Orhan Kemal ‘in Murtaza Hakkında Konu Özet İnceleme

Ekleyen : ESA , 13 Nisan 2019 Cumartesi aaa Beğen
 
 
Yazıda “Orhan Kemal ‘in   Murtaza  “   romanı hakkında bilgiler, romanının özeti,  romanın konusu, ana fikri,  romanın kahramanları, romanın olay örgüsü,  romanın yazarı,  “Orhan Kemal ‘in Murtaza” hakkında bilgiler “Orhan Kemal ‘in Murtaza “   romanın şahıs kadrosu  yazarın diğer romanları, “Orhan Kemal ‘in Murtaza  “   adlı eserden alıntılar yer alır.  Eser hakkında yorumlar,  romanın anlatım tekniği, yazarın bakış açısı, romanın tekniği, romanın türü, çevrildiği diller, eserin basım yılı, basım hikâyesi, yazar ve eseri arasındaki, eserle yazarın biyografisi arasındaki alakalar incelenmiştir.
 
ESERİN YAZIMI BASIMI KONUSU İÇERİĞİ ÖNEMİ ETKİLERİ HAKKINDA
 
Murtaza , kimi baskılarında ise Bekçi Murtaza adlı roman Orhan Kemal ‘in (D.Ceyhan 1914 –Ö Sofya, 1970) en çok ses getiren romanlarından biridir. Murtaza adlı romanın ilk baskısı 1952 yılında yapılmış bu romanı köy romancılığının makbul olduğu yıllarda konusu köy olmayan bir romanı olarak dikkatleri çekmiştir.
 
Baba Evi  , Avare Yıllar, Eskici ve Oğulları, Hanımın Çiftliği, Bereketli Topraklar Üzerinde adlı romanlarında köy sorunları üzerinde duran yazar bu romanında modern bir Don Kişot versiyonu bir karakter oluşturmuş, budala bir vatansever portresi çizerek, çağının bazı şartlandırmalarına ironi getirmiştir. Önce gece bekçisi, sonra fabrika gece kontrolörü olan Murtaza’nın, kraldan çok kralcı kesilmesi ve akabinde oluşan tirajı komik olaylar bu romanın belkemiğini oluşturmaktadır.
Konusu 1940’lı yıllarda geçen bu romanın kahramanı olan Bekçi Murtaza karakteri “bir budala olduğu kadar devleti kendi benliğinde erittiğine inanan imparatorluk geleneğinin son temsilcisi[1] bir tiptir. Bekçi Murtaza,  Balkan Savaşı’nda şehit düşen dayısı Kol Ağası Hasan gibi bir kahraman olmak idealine budalaca saplanmıştır,  ancak onun bu idealleri yaşadığı dönemin şartlarında çok komik durmaktadır. “Bekçilik yaptığı yıllarda mahallenin, fabrikaya geçtiğinde de bütün işçilerin alaylarına maruz kalan bu vazifeşinas insan, kendi oğulları için de başkaları için de bir rol model olabilme şansına sahip değildir.” [2]
 
Tüm bu trji komik halleri ile Orhan Kemal’in Bekçi Murtaza karakteri Türk romanın en sevilen roman karakterlerinden birisi olmuş, Murtaza, " Yaşadığı çatışmaların ve ruhsal parçalanışın trajikomik öyküsü” nün sembollerinden birisi olmayı başarmıştırEserde, “kendi görev anlayışı doğrultusunda her şeye tek bir boyuttan bakan küçük adam Murtaza bu nedenle evrensel bir kimlik de kazanmıştır. " [3]
 
Roman, sade yalın bir dille anlatılmış, edebi bir dil kullanmak yerine vakanın ve olayların anlaşılmasına önem veren gözlemci bir tahkiye dili ile yazılmıştır. Orhan Kemal romandaki vakaları sık sık geriye dönüş tekniği ile olayları dün ve içinde olunan an arasında yapılan gelgitlerle anlatmıştır.
Bu roman ve başkarakteri Murtaza, pek çok tiyatro oyunu ve film karakterine de örnek olmuş,  bu karakter, birçok tiyatro oyununda görülen bir bekçi tipi olarak karşımıza çıktığı gibi Kemal Sunal filmlerinde de sık sık bu karaktere benzeyen bekçi rolleri doğmuştur. Bu bakımdan romandaki Bekçi Murtaza Karakterinin romandan da fazla şöhret kazandığı rahatlıkla söylenebilir.
 
