Kırmızı Saçlı Kadın Hakkında Konu Özet Analiz Orhan Pamuk

Ekleyen : ESA , 25 Nisan 2019 Perşembe aaa Beğen
 
 
Yazıda  “Kırmızı Saçlı Kadın, Orhan Pamuk  ”  romanı hakkında bilgiler, romanının özeti,  romanın konusu, ana fikri,  romanın kahramanları, romanın olay örgüsü,  romanın yazarı,  “Kırmızı Saçlı Kadın, Orhan Pamuk  ”    hakkında bilgiler “Kırmızı Saçlı Kadın, Orhan Pamuk  ”  romanın şahıs kadrosu  yazarın diğer romanları,  “Kırmızı Saçlı Kadın, Orhan Pamuk  ”  adlı eserden alıntılar yer alır.  Eser hakkında yorumlar,  romanın anlatım tekniği, yazarın bakış açısı, romanın tekniği, romanın türü, çevrildiği diller, eserin basım yılı, basım hikâyesi, yazar ve eseri arasındaki, eserle yazarın biyografisi arasındaki alakalar incelenmiştir.
 
ROMANIN YAZIMI BASIMI İÇERİĞİ KONUSU HAKKINDA
 
Kırmızı Saçlı Kadın, tanınmış romancımız Orhan Pamuk’un son çıkan romanıdır. İlk baskısı 2016 yılında yapılmış olan roman, babası ortadan kaybolan bir geçin farkında olmadan, baba olması ve oğlu tarafından da öldürülmesi çizgisindeki, yazarın klasik roman tertibinde yazdığı romanlarından biridir.
Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan roman İstanbul yakınlarındaki bir kasabada liseli bir gencin yaşadığı sarsıcı bir aşk hikâyesi sonucu gelişen olaylara ve sarsıcı tesadüflere dayanır.  
 
Bu romanında Orhan Pamuk, diğer romanlarındaki gibi karmaşa ve kafa karışıklığı sağlayarak pirim kapmak kompleksinden kurtulmuş,  daha sade bir dile yöneldiği gibi başı sonu belli olan bir  roman yazmaya da cüret edebilmiştir.
 
ROMANDAKİ KARAKTERLER 
 
Cem: Gençliğinde kuyucu çırağı olduğu için Jeoloji mühendisi olan gerçek babası ortadan kaybolunca kuyu ustası Mahmut Usta’yı manevi babası yerine koyan, açtıkları kuyuda manevi babasının kafasına kova düşürterek öldürdüğünü sanan bir gençtir.  Âşık olduğu tiyatro oyuncusu Kırmızı Saçlı Kadın ile bir kere birlikte olmuş, ama o kadından bir oğlu olduğunu yıllar sonra öğrenmiştir.  Evlenip çok zengin olan Cem,  manevi babasını öldürdüğü kuyunun başında oğlu tarafından öldürülecek, manevi babını bıraktığı o kuyuya kendisi de düşecektir. Kuyucu çıraklığı yapmadan önce yazar olma hayalleri kuran Cem, , babasından bıraktığı boşluğu Mahmut Usta ile doldurmaya çalışmış ama mühendis olmuştur.  
Kırmızı Saçlı Kadın: Gerçek adı Gülcihan olan Tiyatro sanatçısıdır. Cem ilk aşkı olan bu kadın ile bir kez birlikte olmuş daha sonra bu kadının izini kaybetmiştir. Cem’in babası Akın ile bir ilişkisi olsa da Cem’in babasının ailesine geri dönmesinden sonra Cem’in de babasını n yakın dostu Turhan ile ile evlenmiş, Turhan’ın ölümünden sonra da Turhan’ın kardeşi Turgay ile evlendirilmiştir
Mahmut Usta: Deneyimli bir kuyucudur. Cemi onu manevi babası olarak kabul etmiştir. Cem’i birçok yanlıştan korumaya çalışmış,  Cem için baskıcı, otoriter bir baba kimliği rolünü oynamıştır. Cem, Mahmut Usta’yı öldürdü  bilse de sadece yaralanmıştır.. Cem Öngören’e gelmeden 5-6 yıl önce vefat eder.
Enver: Cem ve Kırmızı Saçlı Kadın’ın oğludur. Muhasebe okuyan Enver, babası gibi yazar olma hevesindedir. Şiirleri birkaç dergide yayınlanmıştır. Hayatında büyük bir başarı gösteremez. Parasız olmaktan çokça şikâyet eder.
Ayşe: Cem’in eşidir. Cem’in eniştesinin akrabası olan Ayşe, Cem ile de üniversitede bu vesile ile tanışır. Eczacılık okur. Cem’e her zaman destek olur.
Turgay: Kırmızı Saçlı Kadın’ın kocasıdır. Cem’in Kırmızı Saçlı Kadın ile tanışmasını sağlamıştır.  Abisinin karısı ile evlendiği için problemleri vardır.
 
