Küçük Paşa Hakkında Konu Özet İnceleme Ebubekir Hâzım Tepeyran

Ekleyen : ESA , 10 Nisan 2019 Çarşamba aaa Beğen
 
 
Yazıda “Küçük Paşa, Ebubekir Hâzım Tepeyran”   romanı hakkında bilgiler, romanının özeti,  romanın konusu, ana fikri,  romanın kahramanları, romanın olay örgüsü,  romanın yazarı,  “Küçük Paşa, Ebubekir Hâzım Tepeyran”    hakkında bilgiler “Küçük Paşa, Ebubekir Hâzım Tepeyran ”    romanın şahıs kadrosu  yazarın diğer romanları,  “Küçük Paşa, Ebubekir Hâzım Tepeyran ”    adlı eserden alıntılar yer alır.  Eser hakkında yorumlar,  romanın anlatım tekniği, yazarın bakış açısı, romanın tekniği, romanın türü, çevrildiği diller, eserin basım yılı, basım hikâyesi, yazar ve eseri arasındaki, eserle yazarın biyografisi arasındaki alakalar incelenmiştir.
 
ESERİN YAZIMI BASIMI KONUSU İÇERİĞİ YAZARI HAKKINDA 
 
Küçük Paşa, Ebubekir Hâzım Tepeyran’ın ilk baskısı Osmanlıca olarak “ ilkin Yeni Şeyler Birinci Kitap: Küçük Paşa” adı ile  1910 yılında[1] Osmanlıca olarak basılmış romanıdır.  Roman o yıllarda yeterli ilgiyi görmemiş fakat Cumhuriyetin ilanından sonra edebiyatımızda Köy Romancılığının rağbette olduğu yıllarda bizzat yazarın kendisi tarafından sadeleştirilerek ve Latin harfleri ile 1947 yılında tekrar yayınlanmıştır.
 
Romanın 1910 baskısının önsözünde roman “ bir köylü çocuğun muhayyel sergüzeşti “ şeklinde tarif edilmiş “  Türk Edebiyatında en geniş şekliyle bir Anadolu köyü ilk olarak bu romanda yerini almıştır‛ (Hayber 1988: 15).[2]
Yazar, Oktay Akbal’ın dedesi olan Ebubekir Hâzım Tepeyran ’ın bu romanı Türk edebiyatında bir Anadolu köyünü en detayı en, gerçekçi ve en geniş şekilde anlatan ilk roman olma özelliği taşır.   Yazan ilk ve tek romanı olan bu romanda Orta Anadolu’da bir köy, ama büyük ihtimalle yazarın kendi memleketi olan Nğde’den[3] bir köy gerçekçi bir bakış açısıyla tasvir edilmiş,  romandaki köylüler yöresel ağız özellikleri ile konuşan, yazarın bizzat kendi tecrübeleri ve hatıralarını da yansıtan bir roman şeklinde yazılmıştır.[4] Roman edebiyat tarihimizde “ bir köy hayatına dair en net ayrıntıların verildiği “  ilk roman olma özelliği taşımaktadır.
 
Küçük Paşa’da; konakta yedi buçuk yıl yaşadıktan sonra köyüne dönmesi, orada yaşadıkları ve ölümü trajik bir şekilde anlatılır.
 
Romanda anlatılan olaylar, 1312 yılı Şubat ayında annesi ile birlikte İstanbul’da bir konağa gelen Salih ile Selime’nin konakta başlarından geçen olayları Daha sonra Salih’in dokuz yıl öncesine döner ve Salih’in istibdat dönemi yıllarında köyde yaşadığı olayları anlatmaktadır. “Yazar, romanında köylüleri ağız özellikleriyle canlı bir şekilde konuşturmuş, zaman zaman köylülerin âdetlerine ve yaşayışına dair ayrıntılar vermiştir.”[5]
Bu küçük köy, dört taraftan yüksek, alçak, çoğu çıplak dağlarla çevrilmiş, enine boyuna birer ikişer saat uzayan ve topraklarının kuvvetiyle ünlenen bu ovanın kuzeybatısına doğru keman sapı şeklinde kıvrılarak iki dağ silsilesinin arasına girdiği yerde kurulmuştur‛ (s. 13).
 
 
KONUSU:  
 
Keleşoğlu Ali’nin ailesinin İstanbul’a gelmesi ve oğlu Salih ile ailesinin Paşa konağındaki müreffeh hayatlarının Paşa’nın ölümü ile sona ermesi ve ailenin yedi buçuk sene sonra yeniden köy hayatına dönmeleri ama Küçük Paşa Salih2’in kurtlar tarafından parçalanması konusu üzerine kurgulanmıştır.
 
ROMANDAKİ KARAKTERLER
 
Küçük Paşa: Köyünde yaşarken İstanbul’daki paşa konağına getirilen Salih adındaki romanın kahramanıdır başkahramandır. Konakta el üstünde tutulurken Paşa’nın ölümüyle köye gönderilir ve köyde kurtlar tarafından parçalanır.
Keleşoğlu Ali: Saf, temiz bir Anadolu köylüsüdür. Küçük Paşa’nın babasıdır.
Sadrazam Paşa: Küçük Paşa’yı çok seven onu evladı gibi kendi konağında yetiştiren iyi yürekli bir Osmanlı Paşasıdır.
 
