Kuyucaklı Yusuf Yazımı Basımı Konu Özet İnceleme Sabahattin Ali

Ekleyen : ESA , 09 Şubat 2019 Cumartesi aaa Beğen
 
 
Yazıda “Sabahattin Ali’nin Kuyucaklı Yusuf   ”   romanı hakkında bilgiler, romanının özeti,  romanın konusu, ana fikri,  romanın kahramanları, romanın olay örgüsü,  romanın yazarı,  “Sabahattin Ali’nin Kuyucaklı Yusuf    ” hakkında bilgiler “Sabahattin Ali’nin Kuyucaklı Yusuf     “   romanın şahıs kadrosu  yazarın diğer romanları, “ Sabahattin Ali’nin Kuyucaklı Yusuf   “   adlı eserden alıntılar yer alır.  Eser hakkında yorumlar,  romanın anlatım tekniği, yazarın bakış açısı, romanın tekniği, romanın türü, çevrildiği diller, eserin basım yılı, basım hikâyesi, yazar ve eseri arasındaki, eserle yazarın biyografisi arasındaki alakalar incelenmiştir.
 
KUYUCAKLI YUSUF'UN YAZIMI BASIMI YAZARI HAKKINDA  
 
Sabahattin Ali’nin  ilk önce Tan gazetesinde 1936 tefrika ettiği daha sonra 1937 yılında  kitap haline getirerek yayımladığı  Kuyucaklı Yusuf , Sabahattin Ali’nin ilk romanı olduğu gibi Türk Edebiyatında yazılan ilk  kasaba romanı olmaktadır.
Edirne'nin Gümülcine kazası Egridere köyünde dünyaya gelmiş olan yazar, babası piyade yüzbaşısı (Cihangirli) Selahattin Ali Bey'in görevleri nedeni ile öğrenimini İstanbul, Çanakkale ve Edremit'in çeşitli okullarında tamamlamış, dolayısı ile küçüklüğünden itibaren Anadolu’yu köylerini, şehirlerin ve kasabalarını yakından tanıma şansını elde etmişti.
 
Sabahattin Ali  Konya'da bulunduğu sırada, Türkiye Komünist Partisi ile ilişkisi olduğu Atatürk’ü hicveden şiirler yazdığı gerekçesiyle tutuklanmış (1931), bir yıla mahkûm olmuş Aydın Cezaevinde yatmıştı.   Aydın'daki cezaevinde yatarken tanıştığı ve hayatını dinleyerek etkilendiği Yusuf'un yaşadıklarından yola çıkarak[1]  Kuyucaklı Yusuf adlı romanını yazmıştı.  Bu nedenle Kuyucaklı Yusuf yazarın 1931-1932 yılları arasında yazıp tamamladığı  [2]  üç cilt olarak tasarladığı romanın ilk cildiydi. Fakat üc cild halinde düşündüğü bu roman serisinden sadece ilki olan Kuyucaklı Yusuf’u yazıp bitirmişti. Sabahattin Ali   , Cevdet Kudret Solok ile yaptığı söyleşide bu üç cildi de tamamlasa idi ikinci cildin Çineli Kübra, üçüncü cildin de dağdan şehre inen Yusuf'u anlatacağını ifade etmişti [3]. Netice olarak Kuyucaklı Yusuf, yazarın yakından tanıyan kalemdaşları ve eleştirmenleri tarafından bitmemiş bir roman olarak kabul edildi.
 
1930’lu yıllardan itibaren, zavallı ve cahil köylüler ile kasaba insanlarının hayatlarını gerçekçi bir yaklaşımla anlatan öyküler yazan yazarın İlk romanı Kuyucaklı Yusuf oldu.  Kuyucaklı Yusuf, o zamana kadar öykü yazarı olarak bilinen Sabahattin Ali'nin 1937 yılında yayımlanan ilk romanı olmuştu.
 
