Matmazel Noraliya'nın Koltuğu Hakkında Özeti Tahlili Peyami Safa

Ekleyen : ESA , 04 Mart 2019 Pazartesi aaa Beğen 2
 
 
Yazıda “Peyami Safa - Matmazel Noraliya'nın Koltuğu ”   romanı hakkında bilgiler, romanının özeti,  romanın konusu, ana fikri,  romanın kahramanları, romanın olay örgüsü,  romanın yazarı,  “Peyami Safa - Matmazel Noraliya'nın Koltuğu” hakkında bilgiler “Peyami Safa - Matmazel Noraliya'nın Koltuğu- “   romanın şahıs kadrosu  yazarın diğer romanları, “ Peyami Safa - Matmazel Noraliya'nın Koltuğu  “   adlı eserden alıntılar yer alır.  Eser hakkında yorumlar,  romanın anlatım tekniği, yazarın bakış açısı, romanın tekniği, romanın türü, çevrildiği diller, eserin basım yılı, basım hikâyesi, yazar ve eseri arasındaki, eserle yazarın biyografisi arasındaki alakalar incelenmiştir.
 
ESERİN YAZIMI BASIMI İÇERİĞİ ANALİZLERİ VE HAKKINDA BİLGİLER 
 
Matmazel Noraliya'nın Koltuğu, Peyami Safa tarafından ilk kez 1949 yılında yayımlanmış bir romanıdır.  II. Dünya Savaşı sonrasında oluşan Kapitalist ABD ile Marksist SSCB merkezli kutuplaşmalar sonrasında oluşan siyasi çatışmaların,  dini, milli, fikri çekişmelerin tesirleri altında yazılmıştır.  Roman “madde mi mühimdir, mana mı, bedeni haz mı önemli manevi huzur mu ? “ soruları bağlamında yazılmış, roman ana fikir olarak  “iç huzurunu maddeye bağlı materyalist görüşler getirmez, ama manevi değerlere sahip çıkanlar iç huzuruna kavuşur tezini “ işlemiştir.  
 
Romanlarında  “yanlış batılılaşma yüzünden geleneklerinden koptuğu için kendisi ve yaşadığı toplumla çatışmaya giren, batı kültürüne özen duydukları için ruh âlemlerinde huzursuzluklar, çatışmalar, çelişkiler yaşayan ve mutsuz olan insanların dramlarını[1] yazan Peyami Safa, bu romanında da benzer konuları işlemiştir.
Ayrıca bu romanındaki olaylar II. Dünya Savaşı süreci içinde başlamıştır.  Bu roman bu nedenle ve diğer bir açıdan II. Dünya savaşının bireylerde ve toplumlarda yol açtığı buhranlar bunalımlar ve tahribatları da göstermiş olmaktadır.  Savaşın izlerini fertlerin psikolojik dünyalarında gösteren bu roman katılmadığımız savaşların dahi kişilerin ruh hallerini ve toplumların yapılarını ne kadar etkilediğini göstermesi bakımından da önemlidir.
 
Yetim-i Safa" adıyla anılmış olan sekiz dokuz yaşlarında yakalandığı bir kemik hastalığı dolayısıyla 17 yaşına kadar, bu hastalığın fiziksel ve ruhsal bunalımlarını yaşamış bir romancı olan Peyami Safa’nın tıpkı Dokuzuncu Hariciye Koğuşu  romanında işlediği gibi bu romanında da bu travmaların izleri bulunmaktadır.
Roman psikolojik ve sosyal tahlilleriyle Türk edebiyatının önde gelen eserlerinden biridir.
Roman, Peyami Safa’nın en değerli eserlerinden biridir. Eserlerinde ruh hali sarsıntılı ve marazi olan insanların psikolojileri üzerinde duran yazar, eserlerinin pek çoğundaki bu hastalıklı ruhların dini ve milli duygulara sahip olmaya başlamaları ile düzelebileceği teziyle hareket etmiştir.  
 
Peyami Safa, fiziki olarak oldukça zor sağlık sorunları ile yaşamış, tüm hayatı boyunca sağlıksız bedeninin marazları ile yaşamak zorunda kalmış hastane köşelerinde çok kalmış bir insandır. Peyami Safa’nın romanlarındaki tiplerin pek çoğu kendisi gibi fiziki olarak da hastalıklarla boğuşan insanlardır.  Üstelik hemen her romanında yarattığı eşsiz karakterlerin hepsi çoğunlukla hem ruhi hem de bedeni arızalar taşıyan kimselerdir.  Nitekim bu romanın kahramanı olan Ferit de, hem ruhi hem bedeni arızalar ile sarsılmakta olan bir karakterdir.
 
Peyami Safa, hemen her romanında ruh hali sarsıntılı olmasına rağmen maddi ve manevi alemi çok sorgulayan;  somut ve soyut kavramlar ile din tasavvuf, milliyet, milliyetçilik sosyal hayat fert ve millet ilişkileri üzerinde çok kafa yoran kahramanlar üretmiştir.  Ruhi ve bedeni arızalar taşıyan ana karakterlerin pek çoğu bu hallerine inat, derin düşünen, derin analizler yapan bilgili, çok okumuş, çok çeşitli sentezler üreten hakikat peşinde koşan iç huzuru arayan aydın ve entelektüel tiplerdir.  Nitekim bu romanındaki Ferit ile YALNIZIZ romanındaki Samim bu açılardan birbirlerine çok benzerler. [2]
Matmazel Noralya’nın Koltuğu Peyami Safa’nın olgunluk dönemi romanıdır. Bu roman, konusu,  verdiği mesajları,  derinlemesine yaptığı psikolojik tahlilleri  sosyolojik tespitleri Türk edebiyatının psikolojik roman türündeki önemli romanlarından biridir.  
 
ŞAHIS KADROSU:
 
Ferit: Tıp tahsilini yarıda bırakıp felsefe okuyan kafasındaki sorulara cevaplar arayan  sürekli kararsız ve tereddütlü birisidir.  Bunalımlı günler geçiren Ferit, tıp eğitimi aldığı için insanı psikolojik ve felsefe öğrendiği için de fizyolojik bakımdan tanımakta fakat ruhen kendini bile iyileştirmeye yetmemektedir.  Fiziki olarak ciğerlerinden rahatsız, ruhen de temizlik hastalığı, kendini bir milliyete ve davaya ait hissedemeyen, ancak başkalarının telkinleri ile huzuru arayan bir karakterdir.  
Yahya Aziz Bey: Sorbon mezunu bilgili bir adamdır. Ferit’i huzura kavuşturan aydın.
Vafi Bey: Pansiyonda odabaşı, üç dört saatten fazla uyumayan,  titiz, temizlik hastası bir adam . Tarikat-ı Mevleviye'den ve aynı zamanda Melemiyundandır. Pansiyonun taife-i cinnilerle dolu olduğuna inanıp her gece bir kaç defa Ayet-i Kürsî'yi okur.
Aziz Bey : Durmadan  kitap okuyan  mağdur bir  felsefe hocası.. Tasavvufu da bilen. Aziz Bey, Ferit'in kurtuluşa götüren tiplerden biridir.
Ahmet Tosun:  Gece gündüz odasında kalan kendine bir romatizma hastalığı icad eden aslında azılı bir katildir. Kabarık, kıvırcık saçlı ve büyük başlı, hırıltılı sesli, ilk önce tavuk hırsızı bir tatar karısını, sonra ırz düşmanı İbik Ahmet'i, teyzesini ve başkalarını da öldürdükten sonra bu pansiyona yerleşmiştir.
Fatma: Geceleri hayal gören ruh hastası esmer ve tıknaz, yüzü çirkin ama “Nergis vücutlu katır"diye tasvir edilen bedeni güzel bir kadındır.  Sevgilisi Hüseyin ölünce onun hayaliyle yaşamaktadır. Hüseyin gelecek diye her gece çırılçıplak yatar.
Eda Hanım: Asıl adı Adalet olan uzun boylu ve zayıf;  dudağın sol yanında Halep çıbanı olan olgun bir kadın. Bir yangında kocasını ve evini kaybetmiş ki çocuğuyla pansiyona sığınmıştır. Tahir Bey isminde kayınbiraderi de yanlarındadır.
Zehra: Geceleri çıplak dolaşan,  bir yangın sonrasında dili tutulmuş olan, bazı olacakları önceden bilebilen ruh hastası bir kadın. Romanın sonunda dili açılır. Ferit'e göre bu durum Tahir Bey'in maneviyatı sayesinde olmuştur.
Babuş:  Sekiz yaşında, gazete satarak ailesini geçindiren dağınık saçlı, Çinli ile Tatar arası bir yüzü olan Eda Hanım'ın çok güvendiği bir çocuk.
Tahir Bey: Eda Hanım'ın cüce denecek kadar ufak yaşlı kayınbiraderi. kurabiye satarak aile bütçesine katkıda bulunur
Selma: Ferit'in babası Türk, annesi ise Selanik dönmesi, üniversite talebesi sevgilisidir. Selma, erkek düşkünü annesi yüzünden mutsuz bir hayat yaşamış, annesinin yanında kalmak mecburiyetinde olan Selma, onun kötü tesirinden kurtulmaya çalışmaktadır.
Nilüfer: Ferit’in ciğerlerinden, rahatsız kız kardeşidir. Ferit gibi, irsi tesirler altındadır. Teyzesi Necmiye Hanım'la yaşmakta,  teyzesini kendisine baskı uygulamakla suçlamaktadır..
Suzy: Asıl adı Seza, İngilizce'ye yakın olduğu için kendine Suzy diyen batılı özentisi, evine aldığı gençlerle kocasını aldatan bir kadın.
Cevat Ferman: Suzy'in Selanik dönmesi kocasıdır.  Aile içinde Mr. Joe diye çağrılır. Ona göre dönmeler iktisaden ülkeye hakim olmalıdırlar.
Muhtar: Kültürlü, bilgili ve millî şuura sahip milliyetçi üniversite talebesi.  Ferit ve onun gibi düşünenlere karşı çıkmaktadır.  "
Saim: Solcu dejenere bir  üniversite talebesi ve Mister Joe'nin proletaryasıdır.
 
