Oğuz Atay " Tutunamayanlar " Roman Özeti ve İnceleme


Esa
15.11.2016

KİTABIN KÜNYESİ:                         

 Oğuz Atay,Tutunamayanlar, 59.Baskı Aralık 2012, Sena Ofset,  İstanbul (1.Baskı Ocak 1984, İstanbul)

Yazıda “Oğuz Atay 'ın Tutunamayanlar”   romanı hakkında bilgiler, romanının özeti,  romanın konusu, ana fikri,  romanın kahramanları, romanın olay örgüsü,  romanın yazarı,  “Oğuz Atay 'ın Tutunamayanlar ” hakkında bilgiler “Oğuz Atay 'ın Tutunamayanlar “   romanın şahıs kadrosu  yazarın diğer romanları, Oğuz Atay 'ın Tutunamayanlar  “ adlı eserden alıntılar yer alır.  Eser hakkında yorumlar,  romanın anlatım tekniği, yazarın bakış açısı, romanın tekniği, romanın türü, çevrildiği diller, eserin basım yılı, basım hikâyesi, yazar ve eseri arasındaki, eserle yazarın biyografisi arasındaki alakalar incelenmiştir.
 
 
KİTAP HAKKINDA GÖRÜŞLER
 
Tutunamayanlar, Oğuz Atay'ın TRT Roman Ödülü'nü kazanmış olan ilk romanıdır. Derin bir yankı bulan bu roman kimlerine göre edebiyatımızın başyapıtlarından birisi olarak kabul edilmiştir.
Üniversite yıllarında Marksizm ile ilgilenmeye Marks'ın, Hegel'in, Lenin'in kitaplarını okumaya başlamış olan yazar arkadaşı Turhan Tükel'in büyük etkisi ile Marksist bir ideolojiye sahiptir.  Daha sonra Sosyalist/Marksist eğilim Pazar Postası grubu içine giren yazar;  Turgut Uyar, İlhan Berk, Cemal Süreya, Orhan Duru, Ceyhun Atıf Kansu, Muzaffer İlhan Erdost, Ülkü Tamer, Ece Ayhan, Tarık Dursun, Asım Bezirci, Atilla İlhan ve Ahmet Oktay, gibi sol görüşlü yazar ve şairlerden oluşan bir camia içinde yer almaya başlamıştır.[1]  Bu türden ilişkileri tanınmış bir romancı olabilmek için gerekli bir alt yapıyı meydana getirmiştir.
 
Tutunamayanlar daha önce farklı dergilerde yazıları yayımlanan Oguz Atay’ın ilk ve en çok ses getiren romanı olmaktadır.  Bu roman, 1970 de bitirmiş ama  1971-72'de yayınlanmasından sonra,[2]  oldukça ses getirmiş sağ ve sol çevrelerde çok tartışılan bir roman da olmuştur.  Yazarın bu romanı bir nevi otobiyografik bir özellik taşır. Birçok yönden bu romandaki olaylar ile yazarın gençlik yıllarındaki yaşantısı arasında paralellikler bulunur. Bu romanın kahramanı da kendisi gibi bir mühendistir. Roman bazı noktalardan Oğuz Atay’ın hayatından ve anılarından önemli izler de taşır.
 
Roman özellikle Marksist ideolojiye sahip çevreler tarafından oldukça beğenilmiştir. Berna Moran, “hem içerik hem de biçimsel özellikleri bakımından Türk edebiyatında yepyeni bir evre” olarak değerlendirmektedir.  Berna Moran, “hem söyledikleri hem de söyleyiş biçimiyle bir başkaldırı” olarak niteler. Moran’a göre “Oğuz Atay’ın mizah gücü, duyarlılığı ve kullandığı teknik incelikler, Tutunamayanları büyük bir yeteneğin ürünü yapmış, yapıttaki bu yetkinlik Türk romanını çağdaş roman anlayışıyla aynı hizaya getirmiş ve ona çok şey kazandırmıştır.”[3]
 
