Küçük Ağa Romanı Hakkında ve Analizi Tarık Buğra

Ekleyen : ESA , 18 Nisan 2015 Cumartesi aaa Beğen
 
Yazıda “TARIK BUĞRA- KÜÇÜK AĞA  ”   romanı hakkında bilgiler, romanının özeti,  romanın konusu, ana fikri,  romanın kahramanları, romanın olay örgüsü,  romanın yazarı,  “TARIK BUĞRA- KÜÇÜK AĞA” hakkında bilgiler “TARIK BUĞRA- KÜÇÜK AĞA  “   romanın şahıs kadrosu  yazarın diğer romanları, “TARIK BUĞRA-  KÜÇÜK AĞA “   adlı eserden alıntılar yer alır.  Eser hakkında yorumlar,  romanın anlatım tekniği, yazarın bakış açısı, romanın tekniği, romanın türü, çevrildiği diller, eserin basım yılı, basım hikâyesi, yazar ve eseri arasındaki, eserle yazarın biyografisi arasındaki alakalar incelenmiştir.
 
 
KÜÇÜK AĞA ROMANI  HAKKINDA
 
Küçük Ağa; Tarık Buğra ’nın filme de alınmış olan en tanınmış romanlarından biridir. Tarık Buğra bu eserinin ilk baskısını 1963[1] yılında yaptırmış eser kısa zamanda haklı bir şöhrete de kavuşmuştur. Yazarın bu romanı Osmancık ile birlikte en önemli romanlarından biridir.
 
Roman,  Milli Mücadele   yıllarını  Ankara veya İstanbul’dan değil Hilafet yanlısı bir kasaba olan Akşehir’den bakarak anlatmaya başlayan, resmi kuvvetlerin değil, yerel direnişlerin ve çetelerin  gözlerinden ve onların cephesinden bakarak aktaran bir romandır.
 
Roman,  Milli mücadele yıllarını,  işgalciler, hilafet yanlıları, Kuvayı Milliyeciler, Kuvayı Milliyecilerle birlikte hareket eden çeteler veya kendi çıkarlarına  hizmet eden  eşkıyalar ve Çerkez Ethem taraftarları ile  milli mücadeleye karşı kayıtısız kalan insanların arasından  ortamı anlatmaktadır. “Eserin en önemli teması dönemin en büyük çatışması olan Kuvayımilliye ile padişah arasındaki iktidar mücadelesidirKuvayımilliye taraftarları padişahı kurtarmayı amaçladıklarını, padişahın İngilizlerin elinde tutsak olduğu fikirlerini savunurken; İstanbul Hükümeti Kuvayımilliye taraftarlarını isyancı olarak görür ve haklarında fetva çıkarır.”[2]
 
Roman, tarihi roman türünde yazılmış  en önemli yapıtlarımızdan biridir.  Tarık Buğra   bu romanı ile 1960  yıllarına kadar yazılan popüler tarihi romancılıktan farklı bir çizgide bir roman yazmış,  kahramanlık konularını destansı bir bakış açısı ile yazan klişe tarihi Türk romancılığına yeni bir bakış açısı getirmiştir.  Tarık Buğra, bu ve diğer tarihi romanlarında “farklı noktaları görmüş ve değerlendirmeleriyle Türk insanına yeni pencereler açabilmiş bir romancıdır. Tarihî romanda var olan klişeleşmiş popülerlik anlayışından uzaklaşarak bir tür kültür romanı yazmak istemiştir.”[3]
 
Romanda herşeyi duyan bilen, gelecekten ve geçmişteki herşeyden haberdar, “kahramanlarını geçmişlerini, geçmişte neler yaptıklarını, nerelerde bulunduklarını, içinden geçirdiklerini, ruh hallerini bilen, sevinçlerinden ve üzüntülerinden” [4]haberdar olan “ İlahi, tanrısal veya “ hâkim bakış açısı olarak da adlandırılan bakış açısı kullanılmıştır.
 