    
 
BEKÇİ MURTAZA FİLMLERİ 
 
Murtaza adlı romanın gördüğü alaka üzerine romanın film uyarlaması da yapılmış yönetmenliğini Tunç Başaran’ın senaryosunu Recep Ekicigil’in düzenlediği, yapımcılığını da Recep Ekicigil’in üstelendiği 1965 yapımı bu film de Murtaza Karakterini Müşfik Kenter üstlenmiştir.
 
Murtaza romanının ikinci film uyarlaması ise 1986 tarihlidir. Yönetmenliğini, Ali Özgentürk ; senaryosunu, Işıl Özgentürk,  yapımcılığını da Ali Özgentürk’ün paylaştığı bu filmdeki Murtaza Karakterini ise Müjdat Gezen üstlenmiştir. Bu film,  İran, Almanya ve Fransız televizyonlarında gösterilmiş; İtalya Venedik Film Festivali'nin yarışmalı bölümüne seçilen ilk Türk filmi olma şöhretini de kazanmıştır.
 
KONUSU
 Kurallara ve devlete kendi öz çıkarlarından daha çok önem veren Murtaza’nın unvan namus şeref işini hakkıyla yapma uğruna yaşadığı olaylar edindiği düşmanlıklar ve yaptığı mücadeleleri trajikomik bir yaklaşımla ele almaktadır.
 
ANAFİKRİ
Vazife ve sorumluluk duygusunu abartmak, sosyal şartları ve gerçekleri görmeden yaşamak,  duruma göre esnek olabilmeyi bilememek de kendi başına sorundur.  Sorumluluk ve vazife her şeyden önce gelse bile, yerine göre esnek olabilmek de lazımdır.
 
ROMANIN KAHRAMANLARI
 
Murtaza: Sivri uzun burunlu, kalın ve kara kaşlı, yeşil gözlü,  vazifesine çok düşkün, devleti ve görevini her şeyden üstün tutan cesur bir muhacirdir
Murtaza’nın Karısı: Mavi gözlü, zayıf, kocasının aksine şerefe ve göreve önem vermeyen;  paraya önem veren bir kadın.
Kamuran: Laubali her şeyi çok ciddiye almayan ancak iş gereği ve lüzumu halinde doğru davranmasını da bilen, Murtaza’nın destekçisi, çapkın eğlenceye düşkün akıllı bir adamdır.
Akile Hala: Zeki yardımsever, Murtaza’yı hep destekleyen ve düşünen biridir.
Kontrol Nuh: Tilki suratlı, kurnaz görünümlü, işini ciddiye almayan, yalaka, çıkarlarını düşünen, Murtaza’dan nefret eden, müdürün hemşerisi şımarık bir adamdır.
Azgın Ağa: Kalın kaba bıyıklı, püskül kaşlı, iri yarı mert bir adamdır.
Hasan: Murtaza’nın büyük oğlu,  annesi gibi mavi gözlü, zayıf uzun boylu akıllı, babasından hoşlanmayan bir delikanlıdır.
Hasan: Murtaza’nın küçük oğlu,  Murtaza büyük oğlu dayısına benzemediği için küçük oğlunun adını da Hasan koymuştur.  Küçük oğlu Hasan da babasını sevmeyen ve babasını kandıran kötü  bir evlattır.
 
 
ÖZETİ

Murtaza,  mübadele sırasında Yunanistan’dan annesi ve erkek kardeşiyle Çukurova’ya göç etmiş muhacirlerden biridir. Yunan muhaciri olduğunda henüz yirmi yaşındadır.  Ülkesini ve devletini çok seven dayısı Kolağası Hasan gibi vatan uğruna savaşmak ve vatanı uğruna canının feda edip şehit olmayı dileyen müthiş bir vatanseverdir.
 