 Jale Parla ise “Don Kişot'tan Günümüze Roman “ adlı çalışmasında modern ve post modern roman bağlamında Atay'ın ve Tutunamayanların özel bir yeri olduğunu savunmaktadır. Oğuz Atay, romanında “ Küçük burjuva dünyasını zekice alaya almış, “saldırısını, tutunanların anlamayacağı, red edeceği türden bir roman yazarak küçük burjuvalığı ifşa etmeye çalışmıştır.
Buna rağmen kimi eleştirmenler roman ve romancının başarısı karşısında olumsuz değerlendirmeler yapmaktadır.  “Atay, Tutunamayanlar için herhangi bir kural koymamış, şiirden oyuna varıncaya kadar, her yazı türünü kullanmıştır. Okunuşundan sonra, ‘İnsanın aklına her geleni yazmasından bir roman ortaya çıkabilir mi?’ diye sorulabilir. Oğuz Atay, ayıklama nedir tanımıyor, ya da bu, bize böyle geliyor. Düşünceler, hiç bir zaman, kişileri duygulandırmaya yetmemiştir. Bir romanda, sürekli olarak eleştirisel aklın kullanılışı ve ‘humour’un ağır basışı, somut ‘insan gerçeğini yok etmeye yeter.» (Mehmet Şeyda).[4]
Kitapta, roman türünün dışında şiir, şarkı, deneme ve değinme gibi, farklı anlatılar bulunmaktadır. Bu bölümler kimi zaman romana sindirilmiş kimi zamansa ayrıksı bir hava yaratmıştır. Yani okuyucuyu konudan koparan bir üslup söz konusudur. Kitaptaki akıcılık ise bu kopmayı kamufle ediyor. “[5]
 
Roman alışılmış roman tekniğinden farklı olarak kuraldışı bir teknikle eleştirmenlerin bilinç-akışı tekniği olarak adlandırdığı bir teknikle yazılmıştır.  Kısmen otobiyografik bir eser olarak  da kabul edilen roman yazarın gençlik ve üniversite yıllarındaki hayatından, anılarından ve gözlemlerinden alınmış ayrıntılara sahiptir.
 
Roman birkaç dile de çevrilmiş, “Het leven in stukken” adı altında Flemenkçeye (Hollanda Dili), eserin Hollandalı çevirmeni bu çevirisi ile ödül de kazanmıştır.[6]  Bu eser özellikle sol kesim okurlar tarafından hayli ilgi görmüş ve  pek çok zaman en çok satan kitaplar arasında yer almıştır.  
 
KONUSU
Tutunamayanlar,  belirli bir olayı sergilemekten çok; izlenimler, çağrışımlar, taşlamalar, ayrıntılar ve ruhsal çözümlemelerden oluşan bir romandır.  Tutunamayanlar Turgut Özben adlı kahramanının intihar ettiği söylenen arkadaşı Selim Işık’ın hayatını ve ölüm nedenini çözmeye ve onu anlamaya çalışması etrafında oluşan bir romandır. 
 
Roman hangi düşünceye tutunmaya çalışırsa onun anlamsızlığının farkına varan bir aydınının kendisiyle girdiği acımasız savaşı kaybederek intihara sürüklenişini anlatmaktadır.
 
 
ÖZET
 
“Romana ve romancıya saygı gereği özet kısa tutulmuş, final bölümü yazılmamıştır. “
 
Genç bir Mühendis olan Turgut Özben yakın arkadaşı Selim Işık’ın kendini bir tabancayla vurarak intihar ettiğini gazetelerden öğrenir ve arkadaşının ölümünden çok etkilenir. İntiharın sebeplerini merak ederek konuyu araştırmaya başlar.   Bu konuyu Selim’in arkadaşları olan Metin ve Esat’la görüşür.  Turgut Selim’in arkadaşlarıyla tanıştıkça Selim’in farklı yönlerini de öğrenmeye başlar. Bu araştırmalar sonucunda Turgut Selim Işık’ın tüm yönlerini öğrenmeye kişiliğini tanımaya başlayacaktır. Selim’in birçok arkadaşına ulaşır. Her arkadaşı Selim’in bilmediği bir yönünü kendisine anlatır.
Selim’in arkadaşı Metin, Turgut Özben’e şunları anlatır: Metin’in Zeliha adlı bir kızla ilişkisi vardır. Selim, Metin ile o kızın ilişkisini onaylamamaktadır.  Bunun üzerine Metin o kız ile ilişkisini bitirir.  Fakat Metin kızı bırakınca, bu kez Selim o kıza âşık olmuş o kız ile ilişki içerisine girmeye başlamıştır. Bunun üzerine Metin bunun üzerine yeniden kıza yanaşır. Kız ise bir süre sonra onlardan ayrılır, başkasıyla evlenir.
Bir yandan Selim’in arkadaşları ile konuşurken bir yandan da Selim’in annesinin yanına gidip gelemeye başlar, Selim’in odasına girip çıkarak onun notlarını, adreslerini ve kitaplarını incelemeye başlar.  Turgut arkadaşı Selim'i yeniden keşfetmek için girişimlere başlar ama bu girişimler aslında kendisini de tanıma fırsatı verecek, Selim’in hayatına girmiş kişilerle görüşürken kendi iç sesi devamlı Selim'le konuşacaktır.  Turgut’un iç sesi olan Olric, ona kendisini de anlatacaktır.  Bu yoldan giden Turgut,  Selim ile ne kadar çok ortak yanlarının olduğunu da keşfederken onun bunalımlarının kendisinde de olduğunu, hatta kendisinin de bir Selim olduğunu fark edecektir. 
 
