Rahmet Yolları Kesti Hakkında Konu Özet İnceleme Kemal Tahir

Ekleyen : ESA , 12 Nisan 2019 Cuma aaa Beğen
 
 
Yazıda “Rahmet Yolları Kesti,  Kemal Tahir ”  romanı hakkında bilgiler, romanının özeti,  romanın konusu, ana fikri,  romanın kahramanları, romanın olay örgüsü,  romanın yazarı,  “Rahmet Yolları Kesti, Kemal Tahir”    hakkında bilgiler “Rahmet Yolları Kesti, Kemal Tahir ”    romanın şahıs kadrosu  yazarın diğer romanları,  “Rahmet Yolları Kesti, Kemal Tahir ”  adlı eserden alıntılar yer alır.  Eser hakkında yorumlar,  romanın anlatım tekniği, yazarın bakış açısı, romanın tekniği, romanın türü, çevrildiği diller, eserin basım yılı, basım hikâyesi, yazar ve eseri arasındaki, eserle yazarın biyografisi arasındaki alakalar incelenmiştir.
 
ROMANIN YAZIMI BASIMI KONUSU İÇERİĞİ HAKKINDA 
 
Rahmet Yolları Kesti, adlı roman  Kemal Tahir,’in ilk kez 1957 yılında yayınlanmış bir eseridir.
Bu roman Yaşar Kemal’in İnce Memed adlı eserinin yayımlandığı yılların akabinde yayımlanmış ve eşkıyalık olgusunu dile getiren bir romanı olmuştur.
 
Esir Şehrin İnsanları , Yorgun Savaşçı  gibi Türk Edebiyatına önemli romanlar kazandıran Kemal Tahir’in bu romanı, Yaşar Kemal’in İnce Memed adlı romanındaki eşkıyaları yücelten  ve öven bir yaklaşımın tersine bir anlayış ile yazılmıştır. Bu eserdeki eşkıyalar İnce Memed gibi özenilecek tipler olarak değil, onun bunun oyuncağı olan alelade akılsız soyguncular olarak gösterilmiştir.  
 
Toplumsal gerçekçi bir romancı olan Kemal Tahir, Marksist ve Sosyalist eğilimli bir yazar olmakla birlikte, gerçekçiliği diğer sosyal gerçekçi romancılar gibi en uç nokta da ve oldukça az rastlanılır çizgide değil; daha rasyonel ve yaygın ve marjinal olmayan noktalarda aramış ve dile getirmiş bir romancıdır. Hatta bu tutumu nedeni ile sosyalist görüşte olan diğer romancılardan dahi tepkiler de görmüştür.
 
Yazar bu romanında, kısmen, Alevilik Sünnilik konularına, kısmen kadının toplumdaki yerine çok eşliliğe, toplumdaki ataerkil yapıya yer yer ironik bir yaklaşımla eleştiriler getirdiği de açıktır.
 
 
ANAFİKİR:  
 
Orta Anadolu’daki ağalık sisteminin eşkıyalık ile yakından ilgisi vardır.  Akıl ve para gücü ile kendilerini saygın insanlar olarak kabul ettiren ağalar eşkıyalar ile birlikte fakir köylülere zorbalık yapmışlar, zavallı halka baskı uygulamışlardır. Halkın eşkıyaları yüceltmesi çaresizlikten kaynaklanan sosyal bir olgudur.
 
ROMANIN KARAKTERLERİ  
 
Maraz Ali: Eşkıya özentisi zavallı ve akılsız bir adamdır.
Çerçi Süleyman Ağa: Köyün tüccarı, kurnaz çok akıllı, insanları yönlendirmeyi ve kandırmayı bilen tuzak ve plan kurarak rakiplerini bertaraf eden uyanık ve azmettirici bir karakterdir.
Uzun İskender: Kafası pek de çalışmayan, olmayacak işlere dahi inanan haydut ruhlu akılsız bir eşkıya eskisidir.
 Kasım Dede: Kendi köyünün Alevi Dedesi, Bir dükkân açarak Çerçi Süleyman’a rakip olmuştur.  Romanda anlatılan olaylardan çıkarılacak sonuca göre Alevi Dede’si olması üfürükçülük de yapması nedeni ile hiçbir köylüde bulunamayacak miktarda hayli para biriktirmiş, bu paralarını da Uzun Süleyman’a teslim etmek zorunda kalmıştır.
 Arif Ağa: Sarıca Köyü’nün muhtarı, Gülbeniz’in babasıdır.
 