Roman, Milli Mücadele yıllarını çok boyutlu ve karşıt cephelerden bakarak anlatmıştır. Yazarın bu yaklaşımını Rumların ve Ermenilerin yaşadığı mekânlardan, Müslüman mahallelerinden, Yanaki’nin meyhanesinden, Çakırsaraylı’nın çetelerinden, hilafet yanlısı imamların gözlerinden Çerkez Ethem’in cephesinden, Yemen gazisi Çolak Salih ve Kuvvacıların gözleri ile ne yapacağını, kime inanacağını nasıl davranıp kimden yana olacağını şaşırmış olan   ahalinin dünyalarından izleyerek görmek de mümkündür.
 
Romanın başkahramanı İstanbullu bir aydındır. Fakat İstanbullu Hoca Yakup Kadri’nin Yaban, Halide Edip’in Vurun Kahpeye, Kemal Tahir’in Yorgun Savaşçı romanlarındaki başkahramanlar gibi Anadolu’ya ve insanına tiksinti ile bakan bir aydın değildir. Roman “İstanbullu aydının  Anadolu ve halkına olumsuz, bedbin, karamsar, kötümser,  bakış  açısıyla değil, kökü Anadolu’ya  bağlı”  [5]ve onun halkıyla bir düşünen ve duyan bir aydının bakış açısıyla  bakılmıştır.
 
Milli Mücadele yıllarındaki ülkenin durumunu çeşitli boyutlarıyla ortaya koymak isteyen romancı, farklı düşünen veya farklı eylemlerde bulunan kesitlerin  dünyasından  o yılları anlatmıştır.  Roman bu yaklaşımı ile cephe gerisinde kutuplaşan kesitleri, aldıkları pozisyonları,  düşünme biçimlerini ve tepkilerini başarı ile ortaya koymuş, milli mücadele ve arka planında cereyan eden  olumlu olumsuz tüm oluşumları başarı ile ortaya koymuştur.
 
Roman  Türk toplumunun o yıllarda yaşadığı kamplaşmaları,  zorlukları, acıları, ihanetleri başarı ile anlatmıştır.  Tüm bu zor şartlara   İstanbul Hükümeti, padişah, fetvalar, işgaller, ihanetçi çeteler ve duyarsız kalan bir kısım halka rağmen  Kuva-yi Milliye'nin  istiklali kazanmak için gösterdiği mücadele romanın odak noktasını oluşturmaktadır.
Birinci Dünya Savaşı ile birlikte Osmanlı Devleti eski gücünü  kaybetmiş, ülkenin işgali başlamış, ülkede  isyanlar ve çeteler  kol  gezmeye başlamıştır.
 
Akşehir’deki bir camide imamlık yapan Küçük Ağa,  hilafet ve padişah yanlısıdır.  Ahaliden bazıları Kuvvacı/Millici denilen, ne oldukları, neyi temsil ettikleri pek bilinmeyen birilerinin açtığı savaşa katılıp katılmama konusunda çok tereddüt etmektedir. Eşkıyalar halkı soymakta, her dağda bir çete grubu kol gezmekte, bir yandan da işgalciler yurtta ilerlemektedir.  
Sadece "halife-i ruyi zemin" olan  padişahın açtığı sancağın altında savaşılacağı  inancıyla yaşamış insanlar , işgal haberleri yayılırken  ne yapacaklarını şaşırmış durumdadırlar.
 
Roman, Tarık Buğra’nın kendi deyimi ile “ destanlara yakışır bir konuyu ele almasına rağmen, destan değil, gerçekliği anlatan bir romandır”. [6] İttihatçıların ve Kuvvacılar arasında kalan inanç ve gelenekleri ile  mevcut şartlar karşısında ne yapacaklarını şaşıran, başsız ve idaresiz kalan, kendisi ve kendi adına geleceği için karar vermeye çalışan bir ahalinin  gözünden milli mücadele ve ve yılları anlatılmıştır.  
 
Roman, 1983 yılında TRT tarafından dizi filme dönüştürülmüş ve  bu dizi oldukça yoğun bir ilgi görmüş bir kaç kez de yeniden yayınlanmıştır.
 