 
ROMANIN KONUSU
 
Öykü babası ortadan kaybolan Cem’in yeni bir baba olarak seçtiği manevi babasını istemeden öldürdüğünü zannederek hayatı boyunca vicdan azabı çekmesi,  gayri meşru bir ilişkiden doğan gerçek oğlu tarafından babasını istemeden öldürdüğü kuyunun başında vurularak aynım kuyua düşmesi vaka zinciri üzerinde kurgulanmıştır.
 
Romandaki anahtar olaylar babasını öldürüp annesiyle evlenen Kral Oidipus ile babası Rüstem tarafından bilmeden öldürülen Sührab’ın zıt kompleksleri ve efsanevi öykülerinin yıllar sonra Cem’in başına gelmesi gibi ilginç tesadüflere dayanıyor olmalarıdır.
 
 
ROMANIN ÖZETİ
Romanın zamanı 1980 yıllarıdır. Ailesi ile İstanbul da yaşayan Cem bir lise öğrencisidir. Cem’in eczacı olan babasının siyasi bir geçmişi vardır ve bu eczaneye pek çok siyasi dostu gelip gitmektedir.  Cem babasına her gün yemek götürmekte babasının siyasi arkadaşlarını da orada görmektedir.  
 
Cem’in babası bir gün ortadan kaybolur. Babası daha önce de böyle kaybolmuştur annesinin hal ve hareketlerinden bu kayboluşunun diğerlerinden farklı olduğunu da anlamıştır. Annesini ağlarken görmüş ve en sonunda annesi babasının bir daha gelmeyeceğini söylemiştir.  Babası dönmeyince maddi sıkıntıları ortaya çıkmış Cem, Beşiktaş’taki Deniz Kitabevinde çalışmak zorunda kalır.  Bu kitapçı da Kral Odipus adlı oyunu da okumuş, Rüstem ile Sührap’ın efsanesi de onu çok etkilemiştir. Babasının yokluğuna çok içerleyen Cem, böylece kitaplarla da ilgilenmeye ileride yazar olmak hayalleri de kurmaya başlar. Üstelik üniversiteye hazırlanmak için dershaneye gitmek de zorundadır.
Maddi durumları iyice bozulunca annesi ile Adapazarı’ndaki teyzesinin yanına taşınırlar. Eniştesi, çalışması için Cem’e tarlalarda bir iş bulur.  Tarlada bekçilik yapmaya başlayan Cem, tarlalarda kuyu kazan Mahmut Usta ve çırakları ile tanışmış,  Mahmut Usta, diğer işleri için Cem’i yanına almıştır.  Cem, hem kuyu kazma işini sevmiş hem de daha çok para kazanmaya başlamıştır.
 
Cem ve Mahmut Usta Öngören kasabasına gitmiştir.  Ertesi gün onlara kuyu kazma işini veren Hayri Bey, onlara araziyi gezdirip kuracağı dokuma fabrikası hakkında bilgi verir. Mahmut Usta kuyuyu kazacağı yeri tespit etmiş çalışmaya başlamışlardır. Henüz sondaj makinelerinin olmadığı zamanlarda metrelik kuyular kazıyorlar, eğer suyu bulurlarsa büyük bir kazançlar sağlıyorlardı. Mahmut Usta hiç su çıkmaz denen yerden su çıkarmayı beceren bir adamdı.  Hayri Bey’in arazisinde çalışmaya başlamışlardı Mahmut Usta kazma işini yapmakta Cem ile Ali toprak taşımaktaydı. Akşamları televizyon izlemekte zaman zaman da Öngören kasabasında gezinti yapıyorlardı.  
 
Cem, bu kasaba da bir aile ile tanışır. Cem’in asıl ilgisini çeken ailenin içindeki Kırmızı Saçlı Kadın’dır. Cem ilk görüşte bu kadına aşık olmuş,  artık her akşam bu kadını görebilmek umudu ile Öngören’e gitmeye başlamıştır. Cem, Mahmut Usta’yı artık babası yerine koymuş,  sözünden çıkmamaktadır.  Bir gün Öngören’e gittiklerinde. Mahmut Usta da Kırmızı Saçlı Kadını ve ailesini de görür.  Cem, Mahmut Usta’ya belli etmeden Kırmızı Saçlı Kadını ve ailesini takip eder. Bu kadın ve ailesi bir meyhaneye girmişlerdir.. Meyhanenin camından içeri bakarken Kırmızı Saçlı Kadın’da onu görmüştür. Biraz konuştuktan sonra Cem, Kırmızı Saçlı Kadın ve yanındakilerin bir aile değil tiyatrocu bir grup olduğunu öğrenmiştir.  Bir gün tiyatro çadırına davet edilir ve Kırmızı Saçlı Kadının - yani Gülcihan’ ın- evli olduğunu da öğrenir.
 
