Memduh Şevket Esendal 'ın Öykücülüğü ve Mendil Altında Hikayesi Metni


Esa
23.10.2019
 
Yazıda “Mustafa Memduh Şevket Esendal,Mendil Altında ”   öyküsü  hakkında bilgiler, özeti,  konusu, ana fikri, kahramanları, olay örgüsü,  “Mustafa Memduh Şevket Esendal” hakkında bilgiler “Mustafa Memduh Şevket Esendal, Mendil Altında “   öyküüsnün şahıs kadrosu  yazarın diğer romanları, “Mustafa Memduh Şevket Esendal, Mendil Altında “   adlı eserden alıntılar yer alır. 
 
Eser hakkında yorumlar, anlatım tekniği, yazarın bakış açısı, tekniği,  türü, eserin basım yılı, basım hikâyesi, yazar ve eseri arasındaki, eserle yazarın biyografisi arasındaki alakalar incelenmiştir.
 
 
Memduh Şevket Esendal , (29 Mart 1883, Çorlu - 16 Mayıs 1952, Ankara)
 
1883'te Çorlu'da dünyaya gelen yazar savaşlar göçler yüzünden düzenli bir tahsil yapamamış, bu nedenle kendi kendisini yetiştirerek Arapça, Farsça ve Fransızca öğrenmiş, babasının ölümü yüzünden ailesine bakmak zorunda kalmış, 1908 yılında ise İttihat ve Terakki’nin parti müfettişi olarak Anadolu’yu dolaşmış bir yazarımızdır. 1930 yılından sonra Azerbaycan’a ortaelçisi olarak gitmesi ile Anadolu, Rumeli ve Azerbaycan’ı yakından tanıma şansına sahip olan Esendal adının baş harflerinin kısaltılması ile edebiyatçılar arasında MEŞE olarak anılan bir yazarımızdır.
 
Mustafa Memduh Şevket Esendal ‘ın   ilk yazıları İrtika, Musavver Fen ve Edep dergilerinde çıkmış, yazdığı ilk öykü ise 17 Aralık 1908 Tanin gazetesinde çıkan "Veysel Çavuş" adlı öyküsü olmuştur.
 
Azerbaycan dönüşünden sonra dergi çıkaran öğretmenlik hayatına başlayan Esendal’ın öyküclüğündeki en önemli merhale kendisinin çıkardığı Meslek gazetesidir. Yazarın pek çok öyküsü Meslşek Gazetesinde çıkmış,  Esendal, 1925 yılına kadar toplamda 35 öykü yazmış Meslek Gazetesi kapandıktan sonra da kendisini romanlarına vermiş, daha sonraları ise tek tük öyküler yazmıştı. Bu nedenle Esendal’ın yazmış olduğu öykülerin pek çoğu 1926 yılına kadar yazmış olduğu öyküler olmaktadır.  [1]
 
Esendal’ın öykücülüğünün en verimli zamanları 1908 yılları ile 1926 yılları arasında olmaktadır. Bu yıllar arasında yazdığı öyküleri Tanin ve  Çığır Dergileri ile kendisine ait olan Meslek Gazetesidir.
 
Esendal’ın hikâyeleri vaka düzenine göre değil, bir anlık bir manzara, bir anlık bir durum, küçük bir olaydan ortaya çıkan bir duygu, bir düşünce hayatın bir kesitini ele alan olayda basit duygu hayal ve düşüncede yoğun öyküler olmaktadır. Çehov tarzı adı verilen öykü tipinin temsilcilerinden olan Esendal, edebiyatımızda Çehov Tarzı denilen öykü şeklinin Sait Faik ve Tarık Buğra ile birlikte ilk ve en önemli temsilcilerinden birisi olmaktadır.  Sait Faik, Esendal'ın edebi yönü hakkında şöyle demiştir. ".Edebiyatı pek çok sevdiğini umuyorum. Adeta ondan korkar bir hal sezerdim yazılarımda...  Hikâyelerini okudukça sever, hem sinirlenirdim. Sonunda elime "Ayaslı ile Kiracıları" geçti. O zaman anladim ki bu çekinme hali edebiyata saygısındandır. ... İnsanlara bakmasını da biliyordu. Kahvelerde tavla oynayan kendi halinde gözükenleri, pansiyonlardaki ilgiye layik görülmeyen kişileri merak ediyordu. Etrafında kaynaşan insanlar içinden onun mevkiinde olanların yalnız icap ettiği, zaruri olduğu zaman sahte bir önem verdiklerine canla, zevkle, merakla bakıyor; onların yaşayışından hikâyeler yapıyor, bize sunuyordu. İki hüviyeti mi vardı? Belki de. Her sanatkâr gibi onun da iki değil, iki bin hüviyeti vardı belki."[2]
 
Mustafa Memduh Şevket Esendal   öykü ve yazılarında pek çok takma ad kullanmış olan yazar uzun süre siyaset yapmış diplomat ve milletvekili olarak çeşitli görevlerde bulunmuştu.  Sık sık takma ad kullanma nedenini ise şu şekilde izah etmişti. “Aslında ben, politikada eskittiğim adımı çok sevdiğim sanatta kullanmak istemiyorum."
Memduh Şevket Esendal’ın Mendil Altında kitabında Ana Baba, Mendil Altında, ihtiyarlık, Feminist ve Rüya Nasıl  gibi toplamda 25 tane hikâye bulunmaktadır. Onun hikâyelerinde  “Sıradan insanların günlük yaşamları, Esendal’ın ince mizahı, sade anlatımı ve günlük konuşma dili içinde çarpıcı öykülere dönüşür”[3]
 
Mendil Altında adlı hikayesi ilk kez Otlakçı adı ile 1946 yılında basılmış , daha sonra ise Mendil Altında adı ile ilk basımı 1958 yılında gerçekleşmiştir.
 