Sabahattin Ali  ,MEB öğretmen olarak tekrar çalışmaya başladıktan sonra 16 Mayıs 1935 günü Aliye Hanım ile evlenmiş, 1937 yılında kızı Filiz Ali dünyaya gelmişti.  Kuyucaklı Yusuf, işte bu günlerde ilk önce 9 Kasım 1936 ile 21 Ocak 1937 tarihleri arasında Tan Gazetesi'nde tefrika edilerek yayınlandı [4]  1937 yılında ise  Yeni Kitapçı tarafından[5] kitap haline getirilerek basıldı.Roman  Sabahattin Ali  ‘nin Bakanlık Neşriyat Müdürlüğü'ne alındığı Ankara II. Ortaokul ‘da öğretmenlik yapmaya başladığı günlerde [6] yayınlandı.  Edebiyatımızda yazılmış ilk kasaba romanı özelliği taşıyan bu roman, bir kasabanın toplumsal yapısını, bir aşk öyküsüyle birlikte süsleyerek anlatmıştı.  Kürk Mantolu Madonna,  [7] adlı romanından önce yazılmış ve basılmış olan Kuyucaklı Yusuf Romanı, Anadolu’nun ezilen, insanlarının ıstıraplarını dile getirme amacıyla, yazılmıştı
 
Kuyucaklı Yusuf, Türk romancılığında ilk kez, devlet ve sermaye gücü karşısında ezilen Türk köylüsünün dramı anlatmış,  Sosyalistlerin çok sevdiği bu tip bir konu ilk kez bir Türk romanında işlenmiş bir konu oluyordu. Marksist düşünceleri yüzünden hapse giren, hatta hayatını da bu nedenle kaybeden Sabahattin Ali’nin bu romanı uzun bir müddet devlet tarafından okunması yasaklı bir roman kabul edildi.
 
Eserlerinde köy ve kasaba sorunlarını gözlemci bir metotla ve sade bir dille anlatan yazar, köy ve kasabalarda yaşanan dramları, köylü ve devlet yöneticileri, yoksullar ile kasabalı zenginler arasındaki güç ve erk çatışmalarını anlatmıştı. Romanlarında ve öykülerinde yöneticilerin,  ağaların,  zenginlerin sermaye ve güç sahiplerinin halkı ezen, küçük düşüren hatta bir hiç sayan tutumlarını dile getirmişti. Sosyal Gerçekçiler denilen ve Köy Romancıları olarak da adlandırılan romancılarımızın başında gelen yazan bu romanında kasaba hayatını, kasaba halkı ve kaymakam çatışmalarını ele almıştı.
 
Uzunca bir müddet okunması yasaklı eserler listesinde kalan roman 1980 darbesi sonrasında yasaklı eserler arasında sayılmaktan kurtuldu.  Hatta şerefi iade edilmekle kalınmayıp, Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığı’nın ortaöğretim öğrencilerine tavsiye ettiği 100 Temel Eser listesine de alındı. Roman, 1985 yılında Feyzi Tuna tarafından sinemaya da uyarlandı.
 
 
ZAMAN
 
1903- 1935 yılları arasında Aydın ve Nazilli’deki Kuyucaklı köyü ve kasabalarındaki sosyal muhitte yaşanmış olayları aktarmaktadır.  Türkiye’deki cumhuriyet öncesi Osmanlı’nın çöküş dönemi ile Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş yıllarıdır.
 
MEKÂN
Anadolu , Ege Bölgesi, Aydın Nazilli, Edremit  civarı köy ve kasabaları
 
ROMANIN KAHRAMANLARI
 
Yusuf:  Ailesi eşkıyalar tarafından vurulan Kaymakam Salahattin Bey,  tarafından evlatlık alınan fakir bir çocuktur. Sert, haşin, insanlara çok güvenmeyen, cesur bir kişidir.  Evlatlık olarak alındığı evin ve babalığı Kaymakam Selahattin Bey’in kızı Muazzez'e aşık olmuş, kasabanın zenginleri ve oğulları ile Muazzez için çatışmaya girmiştir.
Muazzez:  Yusuf’u evlatlık alan Kaymakamın kızı, Kuyucaklı Yusuf'un karısıdır. Kendi hâlinde bir genç kızdır.
Kaymakam:  Yusuf’u evlatlık alan ve onu büyüten aynı zamanda Yusuf’un eşi olacak olan Muazzez'in babasıdır. Ailesine düşkün,  merhametli, samimi, sevecen, şefkatli, bir devlet adamıdır.
Şahende Hanım:  Kaymakamın kötü kalpli karısıdır.
Şakir: Kasabanın en zengini ve bir fabrikatörün oğlu parası ile külhanbeylik yapan kötü bir karakterdir.
 