 Diğerleri: Gülbeniz, İstidacı Bilal Efendi, Katır Adil, Koca Zeynel, Muhtar Feyzi
 
ROMANIN ÖZETİ
 
Maraz Ali, eline eski bir Lüver marka tabanca almış, dağa çıkıp, ünlü bir eşkıya olmak hevesine kapılmıştır.  Bektaş Emmi dağ yolundan geçerken kendini eşkıyalık oyununa kaptırmış olan Maraz Ali’yi görüp korkmuş ama daha sonra Bektaş Emmi, Maraz Ali’yi ikna edip evine yollamıştır. Maraz Ali bu eski Lüver’in yerine   bir “Alaman çıplağı” tabancaya erişmenin hayalini kurmaktadır.
Çerçi Süleyman’ın hizmetinde çalışan Maraz Ali’yi bu işe heveslendiren kişi de Çerçi’nin kendisidir.  Çerçi Süleyman Ağa onu sürekli doldurmakta, kafasındaki işler için kullanmak istemektedir.   Çerçi Süleyman Ağa, Kulveren köyünde tek bir tüccar iken Kasım Dede yeni bir dükkân açıp Çerçi Süleyman’a rakip olmuştur.
Maraz Ali evine gittiğinde Çerçi Süleyman ile Uzun İskender’i konuşurken görmüştür.  Daha sonra bu eve genel ev işletmecisi Gavat İbrahim ile hilekâr bir adam olan Bilal Efendi de gelir. Çerçi Süleyman, rakibi Kasım Dede’nin paralarını çaldıracak bir yol aramaktadır.
 
Çerçi Süleyman evde bir eğlence tertiplemiş eşkıya Sungurlulu Uzun İskender’in de aklını çelmeyi başarmıştır.  Çerçi Süleyman, komşu köy olan Sarıca’nın muhtarı  olan Arif Ağa’nın kızı olan on dört yaşındaki Gülbeniz’in Uzun İskender’e heves duyduğunu söyleyerek Uzun İskender’in kafasını karıştırmıştır.  Bu küçük kız sözde Uzun İskender’e âşık olmuştur. Bu yüzden Uzun İskender,  küçük kız Gülbeniz’i kendine eş etmek için düzenbaz bir adam olan Bilal Efendi’den akıl istemektedir.
Bilal Efendi, kızı istemiş ama Gülbeniz’in babası Arif Ağa’yı ikna edememiştir.  Bunun üzerine Uzun İskender muska yazması için Kasım Dede’ye okunmuş muska yazdırmış ama bir sonuç çıkmamıştır. Kasım Dede ile Arif Ağa arasında bir anlaşmazlık bulunmaktadır ve Uzun İskender bir zamanlar Alevi Dedesi olan Kasım’a yardım etmiş bir eşkıya eskisidir.
Üstelik Gülbeniz, Arif Ağa’nın tek mirasçısıdır. Gülbeniz’in babası ile Uzun İskender köy kahvehanesinde laf dalaşı da yapmışlar,  bunun üzerine İskender kızı kaçırmaya ant içmiş ve Çerçi Süleyman ile plan kurmaya başlamışlardır.  Çerçi Süleyman, ona şöyle bir akıl verir. “Aynı gece Dede Kasım’ın parasını soy;  sonra da Gülbeniz’i alıp kaç”.  Çerçi Süleyman Dede Kasım’sın parasının çok olduğunu üstelik Arif Ağa’nın da kızını vermek için bunu şart koştuğunu söylemiştir. Uzun İskender, Kasım Dede’nin evini basacak, parasını alacak ve getirip Çerçi Süleyman’a bu parayı verecektir.  Bu plan Uzun İskender’in aklına yatınca Çerçi Süleyman, Maraz Ali’yi de Uzun İskender’in yanına verir.  Çerçi Süleyman kızı kaçırmaları için onlara bir de at temin etmeye söz vermiştir.
 