Cem, Kırmızı Saçlı Kadın’ı görebilmek umudu ile aynı meyhaneye gider ve orada Turgay adında biri ile tanışır. Tüm amacı tiyatro çadırına girmektir. Turgay sözünde durmayınca bir başka görevliyi bulmuş ve tiyatro çadırına girmeyi başarmıştır.  Çadırda kitapçıda iken okuduğu Kral Oidipus adlı oyun oynamaktadır.  Cem,  oyunda rol alan Kırmızı Saçlı Kadın’ın oyunculuğuna hayran olmuş, ona olan aşkı birkaç kat çoğalmıştır.  Son oyun ise Rüstem ve Sührab’ı adlı bir oyundur.  Bu oyun sayesinde Firdevsi’ nin Şehnamesinde anlatılan “Rüstem ile Sohrap” hikâyesini öğrenir. Kral Oidipus’u oğlu öldürmüş, Rüstem’i Zal ise, karşısına çıkartılan rakibinin oğlu olduğunu bilmeden oğlu Sührab’ı öldürmüştür.   İbretlik Efsaneler Tiyatrosu oyuncusu Kırmızı Saçlı Kadın’ın bu oyunda söylediği “Kimse babasız yaşayamaz” sözünden de oldukça etkilenmiştir.  Tiyatronun sonunda Cem ve Kırmızı Saçlı Kadın,  Öngören sokaklarında dolaşır. Sonunda Kırmızı Saçlı Kadın’ın kaldıkları eve kadar konuşma sırasında Kırmızı Saçlı Kadın, Turgay ile evli olduğunu ve Turgay’ın İstanbul’a gittiğini anlatmıştır.
 
Fakat Kırmızı Saçlı Kadın onu içeri almıştır. Cem ile kadın o gece birlikte olur.  Cem o gece çalıştıkları araziye gitmeye çalışmış ancak sabaha karşı saat dörtte gelebilmiştir. Cem, Mahmut Usta’nın sorularını ufak yalanlar söyleyerek geçiştirir. Buna rağmen sabah erkenden kalkıp ve Mahmut Usta’ya yardım etmeyi başarmıştır.
 
Bu arazide epeydir kuyu kazmalarına rağmen Mahmut Usta bir türlü suyu bulamamıştır. Hayri Bey de işin uzamasına sinirlenmiş Mahmut Usta’ya ödeme yapmayacağını ve yardım etmeyeceğini söyleyerek Ali’yi yanlarından almıştır.
Kırmızı Saçlı Kadın ile yaşadığı gecenin ertesinde zaten çok uykusuzken bir de Ali’nin yokluğu nedeni ile o gün hayli hırpalanır.  Mahmut Usta’ya yardım etmekte zorlanır. Mahmut Usta’nın uyarılarına rağmen uykusuz ve yorgun olduğunu kabul etmez. Kuyunun dibinden çektiği kovayı elinden kaçırınca kova da kuyunun içine düşer. Mahmut Usta’ya seslense de Mahmut Usta’dan cevap alamaz.  Kova Mahmut Usta’nın kafasına düşmüş olmalıdır. Bunun üzerine Cem, yardım bulmak umuduyla Öngören’e kadar koşup Kırmızı Saçlı Kadın’dan yardım istemeye gider ancak kapıyı başka biri açmış ve Kırmızı Saçlı Kadın ve diğerlerinin gittiğini söylemiştir.  Cem iyice paniklemiş ve araziye geri dönmüştür. Kuyuya yaklaşsa da Mahmut Usta’dan ses çıkmamış ve eşyaları toplayarak Öngören’den kaçmıştır.
Cem eve döndükten sonra kimseye bir şey anlatmaz. Uzun bir süre hapse düşeceği korkusu ile dolaşır. Üstelik yaşadığı vicdan azabı hiç peşini de bırakmamaktadır. Dershaneye yazılmış üniversite sınavını kazanmış,  işte bu sürelerde de yeniden kitapçılarda çalışmıştır.  
Fakat manevi babasını kuyuya gömmüş olmak aklından çıkmayacaktır. Bu nedenle yazar olmayı bırakıp Jeoloji mühendisi olmaya karar vermiştir. Bu bölümde okurken eniştesinin akrabası olan Ayşe adındaki Eczacılık okuyan bir kıza da yardım eder. Zamanla Ayşe ile arkadaş olmuşlar. Üniversiteden sonra da evlenmişlerdir. Cem hayatını düzene sokmuş olsa da, Mahmut Usta’yı ve Kırmızı Saçlı Kadın’ı asla unutmamıştır.
 
