O/ Hakkari’de Bir Mevsim Hakkında Özet İnceleme Ferit Edgü

Ekleyen : ESA , 12 Nisan 2019 Cuma aaa Beğen
 
Yazıda “O/ Hakkari’de Bir Mevsim’ Ferit Edgü ”   romanı hakkında bilgiler, romanının özeti,  romanın konusu, ana fikri,  romanın kahramanları, romanın olay örgüsü,  romanın yazarı,  “Hakkari’de Bir Mevsim’ Ferit Edgü ”    hakkında bilgiler “Hakkari’de Bir Mevsim’ Ferit Edgü  ”    romanın şahıs kadrosu  yazarın diğer romanları,  “Hakkari’de Bir Mevsim’ Ferit Edgü  ”    adlı eserden alıntılar yer alır.  Eser hakkında yorumlar,  romanın anlatım tekniği, yazarın bakış açısı, romanın tekniği, romanın türü, çevrildiği diller, eserin basım yılı, basım hikâyesi, yazar ve eseri arasındaki, eserle yazarın biyografisi arasındaki alakalar incelenmişti
 
ESERİN YAZIMI BASIMI KONUSU YAZARI HAKKINDA 
 
Hakkari’de Bir Mevsim’ adlı roman Ferit Edgü ‘nün ( D. İstanbul, 1936 ) 1977 yılında kaleme aldığı bir romnıdır.  Bu roman öykü, deneme, roman ve şiir alanında eserler veren yazarın 1976 yılında yayımlanan  “Kimse “  adlı ilk romanından sonraki ikinci romanı olmaktadır. Hayatı boyuunca üç roman yazmış olan yazarın son romanı ise “Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı “(1988) adlı romanı olmaktadır.
 
1959-1964 yılları arasında Paris’te kalarak resim, seramik ve felsefe eğitimi almış olan yazar, yurda döndükten sonra askerlik hizmetini yedek subay olarak Hakkâri’nin Pirkanis köyünde yapmış, [1] bir dönem asker öğretmen olarak kaldığı bu köyden sonra askerlik hizmetini Beypazarı’nda tamamlamıştı.   Yazarın bu nedenle bu romanı büyük ölçüde kendi yaşamından kesitler sunmakta, bu roman zaten Hakkâri’de ve asker öğretmen olarak görev yaptığı Pirkanis köyünü anlatmaktadır. Hakkâri’de Bir Mevsim, yazarın Hakkâri, Pirkanis köyündeki öğretmenlik günlerinde yaşadığı değişim, anılar ve gözlemlerini anlatan bir romanı olmaktadır.
 
Hem Paris, Hem İstanbul hem de Hakkâri’yi yakından tanıma şansı bulan yazar Hakkâri ve çevresinde şahit olduğu izlenimlerden oldukça etkilenmiştir.. Öyle ki Ferid Edgü’nün edebi kimliği Hakkâri öncesi ve sonrası olarak da ikiye ayrılmaktadır.
 
Edebi hayatına Maviciler ve  Maviciler Topluluğu ile başlayan yazarın ismi Attila İlhan ve Melih Cevdet ile anılmaya başlamış, Melih Cevdet onu en yakından tanıyan arkadaşlarından birisi olmuştu. Melih Cevdet Anday bir yazısında, “Hakkari’de Bir Mevsim, bir hata sonucu dünyadan koparılmışların dünyasına gelen birinin, dilini, kültürünü bilmediği bu insanlarla iletişime geçmesini ve yeni yaşam yolları denemesini anlatır…Edgü, edebiyat dışındaki bütün kaygıları bir tarafa bırakıp, yazıda kendini yok eden, kelimelerin gücüne ve kudretine yaslanan, paragrafları aşan cümleleri bir kenara bırakan az, daha az kelimelerle üreten bir kelime avcısıdır.” Edgü’nün  bu eserinde şiirsel  bir yazıma ve ustalığa yöneldiğini ifade etmek istemiştir.
Yazar bu romanında diyaloglar ve içsel konuşmalar ile ilgi çekici bir sunum yapmayı başarmış, şiirsel bir dille yerelden evrensele uzanmaya çalışan bir düşün çeşitliliği oluşturmak istemiştir.  Varoluşçuluk akımının tesirinde olan yazarın bu romanında da bu düşünce sisteminin etkileri gözükür.
 