Kendisi plana dâhil olmayacak kızın kasabasına yaklaşıldığı sırada onlara binek hayvan sağlayacaktır. Bunun üzerine Uzun İskender Uzun İskender, eşkıyalık günlerinden arkadaşları olan Kuru Zeynel ve Katır Adil’i de bu plana dâhil eder.  Uzun İskender yanına Maraz Ali’yi de alarak Kuru Zeynel ve Katır Adil’in köyüne gider. Maraz Ali, hem eşkıya olabileceği hem de marifetlerini ispat edebileceği için bu durumdan çok memnundur.  İkisi birlikte ilk önce Zeynel’in evine giderler. Uzun İskender, Zeynel’e; “kız kaçırma planı olduğunu ve kızın gönüllü olduğunu her şeyin çok kolay olacağını” söyler. Zeynel’e biraz da para verince Zeynel bu işe dâhil olmayı kabul etmiştir.  Bunun üzerine Zeynel, Adil’in evine gider. Katır Adil, ilk başta razı olmasa da bu plana katılır.
 
En sonunda Dede Kasım’ın köyüne varırlar. Dede Kasım,  eskiden kendine yardımı dokunan Uzun İskender ve arkadaşlarını içeri alıp onlara yemek hazırlatmak ister. Tam bu sırada İskender, Dede’nin boğazına bıçağı dayar ve paraları getir diye Kasım’ı tehdit eder.   Dede ilk başta az para verip kurtulmayı denemiş ama en sonunda tüm parasın vermeye razı olmuştur.  Dede Kasım’dan tahmin ettiği kadar para çıkmış üstelik sandıktan ipek üst baş da çıkmıştır.  İskender, Dede’nin onları ihbar edemeyeceğine de emindir.  Dörtlü çete Kasım Dede’nin evinden çıkınca şiddetli bir yağmura yakalanmıştır.  Katır Adil, sırtındaki çuvalı büyük bir zorlukla taşıyorken yine de bırakmamaktadır. Rahmet yolları kesmiş, köprü taşan dereden karşıya geçememiştir.  Bir kayanın dibine saklanıp çuvalın içinden biraz kumaş çıkartıp ısınmak zorunda kalmışlardır.  Maraz Ali, uykuya daldığı sırada İskender, Zeynel’e  tüm palanı anlatınca; Zeynel, bu işin içinde bir iş olduğunu  ve Uzun İskender’e kandırıldığını söyler. Uzun İskender’in içine bir kurt düşmüş, sabah olunca herkesi uyandırmıştır. Etrafa baktıklarında arkalarında gözcülerin olduğunu fark ederler.  Dede, onları şikayet etmiş  tüm köylüler onların peşine düşmüşlerdir.
 Sarıca Köyü’nün muhtarı ve Gülbeniz’in babası Arif Ağa Uzun İskender’e “etraflarının sarılı olduğunu, herkesin silahlandığını, teslim olmalarını” söyler.  Uzun İskender, arkadaşları kaçmaya çalışınca başlarına yağmur gibi kurşun yağmış, üstelik de Çerçi Süleyman’ın göndermeyi vaat ettiği atları da olması gereken yerde bulamamışlardır.   Muhtar, Maraz Ali’yi görünce “Maraz Ali’nin Çerçi Ağa’sının hayvanını ve silahını çaldığını” ve o yüzden arandığını da söyler. Hepsi de tuzağa düştüklerini anlamışlardır. Anlaşılan kızın babası Arif ve Çerçi Süleyman’ın ortak hareket ettikleri de ortaya çıkmış olur.  İskender, kaçma ihtimallerinin olmadığını anlayınca muhtar ile uzlaşmayı kabul eder. Silahını atıp muhtara teslim olur.
Maraz Ali, savaşmayı istemektedir. Zeynel ve Katır Adil de çatışmaya devam eder. Katır Ali ölünce Kuru Zeynel,  Alevilere teslim olursa öldürüleceğinden çekinerek başçavuşa teslim olur.  Başçavuş, Maraz Ali’nin de teslim olmasını ister ama Maraz Ali bir eşkıya gibi savaşmaya kararlıdır ve bir askeri de vurmuştur. Lakin silahı elinde patlayınca Maraz Ali’de yakalanır.
Gece vakti eşkıyalar birbirlerine bağlı olarak köye getirilmiş ve hepsinin yüzü dayak yemekten tanınmaz hale gelmiştir.  Herkes 16 yaşındaki Maraz Ali’nin hapiste iken başına gelecekleri konuşmaktadır.  


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...