Çukurova’ya gelen muhacirlere verimli topraklar verildiği için, Çukurova’nın muhacirleri bu topraklarını satıp konaklar alacak kadar zenginleşmişler iken Murtaza verilen her şeyi reddetmiş, ezan sesine kavuşmaya şükretmiş, devletten mal ve mülk almayı reddetmiştir. Kendilerini esaretten kurtaran Türkiye’de konaklara, evlere sahip olmak ona göre bir çeşit hiledir.
Devletten mal mülk almayı reddeden Murtaza’nın erkek kardeşi verilen malları ve mülkleri alarak zengin olmuş; o dönemde bütün muhacirler birden bire zengin olurlarken, Murtaza’nın annesi ise açlıktan ve parasızlıktan ölmüş; Murtaza ve kız kardeşi bu nedenle çok zor günler geçirmiştir.
 
Murtaza Çukurova’da bir kızı çok beğenmiş ve onunla evlenmiştir. Murtaza’nın bu kızı beğenmesinin asıl nedeni ise kızın babasının da tıpkı kendisi gibi düşünen mala mülke önem vermeyen, ülkesini çok seven bir adam olmasıdır. Murtaza’nın kız kardeşi de birisiyle evlenir. Evlendikten sonra Murtaza ve kız kardeşi Çukurova’dan İstanbul’a gelmişlerdir.
Murtaza’nın idolü Kolağası olarak şehit düşen Hasan Dayısıdır. Murtaza’nın tüm ideali Hasan Dayısı gibi biri olmak ve üniforma giymektir. Hasan dayısı bu vatan uğruna şehit düşerken zengin olmak için şehit olmamış, hayranı olduğu Hasan Dayısı gibi vatanı uğruna hayatını feda etmek idealine kapılmıştır. Lakin dayısı gibi komutan olma ümidini yitiren böyle bir şansı kalmayan Murtaza sadece üniforma giyebilmek için Bekçi olmaya razı olmuştur.
Bekçi üniforması giyerek vazifeye başlayan Murtaza için görev en büyük namustur.  Vazifesini her şeyden üstün tutan Murtaza, işine o kadar ciddi eğilmiştir ki onun bu tutumu yüzünden mahalle sakinleri nefes bile alamaz hale gelmiştir.
Bekçi Murtaza, işine öyle bir sarılmıştır ki;  hırsızlar,  , haksız kazanç sağlayanlar, mahalleyi rahatsız edenler ondan nefret etmeye başlamışlardır.  İşini çok önemseyen ve bekçiliğini çok fazla abartan Murtaza’ya göre insan hangi mesleği yapıyorsa, o mesleğini en düzgün şekilde yapmalıdır. ”Bir vazife yüksektir bir namuzdan! Vazife sırasında görmeyecek gözün evladını, demeyeceksin ciğerparem!”
 Gece on ikiye gelir gelmez Murtaza düdüğünü öttürmeye başlar, ışığı yanan ev görünce hemen gidip sorguya çekmektedir.  Mahalle Murtaza’nın işini çok ciddiye almasından ve polis şefi veya diktatör gibi davranmasından bu nedenlerle oldukça rahatsız olmuşlardır.  “Yukarda Allah, Ankara’da devlet hem de hükümet, burada da ben!”  diyerek kimseye aldırmadan görevini çok sıkı yapan Murtaza’dan herkes şikâyetçi olmaya başlamıştır.  Karakol Komiseri gelen şikâyetlere rağmen görevini çok iyi yaptığını bildiği Murtaza’yı korumaktan bıkmıştır.  Komiser ’in çok direnmesine rağmen en sonunda mahalleli Murtaza’yı işten kovdurmayı başarmıştır.

Bunun üzerine mahallelinin komiseri arkadaşı Fen Müdürü Kamüran’a fabrikadaki bozulan disiplinini düzeltebilmesi için Murtaza’yı tavsiye eder. Fabrikanın bozulan düzenini düzeltebilecek tek kişi Murtaza olacaktır. Fakat şakacı bir adam olan Fen Müdürü, Murtaza’nın bu işi başarabileceğine asla ihtimal vermemiş fakat Murtaza’nın marifetlerini duyunca sadece neler yapabileceğini görmek ve merakını gidermek için onu işe almıştır.  Bunun üzerine Murtaza Fen Müdürü’nün de desteğiyle yeni işi olan fabrikanın gece kontrolü işine başlamıştır.
Murtaza, sürekli olarak erkek çocuğunun olmasını istemekte bu çocuklarını da Kolağası Hasan Dayısı gibi yetiştirmeyi ummaktadır.  Bu nedenle dünyaya gelen ilk oğluna hasan adını vermiştir. Fakat ilk oğlu Hasan dayısına hiç benzemez. Bu nedenle dünyaya gelen ikinci oğlunun da adını Hasan koyar. Küçükoğlu Hasan’ı da Hasan dayısı gibi biri yetiştirmek derdindedir.  Büyük oğlu Hasan, baabsının umduğu gibi çıkmamış, askeri okula gitmemiş,  futbola da düşkün olmuş ve sanat okuluna gitmişti. Murtaza da umudunu yeni doğan çocuğu Hasan’a saklamıştı. Murtaza küçük oğlu Hasan’dan çok memnun gözüküyordu. Babası büyüyünce hangi okula gideceksin diye sorduğunda küçük oğlu Hasan Kuleli Askeri Lisesi dediğinde dünyalar Murtaza’nın oluyordu. Oysa küçük oğlu Hasan, kurnaz bir çocuktu ve babasını kandırıyordu.
Murtaza fabrikadaki gece bekçiliği işini de bir hayli abartmıştır. Ona göre fabrikanın disiplini tamamen bozulmuştur.  Buradaki işini de haddinden fazla önemser.  Bu huyu yüzünden herkesle kötü olmaya da başlar. Çünkü görevi dâhilinde olmadığı halde iş başında konuşan iki kişi görse derhal müdahale etmekte, hemen gidip kızmaktadır.  Sana ne dediklerinde ise:  “Ben gördüm kurs, aldım çok sıkı terbiye, hem da disiplin amirlerimden” diye başlıyordu. Uyuyakalan işçileri bağırarak kaldırıyor ve işini iyi yapmayan herkesi Fen Müdürüne şikâyet ediyordu.
 
Bu fabrikada Murtaza’yı seven tek bir kişi kalmamıştı.  İşten kaytaran,  işlerini aksatan herkes ondan nefret ediyordu. Buy nedenle işçiler türlü oyunlar oynayıp onu işten attırmaya çalışmıştı. Fakat Fabrika müdürü her şeyi anlıyor Murtaza’yı koruyordu.  Çünkü fabrikanın düzen ve disiplini Murtaza’nın sayesinde bir hayli düzelmişti.
Murtaza küçük oğlu Hasan’ın dayısı gibi subay olacağına inanmış, büyük oğlu Hasan’dan da umudunu kesmişti.  Lakin bir gün küçük oğlu Hasan’ın bakkaldan çeyrek ekmek çalarken yakalandığını duymuş; oğlunu tuttuğu gibi savcının ve hâkimin yanına götürmüş oğluna ceza verilmesini ve hapse atılmasını istemişti.  
Fabrikada Bekçi Murtaza’yı seven tek bir kişi bile yoktu.  Herkes onu Fen Müdürüne şikâyet ediyor;  fakat durumu iyi bilen Fen Müdürü Murtaza’yı korumak için elinden gelen her şeyi yapıyordu.

Murtaza’nın ikisi erkek dördü kız altı çocuğu olmuştu.  İki kızını da çalıştığı fabrikanın çırçır bölümüne sokmuştu. Bir gün Murtaza’nın kızları da iş esnasında uyuya kalmışlar işçiler, ellerine bir fırsat geçtiği için hemen yetişip Murtaza’ya bu haberi vermişlerdi. Murtaza ilk önce duyduklarına inanmamış, lakin kızlarını gerçekten uyuyor görünce kızı Firdevs’in saçlarından tuttuğu gibi yerlere fırlatmış, kızının başı da yere çarpmıştı.  Düştüğü bu duruma çok üzülen Murtaza hemen müdüre gidip kendisini ve kızlarını şikâyet edip kendisine ve kızlarına ceza verilmesini istemişti.
 
[2] Ülkü ELİUZ, ORHAN KEMAL’?N MURTAZA ROMANINDA YAPI,  http://www.turkishstudies.net/sayilar/sayi10/
[3] Ülkü ELİUZ, ORHAN KEMAL’?N MURTAZA ROMANINDA YAPI,  http://www.turkishstudies.net/sayilar/sayi10/ 


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...