Mendil altında adlı öykü, hikaye tekniği açısından Çehov Tarzı Durum, kesit Hikâyeciliğinin en tipik örneklerinden birisi olmaktadır. Neredeyse hiç bir vakanın olmadığı öyküde hikayenin tamamı  öğlen tatilinde sineklerden kurtularak kısa bir kestirme yapmak isteyen  sıradan bir memurum yüzüne mendili kapatması ile başlayan öykü, bu kısa sürede bu basit memurun alelade hayatının muhasebesini yaptıktan sonra yüzünden mendili kaldırması ile son bulur. Öyküdeki tüm anlatıların hepsi mendilin altında olup bitmiş olmaktadır. 
 
 
 
MENDİL ALTINDA
 
"Ağustos Cuma günü. Sicil müdürü Cavit Bey, yemekten sonra minderin üstüne uzanmış, uyumak istiyor ama karasinekler rahat bırakmıyor. Köylülerin duvar diplerine uzanıp yüzlerine birer mendil örterek mışıl mışıl uyudukları gözünün önüne geldi.
İmrendi. Uzandı, sandalye üzerinde duran ceketinin cebinden beyaz keten mendilini alıp yüzüne örttü, sıkıntılı olmasına aldırmayarak uyku gelecek diye bekledi.Bu arada da ilkin çocuklarının mektep taksitleri için gönderdiği paranın makbuzunu nereye koyduğunu düşündü. Sonra, karısının, para yetiştiremiyorum, diye sızlanmasını hatırladı. "Ben burada aç duracak, değilim ya!" Maaşlara zam yapılacak diyorlardı...
Müsteşarın, kendisini sevdiğini düşünüp sevindi. Yanlışlıkla işten el çektirilen bir memuru Cavit Beyin bir sözü ile müsteşar hemen eski işine göndermişti. Ya böyle olmayıp da müsteşar dayatsaydı! Bu zavallı adam sefil olurdu. Sonra onun han köşelerinde sürüneceğini, nasıl borçlanacağını, kılığının nasıl bozulacağını, tıraşının nasıl uzayacağını birer birer gözünün önüne getirdi. Acıdı. Ya müsteşar kabul etmese idi" diye düşündü. O zaman sanki müsteşar dayatmış gibi kızdı. Kendi kendine sordu: "Ne yapardım?"
Hemen ceketinin göğsünü ilikledi, arkadaşına "Ver şu evrakı." dedi, kâğıtları aldı, doğru müsteşarın yanına... Müsteşar masanın başında kâğıt okuyordu, başını kaldırdı, her gün sorduğu gibi "Hayrola, müdür bey" diye sordu. "Efendim, dedi, açıkta kalan filân efendi için olmaz buyur­muşsunuz... Bu da reva mı, efendim. Bu zavallı nereye gidip derdini anlatsın? Bizim yanlışımız yüzünden işten el çektirilmiş. Kendisinin bir günahı var mı? Siz de çoluk çocuk sahibisiniz, insaf edi­niz efendim. Müsteşar "Olmuş olmuştur", diyor. "Bir defa her nasılsa el çektirilmiş. Memuriyet hayatında böyle şeyler olur. Kendine başka yerde iş arasın..."
Sicil müdürü bu haksızlığa karşı köpürüyor. Müsteşara diyor ki: "Bu iş aksederse, elbette bizim için iyi olmaz." O, bu sözleri söylerken, bütün kalem arkadaşları, bütün daire halkı da kapıdan dinle­se/er... Sicil müdürüne ateş basıyor. Bütün daire, bütün işitenler, onun yiğitliğine, kabadayılığına şaşıp kalıyorlar. Çarşıdan, pazardan geçerken, herkes arkasından gösteriyor...
Müsteşar, sicil müdürünün sözlerinden korkuyor, imzasını bozup sözünü geri alıyor, sicil müdürü, kâğıtlar elinde odadan çıkarken, kapıda dinleyenlerin aralıktan kendi odalarına kaçtıklarını görüyor, aşağı inip elindeki kâğıtları muavinin önüne atıyor. Muavin, müsteşarın silinmiş imzasını görünce ağzı açık kalıyor. Sicil müdürü, muavinin şaşırdığını düşününce, beyaz keten mendil altında tatlı tatlı güldü.
Sonra, işine yeniden tayin edilen memur haber alıyor, gelip sicil müdürünün ayaklarına kapanı­yor, bu iş de her yerde duyuluyor. Karısının kulağına kadar da gidiyor. Kadından bir mektup: "Orada bu kadar işler yapıyorsun da bize para göndermiyorsun!" Artık kızıyor. Bu kadar da olmaz... Hemen o da bir mektup döşeniyor. Aradan biraz geçince, bilmem nerenin seçmenlerinden bir mektup: "Me­bus seçeceğiz, kabul buyurunuz."
Mazbata Meclisten geçince, bir gün daireye geliyor, bütün arkadaşları tebrik ediyorlar, müsteşar, oda kapısından karşılıyor, pantolonunun arka cebinden altın tabakasını çıkarıp cigara veriyor
Meclise girince ilk iş, memur maaşlarının artırılmasına dair bir teklif...
Sicil müdürü terden, heyecandan boğulacaktı. Mendili yüzünden çekip fırlattı. Yüzü kızarmış, gözleri dönmüş, saçları dikilmiş, köşeye oturdu. "Bu mendil altında nasıl uyunur." diye düşündü, sonra da tekmesiyle odanın döşemesini teperek
- Meryem, bir kahve pişir diye hizmetçisine bağırdı.
 
Memduh Şevket ESENDAL

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış