Sabir Efendi’nin Gelini Hakkında Konu Özet Analiz Ercüment Ekrem Talû

Ekleyen : ESA , 27 Nisan 2019 Cumartesi aaa Beğen
 
 
Yazıda  “Sabir Efendi’nin Gelini , Ercüment Ekrem Talû ”  romanı hakkında bilgiler, romanının özeti,  romanın konusu, ana fikri,  romanın kahramanları, romanın olay örgüsü,  romanın yazarı,  “Sabir Efendi’nin Gelini , Ercüment Ekrem Talû”    hakkında bilgiler “Sabir Efendi’nin Gelini , Ercüment Ekrem Talû ”  romanın şahıs kadrosu  yazarın diğer romanları,  “Sabir Efendi’nin Gelini , Ercüment Ekrem Talû ”  adlı eserden alıntılar yer alır.  Eser hakkında yorumlar,  romanın anlatım tekniği, yazarın bakış açısı, romanın tekniği, romanın türü, çevrildiği diller, eserin basım yılı, basım hikâyesi, yazar ve eseri arasındaki, eserle yazarın biyografisi arasındaki alakalar incelenmiştir.
 
 
ROMANIN YAZARI KONUSU BASIMI TÜRÜ ÖZELLİKLERİ HAKKINDA
 
Sabir Efendi’nin Gelini , Ercüment Ekrem Talû’nun beşinci romanıdır. Romanın ilk baskısı 1927 yılında Osmanlıca harflerle Orhaniye matbaası tarafından yapılmış, ikinci baskısı da Osmanlıca yapılan eserin Latin ve yeni harflerle baskısı ise 1939 yılında, İstanbul’da Gayret Kitabevi tarafından sağlanmıştır. ( bkz Ercüment Ekrem Talû Hayatı Edebi Kişiliği ve Romancılığı )
Recaizade Mahmut Ekrem’in oğlu olan Ercüment Ekrem Talû,[1] mizahi yönü ağır basan bir yazar olduğu halde bu romanında sosyal bir konuya ciddiyetle yaklaşmıştır. Bu roman ile de doğu batı kültürü çatışması çerçevesinde kendini iyi bilen, kendini iyi yetiştiren ama öz değerlerine de sadık Belkıs karakteri üzerinden cahillik, ön, yargı, ihtiras, dedikodu gibi kötü hasletleri eleştirmek istemiştir.  
 
Roman  batıda eğitim almasına rağmen, örflerini, geleneklerini ve ahlakını kaybetmemiş kişiler cahil kalanlardan ve gelenekleri kendi hırslarına, kıskançlıklarına, hasetlerine ve kötü emellerine alet edenlerden evladır konusu romanın ana ekseni olmaktadır.
Roman, yerli ve geleneksel kültürle yetişmiş ama batı kültürünü cahilce taklit eden üstelik haset ve kıskanç Huriye ile, Batı kültürü ile yetişmiş ama içi dışı bir fitne fesat bilmeyen üstelik manevi ve milli değerleri de sağlan Belkıs karakterlerinin kültür ve anlayış çatışmaları üzerinde kuruludur.
 
ROMANIN KARAKTERLERİ
 
Belkıs: Devletialiye şehbenderlerinden Vedad Sarım Bey’in en büyük kızıdır.  Paris’te okumuş, Fransız kültürü ile yetişmiş,  bilgili, dürüst ve iyi niyetli bir kadındır.
Tahir Bey: Sabir Bey’in en büyük oğludur.  Batı kültürüne özentili, Mekteb-i Mülkiye’yi bitirmiş, ailesine ve geleneklere bağlı ama babası gibi ticaret yapmayı beceremeyen birisi.
Huriye:  Hastalıklı olduğu için babası tarafından şımartılarak büyütülen okula gitmemiş cahil bir kadındır. Belkıs’a özenen, onu kıskanan, hırslı, haset, dedikoduyu seven, ahlaksızlık bile yapan,  iftira da atabilen bir tiptir.
Gülendam Hanım: Sabir Efendi’nin karısı,  Huriye’nin iftira ve yalanlarına inanan onunla beraber hareket eden bir kaynana
 Sabir Efendi: Konağı sahibi ailenin reisi.
 Veli Bey: Sabir Efendi’nin ikinci oğlu Tahir Efendi’nin küçüğü :
İrfan ve Selim : Evin diğer küçük oğulları
Sofi : Evin hizmetçisi
 
