OD BIZIM YUNUS

Günün Yazısı
Ekleyen : Sevim Kınalı , 31 Ocak 2017 Salı aaa Beğen 2
       "Dağdan odun getiriyordum. Herkes ona odun diyordu; iki heceyle, od -un işte, ateş veren şey... Ama ben onun ilk hecesiyle ilgilendim, ateş olan kısmına, gönüllerde aşkı tutuşturan alevli kısmına, 'od'a talip oldum."(s.142) 
         2011'de birinci basımı yapılan "Od", Iskender Pala 'nın Yunus Emre'yi ve yaşadığı dönemi anlatan eseridir. Yazıma, eserin adına ışık tutacağını düşündüğüm satırlarla başlamak istedim. Eserin birçok yerinde, altı çizilmeye ve tekrar tekrar okunmaya değer o kadar etkileyici cümleler var ki! O satırlardan bazılarını sizlerle paylaşmak isterim: "Allah'ın rahmetinin gelmediği hiçbir an yoktur. Kul gelen rahmeti göremiyor diye taatini kesip dostluğu zedelememelidir."(s.87) 
            Od; Yunus Emre'yi enginliğiyle, saflığıyla, yaşadığı dönemin zorlukları, olağanüstü sıkıntı ve eziyetleriyle, şairliğiyle, dervişliğiyle, kısacası onu her yönüyle anlatan önemli bir eser. Sadece şair, derviş Yunus Emre anlatılmamış. Karısı Sitare'ye( gerçek adı Elif )aşık  Yunus Emre; evlatlarını çok seven, onları hep düşünen baba Yunus Emre de anlatılmış: "Sitare'ye çeyiz olarak verebilecek hiçbir şeyim yoktu ama gönlümden bir ev yaptım. Bütün duvarlarında onun nakışları olan, bütün pencerelerinden ona bakılan, bütün kapılarından ona varılan bir ev...Sitare, adı üstünde yıldız yıldız parlayan bir kızdı..."(s.59,60)
              Eserin her bölümü, her cümlesi sizi Yunus'un yaşadığı çetin günlere götürüyor. Moğol istilasıyla alt üst olan hayatları gözler önüne seriyor. O satırları okurken, ağladığım, kızdığım ve derin düşüncelere daldığım anlar oldu. O bölümlerden alıntılar bile yapmak istemedim. Eseri okuyacak olanlar veya okumuş olanlar sanırım bana hak vereceklerdir.
                Iskender Pala, bu eserinde, Yunus Emre'nin nefsini terbiye etme yolunda çektiği çileyi; karısı Sitare'yi kaybettikten sonra, ona duyduğu yoğun özlemi; oğlu Ismail'in ona, onun da oğluna kavuşma özlemini de dile getirmiş. Eseri okurken, kendinizi Yunus Emre'ye daha yakın hissediyorsunuz. Onun özlemlerine, nefsiyle mücadelesine, Allah aşkına, hoşgörü anlayışındaki güzelliğe doğru yol alıyorsunuz. Adeta bir Yunus Emre'yi  tanıma yolculuğuna çıkıyorsunuz:"Saf hırkasının içinde ince fidanlar gibi başını eğmiş duran bir gönül sultanı, bir ince zarafet."(s.7) "Huyu güzel, işi güzel, bilgisi güzel  ve sözü güzeldi."(s.11) Işte bunun gibi daha birçok güzel anlatımların ışığında Yunus Emre 'yi daha yakından tanıma yolunda ilerliyorsunuz. Bu yolculukta, çok anlamlı, kalıcı ve sizi zenginleştiren, derinleştiren sözlerle karşılaşıyorsunuz: "Sevgiliden korkmak, korkunun en yüksek derecesi, sevgiliden umut etmek, umudun en yüksek kertesidir."(s.20) "Insanoğlu için en kutsal ibadet çalışmak, doğruluk ve insan sevgisidir."(s.61)
                    Ebedi mutluluğu, gerçek aşkın güzelliğini, mecazi ve ilahi aşkın en güzel ifadelerle dile getirilişini bu
 eserde bulabilirsiniz. Od; okuyup rafa  kaldıracağınız  bir eser değil; bir gönül dostu ve  baş ucu kitabı  olacak  değerde bir eser. Eseri değerli kılan elbette, esere konu olan Yunus Emre'dir. Ama şunun da altını çizmek gerekir: Her gönül nasıl ki Yunus'un gönlü gibi zengin olamazsa; her kalem de onu bu kadar etkili ve içten anlatacak güçte olmayabilir. Onun derinliğini ifade etmekte aciz kalabilir. Bu yüzden değerli yazarımız Iskender Pala'yı en içten duygularımla kutluyorum ve yazımı da onun Yunus Emre'ye dair şu sözleriyle noktalamak istiyorum:
                   "O bir şiir demiş olmak için şiir demiyordu; o bir kalbe girmek için şiir diyordu. Onun şiiri sanatı için değil, imanı içindi. Onun şiiri insan için, sevgi için, hoşgörü için, insanlık içindi."


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Kadir Altun
01 Şubat 2017 Çarşamba 21:13:07
Kitap okumaktan nefret eden, lise de hocalarımın okuyup özet çıkarmamı istedikleri kitapları okumak yerine internetten özetlerini bulup yazan biriydim ta ki İskender PALA'nın Şah ile Sultan ve Od kitaplarını okuyana dek.Bu kitapları okuduktan sonra kitap okumayı sevdiğimi problemimin ne tür kitaplara ilgi duyduğumu ve hangi kitaplardan haz aldığımı bilmemek olduğunu farkettim. Od'u okurken tüylerimin diken diken olmadığı bir an yoktu sanırım.Kitabı bitirdiğimde ben de ağlamaklı olup "ben Bizim Yunusu hiç mi hiç tanımıyormuşum" diye kendime sitem ettiydim. O günden sonra tüm dostlarıma Bizim Yunusu anlatmaya gayret ettim. Ve çok şükür kitaba yani sözün hikmetine kıymet veren bir insan haline geldim.. Gönlünüze sağlık inşallah sayenizde Bizim Yunusu hakkıyla tanıyanların sayısı artacaktır. Sağ olun, var olun.

Sevim Kınalı
01 Şubat 2017 Çarşamba 22:30:40
Öncelikle yorumunuzdan dolayı teşekkür ederim. Dikkat çektiğiniz noktalar çok önemli. Kitap okumaya hangi kitapla başladığımız çok önemli. Gerçi bana da bu konuda rehberlik eden olmadı. Okumaya olan ilgim daha çok kendiliğinden başladı. Büyüklerimin kitap birikiminden yararlandım. Kimse bana al bu kitabı oku demedi. Ama çocukluk dönemimde yaşadığım ortamda bazı kitapları raflarda görmem, kitaplara yakın oluşum bende merak uyandırdı. Bazı klasikleri bu sayede okuma imkanı buldum. Kitaplarla olan yolculuğum böyle başladı ve hala sevgiyle devam ediyor. Sizin de yolculuğunuz besbelli sevgiyle devam ediyor. Okuma heyecanınızın eksilmemesi dileğiyle. Selam ve saygılar...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...