Cem ile Ayşe evlenmişler ama çocukları olmamaktadır. Bu yüzden doktora gitseler bile bir çare bulamazlar. Mühendis olarak çalışan Cem,  bir arkadaşının yardımıyla yurt dışı çalışan şirketlerle çalışmaya başlamış, ilerleyen yıllarda bir inşaat firması bile kurmuştur. Cem bu firmanın adını Sührap koymuştur.  Sührab kısa sürede büyümüş Ayşe bu şirketi yönetirken Cem de daha büyük bir firmada çalışmaya başlamıştır. Sührab kısa sürede büyüyünce Cem, Ayşe’ye yardım etmeye başlar. Sührab yatırım amacıyla birçok yerden arsa satın almaktadır. Bu arsalardan biri de Öngören’dedir.
 
Bu sıralarda Enver adında biri Cem’e velayet davası açmıştır. Cem bunun kim olduğunu öğrenmek isteyince Enver’in Kırmızı Saçlı Kadın’ın oğlu olduğunu anlar. Üstelik yapılan testler sonunda Cem’in Enver’in babası olduğu ortaya çıkar.  Cem ise bu olanları Ayşe’den saklamıştır. Ama Ayşe’de bunu öğrenir.
 
Sührab, Öngören’de iş yapmaya başlamış ama Öngören’liler Sührab şirketinin sahibin bir zamanlar burada kuyucu çıraklığı yapmış olmasını öğrendiklerinden dolayı arsalarına değerinde çok fiyat istemeye başlamışlardır.  Cem, bu olaylar sırasında bir Öngörenliden Mahmut Usta hakkında bilgi almış, Mahmut Usta’nın o kuyuda ölmediğini öğrenmiştir. Oysaki Mahmut Usta  Cem Öngören’e gelmeden 5-6 yıl önce eceli ile ölmüştür.
 
 Cem,  Öngörenlileri ikna etmek için orada bir konuşma yaparken ilk aşkı olan Kırmızı Saçlı Kadın’ı da onu dinlerken görür. Konuşmadan sonra Cem, Kırmızı Saçlı Kadın ile bir köşeye çekilerek uzun uzun konuşurlar. Buy konuşmada Kırmızı Saçlı Kadın’ın gençliğinde Cem’in babasının da sevgilisi olduğunu ama Cem’in babasının Cem’in annesi ile evlenmesinden sonra Turgay ile de evlendiğini anlatır. Yani Cem ve babası aynı kadına âşık olmuşlar ve aynı kadınla birlikte olmuşlardır.
Kırmızı Saçlı Kadın ona bütün gerçekleri anlatır. Cem’in babası Akın ile  ilişkisi  olmuş, Cem’in babası annesi ile evlenince  Cem’in de babasını n yakın dostu Turhan ile evlenmiş, Turhan’ın ölümünden sonra da Turhan’ın kardeşi Turgay ile evlendirilmiştir
 
Turgay ile bir tiyatro ekibi kurmuşlar Öngören’e geldiğinde Cem ile tanışmıştır. Cem’in, babası Akın’a benzemesi nedeni Cem’e ilgi duymuş, Cem ile Akın’ın baba-oğul olduklarını tiyatro çıkışı Cem ile konuşurken anlamıştır.  Cem ile birlikteliğinden hamile kalınca babasının kim olduğu hakkında uzun süre şüphe duymuş gerçekler sonradan ortaya çıkmıştır.
Üstelik Cem babasının eski sevgilinden bir de oğul sahibi olmuştur. Cem, Enver’i görmek istese de Enver, babasını görmek istemez.
 
Cem,  daha sonra Mahmut Usta ile kazdıkları kuyuyu görmek istemiş ve çok büyüyen Öngören de o kuyuyu bulamayacağını anlayınca yanına birisini bulması gerekmiştir. Kırmızı Saçlı Kadın bu iş için Serhat adında birini önerir. Serhat, Cem ‘i kuyunun olduğu yere kadar götürüp ortadan kaybolur. Yalnız kalan Cem karanlıkta beklerken Ayşe, Cem’e kızarak yanındaki kişinin Enver olabileceğini söyler. Ayşe’nin uyarısı üzerine Cem, yanındakinin Enver olduğunu anlar. Baba oğul karşılıklı tartışırlar. Cem, tabancasını çıkarınca ateş alan tabanca Cem’in gözüne denk gelir ve Cem o kuyuya düşer. Oidupus ve Sührab’ın hikâyesi gelmiş onu bu kuyuda bulmuştur.


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...