Ruh Adam Hakkında Özet İnceleme Hüseyin Nihal Atsız

Ekleyen : ESA , 04 Eylül 2019 Çarşamba aaa Beğen
 
 
Yazıda  “ Ruh Adam,  Hüseyin Nihal Atsız  ”  romanı hakkında bilgiler, romanının özeti,  romanın konusu, ana fikri,  romanın kahramanları, romanın olay örgüsü,  romanın yazarı,  “Ruh Adam,  Hüseyin Nihal Atsız ”    hakkında bilgiler “Ruh Adam,  Hüseyin Nihal Atsız  ”  romanın şahıs kadrosu  yazarın diğer romanları,  “ Ruh Adam,  Hüseyin Nihal Atsız”  adlı eserden alıntılar yer alır.  Eser hakkında yorumlar,  romanın anlatım tekniği, yazarın bakış açısı, romanın tekniği, romanın türü, çevrildiği diller, eserin basım yılı, basım hikâyesi, yazar ve eseri arasındaki, eserle yazarın biyografisi arasındaki alakalar incelenmiştir.
 
ESERİN YAZIMI  YAZARI KONUSU DÖNEMİ TÜRÜ HAKKINDA
 
Ruh Adam, ilk baskısı 1972 yılında Ötüken Yayınları tarafından yapılmış olan Hüseyin Nihal Atsız’a ait olan bir romandır.  Romanın İkinci baskısı 1974, üçüncü baskısı 1977 ve dördüncü baskısı da 1980 yıllarında yapılmış, roman yazarın en önemli romanları arasında yer almıştır.
Roman yazarın en son neşr edilen romanı olmakla birlikte üzerinde en çok düşünülmesi ve incelenmesi gereken romanı olmaktadır. Ruh Adam, yazarın Bozkurtların Ölümü adlı romanından sonra en hacimli eseri olmaktadır. Ruh Adam otuz bir bölümden oluşmuştur.  
 
Roman Selim Pusat adlı roman kahramanının birisi geçmişten bu güne kadar gelen diğeri de günümüzde yaşayan iki hayatının  iç içe anlatıldığı ve bir kişinin ruhunda birleştiği iki öyküden oluşur.  Selim Pusat, Mete’nin ordusundaki kaderini benzer bir şekilde günümüzde de yaşayan ve bunun ruhsal sancılarını ve halüsinasyonlarını yaşayan bir askerdir.
 
Yüzbaşı Burkay evdeşinin iyiliğine kötülükle karşılık vermiş, eşini yasak bir aşk ile aldatmıştır. Bu yüzden Yüzbaşı Burkay’ın ruhu dünyaya her gelişinde bu ıstırap ile yaşar. Nitekim  son asırdaki Selim Pusat kimliği ile  edebiyat öğretmeni eşi Ayşe ile de evli iken  gönlünü yine bir başka kadına kaptırmış bu nedenle de bu çağda da bu ıstırapları yaşayan  birisi olarak karşımıza çıkmıştır.  
Ruh Adam, kurgusu, kurmacası, ruh göçüşlerine dair anlatılan olayları, içeriği ile Türk edebiyatının en ilginç romanlarından birisi olmaktadır. “Fakat yazarın bu romanı hakkında yeterli irdeleme ve inceleme yapılmamış”[1] romanın bu eseri pek çok yönden analiz edilmemiş bir roman olarak kalmıştır.
 
Yazılarında Atsız, H. Nihal Atsız, Çiftçioğlu, Çiftçioğlu H. Nihal, Y.D.T. Bayındırlı, Selim Pusat ve Sururi Ermete gibi müstear adlar kullanmış[2] olan Nihal Atsız’ın bu romanındaki esas kahramanının adı müstear ad olarak da kullandığı Selim Pusat’tır. Bu nedenle romandaki kahramanın adı, yazarın müstear ad olarak kullandığı adlarından birisi olmaktadır.
 
Ruh Adam adlı eseri yazarın kendi düşlerinin, hayallerinin hatta gerçek yaşamındaki çeşitli olaylardan da söz eden otobiyografisidir. Ruh Adam büyük ölçüde yazarın düşsel, imgesel, fikirsel düşüncelerinin, ruhsal ve içsel bunalımlarının özgeçmişi olsa bile yazarın gerçek yaşamındaki bazı olayları da yansıtmaktadır. Yazarın kendisi de tıpkı romandaki Selim Pusat gibi askerlikten atılmış, bir edebiyat öğretmeni ile evli olan birisidir.
 