KONUSU
Kadim geleneklere bağlı bir ailenin büyük oğlu Paris’te eğitim görmüş Belkıs adlı bir kadınla evlenir. Fakat evdeki kadınlar ve evin diğer gelini Huriye, Belkıs’ı hem kıskanmakta, hem taklit etmekte hem de Belkıs’ı tuzağa düşürüp evden attırmak istemektedir. Cahil Huriye ile çağdaş bir eğitim almış Belkıs’ın çatışması üzerinde pek çok toplumsal sorun ortaya konulmuştur.
 
ANAFİKİR
 
Cehalet ve körü körüne çağdaş gelişmelere direnmek ilk önce bunu yapmaya kalkışanlara zarar verecektir.  Başkalarının gösterdiği gibi görmek, işin esasını öğrenmeden itham etmek yıkımlara sebep olur.   
 
ESERİN ÖZETİ
 
İstanbul’un sevilen ve zengin bir tüccarı olan Sabir Efendi’nin Gülendam adlı hanımdan dört erkek çocuğu olmuştur.  Aile Sabir Efendi’ye ait büyük bir konakta yaşamaktadır. İkinci oğlu Veli Bey, Huriye ile en büyük oğlu Tahir Bey de Paris’te eğitim görmüş Belkıs Hanımla evlenir. Belkıs, dürüst, güzel, dedi kodu etmekten hoşlanmayan rahat davranışlı içi dışı aynı bir kadındır.
B atılı bir eğitim almış olan Belkıs, davranışları ile herkesin tepkisini çekmiştir. Belkıs’ın zerafeti, içtenliği ve güzelliği konaktaki herkesi büyülemiş;  konaktaki tüm erkekler ona hayran olurken, tüm kadınlar da duydukları kıskançlık yüzünden ona düşman olmuşlardır.  Belkıs, evin küçük beyinden konağın şoförüne kadar her erkeği etkileyen bir kadındır.
Belkıs ile Tahir aslında çok iyi anlaşmaktadır. Fakat evin diğer kadınları ve özellikle diğer gelinleri Huriye, Belkıs’ı hiç çekememekte, hatta onu aşırı kıskanmaktadır.  Buna rağmen herkes Huriye’nin Belkıs’a çok özendiğinin hatta Belkıs’ı taklit etmeye kalktığının da farkındadır.
 Huriye, Belkıs’ı evden attırmak için evin kâhya kadını Eda Hanım’la iş birliğine girmiştir. İlk önce Belkıs’ın evde örtüsüz gezmesi bahçede uyuklaması üzerinden giderek evin hanımı Gülendam Hanım’ın gözünden düşürmeye çalışırlar. Onlara hak veren Gülendam Hanımı, bu durumu oğlu Tahir’e şikâyet eder. Fakat eşini çok seven Tahir Bey, annesine aldırış etmez.
Konağın aşçısı olan Recep Ağa, Sofi adlı hizmetçiye kur yapmakta iken Belkıs’a âşık olmuş, bu nedenle de konağı terk etmiştir. Böylece hizmetçi Sofi de Belkıs’a karşı birleşen kadınlara birlik olur.
Evdeki diğer kadınların bu tutumu yüzünden Belkıs, küçük kayın biraderi İrfan ve Selim ile dost olmak ve onlarla iletişim kurmak zorunda kalır.  İrfan ve Selim Mülkiye öğrencileridir ve Alafranga kültürü yakından tanımaktadırlar. Buna rağmen bu iki genç Belkıs’ın gösterdiği alakayı yanlış anlamışlar,  Selim de Belkıs’a âşık olmuştur. En sonunda Selim intihara kalkışmış arkasından da Belkıs’tan nefret etmeye başlamıştır.