 
ROMANIN ÖZETİ
Ferit’in annesi, öğrenimini batıda yapmış, hariciye memuru, veremli, hassas ve sinirli bir kadındır. Ferit’in iki ablası, veremden ölmüş,  babası da Avrupa’ya gitmiştir.  Babası i maddî açıdan tekrar toparlanmak amacıyla İkinci Dünya Savaşı devam ederken Londra’ya gitmiş ve ondan bir daha da haber alınamamıştır.
 
Verem küçük kardeşi Nilüfer’e de sıçramış, annesi de ölünce kız kardeşi, dindar bir kadın olan teyzesi Necmiye Hanım ile yaşamaya başlamıştır. Bunun üzerinde Ferit,  Tıp fakültesinden ayrılıp maddî durumu nedeniyle bulabildiği en ucuz pansiyon olan bu pansiyona yerleşmiştir.
 
Bu pansiyonda çok çeşitli kişiler kalmaktadır.  Bir ailenin kızı ortalıkta çırılçıplak dolaşabilmekte gaipten haber aldığını iddia etmektedir.  Başka bir odada çok nadir dışarı çıkan Tosun Bey oturmakta, bir lisede felsefe öğretmeni olan Aziz Bey de oradadır.
Felsefe eğitimi alaya başlayan Ferit’in pansiyon dışındaki çevresi ise hasta kız kardeşi Nilüfer, aşkta ruhî derinliği cinsi duygulardan üstün tutan sevgilisi Selma ve sevgilisinin arkadaşından ibarettir.  Ferit’in birisi milliyetçi öteki komünist iki arkadaşı daha vardır.
 
 Kardeşi Nilüfer, zaman zaman Ferit’in yanına uğrayıp teyzesinin kendisine baskı yaptığını anlatmakta, ağabeyinden kendisini kurtaracak yardım elini beklemektedir.  Kardeşinden duydukları nedeni ile teyzesi Necmiye hanıma çok sinirlenen Ferit, yüksek sesle zengin teyzesini öldürebileceğini söylemiş, bu seslenişlerini Tosun Bey de duymuştur.
Kardeşinin durumuna çok üzülen Ferit, o gece boğulduğunu hissederek çığlık çığlığa uyanmış, pansiyondaki herkes ayağa fırlamıştır. Pansiyondaki Tosun Bey duruma çok üzülmüştür.
 