KUYCAKLI YUSUF ÖZETİ
 
Roman, "1903 senesi sonbaharında ve yağmurlu bir gecede Aydın 'ın Nazilli kazasına yakın Kuyucak köyünü eşkiyalar bastılar ve bir karı kocayı öldürdüler." Cümlesi ile başlayan roman olayı adli, ölenlerin geride bıraktıklarına dair notlar veya katilleri anlatmaya yönelir.  Bu hadisenin açılımında Kuyucaklı Yusuf ile Salahattin Bey, romanın başkahramanları olurlar.
Nazilli Kaymakamı Selahattin Bey, olay hakkında tahkikat yaptırmaktadır. Tahkikata gelen ekip olaydan ziyade annesi ve babasının öldürülmesine şahit olan sekiz dokuz yaşındaki küçük Yusuf’un metaneti karşısında şok geçirmişlerdir. "İleri doğru uzattığı sağ elinden kanlı paçavralar düştü. Başparmağının kopuk bir et parçası halinde aşağı sallandığını görünce hepsi hayret dolu bir ürperme geçirdiler Doktor ölülerin üstüne yorganı tekrar çekerek çocuğun yanına geldi,….Çocuk, hayret veren bir itidal gösteriyor yalnız ara sıra dişlerini sıkıyor ve sapsarı kesiliyordu.
 
Salahattin Bey, annesi ve babası gözü önünde katledilen küçük Yusuf'u, kendine evlatlık alır. Fakat Salahattin Bey, kendinden 15 yaş küçük olan Şahinde Hanım kocasının eve getirdiği bu köylü çocuğunu hiç sevmemiş, bu nedenle kocası ile arasındaki yaş ve mizaç farklarından da kaynaklanan bozuk ilişki daha da bir bozulmuştur.
Yusuf, evin küçük kızı Muazzez ile birlikte ve aile huzursuzlukları içinde büyümeye başlar. Kaymakam Salahattin Bey, bir yıl sonra Edremit'e atanır.
 
Yusuf, 19 yaşına gelince birlikte büyüdüğü Muazzez’i başka erkelerden de kıskanmaya başlamıştır. Muazzez'i bütün kötülüklerden korumaya çalışmakta eve evlatlık geldiği için kendine hiçbir zaman iyi davranmayan babalığının karısı Şahende Hanım'a da hiç güvenmemektedir. Bir bayram günü kasaba eşrafından Hilmi Beyin oğlu Şakir, Muazzez’e sataşır. Bunun üzerine Yusuf Şakir’i döver.   Böylece Yusuf, fabrikatör Hilmi Bey ile karşı karşıya gelmiş olur.
Şakir, Muazzez’e de sataşmadan önce Kübra adında genç bir kıza tecavüz etmiş, babası Hacı Ethem Bey’in tertibi ile Kübra ve annesini de kullanarak suçu Yusuf’a yüklemeye çalışır. Ancak bu tertip Kübra’nın itirafı sonucunda yıkılır ve Yusuf, Kübra ve annesini kaymakamın zeytinliğinde çalıştırmaya başlayarak koruma altına alır. Şakir bu olay sonrasında Yusuf’a karşı daha da çok kinlenmiş, kasabaya da rezil olmuştur.
 
Şakir, Yusuf’tan yediği dayağın sonrasında Muazzez ile evlenmeyi kafasına koymuş, kaymakamı da ikna etmek için hileli bir kumar oyununda Kaymakam’ı çok borçlandırmış ve borcuna karşılık da Kaymakam’dan bir senet almıştır. Şakir’in babası İmzalattığı bu senetler karşılığında Kaymakam’dan Muazzez’i oğlu Şakir’e ister.
 
Kaymakamın karısı Şahinde Hanım da kızını Şakir ile evlendirmeyi düşünmekte olduğundan bu olayı büyük bir sevinçle karşılar.  Buna rağmen Selahattin Bey işi sürüncemede bırakmış,  Kübra’ya tecavüz eden kişinin de Şakir olduğunu öğrenince borcunu ödeyip kızını bu insanlardan kurtarmanın yollarını aramaya başlamıştır.  
 
