Orta Direk Hakkında İçerik Özet İnceleme Yaşar Kemal

Ekleyen : ESA , 23 Şubat 2019 Cumartesi aaa Beğen
 
 
Yazıda “Yaşar Kemal’in  Orta Direk ”   romanı hakkında bilgiler, romanının özeti,  romanın konusu, ana fikri,  romanın kahramanları, romanın olay örgüsü,  romanın yazarı,  “Yaşar Kemal’in Orta Direk ” hakkında bilgiler “Yaşar Kemal’in  Orta Direk “   romanın şahıs kadrosu  yazarın diğer romanları,    “-Yaşar Kemal’in Orta Direk “   adlı eserden alıntılar yer alır.  Eser hakkında yorumlar,  romanın anlatım tekniği, yazarın bakış açısı, romanın tekniği, romanın türü, çevrildiği diller, eserin basım yılı, basım hikâyesi, yazar ve eseri arasındaki, eserle yazarın biyografisi arasındaki alakalar incelenmiştir.
 
ROMANIN YAZIMI BASIMI İÇERİĞİ TÜRÜ YAZARI HAKKINDA
 
Orta direk adlı romanı Yaşar Kemal’in “ Dağın Öte Yüzü “ adını verdiği roman üçlemesinin ilk kitabıdır. Roman, ilk kez 1959 yılında Cumhuriyet Gazetesinde tefrika halinde yayınlanmış 1960 yılında ise Remzi Kitapevi [1]tarafından On sekiz bölümden oluşan bir kitap olarak basılmıştır.
 
Bu roman üçlemesinde ekonomik olarak Çukurova’ya bağımlı olan Toros dağlarında yaşayan köylülerin yaşantısı, kültürü, pamuk toplamanın zorlukları,  hayatla ve birbirleri ile mücadeleleri dile getirilmektedir.
“Dağın Öte Yüzü “  adlı üçlemesinin ikinci kitabı olan “Yer Demir Gök Bakır” adı romanında Çukurova’ya pamuk toplamaya inen köylülerin verimsiz bir tarlayla karşılaşmaları ve para kazanamadan geri köye dönüşleri anlatılmış,  Ölmez Otu  adındaki üçlemeni son kitabında ise Çukurova köylüsünün hayat mücadelesi, kültürü, pamuk toplamanın zorlukları, köylülerin dünyası ve  Muhtar Sefer'den dayak yiyen Memidik’in   Zeliha’ya olan aşkı ve Sefer'i öldürerek intikam alma isteği romanın konusunu oluşturmuştur. [2]
 
Yaşar Kemal,İlk romanı İnce Memed’in gördüğü  büyük ilgiden sonra Ortadirek adlı romanına başlamış ama devam ettirememişti. [3]Beş yıl boyunca -1959' yılına kadar kadar - hiçbir şey yazmayan romancı arkadaşı Dr. İbrahim Kıray’ın tavsiyesi ile Ortadirek'i yeniden yazmaya koyulmuş, çalıştığı gazeteden de bir yıl izin isteyerek [4]bu romanı bitirmişti.
Van’dan gelerek Çukuova’ya yerleşen, Kadirli yakınlarındaki Hemite köyünde doğup, büyüyen Yaşar Kemal, pamuk tarlalarında çalışan insanların arasında yaşamış,   Torosların yükseklerinde yaşayan göçebe hayata alışık Türkmenlerin kış aylarında ovaya inerek  ve pamuk toplayarak devam eden yaşamlarının içinde büyümüştü.  Bu nedenle bu roman yazarın en yakından tanıdığı bu sosyal muhitlerin romanı olmaktadır. Romanda anlatılanların hepsi birebir yaşanmamış olaylar olsa bile gerçek hayattan yansımış izlenimlerdir.  Türk edebiyatında Köy romancılığının moda olduğu günlerde yazılmış olan roman, köy sorunlarını irdeleyen, köylülerin verdikleri hayatta ve ayakta kalma savaşlarını anlatan gözlemci,  gerçekçi, realist bir romandır.
 