 
 “Ruh Adam, kendi nefsi ile mücadele eden bir insanın macerasıdır.”
 
 
ANAFİKİR
 
 
KONUSU
 
Ruh Adam, geçmişte Mete’nin ordusunda subaylık yapan Yüzbaşı Burkay’ın günümüzdeki Selim Pusat ‘ın kimliği ile karşımıza çıkması, Padişaha bağlılık yemini eden subayın Cumhuriyet’in kurulması ile ordudan atılması ve geçmiş yaşamındakine benzer acılar çekmesini ve çektiği aşk ıstıraplarını anlatmaktadır.
 
 
KİŞİLER
 
 
Selim Pusat:. Selim Pusat, askerlikten atılmış eşi Ayşe ile yaşayan geçmiş yaşamında Mete’nin ordusunda da askerlik yapan ruhu ıstırap çeken biridir.  Geçmiş yaşamında Mete’nin ordusunda bir subay iken nişanlısına ok atamadığı için ordudan atılmış, çağımızda da aşk ıstırabı yaşayan ve eşi Ayşe’nin öğrencisi Güntülü’ye aşık olan bir adamdır.  Halüsinasyonlar görmekte geçmiş yaşamına dair izleri, düşleri ve hayalleri gerçek hayatı ile iç içe yaşamaktadır. Selim Pusat askerlikten atıldıktın sonra  dünya ve insanlardan nefret eden bir kişi olmuş, bütün zamanını harp kitaplarını okuyarak geçirmeye başlamıştır.
Ayşe: Selim Pusat’ ın edebiyat öğretmeni eşidir. Ayşe; ordudan atılan Selim Pusat’ı hayata bağlamak yollarını aramaktadır.
Güntülü: Ayşe’nin günümüzdeki öğrencisi geçmiş hayatlarında da Selim Pusat’ın sevdiği kızdır. Selim Pusat onu çok sevmekte ve onu çok vahşi bulmaktadır.
Şeref: Selim Pusat ile birlikte ordudan atılan ve intihar etmiş olan arkadaşıdır.
Leyla Mutlak; Leyla mutlak Osmanlı soyundan gelen bir prensestir. Asıl ismi olan Hanzede’ yi kullanabilmek istemektedir ve Ayşe’nin eski öğrencilerindendir. Selim Pusat’ ın Güntülü ‘ye olan aşkına muhaliftir.
Yek: Kambur, topal biridir. Romanda değişik yerlerde ansızın belirir. Tam olarak kim olduğu bilinmez. Kendine göre Leyla Mutlak’ın tahta geçmesi için çalışmaktadır. Olağan üstü bir kişiliktir. Hep olmayacak zamanlarda o vardır. Pusat’ la ilgili her şeyi bilmektedir.
 
 
 
ÖZETİ
 
 
 
Selim Pusat eşi Ayşe’den bir Uygur hikâyesi dinlemektedir. 
 
Bu hikâye bir bahar ayında Kamlançuda ülkesinde geçer. Yüzbaşı Burkay,  bir kız ile karşılaşmış ve  adı Açığma-Kün olan bu kıza âşık olmuştur.   Kız ise hiçbir şey söylemeden ona bakmaktadır. Yüzbaşı Burkay kıza sorular sormaya başlayınca kız ona gülümsemeye başlar ve sonunda kız ona cevap verir. Bu aşk öyle bir aşktır ki Yüzbaşı Burkay evdeşini bu aşka kurban eder. Yüzbaşı Burkay, karısı üzerine bir başkasını sevdiği için, asırlar boyu ruhu ıstırap çekmeye mahkûm edilmiş bir adamdır.
 
İçki içmekte olan Selim Pusat ile eşi Ayşe bu Uygur hikâyesi ve tercümesi üzerinde sohbet etmeye başlarlar.  Uygur hikâyesinin tercümesi, Uygurcanın dil özellikleri ve diğer dillerden kelime almayan sade Türkçesi,  Uygur Türklerinin Budizm, Şamanizm ve Maniheizmin dinleri ile olan alakaları ilk Uygur eserleri vb hakkında konuşurlar. Bu metin dini bir metin değil ahlaki bir amaç için yazılmış Uygur dilinden Almanca’ya, Almanca’dan da günümüzdeki Türkçeye çevrilmiş bir metindir.
 