Yusuf, esnaf arkadaşı Ali’den para alarak babalığının borcunu kapatıp Muazzez’i kurtarmaya çalışır. Esnaf Ali’nin de amacı Muazzez ile evlenmektir. Muazzez, bu sefer de bakkalla evlenmek zorunda kalmıştır. Fakat Muazzez  Yusuf’u sevdiği için Ali ile evlenmeye yanaşmaz. Yusuf, Ali’ye Muazzez’in onunla evlenmek istemediğini söyleyemeyip zeytinliğe kapanır. Ali, Muazzez ile evlilik hazırlığına başlamıştır.  Fakat bunu hazmedemeyen Şakir,  düğün günü, olan kaza süsü vererek bakkal Ali’yi öldürür. Güçlüden yana olan kasaba halkı, elbirliği ederek cinayeti örtbas edip olaya kaza süsü vermişlerdir.
 
Şakir,  Şahinde Hanım’ın da teşvikiyle Muazzez ile evlenmek için yeniden teşebbüse geçer ve aileye şantaj yoluyla baskı yapmaya da başlar. Yusuf içten içe Muazzez'i sevmektedir. Fakat hem fakir hem de evlatlık olarak büyüdüğü evin kızını almayı kendine yakıştıramadığından hem de Şahende Hanım onu sevmediği için duygularını dile getirmemektedir.  Fakat bir gün, Muazzez, Yusuf'a açılarak onu çok sevdiğini itiraf edince Yusuf da çok şaşırmış artık kararını da vermiştir.
 
Şahende Hanım,  kızını Yusuf'la evlendirmektense zengin Şakir'le evlendirmeyi tercih etmektedir. Bu yüzden kızı Muazzez’i Şakir’le buluşturmaya bile zorlamaktadır. Bunun üzerine Yusuf, Muazzez’i kaçırıp evlenir. Kaymakam evlatlığı Yusuf’un kızına iyi bakacağından emin olduğu için bu işten çok memnun olmuş, eski evlatlığı ve yeni damadına iş bulup, evlerinin kurulmasına da yardım etmiştir..Ama karısı Şahende Hanım, bu olaydan hiç de hoşnut olmamıştır.
 
Yusuf tahrirat kâtibi olarak kaymakamlıkta işe girmiş kaymakam Selahattin Bey de rahatsızlanıp ölmüştür.  Yeni atanan Kaymakam İzzet Bey,  çok kısa süre geçmeden Şakir ve Hilmi Bey’in oyuncağı haline gelmiş ve onların isteğiyle Yusuf,  kâtiplikten alınıp süvari tahsildarı yapılmıştır.  
 
Yusuf, köy köy gezerken, annesinin ısrarı ve paranın cazibesine kapılan Muazzez,  kasabadaki eşrafın ve bürokratların evlerindeki içki âlemlerine katılıp, alkole de alışır.  Annesinin zorlaması ile fuhuşa da başlayan Muazzez, kendi evinde bile içki âlemleri düzenlemeye de başlar.  Durumdan şüphelenen ve dedikoduları da duyan Yusuf, bir gece habersiz çıkıp gelir.  Her şeyi gözleri ile de gören Yusuf, Şahende'yi, Şakir'i ve Kaymakam'ı öldürür. Muazzez’i de vurup atına alıp kaçırır. Muazzez yolda ölünce , onu da bir çukura gömdükten sonra ortadan kaybolmuştur.
 
[1] Kudret, Cevdet (1 Şubat 1966). "Sabahattin Ali Üzerine Notlar II". Varlık, 663, s. 6.
[2] Coşkun, Sakıp (Nisan 1974). "Sabahattin Ali'nin Romanları". Yarına Doğru6, s. 20.
[3] Bitmemiş Bir Destan:Kuyucaklı Yusuf", Yakup Çelik.
[4] Ramazan Korkmaz, Sabahattin Ali İnsan ve Eser, Elazığ 1991, s.225 (Basılmamış doktora tezi); Asım Bezirci, Sabahattin All, Yaşamı K iş iii ği Sanatı, Hikaye ve Romanları, 3. Basım, İstanbul 1987, s.191
[5] https://tr.wikipedia.org/wiki/Kuyucakl%C4%B1_Yusuf





Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...