ROMANDAN ALINTILAR
 
“Torosun boranı adamın kıranı demişler...”
“Bu toprak gibi yok. Daya kulağını duyulmadık sesler duy. Bir çobanın kavalını duyarsın, dünyanın öte ucundan gelen. Bir türkü duyarsın, söylenmedik....”
“Çukurova bir düş içinde gibi dumanlıdır. Taşa, toprağa, ak pamuklara,cıvıl cıvıl kaynaşan insanlara, karıncalar gibi, bir mavi çöker. Bir mavi ki amanallah! Yu yu çıkmaz. Düş mavisi. Tuzlu “
“…yakmışlar da kül etmişler bu güzelim ormanı. Yarıdan çoğunu yakmışlar. Vay ocağınız bata, ne istersiniz Allahın dağındaki ormandan? Ne istersiniz de batırırsınız? Sizden su istemez ekmek istemez. Üstelik de tatlı tatlı kokar. Kurdun kuşun, garip yolcunun da sıtarası.”
 
HAKKINDA NE DEDİLER
 
"Pamuk toplama zamanı geçmeden Çukurova'ya yetişmek zorunda olan bir ailenin savaşımı... Bugüne kadar okuduğum en mükemmel Türk romanıdır Ortadirek." (Fethi Naci)

"Türk romancısı Yaşar Kemal'in Ortadirek romanı edebiyatın büyük insan manzaralarından biridir. Bu roman aslında Savaş ve Barış ve Moby Dick boyutlarında bir yapıttır."  [5]- Michel Cournot, Le Monde,
 
"Dikkat çekici bir yapıt değil, bir başyapıt demek daha doğru olur." (Bulletin Critique du Livre Français)
 
KONUSU
 
Dağın Öte Yüzü üçlüsü darda kalanların yarattıkları düş dünyasının büyük bir görkemli hikayesidir. 
Üçlünün ilk kitabı Ortadirek'te uzun ve zorlu yolda yürüyenler anlatılır. Bir çile yürüyüşüdür bu; varacakları yerde onları sadece ayakta kalmak mücadelesi bekliyor olsa da, her yürüyüş bir umuttur. Pamuklar toplanmadan Çukurova'ya ulaşmak, çileye ve umuda da ulaşmaktır. 
Göç sırasında karşılaştıkları talihsiz durumlardan dolayı pamuk toplama zamanı geçmeden Çukurova’ya gitmeye çalışan bir ailenin başından geçen zorlu hayat mücadelesi anlatılmaktadır.
 
ROMAN ÜÇLEMESİNİN FİZİKİ SOSYAL VE KÜLTÜREL MEKANLARI
 
Dağın Öte Yüzü üçlemesinin üç romanındaki mekanlar da ortaktır.  Bu mekan Torosların yükseklerinde Yalak köyüdür.  Romancı üzerinde durmasa da bu köyün göçer hayata alışkın  1865 yılında Fırka-ı Islahiye ile zorla iskan ettirilen [6]göçer Türkmen köylerinden birisidir.  Bu üçlemenin seçtiği sembolik köyün adı ise Yalak Köyü’dür. Nitekim romandaki köylüler yazın serin yerlerde, kışın topluca Çukurova’ya inerek dedelerinden bildikleri hayat tazını devam ettirmektedir. 
Göçer Türkmenlerin gözünde Çukurova kışlak yeri olarak Çukurağa olarak da adlandırılır. Çukurova, göçer Türkmenlerin kışlak yeri olarak da bildikleri diğer bir ana mekandır.  Bu roman üçlemesi kış aylarında ekonomik olarak bağımlı oldukları Çukurova’ya inen, yaz aylarında ise yazlık obalarına dönen Türkmen köylerinin dramlarını anlatmaktadır.
 