Selim Pusat, üç yıl evvel Padışah’a bağlılık yemini ederek Harp akademisine girmiş arkadaşı Şeref’le birlikte bunu inkar etmedikleri için  Harp Akademisinden suçsuzlukları anlaşıldığı hale, rütbeleri alınmış ve itaatsizlik suçundan ikişer yıl hapis yatmışlar, hapisten çıktıktan sonra Şeref intihar etmiştir.
 
Askeri görevinden ayrıldıktan sonra Selim Pusat her şeye ilgisiz kalmış eşi Ayşe ise bu durumdan kaygılar duymakta onu yeniden hayata bağlamaya çalışmaktadır. Ayşe onun bu durumundan kaygılanmakta ve ona hayatı yeniden sevdirmenin çabası içindedir.  Bu nedenle Selim Pusat karısı Ayşe’ye karşı sinirli alaycı davranışlar içindedir. Fakat Ayşe sükûnetini korumakta eşi Selim Pusat’ı sakinleştirecek tavırlar göstermektedir.
 
İlk önce Ayşe Hanım geçmiş günlerine döner. Ayşe üç yıl önce ayrılmış olduğu edebiyat öğretmenliği görevine yeniden başlamıştır. Ayşe’nin yeni görev yerinde Güntülü, Aydolu, Nurhan adında üç tane değerli öğrencisi vardır ve Ayşe en çok onlarla ilgilenmektedir.  
 
Selim Pusat bazı akşamlar çamlı korusunda gezintiye çıkmaktadır. Çamlı korusunda gezinirken gaipten şiir okuyan bir kadının sesini duyar. Leyla adında tarih öğretmeni olduğunu söyleyen bir kadın ile tanışır. Bu kadın. eşi Ayşe’nin eski öğrencilerinden biri olduğunu ve kendisini de tanıdığını söylemiştir. Leyla adlı bu kadın kendisini birinin takip ettiğini söyleyerek Pusat’ tan yardım ister. Pusat ise o akşam Leyla’yı evine bırakmış ama ertesi akşam koruda yine onunla karşılaşmıştır.  
 
Pusat ile Leyla tarih üzerinde konuşup tartışırlar o sırada Leyla’yı takip eden kişiyi de görmüşlerdir.  Selim Pusat bu kişi ile de tanışır. Bu kişi  kambur bir cücedir ve adının “ Yek “  dolduğunu söyler . Yek, Selim Pusat hakkında her şeyi bilmekte olan bir adamdır. Yek, adlı bu kambur cüce Selim’e Leyla’nın Osmanlı tahtının varisi olduğunu ve  ve kendisinin de onu tahta geçirmek için çalışan birisi olduğunu anlatır.
 
Lakin Selim’in çamlı korusundaki gezileri eşi Ayşe’yi de tedirgin etmeye başlamıştır.  Ayşe Hanım, Selim’i neşelendirmek ve hayata bağlamak maksadı ile bu üç öğrencisini evine getirmeye başlar.  Fakat Selim Pusat,  Güntülü’nün etkisinde kalmaya başlamıştır. “Güntülü, “sevginin niçini olmaz ki efendim …. çünkü biz önce severiz. Sonra sevdiğimiz şeyin güzel taraflarını bulmaya çalışırız” (s.50)
 
 
 Üstelik Selim’in eline bir telgraf geçmiş ve bu telgraftan Leyla’nın asıl adının hanzade  ve gerçek bir prenses  olduğunu da öğrenmiştir. Bu telgraf Erzurum’dan kambur cüce Yek tarafından gönderilmiştir. Selim ertesi gün Leyla’yı bulmak için gittiği Çamlı Koru’da eski arkadaşı Tahsin’le karşılaşır. Tahsin ona Neşriyat şubesinde bir iş bulmuş ve Selim orada çalışmaya başlamıştır. Fakat Neşriyat şubesindeki diğer çalışanlardan hoşlanmaz. Özellikle Yek’ e benzediği için Osman Fişer adlı çalışanla da bozuşur. Bu şubede çalışan kişiler tasavvufa meraklı insanlardır Selim Pusat bu nedenle de onlardan uzak durmaktadır.
 