Selim’in diğer arkadaşı Esat da Selim için şunları söyler:  Selim’i lise öğrencisi iken tanımıştır.  Selim,  İlginç, zeki, oyuncu bir çocuktur. Çok kitap okuyan, Wilde’a hayran olan bir gençtir. Oscar Wilde hayranıdır.  Gorki’yi hiç sevmez, okuyanları ise eleştirir. Sürekli kitaplar üzerinde tartışırlar. Fakat Maksim Gorki’yi okumaya başlayınca Wilde’ayı sevmez olmuştur.  Selim, Esat’la birçok oyunlar düzenlemiş, bir çok oyun keşfetmiş ve birlikte eğlenmişlerdir.
 
Turgut Özben’in Olric adlı hayali bir arkadaşı vardır. Gerçekte Olriç, Turgut’un hayalinde yarattığı hayali bir arkadaştır ve gerçek hayatta yoktur. Olriç, Turgut Özben’in iç konuşmalarından ibaret bir tahayyüldür. Olric aslında Turgut Özben’in bir iç konuşmasıdır. Olric bazen Turgut Özben’in düşüncesinin tam tersini savunmakta, bazen onun düşüncesini desteklemekte,  bazen onun doğru kararlar almasında yardımcı olmakta, bazen de Turgut Özben’in bazı konularda cesaret kazanmasında önemli rol oynamaktadır. “ sen şiirleri bilir misin olric? Ben bildiğini bilirim…yorgunluğumun kimsesizliğinde titrediğin her gece …olric bir tek sendin omzunda dinlendiğim…Sen ile ben olric…öğrenmeliydik yalnızlığın kaç bucak olduğunu…biliyor musun olric.?! artık yalnızlığı bile çok seviyorum.. sırf onun eseri diye.!!! “
 
Turgut, Selim’in hayatını irdeledikçe hayatın sonsuz ihtimallerini ve onlara tutunmanın yararsızlığını hissetmeye başlamıştır. Selim’i intihara götüren bu keşifler Turgut’u da sarsmaya başlamıştır. Olması gerektiği gibi yaşamadığını "çok da kolay kabul edilebilir bir hayatı olmadığının farkına varmaya başlamıştır. Hayat, o rastgele, tesadüflerle dolu, yer yer eğlenceli, karmaşık, kopuk, uzaktan bakıldığında da akan bir nehir gibi süreğen ve devamlıdır.  “Alışılmış küçük burjuva hayatının bakış açısıyla kendi özelliklerini bir yerin dibine batırıp bir göklere çıkaran Turgut aşktan, anarşizmden, romantizmden, evlilikten, hayatta karşılaşabileceğimiz her küçük ayrıntıdan bir hayat gerçeği çıkararak bize geri sunuyor. Küçük burjuva bunalımları bir türlü bitmek bilmiyor.”[7]
 
Turgut Özben,  bu defa Selim’in arkadaşlarından birisi olan Kargı’yı ile de Selim hakkında konuşur. Süleyman Kargı, Selim’in yazdığı şarkı sözlerinden bahseder. Bu sözleri ve açıklamalarını Turgut’la paylaşır. Süleyman ona Selim’in yazdığı 600 dizelik bir şiir verir. Şiire göre, “Selim Işık, duygulu amansız/sabırsız ve olumsuz, yaşantısında cansız” sanılan bir kişidir.
Turgut Özben Selim’le ilişkisi olan Günseli adlı bir kızla da tanışır. Günseli, Selim’e bir toplu gezintide rastlamıştır.  Selim, sıkıntılı ve asık suratlıdır. Günseli, Selim’i avutmaya çalışmış, fakat başaramamıştır.  Günseli, Selim’in bir küs bir barışık olduğu sevgilisidir.
 