 
ROMANIN KISA ÖZETİ
 
Salih, Yemen cephesinde sağ kolunu, sağ yanağını ve sağ kulağını bırakarak Akşehir’e dönmüştür. Rum asıllı çocukluk arkadaşı Niko ile karşılaşır. Niko’nun amacı çocukluk ve gençlik yıllarından beri kıskandığı Salih’i  ezip ondan intikamını almaktır.
Akşehir’de “ İstanbullu Hoca “ diye anılan Mehmet Reşit Efendi, 1918’de İstanbul’dan  Akşehir’e imam olarak gelmiş,  Emine ile evlenmiştir.   Asıl görevi Akşehir’deki ahaliyi padişaha bağlı tutmaktır. Hoca padişaha bağlı olduğundan Kuvayi Milliyetçilere de karşıdır. Bu sırada Yunanlılar Anadolu’ya girmiş, Kuvva’yı Milliyeciler “ve önderleri Haydar Bey halkı  düşmana karşı direnişe çağırmaktadır.  Padişah’ın ilan etmediği savaşın şeriata uygun olmadığını savunan  İstanbullu Hoca Kuvay-ı Milliyecileri vatana ihanetle suçlamakta, Padişah’ın desteklenmesini istemektedir.
 
Ankara’dan  “İstanbullu Hoca” için “vur emri” çıkarılınca İstanbullu Hoca  Akşehir’den kaçarak Çakırsaraylı çetesine sığınır.   Çakırsaraylı çetesine katılan Hoca, sarığını çıkarıp sakalını keser ve eşkıya kılığına girer.  O artık İstanbullu Hoca değil  namlı çete Küçük Ağa’dır.
 
Burada  nam kazanarak “Küçük Ağa” diye anılmaya başlamıştır.  Kuvay-ı Milliyeciler çeteyi kıstırır ama Küçük Ağa  kaçarak bu baskından kurtulmuştur. Çerkez Ethem ve çetesine sığınan Küçük Ağa  Ethem’in ortanca kardeşi Tevfik Bey’in çetesine   müfreze başı olarak katılmış, hilafetin siyasetine dair düşünceleri de değişmeye başlamıştır. Küçük Ağa,   Kuvvayı Milliyeciler ile hilafetin politikaları üzerinde düşünmeye başlamıştır.
Kuvvacılar, I. Dünya Savaşı Arabistan cephesi gazisi Çolak Salih’e Hoca’yı yakalama görevi vermişlerdir.  Çolak Salih, Hoca’yı bulur ve onunla konuşur.  Fakat İstanbullu Hoca, Kuvay-ı Milliye’nin  haklılığını kavramıştır. Çolak Salih’in de etkisiyle  taraf değiştirip Kuvay-ı Milliyeci olur.
Artık milli mücadele yanlısı olan Küçük Ağa; Milli Mücadele hareketine destek vermeye ve bu uğurda savaşmaya başlamıştır. [7]
 
 
 
 
 
[1] Yrd. Doç. Dr. Ömer SOLAK, AKADEMİK BAKIŞ DERGİSİ Sayı: 26 Eylül – Ekim 2011
[2] Arş. Gör. Adem GÜRBÜZ, “KÜÇÜK AĞA” ROMANININ TEMATİK VE YAPI BAKIMINDAN İNCELENMESİ, http://www.jasstudies.com/Makaleler/1832467974_G%C3%BCrb%C3%BCzadem_S_839-858.pdf
[3] İlknur TATAR KIRILMIŞ, TARİHİ ROMANLARDA DEĞİŞEN BAKIŞ AÇISI, KÜÇÜK AĞA VE KÜÇÜK AĞA ANKARA’DA, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi Cilt: 6 Sayı: 28
[4] Arş. Gör. Adem GÜRBÜZ, “KÜÇÜK AĞA” ROMANININ TEMATİK VE YAPI BAKIMINDAN İNCELENMESİ, http://www.jasstudies.com/Makaleler/1832467974_G%C3%BCrb%C3%BCzadem_S_839-858.pdf
[5] Yrd. Doç. Dr. Rıza BAĞCI, TARIK BUĞRA’NIN KÜÇÜK AĞA ROMANINDA MEKAN OLARAK ANADOLU,
 CBÜ SOSYAL BİLİMLER DERGİSİ Yıl : 2013 Cilt :11 Sayı :1
[6] http://www.idefix.com/kitap/kucuk-aga-tarik-bugra/tanim.asp?sid=FJH9YF4QTA3AQTIVKL8T
[7] https://edebiyatvesanatakademisi.com/kitap-ozetleri-ve-elestirileri/kucuk-aga-roman-ozeti-tarik-bugra/33639

 



Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...