Bu durum ise şu tarihi ve kültürel yaşamın devamıdır.  Nitekim Anadolu’nun Türk yurdu haline gelişinden 1865 hatta romanda da anlatıldığı gibi 1960 yıllara kadar Torosların güneyi Çukurova ve kuzeyi Uzun Yayla göçer Türkmenlerin kışlak ve yazlık yerleridir.  1865’te Fırka-ı Islahiye ile göçerler iskan edilmiş, buna rağmen bu göçerlerin torunları geleneklerinden dolayı alışkın oldukları bu kültürel yapıyı ve yaşama biçimini - bu roman üçlemesinden de anlaşılacağı bir şekilde - devam ettirmeye çalışmıştır.[7]
Nitekim bu yöredeki Türkmenler 1865 yılına kadar göçer hayat yaşamış olan yaz aylarında Göksun – Kırşehir, Sivas Kayseri-  ve Uzun yaylaya çıkan kışları hayvanları ile Çukurova’ya inen göçer Türkmenlerin kültür coğrafyasının 20. Yy başına kadar bu şekilde devam edebilmiş sürecidir. Buna rağmen yazar, konun bu yönüne bakmayı hiç akıl etmemiştir.
 
ROMANDA ANLATICI
 
Romandaki anlatıcı her şeyi gözlemleyen zihinleri okuyan düşüncelerden duygulardan, gelecek ve geçmişten haberdar ilahi anlatıcıdır. Romandaki anlatıcı zaman zaman gözlemci anlatıcıya da dönüşmektedir.  
Yol koyağın tam dibinden geçiyordu. Yolun üst başında, dört bir yanını kokulu yarpuz almış ulu cevizlerin altında bir pınar vardı. Adına Çağıloluk derlerdi. İlk konak burasıydı.” (s.39)
“Köy gelmiş Söğütlü’ye konmuş epeydir burada bekliyordu. Burası son konaktı. Çukurova toprağı aşağılarda, bir sis, bir güneş buğusu içinde ağaçları, Hüyükleri, akarsularıyla uzanıp gidiyordu.” (s.251) 
Anlatıcı çoğu kez olaylara dahil olmayan, olayları gözlemleyip anlatan 3. Tekil gözlemci anlatıcı olsa bile zaman zaman kişilerin iç dünyalarına inen onları iç konuşmalarını da duyan bilen ilahi bir anlatıcı haline dönüşüvermektedir.
Ağaç, dedi, kimseye demiyorum, sana diyorum, hey ulu ağaç. Benim atımı Koca Halil öldürdü.” (s.98)
 
ROMANDA ZAMAN
 
Dağın Öte Yüzü üçlemesinin ilk romanı olan Orta Direk, Yalak köylülerinin - yüzlerce yıldır göçer atalarının da yaptıkları gibi - kışlak yurtlarına dönüşleri üzerine kuruludur.  ”Güz yelleri neredeyse esmeye başlayacak. Boz toprağı soğuk, ürpertici bir yel yaladı yalayacak. Kuş boyunlarını kanatlarının arasına çekmiş, kuytularda büzülmüş duruyorlar. Üşümüş kuşlar. Keklik sesleri gelmez oldu. Kınalı ayaklarının izi yok artık çalı diplerinde. Günler geçtikçe bu azıtan ne? Yaz sonu yelleri(s.10).
 
ROMANIN KİŞİLERİ
 
Koca Halil, Meryemce, İbrahim, Muhtar, Adil Efendi, Delice Bekir, Uzunca Ali, Öksüz Duran ve Taşbaşoğlu
 
 
 
ROMANIN ÖZETİ
 
Romanın mekanı Torosların yükseğindeki Yalak köyünden Çukurova’ya kadar giden göç yolu güzergahıdır. Üçlemenin ilk romanı Yalak köylülerinin kışlağa inmek için yaptığı göç ve göçleri esnasında yaşadıkları dramlar olmaktadır.  Üçlemenin diğer romanları Çukurova’da yaşananlar ve yaz başında tekrar köylerine dönüş zinciri üzerinde kurulmuştur.
 Yalak köylüleri köyde hiç kimse kalmayacak şekilde kış ayları geldiğinde Çukurova’ya çalışmaya ve pamuk toplamaya inmektedir.
 