Eser , 1983 yılında Onat Kutlar’ın senaryosu ile filme de uyarlanmış, romanı beyazperdeye taşıyan  filmin yönetmeni Erden Kıral bu filmi ile Berlin Film Festivali’nden Jury Grand Prix - Gümüş Ayı - ödülünü alarak dönmüştür. [2]
 
 
ÖZET
 
Hakkari’nin Pirkanis köyünde öğretmen olduğunu öğrendiğimiz başkarakter buraya gelmeden önceki deniz kenarlarında gezdiği günleri özlemektedir. “Söyledim değil mi, teknem kayalara çarpıp battı.” diyerek kendinden bahsetmeye başlayan meçhul öğretmen karla kaplı dağların yanında karlarla kaplı Pirkanis köyünde öğretmenlik yapmaktadır.  Bu Köy, kış aylarında her yerle ilişkisi kesilen kış ayları boyunca içinden çıkılamayan bir yerdir. Köyün okulu ise tek sınıftan ibarettir. Köydeki öğrencilerin kalemi, kitabı hatta defteri de yoktur.  Bunları ve diğer ihtiyaçları temin etmek için şehre de gidip gelmiştir.  
Fakat şehre gidip gelmesi de bir sürü garipliklerle olmuştur. Köyden şehre gidecek bir araba bile yoktur. O yüzden yayan yürümüş çocuklar için kitap, defter ve diğer gerekli birçok şeyi almak istemiştir. İlk olarak Milli Eğitim Müdürlüğü’ne gidip çocukların kitaplarını istemiş,  ama görevliler ilgisiz ve kayıtsız kalmışlardır.
 
Geceyi pis ve kalabalık bir handa geçirmiş sabah olunca da valiliğe gitmiştir. Kendisi için yollanan mektupları, dergileri, gazeteleri alır. Ancak bunların hepsinin açılmış ve karıştırılmış olduğunu görünce hayli canı sıkılmıştır.
Şehirde dolaşırken şehrin tek kitapçısı Süryani kitapçı ile tanışır. Kitapçı şehirde kimsenin kitap okumadığını herkesin kitapları ödünç alıp okuduktan sonra getirip geri verdiklerini anlatır. “Okumasını bilenler gittiler. Geri kalanlarsa kitaptan başka şeyler okuyorlar.”
Adam onun için birçok kitap temin eder. Bu kitapların içinde bir tane de harita vardır.  Öğretmen Süryani kitapçıya biraz para vermek ister ama adam kabul etmez. Kitapları okuduktan sonra geri bana getir der.
Tekrar köyüne dönmüş öğrenciler için aldığı hediyeleri çocuklara dağıtmıştır. Hayatlarında ilk kez hediye alan çocuklar bunlara çok sevinmiştir.  Seyit adlı köylünün bebeği çok hastadır. Öğretmen bebeğin öldüğünü ve köyde salgın bir hastalık başladığını fark eder.  Salgın yüzünden birçok çocuk ölmesin diye valiliğe bir dilekçe yazmış ama bir ceap gelmemiştir bunun üzerine bir dilekçe de sağlık bakanlığına yazar ama yollar kapalı olduğu için ekipler köye gelemez.
 
Dilekçe vermek için gittiğinde Süryani Kitapçıyı aramış ama kitapçı hapislere atılmıştır.  Öğrtetimm başladığında çocuklarla anlaşamaz. Öğretmen önce ortak sözcüklerini öğrenmeye çalışmıştır. Her gün uğraşa çocukların dillerini anlamayı başarmıştır.  Şehre inenler ona gelen mektupları da alıp getirmektedirler fakat o sevgili, akraba eş dostlardan gelen mektupları cevaplamaz.
Köyde Halit adında biri ile tanışır.  Bu iki yabancı iki dost olmuşlardır. Ama köyde günden güne ölümler çoğalmaktadır. Dışarıdan tıbbi yardım getirttirmek imkânsızdır.  Tüm yollar karla kaplanmış at ve araba geçmemektedir. Çocuklar ölmeye devam ederken karlar erimeye başlar.
 
Yollar açıldıktan sonra köye bir müfettiş gelmiş,  buradan kaçmadığı için öğretmeni kutlamıştır. Müfettiş,  dilediği zaman okulu kapatabileceğini giderken de anahtarı muhtara bırakmasını söyler
 
Ve öğretmen son dersini yapmış,  köydeki son gecesinde türküler söylenerek ateşler yakılmıştır.Ertesi gün  bir at ve yanında Halit ile yola çıkar.  . Nereye gideceğini bilemese de yepyeni bir yolculuğa koyulmuştur. Çocuklar onu “Gene gel.” diye bağırarak uğurlarken dağları aşıp bir ırmağa ve kendisini bekleyen bir tekneye doğru gider.


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...