Bu pansiyondaki herkes psikolojik olarak rahatsız kimselerdir. Pansiyonda tanıştığı herkes ve yaşadığı olaylar Ferit’in ruh dünyasını allak bullak etmektedir. Pansiyonda, gece çıplak hayaletlerle karşılaşmış; sadece lise öğretmeni Yahya Aziz, kültürlü mantıklı biri olarak bulmakta diğer kiracıların hepsini birer psikopat, ruh ve akıl hastası olarak görmektedir.
Felsefe eğitimi alaya başlayan Ferit’in pansiyon dışındaki çevresi ise hasta kız kardeşi Nilüfer, aşkta ruhî derinliği cinsi duygulardan üstün tutan sevgilisi Selma ve sevgilisinin arkadaşından ibarettir.  Ferit’in birisi milliyetçi öteki komünist iki arkadaşı daha vardır.
Bir gece Zehra, birisinin bıçaklanarak öldürülmekte olduğunu gaipten haber aldığını söyleyerek çığlıkları basmıştır. Pansiyonda, kimse buna inanmamış ama iki üç saat sonra bir hanımın bıçakla öldürüldüğü haberi duyulmuştur. Bıçakla ölen kadın ise Ferit’in zengin ve ihtiyar teyzesidir.   Ertesi gün Tosun Bey, Ferit’i odasına çağırıp her şeyi anlatır. Tosun Bey profesyonel bir katildir. Ferit’in “teyzemi öldüreceğim “sözünü duymuş ve adaletin yerine gelmesi için Ferit’in teyzesini öldürmüştür.  Tosun Bey işlediği cinayetleri tek tek anlatır.  Tosun bu cinayetleri kendine hasa bir ahlak ve adalet anlayışı nedeni ile işlemiştir.  Bu cinayeti de Ferit’e çok acıdığı ve haksızlığı giderip sosyal adaleti sağlamak için teyzesini öldürmek olarak açıklamış, Ferit’in zengin teyzesini n paralarını da almış ve aldığı paraları Ferit’e teslim etmiştir.  
Nilüfer’in hastalığı daha da çok artmış, Ferit’i daha çok sarsılmış hatta daha da bir kuruntulu, sinirli, kuşkucu, korkak ve marazi bir adam haline gelmiştir.  Teyzesinin ölmesini istemiş olmaktan dolayı vicdan azabı duymakta,  teyzesinin bundan dolayı öldürülmüş olması onu çok sarsmaktadır.
 
 Aziz Bey, Ferit’e Ada’da bir ev tutup Nilüfer’le birlikte bir süre dinlenmesini önerir. Ferit,   Tosun sayesinde teyzesinden kalan bu para ile Büyükada’da bir ev tutar.  Bu ev babası Türk, anası İtalyan olan çevresinde Matmazel Noraliya olarak bilinen Nuriye Hanım’ın evidir.  Matmazel Noraliya kazasker soyundan olan babaannesiyle, koyu bir Katolik olan annesinin zıt etkileri altında büyümüş büyükannesinin sayesinde Müslümanlığı seçmiş bir kadındır.
Annesinin sürüklediği aşk macerasının yarattığı buhrandan yeni kurtulmuş,  bu köşke kapanarak yarı münzevi bir hayata başlamıştır. 32 yıldır yapayalnız yaşayan bu kadın ölünce bu köşk de boş kalmıştır.
 
Eve taşınan Ferit, hizmetçiden dinlediği hikâyelerin etkisi altında kalır. Bayan Noraliya’nın duvarda resmi her an kımıldanır gibi durmakta evin tüm eşyalarında onun izi görünmektedir. Ferit,  bu evde geçirdiği ilk gece korku içinde uyur.  Gece boyunca sanki Matmazel Noralya karşısına oturmuş oturduğu koltukta hep onu izlemiş,  durmadan ona bir şeyler anlatmıştır.   Ferit bu o gece yaşadıklarının rüya mı vehim mi olduğunu ayırt edememiştir.
 
Ertesi gün,  bu evi Aziz Bey’le birlikte dolaşırlar. Ferit odalardan birini görünce şaşkınlık içinde kalır. Bu oda ve içindeki koltuk, önceki gece gördüğü dekorun aynısıdır. Ferit hizmetçiden, Matmazel Noralya’nın hakkında bilgi alır. Matmazel Noralya, çok mutsuz yaşamış,  genç yaşında kendisini dine ve Tanrıya adamış yıllarca bu evden çıkmamış çoğu kez de bu koltukta oturarak münzevi ve çok sakin bir hayat yaşamış bir kadındır. Hizmetçi, daha sonra Ferit’e Bayan Noralya’nın hatıra defterini de getirir.
Ferit, Madam Noraliya’nın koltuğuna oturarak defteri okumaya başlar. Birkaç gece sonra Matmazel Noralyan’ın ruhu ile konuştuktan sonra ruh dünyasında düzelmeler başlamıştır. Artık dine ve mensubu olduğu milliyetine karşı daha bir saygılıdır. Madam Noralya’nın ruhundan gelen telkinler onu ruhen düzeltmeye başlamış,  bu durumdan Nilüfer de etkilenmiştir. Nilüfer ile Aziz Bey arasında hissi bir yakınlaşma başlarken, Ferit de hem sevgilisi Selma ile hem de iç dünyası ile barışık bir adam olmuştur.
 





Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...