 
Ama Selim Pusat tasavvufu merak etmeye başlamıştır. Eşi Ayşe ile tasavvuf konusunda fikir alışverişi yapmaya başlar. Bir bayram günü Pusat  ile Ayşe önce Huzur çay hanesine sonra Çamlı Koru’ ya gezmeye çıkmışlardır.. Yanlarında Gültülü ,Aydolu, Nurhan ve bir  tarih öğretmeni vardır. Bu gezinti sırasında Güntülü, Selim Pusat’ a kendisinin 2000 yıldır yaşadığını söyler. Bu arada Pusat, Çamlı koru’da duyduğu şiir okuyan kadın sesinin Güntülü’ye ait olduğunu da anlamıştır. “Yine beyninde garip şeyler oluyor, kendisini çok eski zamanlara götürüyordu. Son günlerde onda acaip bir hal peyda olmuştu. Bir hadise, bir söz onda anlaşılmaz tedailer yaparak asırlarca evvelki bir zamanı, bir şahsı düşündürüyor, kendisi o zaman varmış da o hadiseyi veya şahsı hatırlıyormuş gibi oluyordu”(s.68-69).
 
Daha da ilginç olanı Güntülü, Pusat’a çok ilginç bir öykü anlatır. Bu öyküye göre Güntülü ve Pusat 2000 sene evvel birlikte yaşamışlardır. Geçmiş hayatlarında Güntülü ve Pusat birbirlerine aşık iki nişanlıdır.  Pusat, Mete’nin ordusunda asker iken askerlerin nişanlılarına ok atma sınavında Güntülü’ye ok atamamış bu nedenle idam edilmiş bir yüzbaşıdır.  
 
Pusat, ertesi gün Çamlı koru’da yine Leyla Mutlak ile karşılaşır. Leyla  ona kendisinin gerçekten prenses olduğunu Osmanlı soyundan geldiğini, fakat  Yek adına şüpheleri  olduğunu anlatır.
 
Pusat  artık sürekli olarak Güntülü’yü düşünmeye başlamış, Mete’nin ordusundaki önceki hayatını da hatırlayamadığı için ıstırap içine girmeye başlamıştır. Bir gün Camlı Koru’ya gitmek isterken Nurhan’ın evine gitmiş Nurhan’ın çaldığı piyanoyu dinlerken yere düşmüş ama onu düştüğü yerden Yek kurtarmıştır. Bu defa Yek de kendisinin de eski bir asker olduğunu ona söyler.
 
Selimin son günlerdeki durumu üzerine eşi Ayşe eve bir doktor getirir. Doktor rahatsızlığının aşk ile ilgili olabileceğini söyler. Selim, zaten Güntülü’ye aşık olduğunu bilmektedir. .  “Siz de kendinizden yirmibeş yaş küçük bir kıza âşık olabilirsiniz”(s.102). Üstelik doktor kimliği ile eve gelen kişinin Yek olduğunu da tahmin etmektedir.  Lisedeki Nurhan, Aydolu ve Güntülü’nün mezuniyet törenine Selim ’de davetlidir.  Selim’ in Güntülü’ye olan aşkı bu gecede daha belli edilmiş ve eşi Ayşe de bu alakayı anlamıştır.  
 
Selim,  Yek’ le ilgili sorulara cevap bulmak için tekrar Leyla Mutlak ile buluşur.  Çünkü Yek; Dr.Selim Key ve Osman Fişer kimlikleriyle de karşısına çıkmaktadır.  Bu buluşmada Leyla’nın da kendisine aşık olduğunu anlar.  
 
Aklı ve gönlü arasında kalan Selim’in iç çatışması git gide kötüye gitmektedir. Ayşe de Pusat’tan ümidini kesmiş bir hale gelir. Çünkü Pusat, ölmüş arkadaşı Şeref ve Güntülü’nün hayaletleri ile de konuşmaya başlamıştır. “Güntülü’yü seviyorum. Hayatımın ve kâinatımın en büyük gerçeği bu”(s.224) i
 
Gerçekle ve düş arasında bocalayan Pusat kendi hayalinde vicdani mahkemeler de kurmaya başlar. Selim’in Güntülü’ye olan aşkı günden güne artarak ilerlemekte,  Selim de bundan kurtulmak için kendisini içkiye vurmaktadır. Artık evde Ayşe ile birer yabancı gibidir.
Selim Pusat, Yüzbaşı Burkay’ın ıstırab çekmeye mahkum ruhunun devamıdır.
 
 
 
[1] Nazan Bekiroğlu, Ruh Adam Romanı Üzerine Bir Tahlil Denemesi, http://www.nihal-atsiz.com/yazi/ruh-adam-romani-uzerine-bir-tahlil-denemesi-nazan-bekiroglu.html


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...