Romanda belirtilmese de bu yöredeki Türkmenler yüz yıllardır bu geleneği devam ettirmekte, değişen şartlara da bu şekilde uyum sağlayarak (  o yıllarda pamuk toplamaya inmek şeklinde ) devam ettirmektedir.
Yalak köylüleri köyde hiç kimse kalmayacak şekilde çoluk çocuk genç ihtiyar topluca Çukurova’ya inmektedir.  (  1865’teki zorunlu iskandan evvel Göçer Türkmenler obalar halinde hayvanlarını da yanlarına alarak yazın Uzunyayla çıkar, kışın Çukurova’ya inerlerdi.)
 
Tüm köyün yayan olarak Çukurova’ya inmesi - yazın ise tersine göç olacak şekilde - nedeniyle yollarda konak yerlerinde gecelemek zorunda da kalarak on beş günü bulmaktadır.  Köylüler birkaç ay Çukurova’da çalıştıktan sonra geldikleri şekilde köylerine dönmektedirler. ( 1865 yılına kadar bu göçler göç ateşinin yakılması ile başlar, atlar, develer, katırlar, küçük ve büyük baş hayvanlarla birlikte ve daha da uzak yerlere yapılırdı. )
Ovaya inme vaktini Koca Halil, döngele dikenine bakarak tayin eder, ata dede takvimden de bilinen günlere göre hazırlıklar yapılırdı.
 
Koca Halil artık yaşlanmış olduğundan artık yayan gidemiyor, ovaya gitmek için artık ata binmesi gerekiyordu.  Köyde ise tek bir at kalmıştı ve o at ise Meryemce’ye aitti. Lakin Koca Halil ile Meryemce'nin arası da açıktı
.
Tüccar Adil Efendi’ göçe giden köylülere veresiye mal satıyor pamuk toplama mevsimi bitince parasını alıyordu. Bu nedenle Adil Efendi, köylülerin ödeyemedikleri zaman sürekli borçlu kalabildiği, kabus gibi bir adamdı.  Köyün muhtarı Sefer ise köylüyü sömüren, çıkarı uğruna her şeyi yapabilen menfaatçi bir adamdır.  Muhtar Sefer,  Çukurova’ya indiklerinde tarlaları verimsiz olup da çalışacak işçi bulamayan tarlaların ağalarından rüşvet ve komisyon alarak anlaşır zavallı köy halkını buralarda çalışmaya mecbur bırakır,  kendi aldığı rüşvetlerle zengin olurken onların yeterince para kazanmalarına da engel olurdu. Böyle olunca da yeteri kadar para kazanamayan köylüler borçlu oldukları Adil Efendi’nin kabusunu yaşarlardı.
 
O yıl da kervan yola düzülmüş köylüler yola çıkmıştı. Uzunca Ali, analığı Meryemce’yi atına bindirmiş, karısı Elif, çocukları Hasan, Ümmühan ve kendisi yayan yola çıkmıştı. . Küheylan ise yaşlıydı. Kafile gece yol alıyor, gündüz dinleniyordu. Çukurova’ya inene kadar yağmur yağar çamur çıkarsa işler daha da zorlaşıyordu.
 
Yol boyunca artık iyice yaşlanmış olan Koca Halil, Uzunca Ali’ye sitem ediyor,  Meryemce’nin bindiği ata o da binmek istemişti.  Uzunca Ali’nin analığı Meryemce ise buna çok karşı çıkmış “ at çok yaşlı ölürse ne yaparız “ diye itiraz etmişti.
 Ali, anasını dinlemeyerek yaşlı atın terkisine Halil'i de bindirdi.  Meryemce buna çok kızmış oğluna öfkelenmişti. Yolda gittikleri bir gün yağmur çok şiddetli yağdı.  Köylüler acele edip bir ormanlığa gizlendi.
 
 
[1] https://tr.gowikipedia.org/wiki/Ortadirek_(roman)
[3] Bosquet, Alain (2004). Yaşar Kemal Kendini Anlatıyor. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
[4] a b Bosquet 2004, s. 76.
[5] https://www.dr.com.tr/kitap/ortadirek-dagin-oteki-yuzu-1/edebiyat/roman/turkiye-roman/urunno=0000000147924
[6]  Şahamettin Kuzucular , Çukurova Gavurdağları Ve Amik Ovasındaki Türkmen Aşiretleri https://edebiyatvesanatakademisi.com/makale/4094.





Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...