Refik Halit'inMemleket Hikayeleri ve Koca Öküz Öyküsü ile Özeti

Ekleyen : ESA , 02 Kasım 2019 Cumartesi aaa Beğen
 
Anadolu’ya ait ilk hikâyeleri örnekleyen ve yazan bir hikâye kitapları olan Memleket Hikayeleri –ve  [Gurbet Hikayeleri   olan  Refik Halit Karay   bu öykü kitapları ile edebiyatımızda Memleketçilik akımını başlatan bir yazar olarak görülür.
Refik Halit Karay öykü tarzı ve sade dil anlayışı ile Ömer Seyfettin’in izinden gitmiş, siyaset ile yakından alakadar olduğu için hayatı boyunca yanlış siyasi tercihleri yüzünden derbeder olup acılar çekmiş, sürgünlere uğramış yıllarca vatanından da ayrı kalmıştır. Bu nedenle hayatı boyunca sık sık gurbet ve memleket hasretleri çekmiş olan Refik Halit sürgün yıllarındaki bu duygularını gözlemleri ile karıştırarak öykülerine aksettirmiştir.
 
 Refik Halit’in ilk sürgünü 1912 yılında İttihatçılara ters düştüğü için gönderildiği Sinop sürgünüdür.  Kurtuluş Savaşı yıllarında ise Halife ve padişah yanlısı bir tutum izlediğinden Atatürk tarafından hazırlatılan sürgüne gönderilecek ve cezalandırılacak olan yüz elli Türk aydını içinde olduğundan  1924 yılında Beyrut’a kaçmak zorunda kalmış, Memleket Hikayeleri adlı öykü kitabını Sinop’a sürgüne gönderildiği yıllarda, Gurbet  Hikayeleri adlı öykü kitabını ise  Beyrut, Şam ve Halep’te geçirdiği yıllarda meydana getirmiştir.
 
Refik Halit’in bu kitaplarındaki öyküler Türk Edebiyatında Anadolu hakkında yazılan ilk hikâyeler olmaktadır. Refik Halid çok sayıda roman yazmış olmasına rağmen işte bu iki hikaye kitaplarındaki öyküleri ile tanınmış onun bu iki eseri de MEB tarafından orta öğretim için önerilen Yüz Temel Eser listesi içinde olan Refik Halit Karay daha çok roman yazmış bir yazarımızdır.  ( bkz Refik Halit Karay Hayatı Edebi Kişiliği EserleriEDEBİYATIMIZIN ÜSTADLARINDAN REFİK HALİT KARAY )
 
ESER HAKKINDA NE DEDİLER
 
“Refik Halid’in Memleket Hikâyelerinde ulaştığı yüksek sanat örneğine bir daha erişilmemiştir. Dil üslup ve edebi yönden bugün de aşılamayan bu hikayeler modern Türk Edebiyatının en güzel mahsulleridir.” Profesör Otto SPIES Bonn 1963
“Bana o hikâyeler bugün Anadolu’nun insan ve cemiyet hayatı hakkında yazılmış ve yazılacak en azametli psikoloji ve sosyoloji eserlerinden daha etraflı daha derin daha dolu ve daha gerçek geliyor. Öyle sanıyorum ki bu hikâyeleri okumadan Anadolu’yu anlamanın anlatmaya başlamanın imkânı yok.” Sabri Esad SIYAVUŞGIL  1964
 
Refik Halid, Memleket Hikâyelerinde hiçbir siyasi akide gözetmeden serapa beşerin ıstıraplarını tahlil etmiştir. Yatık Emine Koca Öküz Hakkı Süküt Kuvvete Karşı Cer Hocası ayrı ayrı birer ıstırap tahlilleridir. “Refi Cevad ULUNAY
 
KOCA ÖKÜZ
 
Hacı Mustafa Ağa bu köydeki en kurnaz adamlardan biridir.  Kış aylarında hem öküzlere masraf etmemek hem de öküzlerin bakım masraflarından kurtulmak i kurnazca bir yöntem bulmuştur.  Her sene bahar yaklaşınca gidip pazardan bir çift öküz almakta ekini ekip, ekini yetiştirip,  ekini kaldırıp, döveni döndürüp, mahsulü ambarlara taşıyana kadar öküzleri kullanmaktadır. Yaz boyu her işini gördükten sonra da, pazara götürüp aldığı paraya öküzleri geri satmakta bazen de kar etmekte bazen de bu öküzleri aldığı paraya satmaktadır. Netice ise öküzleri bir kış boyunca beslemekten bir kış boyunca öküzlere masraf etmekten de kurtulmakta böylece kıt kanaat da olsa geçinip gitmektedir.
 
Hacı Mustafa,Hicaz'a da gidip gelmiş hacı olmuş bu sayede de köylülerin saygısını da kazanmış biridir.  Fakat gençliğinde jandarmalık da yapmış gözü açık, kurnaz ve hileci bir adamdır. Memurlara işi düştüğünde onlarla senli benli konuşan,  memurları nasıl yola getirip razı edebileceğini bilen, memurlar üzerinde tesis ettiği bu nüfuzunu da diğer köylüler üzerinde kullanmayı beceren biridir. İşi düşmediği adamlara selamı sabahı kesen Hacı Mustafa memurlar ile kurduğu bu yakın ilişkiler sebebiyle onların odalarına gidip oturup, onlarla senli benli olduğunu da diğer köylülerle hissettiren biridir.
Hacı Mustafa zaman zaman memurlara hediyeler götüren ama bunun da acısını onlardan ve işi düşen dipğer köylülerden kat kat çıkaran bir düzen de kurmuştur.
 
Lakin bu yaz en son aldığı öküzler ile başı derde girer.  Aldığı öküzler tembel çıkmış, öküz ahıra gidince yattığı yerde kalkmamıştır.  Mustafa ve efradı ne kadar uğraşırsa uğraşsın yeni öküz yattığı yerden kalkmamakta, ,oğlu, yanaşması hatta daha bir çok kişi gelerek onu yattığı yerden kaldırmaya uğraşmakta ama öküz yerinden kalkmamaktadır. Birkaç kişi birkaç defa öküzü yerden kaldırmak için iple çekmişler,  hayvana vurmuşlar, hayvanı dövmüşler başka neler etmişler ama yine de hayvan yerinden kalkmamıştır.  
 
    Bunun üzerine Hacı Mustafa çaresiz bir şekilde Kasap Cavga Rıza'nı yanına giderek yerinden kalkmayan öküzü satmaya karar verdiğini söyler. İyi belenmiş bu öküzü aldığı fiyata ona satmak ister. Bütün sorumluluğu üstünden de atarak hayvanın yerinden kalkmadığını, kasabın kendisinin gelip öküzü almasını da şart koşar. Belki de Hacı Mustafa Öküzün yerinden kalkamayacağını ve kasabın da hayvanı kaldıramadığından paradan ve öküzden de vaz geçeceğini ummuştur.
Bunun üzerine kasap iki mecidiye daha fiyat kırarak tüm şartları kabul eder. Hacı Mustafa da bunlara razı olur. Kasap öküzü almaya gelir ve öküzü azıcık dürtünce hayvan ayağa kalkar. Bunun üzerine Hacı Mustafa çok sinirlenip yanaşmasına tokat bir bahane uydurup tokat atar.
 
Hacı Mustafa bu halde iken bir tellal kasabanın yollarına düşmüş, kasabın dükkânında öküz kesileceğini, isteyenlerin gelip etini alabileceğini bağıra çağıra ilan etmeye başlamıştır.
 


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...