Belkıs evde yapayalnız durumdadır. Fakat kimsesiz biri olduğu için Sabir Efendi’nin yanında yetişen, Hayri, Belkıs’ın durumuna üzülerek ona yardım etmeye çalışır.  Fakat bu yakınlaşmayı fırsata çeviren ev kadınları dedikoduya başlayınca Hayri de konağı terk etmek zorunda kalır.
Yaşlı Sabir Efendi sık sık hastalanmakta ona ise sadece Belkıs bakabilmektedir. Bunun üzerine Sabir Efendi teşekkür etmek için Belkıs’a değerli bir yüzük hediye etmiş,  gözü hep bu yüzükte olan Huriye bu nedenle evde bir rezalet çıkarmış ve eşi Veli Bey de onu dövmek zorunda kalmıştır. Bu olay üzerine Huriye’nin Belkıs’a olan düşmanlığı iki kat daha artar.
Huriye bir plan kurarak Belkıs’ın ağzından genç bir zabite mektup yazar. Ancak, bu genç zabite kendisi âşık olup onunla yasak bir aşk yaşamaya başlamıştır. Belkıs onları birlikte görünce Huriye’yi uyarmış,  edilen nasihata uyan Huriye’de zabitten ayrılmıştır. Ancak İrfan, durumu fark etmiş bütün suç Huriye’nin iftiralarıyla Belkıs’ın üzerine kalmıştır. Bunun üzerine Tahir Bey, Belkıs’ı evden kovmuş Belkıs’da hiçbir şey söylemeden konaktan ayrılmıştır.
Bunun üzerine Huriye, sırrını bilen evdeki hizmetçileri işten kovarak tedbir alır.  Fakat evden kovulan Sofi, olan biten her şeyi gidip veli Bey’e aktarmış, böylece tüm gerçekler su yüzüne çıkmıştır. İşin aslını öğrenen Tahir Bey , Belkıs’tan af diler ama Belkıs onu affedemez.
Onların Belkıs dışında ne yaptıkları nasıl oldukları pek bilinmemektedir. Örneğin Gülendam Hanım aslınca sevecen, otoriter bir Türk annesidir. Ancak Huriye’nin oyunlarına inandığı için esere bu yönleri pek aksetmemiş, Huriye’nin amaçlarını gerçekleştirecek bir maşa gibi olmuştur. Yine Sabir Efendi’nin hayat hikayesi başta anlatılmış ama romanın iç kısımlarında hatta yalıda bile pek fonksiyonu olmayan bir tiptir. Evde varlığı ile yokluğu aynı, zavallı bir ihtiyardır. Bu durumun farkında olan Belkıs onu bahçedeki çam ağacına benzetir ve “ikisi de dünyaya sevki kaderle gelmişler, ikiside dünyadan gitmek için sıra bekliyorlar. Hiç birinde bir gaye yok... Bir his yok...” der (sayfa 46).
Yalıdaki hizmetçi Sofi ve Kahya Eda Hanım, Huriye’nin ayarında insanlardır. Zaten Huriye ile işbirliği yapmaları bunu gösteriyor. Bu iki şahıs da Huriye’nin yanında, üstlendikleri görev dahilinde kendilerini gösterirler
Oldukça geniş şahıslar kadrosuna sahip olan bu eserde birinci derecedeki şahıslar hariç, ikinci derecedeki ve sözü edilen şahıslar çok siliktir. Yazar romantik bir bakış açısı ile yazdığı için şahıslar romana tek yönleriyle girmiştir. Örneğin Belkıs’ın her hareketi her sözü güzel, zarif, Huriye her haliyle adi ve kötü bir kadındır. Yani iyiler hep iyi, kötüler hep kötüdür. Sonunda kötü de yazara göre hak ettiği biçimde cezalandırılmıştır.
 


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...