Aradan bir ay geçer ve Selim onu telefonla aramış tekrar buluşmuşlardır.  Günseli ile Selim’in İlişkileri gitgide ilerler. Ancak Selim evlenmeye yanaşmaz.  Çünkü Selim, kuşkulu birisidir ve geleceğe güveni yoktur. İnançsız biri olduğu gibi aile düzeninden de hoşlanmayan bir adamdır.  Selim bir ara kendini içkiye vermiş, çevresiyle uyumsuz bir insan olup çıkmıştır. Sanki bir kafese kapatılmış gibidir. Hastalanır. “Kötü yaşarım” korkusuyla hiç yaşamadığını düşünmeye başlamıştır.  Selim’in tüm benliğini Ölüm korkusu sarmıştır. En sonunda Günseli’ye bir mektup göndermiş ve ardından intihar etmiştir.
Turgut, araştırmaları boyunca Selim’in farklı bir yönünü görüp öğrenmiştir. Onun hayata tutunamayan biri olduğunu düşünürken, Selimle birlikte kendini de yeniden keşfetmeye başlamıştır.
 
Selim, son günlerinde “Tutunamayanlar” üstüne bir ansiklopedi hazırlamaya girişmiş ve kendisine de bir madde ayırmıştır.  Bu maddede Selim bir kasabada doğmuştur. Babası bir memurdur. Küçükken ağır bir hastalık geçirmiş, altı yaşındayken ailesiyle büyük bir şehre göçmüştür. Sabri adlı bir çocukla arkadaş olmuştur.  Okuldayken uzun boylu olduğundan arka sıraya oturtulmuştur. Sınıfta çok konuşan birisidir.. Ortaokuldayken Pitigrilli’yi okur. Sonra kızlarla dolaşmaya başlar. O sırada Dünya Savaşı patlar. Askerliğini yaparken Kargı ile tanışır. Askerlik bitince açıkta kalır. Kimse ona sahip çıkmaz. Kendi kabuğuna çekilir. Edindiği bilgilerden sonra Selim’in farklı biri olduğunu ve bu yüzden onun tutunamayan biri olduğunu anlar.
Turgut Özben bu araştırmaları yaparken yavaş yavaş kendi benliğini tanımaya başlamıştır.  Selim’in hayatını irdeleyen Turgut kendisinin de tutunamayanlardan birisi olduğunu fark etmeye başlar.  Bu gerçek Olric le yaptığı içsel konuşmalarda ortaya çıkmakta Selim’in hayatı ve düşüncelerinden çıkardığı sonuçlara göre belli olmaktadır. Olric, Turgut Özben için kitabın tamamında efendimiz diye diye hitap etmektedir. 
 
Selim dış dünyanın keşmekeşliğinden, hem küçük burjuva sınıfına karşı gelip eleştirmek hem de o sınıfa dâhil olmanın yarattığı ikilemden, bu oyunla kurtulmaktadır. Aynı ikilemi Selim’in ölümünü öğrendikten sonra Turgut kendi iç dünyasında yaşar. Bu sorgulayış onu bir tutunamayan olarak gerçekle yüzleşmesini sağlar. Romanda baştan beri, Selim’in ve Türk aydınının, küçük burjuva insanına hatta bilim insanlarına kadar hepsinin tutunamayan olduğunu ironik bir tutumla eleştirip, hicveden Turgut, içsel yüzleşmelerinde kendisinin de bir tutunamayan olduğunu fark eder.” [8].................
 
 
İLGİLİ LİNKLERİMİZ
 
 
[3] https://www.iletisim.com.tr/kitap/tutunamayanlar-525.aspx
[4] https://www.nkfu.com/tutunamayanlar-kitap-ozeti-oguz-atay/
[5] Sevilay Uztutan, Cumhuriyet Kitap, sayı: 1180
[6] https://www.idefix.com/Kitap/Tutunamayanlar-Butun-Eserleri-1/Oguz-Atay/Edebiyat/Roman/Turkiye-Roman/urunno
[7] https://www.kozanbilgi.net/forum-oku-16079-tutunamayanlar_oguz_atay_ozeti_konusu_karakterleri_ve_yorumlari.html
[8] https://www.serenti.org/oguz-atay-ve-tutunamayanlar/

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış