Öksüz Musa- Romanı ve Özeti - Hasan İzettin Dinamo

Haftanın Yazısı
Ekleyen : ESA , 05 Temmuz 2017 Çarşamba aaa Beğen 1
 
Hasan İzzettin Öksüz Musa ile ilgili görsel sonucu
 
 
Öksüz Musa , romanın kapak resmi
 
Öksüz Musa, romanı, kurmaca bir olaydan ziyade, Hasan İzzettin Dinamo’nun kendi özgeçmişinin romanlaşmış halidir. Aşağıda Öksüz Musa adlı romanın konusu, yazarın kendi öz geçmiş ile Öksüz Musa Romanın arasındaki ilgiyi, Hasan İzettin Dinamo’nun hayatı, Öksüz Musa romanın özetini, konusu, şahıs kadrosunu ve romanın içeriği, basımı, vb ile ilgili bilgiler bulacaksınız.

Romandaki anlatılanlar esasında Hasan İzzetin Dinamo’nun kendi özgeçmişidir. Yani romanın kahramanı olan Öksüz Musa yazarın kendisi, Öksüz Musa’nın yaşadıkları da yazarın kendisinin ve ailesinin başından geçenlerdir.
Hasan İzzetin Dinamo kendi hayatını iki roman halinde yazıya aktarmıştır.  Bu serinin ilki olan Savaş ve Açlar Birinci Dünya savaşı yıllarındaki yaşanılan olayları ve açlıkları anlatmaktadır. Öksüz Musa ise Savaş açlar romanın devamı niteliğinde cumhuriyet devrinin ilk yıllarında yaşanılan olayları annesinin ölümüne ve sağ kalan kardeşleri ile yetimler yurduna yerleşmeleri sıralarındaki olaylara dayanmaktadır.
 
Öksüz Musa- Romanı ve  Özeti  - Hasan İzettin Dinamo 
 
Roman 1. Dünya Savaşı'nı ve Osmanlı İmparatorluğu’nun tarihten silinmesini konu edinirken aynı zamanda Hasan İzzetin Dinamo’nun kendi biyografisini anlatması bakımından da önemlidir. Öksüz Musa, hem tarihi olayları, hem de yazarın otobiyografisini dile getiren, bir dönem romanıdır.
 
Birinci Dünya Savaşı ve İstiklal savaşları Osmanlı devletinin yıkımını, molozlarından Türkiye Cumhuriyetini doğururken savaş, açlık, yoksulluk, hastalık ve salgınlar neticesinde ülkedeki nüfusun neredeyse yarısının ölümüne de sebep olmuştur. Genç nüfusun büyük bir kısmı cephelerde savaşta iken ölmüşler, kadınlar, çocuklar ve ihtiyarların büyük kısmı da açlık ve hastalıktan yok olmuştu.
 
29 milyon nüfusu olan Türkiye,  genç nüfusunun bir buçuk milyona yakınını cephelerde savaşırken kaybetti. İl ilçe ve köylerde erkek nüfus nerede ise kalmamış, kadınlar, yetim çocuklarıyla açlık ve sefalet içine düşmüşlerdi.  
Babaları cephelerde şehit düşen öksüz ve yetim çocuklar açlıktan ölmemek, hastalıklardan kurtulmak için çaışırken sakat ve yaşlı büyüklerine de yardım etmek zorunda kalmışlardı.
 
Milyonlarca şehit çocuğuna sahip çıkabilmek için Darüleytam olarak anılan yetim yurtları açılmıştı. Fakat bu yurtlar milyonlara ulaşan şehit çocuklarına ulaşmak için çok yetersiz kalıyordu.
 
 Bu yurtlara alınan çocuklar, İlkokulu bitirdikten sonra demircilik, tesviyecilik, motor,  torna ve marangozluk öğrenmeleri için sanat okullarına gönderileceklerdi. Fakat ne buna çökmekte olan devletin bütçesi yetmiş, ne de çöken devletin ömrü buna kifayet etmişti.
 
1927 yılına kadar varlığını sürdüren Darüleytamlar,  savaş sonrasının getirdiği yeni şartlar gereği işlevlerini yitirdikleri için kapatıldı.
 
Öksüz Musa romanı;  babası şehit düşen,  iki  kız kardeşi  ve hasta anası ile   açlıktan ölmeme savaşı veren  Musa ile birlikte, şehit çocuklarının   acıklı ve gerçekten yaşanmış olaylarının romanıdır. Roman büyük ölçüde Hasan İzzettin Dinamo’nun kendi  öz yaşamı ve yiten ailesinin romanıdır. Roman,  Osmanlının son yıllarında ve Cumhuriyetin kuruluş günlerinde yaşanan dramları bir ailenin geçmişi olarak anlatırken, benzeri yüzbinlerce ailenin gerçek dramı olarak dile getirmektedir.  
 
Öksüz Musa, büyük ölçüde Yazarı Hasan İzettin Dinamo’nun kendi otobiyografisidir.  Bu romanın  yazarın otobiyografisinden tek farklı tarafı, yazarın romanda kendi adı yerine Musa adını  kullanmış olmasıdır.
Yazar ve kahraman Hasan İzzettin Dinamo kendi hayatını Öksüz Musa romanında anlatmıştır. Roman aslında otobiyografik bir anı romanıdır. Anı ve otobiyografi özelliği gösteren bu roman yazarın ilk önce babasının şehit düşmesini, annesi ve üç kardeşi ile evlerinden atılıp terkedilmiş bir sandalın içinde yaşamlarını sürdürmeye çalışmalarını, açlıkla mücadelelerini,  ilk önce abisini daha sonra kız kardeşini  açlık nedeni ile yitirmesini, daha sonra ölmek üzere olan annesi ve küçük kardeşi ile Darüleytam’a kabul edilişlerini, annesini de hastalıktan yitirmesi sonucunda,  Dar’ül eytamdan öğretmen olarak mezun oluşuna kadarki süreci anlatmaktadır.
 
 
Romanın özeti
 
 
Babası, abisi ardından da annesi ölünce ortada kalan Musa ve iki kız kardeşi, Samsun Darüleytamına verilirler. Burası, eski bir Ermeni okuludur. Hemen üst yanındaki dik yamaçta bulunan kilise ise yemekhane olarak kullanılmaktadır.
 
Sultan Reşat ölüp yerine Vahdettin geçince, Darüleytamlar işlevli bir duruma getirilmek istenirse de başarılamaz. Çocuklar, dilenerek, hırsızlık yaparak ya da çöplerden öteberi toplayarak yaşamlarını sürdürmeye çalışırlar.
Savaşta yenilince Ermeniler kendilerine ait mülkleri geri alıp yerleşirler. Samsun Darüleytamı kapanınca çocukların bakımını belediye üstlenir. Sahibi gelmeyen Ermeni evlerine numara verilerek çocuklar buralara yerleştirilir. 1919 yılına kadar bu denli süren yaşam, Vahdettin? İn bütün öksüzleri İstanbul’da toplamak istemesi üzerine değişir.
Darüleytamlar Genel Müdürü Selahattin Bey’in, yüz üstü bırakılan Darüleytamları bir yerde toplamak düşüncesi dönemin padişahı ve milli eğitim bakanı Rıza Tevfik tarafından da desteklenir. Böylece, Beyrut, Ordu, Amasya, Samsun ve Erzurum’dan getirilen kız çocukları Validebağ; erkek çocukları ise, fabrikaların yoğun olduğu Beykoz Darüleytamı’na yerleştirilir. Amaç, devletin olanaksızlıktan ötürü okutamadığı çocukları bir zanaat sahibi yapmaktır.
Bir ara işgalci İngiliz askerleri ve onların emrindeki Hintliler tarafından rahatları kaçırılsa da, Musa kendi kendine öğrendiği okuyup yazmayı burada ilerletir. Okulun bando takımında yer alır.
 
Arkadaşı Kazım’ın getirdiği Kazım Karabekir'in şiirlerini içeren kitaptan etkilenerek şiirler yazar. Ancak bir süre sonra okulda trahom salgını baş gösterir. Hastalığa yakalananlar okulda bırakılarak diğerleri başka okullara gönderilir. Musa’da kendini önce Halıcıoğlu, sonra da Silivri yöresindeki Rumların mübadele nedeniyle bıraktığı Bigados köyünde bulur.
 
Burada kimsesizliği biraz daha acı biçimde yaşayan, ancak okumayı bırakmayan Musa, Cumhuriyet’ İn ilanından bir süre sonra Amasya öksüz yurduna gönderilir. Müdür Hakkı Bey, ondaki farklılığı görür. Musa’nın hem sanatçılığının gelişmesi için katkı sunar, hem de çok sevdiği öğretmenlik mesleğinin yolunu açar. Şiir yazan ve resim çalışmaları yapan Musa’yı çevresine övgüyle tanıtarak, şiirlerinin yerel gazetede yayımlanmasına aracı olur. Aynı zamanda Milli Eğitim Müdürü Vekilliği de yapan İbrahim Hakkı Bey, Musa’nın Amasya’nın Zana bucağındaki bir okula vekil öğretmen olarak atamasını yapar.
 
 


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

ESA
06 Temmuz 2017 Perşembe 07:28:28
Öksüz Musa'nın Hazan izzettin Dinamo'nun bizzat kendisi olduğunu bildiğinizde roman müthiş bir anlam kazanacaktır. Birebir yaşanmış olayları dile getiren roman ülkemizin yaşanmış ve en hazin konulu anı romanlarından birisi olmaktadır.

ESA
06 Temmuz 2017 Perşembe 07:29:35
Bu romanı her Turk büyüğü ve her Turk çocuğu okumalı bu devleti nasıl kurduğumuz iyi anlaşılmalıdır.

Seferi (Nurcan Bedir Ören)
06 Temmuz 2017 Perşembe 12:09:05
Hocam, bugün Osmanlı'yı özleyenlerin onun sadece Fatih veya Kanuni dönemini anıyor. Oysa Kırım Savaşı, Düyun-ı umumiye kararları, büyük toprakların kaybı, Trablusgarp, Balkan Harpleri ardından Birinci Dünya Davaşı, bu savaştaki kaybettiğimiz babalarımız... acılar silsilesi hiç bitmiyor. Neyse ki Kurtuluş savaşımızla memleketi kurtarıyoruz, Osmanlı'dan geriye ne kalmış? Acı, gözyaşı, yokluk ve yoksulluktan başka... O günleri bize anlatacak bir büyüğümüz kalmadığından mı unutmayı tercih ediyoruz acaba? Aslında hepimizin aile tarihinde benzer hayat hikayeleri vardır. Babası seferberliğe çağrılan dedem, "daha 6 yaşındaydım, babam anamı, gardaşlarımı bana emanet etti, gitti. Ölürdük ölmeye de o günleri size anlatalım da ibret alın diye ölmedik. " derdi. Anlatacak çok şey var, inşallah ömrümüz yeter de anlatırız... Selamlar, saygılar...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...