olayların sonucunda "Bu toplumda sessiz, sakin, efendi olursan her zaman dayak yer, ezilirsin. Ama terbiyesiz, güçlü, zalim, ne dediğini bilmeyen biri olursan, o zaman saygı görürsün". Düşüncesine ulaşır ve böyle davranmaya başlar. Hapishanedeki bazı kavgaları ve başıbozuk hareketleri nedeni ile Ali, iyice meşhur olmuş, neredeyse bir halk kahramanı halinde görülmeye başlanmıştır.
Hapishaneden çıktığı gün gecekondularda oturanlar onu görkemli merasimle karşılar. Ali hapisten bir kahraman olarak çıkagelir. Herkes Ali’nin gözüne girmek çabasına düşmüştür.  Ali'nin hapisten çıkışı muhtar seçimlerinin yapılacağı günlere rastlamaktadır.
.Ali hapisten çıkar çıkmaz muhtar seçilebilmek için ortamın uygun olduğunu fark eder ve mahallenin muhtarlığına adaylığını koyar. Ali birtakım hilelere de başvurarak kendisini mahalleye muhtar seçtirmeyi başarmıştır. Buna rağmen Ali’nin iki farklı çıkmazı vardır. Birincisi, âşık olduğu Zilha, Çamur İhsan'ın yeğenidir ve Zilha, ona düşmanca davranmaktadır. İkincisi ise muhtar olduğu mahallenin pek çok sorunu vardır ve bu sorumluluklarını en iyi şekilde yerine getirmek istemektedir.
Artık, gecekondu mahallesinin her şeyi Keşanlı Ali'den sorulur olmuştur. Mahallede kısa sürede çok şeyi değiştirir. Kahraman gibi görülmesinden de faydalanarak araç olayını da kaldırıp mahalleye bir düzen getirmeyi başarmıştır. Fakat amcasını öldürmekle itham edilip hapiste yattığı için sevdiği kız olan Zilha ile araları iyi değildir. Zilha, amcasını öldürdüğünden dolayı Keşanlı Ali’ye yüz vermemektedir.
 
Bülent Bey adıyla anılan zengin birisi bir işinin icabıyla bu gecekondu semtine gelmiş ve mahallede gezerken Zilha’yı görmüştür. Bülent Bey,  Zilha’yı görür görmez çok şaşırmıştır. Çünkü Zilha, Bülent Beyi terk etmiş olan eski karısı Nevvare’ye çok benzemektedir. Nevvare kızını ve Bülent Bey’i terk ederek bir başkasına kaçmıştır. Bülent Bey’in kızı da Zilha’ya belki de annesine benzediği için aşırı bir yakınlık duymuştur. O yüzden, Bülent Bey Zilha’yı evinde çalışması için ikna etmiş ve Zilha’yı evine götürmüştür.
 
 Zilha ile Ali'nin arası zaten iyice açılmış durumdadır. Zilha’nın Bülent Bey’in konağına bir hizmetçi olarak yerleşmiş olması Ali’yi çok sinirlendirmiştir.  Üstelik evin sahibi olan Bülent Bey’in Zilha ile evlenmek istediği Ali’nin kulağına kadar gelmiştir. Zilha’nın hizmetçilik yaptığı evin sahibi ile evleneceğini de öğrenince Ali çileden çıkmaya başlamıştır.  
Ali kıskançlığından çatlamaktadır. Bu arada, Ali’yi sevmeyen kişiler yavaş yavaş ortaya çıkmakta ve Ali’nin arkasından kuyular kazılmaktadır.  Bülent Bey’in Zilh ile evlenmek istediğini duyan Ali, bu duruma daha fazla tahammül edemez hale gelmiştir.  Ali, Zilha’yı Bülent Bey’in evinden almak için konağa baskına gider. Fakat onu konakta garip bir sürpriz beklemektedir.
Bülent Bey’in eski eşi Nevvare, evini çok özlemiş, sevgilisi ile anlaşamamış kızını ve Bülent Bey’i görmek için konağa gelmiştir.  Ali, kapıyı çaldığında, kapıya Nevvare çıkar ve Ali kapıya çıkan Nevvare’yi Zilha zannederek kaçırır. Fakat çok kısa bir süre sonra yanlış bir kadını kaçırdığını anlamıştır.  
 
Bu arada, Zilha’nın amcasının gerçek katili ortaya çıkmıştır. İsmi de Cafer’dir. Cafer’den Ali’yi öldürmesini isterler. Çünkü Ali  gerçekten çok şeyler başardığı için bunu çekemezler. Durumu geç de olsa anlayan Zilha, Ali’nin yanına döner ve barışırlar. Beraber mutlu bir hayat süreceklerini zannederler, fakat Cafer Ali’yi öldürmekte kararlıdır. Cafer evin önüne gelir ve Ali’den evden çıkmasını ister. Ali tam evden çıkarken ..............
 
HALDUN TANER  HAKKINDA KISA BİLGİ.
 
Galatasaray Lisesi’ ni bitirdi (1935). Almanya’ ya gitti, Heidelberg Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ nde okudu, yurda dönünce (1938) İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü’ nü bitirdi (1950). Edebiyat Fakültesi’ nde tiyatro tarihi dersleri verdi.
Tercüman gazetesinde sanat ve kültür yazıları, fıkralar yazmış (1955-1960), bir ara gazetenin başyazarı olmuştu (1960). Bu fıkralarından bir kısmını genel başlıklarıyla kitap halinde de topladı. (Devekuşuna Mektuplar, 1960, 1977). Pazar sohbetlerini Milliyet gazetesinde sürdürdü ( Mart 1974-Mayıs 1986 )
 
İlk hikâyesi Töhmet, Haldun Yağcıoğlu takma adıyla Yedigün dergisinde (1946) çıkan Taner, gücünü gözlem, mizah ve yergiden alan; konuları büyük şehrin tipik ve türedi yaşamlarından gelme hikâyeleriyle tanındı.
 
SİTEMİZDE İLGLİ LİNKLER
 
[2] http://tr.wikipedia.org/wiki/Ke%C5%9Fanl%C4%B1_Ali_Destan%C4%B1
[3] https://1000kitap.com/kitap/kesanli-ali-destani--26611
[4] https://1000kitap.com/kitap/kesanli-ali-destani--26611
[5] http://tr.wikipedia.org/wiki/Ke%C5%9Fanl%C4%B1_Ali_Destan%C4%B1

 

 

 

 


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...