ÖZET
 
Niğde’nin bir köyünde yaşayan Keleşoğlu Ali askere çağrılmış, askerlik hizmetini yapacağı yeri belirlemek için çekilen kurada İstanbul’u çekmiştir. Bunun üzerine Keleşoğlu Ali askerlik hizmetini yapmak için İstanbul’a gider.
Keleşoğlu Ali, askerlik görevi için gittiği İstanbul’da hemşerisi Kamil ile karşılaşır. Kamil, Sadrazam Suat Paşa’nın yanında çalışan bir kişidir.  İki arkadaş oturup köylüleri ve aileleri hakkında uzun uzun konuşurlar. Bu konuşma esnasında Ali karısının doğum yapmak üzere olduğunu da söyler.
 
Oysaki sadrazamın eşi de yeni doğum yapmak üzeredir ve Sadrazam’ın yengesine  bir sütanne lazımdır. Bunun üzerine Kamil,  Sadrazam’ın yanına giderek durumu anlatır. Böylece Kamil, Keleşoğlu Ali’nin köydeki hamile eşinin İstanbul’a getirtilmesini sağlar.  Keleşoğlu Ali ‘nin eşi Selim’e Sadrazam’ın  yengesinden doğacak çocuğu için sütanne olacaktır.
Sadrazam’ın yengesinin bir oğlu olmuş ona Haldun adını vermişlerdir.  Keleşoğlu Ali ve Selime’nin oğlunun adı ise Salih’tir. Selime kendi oğlu Salih’i haftada iki gün, Paşa’nın yeğeni Haldun’u ise her gün emzirmektedir.    
Haldun konuşmaya başlayınca,  babasına “Paşababa” demeye başlamıştır. Lakin Selime ile Ali’nin oğlu Salih’de Suat Paşa’ya  “ Paşababa” diye seslenmektedir.  Fakat Paşa’nın yengesi bundan çok hoşlanmamıştır.  Kocasının, Salih’i kendi oğlu kadar sevmesinden de biraz rahatsız olmaktadır. Suat Paşa Salih’i kendi oğlu Haldun kadar da sevmektedir ve konaktaki herkes Ali’nin oğlu Salih’e de Küçük Paşa demektedir.
 
Paşa ise, çocukları olmadığı için, bütün sevgisini bu iki çocuğa vermiştir, onları ikiz gibi giydirmekte ve hep onlarla ilgilenmektedir.  Kleşeoğlu Ali’nin hanımı ve Salih’in annesi olan Selime, konakta Niğde ağzı, saflığı ve güzel yüreği ile kendini sevdirmiştir. Askerliğini yapmakta olan Ali, ayda bir izin alarak konağa gelebilmekte eşi ve oğlu ile görüşmektedir.
Yedi yıl sonra Keleşoğlu Ali eşini ve Salih’i alarak köye dönmek ister fakat Suat Paşa öz oğlu gibi sevdiği Salih’i onlara bırakmaz. Keleşoğlu Ali ile Selime  köye döndükten sonra  bir birlerinden ayrılmışlar ve ikisi de başkaları ile evlenmişlerdir.
Akabinde Sadrazam Suat Paşa ‘da ölünce; Salih konaktan çıkartılıp köyüne gönderilir.
Küçük Paşa, paşa konağından gelip köyde yaşamaya başlayınca bu duruma alışamaz. Babası Keleşoğlu Ali ile yaşamaya başlamıştır ama hem üvey anne hem de köyün şartları ona çok zor gelmektedir. Üstelik yeni bir svaş çıkmış, Keleşoğlu Ali yeniden askere çağrılmıştır.
 
Üvey annesi Küçük Paşa’ya olmadık eziyetler yapmaktadır. .Babası askere gidince de üvey annesi onu sokağa atmıştır. Paşa’nın karısı ise rüyasında eşini görmüş ve Salih’i gönderdiği için eşine sitem etmiştir.  Kadın vicdan azabı çekerek ve Salih’i köyden İstanbul’a göndermesi için Kaymakam’a telgraf çekmiştir. Kaymakam bunun üzerine Salih’i aldırtmak için köye adam gönderir.  Ancak kaymakamın adamları Salih’i ölü bulurlar. Salih üç gün önce s kurtlar tarafından parçalanmıştır.
 
 
[2] HAYBER, Abdülkadir (1988), Ebubekir Hâzım Tepeyran, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı
Yayınları
[4]Necati TONGA, EBUBEKİR HÂZIM TEPEYRAN’IN KÜÇÜK PAŞA ROMANINA YANSIYAN
KÖY HAYATI http://turkoloji.cu.edu.tr/pdf/necati_tonga_tepeyran_koy_hayati_kucuk_pasa_romani.pdf
[5] Necati TONGA, EBUBEKİR HÂZIM TEPEYRAN’IN KÜÇÜK PAŞA ROMANINA YANSIYAN
KÖY HAYATI http://turkoloji.cu.edu.tr/pdf/necati_tonga_tepeyran_koy_hayati_kucuk_pasa_romani.pdf
 


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...