Sait Faik Abasıyanık'ın "Kaşıkadasında" Öyküsünün Tahlili


21.1.2021

Sait Faik Abasıyanık'ın  "Kaşıkadasında" Öyküsünün Tahlili

 

Metin Adı: Kaşıkadasında(Şahmerdan isimli hikaye kitabında yer almaktadır.)

Metin Türü: Hikâye/Öykü

Yayım Tarihi: 1939 yılında yazılmış, 1940 yılında basılmıştır.

Baskı: Çığır Kitabevi

Sayfa Sayısı: 9 (Varlık Yayınları- Türk Hikaye Antolojisi)

Bölüm/Bölümler: Öykü tek bölümden oluşmaktadır.

Tür: Durum öyküsüdür. Asıl ağırlık karakterler arasındaki diyaloglar, karakterlerin hissettikleri, düşündükleri ve verdikleri tepkiler üzerinedir. Hikayenin sonu ucu açık şekilde bitirilmiştir.

ÖZET

Kaşıkadası’na doğru yola çıkan kafadarlar(Odisya, Yakup,Çakal, Sultan Hamit Cücesi, anlatıcı), ıssız bir adaya gittiklerini hayal ederler. Sandala binip yola çıkarlar. Her biri kendini Robinson olarak hayal eder ve bu hayali bozacak hiçbir şeye izin vermezler. Yolculuk boyuca kurdukları hayalin büyüsü bozulmasın diye birbirleriyle bile konuşmazlar sadece adanın, adadaki vahşilelerin, portekizli denizcilerin, korsanların hayalini kurarlar. Bu adaya bir kulübe yapmayı amaçlarlar. Nihayet adaya ayak basarlar. Adaya ayak bastıklarında asıl macera başlar. Adayı ilk defa keşfeden Portekizli korsanlar buraya en gençlerini bırakarak adayı terketmişler ve bu gencin daha ölmediği adada yaşadığı hayalinin kurarlar. Hatta adada vahşi bir kabile bile yaşamaktadır. Adada tehlikeli sarnıçlar bulunmaktadır. İşte böyle bir durumda kendilerini hayal etmektedirler. Adada konaklamak için aslında balıkçı kulübesi olduğu anlaşılan ancak kendilerinin Portekizli gemicinin malikânesi olarak tasavvur ettikleri bir kulübeyi seçerler. Kopuk balık ağlarının, mantarların ve çivilerin üstünde hayaller kururlar, bu hayallerin tesiriyle müthiş bir uykuya dalarlardı. Bölgeyi daha iyi tanımak için adayı gezerler. Adada tarifi imkansız duygular içinde yaşarlar. Anlatıcı, Odisyaya ilgi duymaya başlar ancak bu ilgi erkeğin erkeğe duyduğu bir arkadaşlık duygusundan çok daha öte cinsel yakınlaşma eğilimidir. Maceranın sonunda Odisya yaşadıklarını dalga geçerek anlattığında anlatıcı müthiş bir hayal kırıklığı duymaktadır. Hissettiği duyguların Odisyada bir karşılığı bulunmamaktadır.

KONU: Hikâyede, üç karakterin ergenlikten çıkıp, delikanlılık dönemine geçerken yaşadıkları sancılı ve çalkantılı süreç anlatılmaktadır.

TEMA: Hikâyede kimlik, aykırı cinsellik, erotizm temaları ön plana çıkmaktadır.

 

HİKÂYEDE YER ALAN HOMOEROTİZM VE ERKEK İMGESİ

Anlatıcı karakter, Odisya’ya duyduğu ilgiyi ve hayranlığı sık sık dile getirmektedir. Oynadıkları oyun gereği Odisya’nın nöbet tutması gereken bir gece, anlatıcı karakter çocuğun yanına gider; ona yakınlık gösterir ve elini tutar. Anlatıcı, duygusal bir konuşmanın ardından uykuya dalan Odisya’yı seyreder. Burada, Odisya’ya dokunmanın neden olduğu coşkun ruh hâli içindeki anlatıcı, içinde “kahramanlıklar, dostluklar ve arkadaşlıklar”olduğunu söyler. Yukarıda görüldüğü gibi, anlatıcı karakterin Odisya’ya duyduğu ilgi ve hayranlık, iki ergenin birbirlerine besledikleri arkadaş sevgisi ile açıklanamayacak kadar bedensel ve erotiktir. Bu noktada, anlatıcı karakter ile Odisya arasında aslında karşılıklı bir yakınlaşmanın bulunmadığı, yalnızca anlatıcıdan Odisya’ya, tek taraflı bir ilginin söz konusu olduğu belirtilmelidir. Zamanla, öykünün çocuk karakterleri, başta Yakup olmak üzere, ergenlikten çıkarak delikanlılığa, dolayısıyla yetişkin erkeklerin dünyasına girerler. Anlatıcı karakter, arkadaşlarının hem fiziksel değişimlerini, hem de yetişkinlerin dünyasındaki yeni hâllerini yadırgamaktadır. Anlatıcı, Yakup’taki fiziksel değişiklikleri şu sözlerle anlatır: “Yakup kocaman bir şey olmuştu. Geçen sene Kaşıkadası’ndaki ahırların içinde rastladığım çiftin erkeğinin ensesi gibi dik bir ensesi vardı. Simsiyah saçları bir berber elinde bir şeyler yapılmış gibi idi. İlk bıyığını kesmemişti. Ona da bir berber makası garip bir şekil vermişti”. Anlatıcı, Yakup’tan farklı olarak, yetişkin erkeklerin dünyasına girdikleri için mutsuzdur; Kaşıkadası’nda hep beraber oyun oynadıkları çocukluk dönemini özlemektedir. Ayrıca anlatıcı karakter, özellikle Odisya’nın ergenlikten çıkarken yaşadığı değişim nedeniyle de büyük bir hayal kırıklığı yaşamaktadır. Hem Odisya’nın neden olduğu mutsuzluk, hem çocukluk dönemine duyulan özlem nedeniyle anlatıcının delikanlılığa girişi örseleyici bir deneyim hâline gelmektedir. Anlatıcı, bir başka bölümde, Odisya Kaşıkadası maceralarıyla alay ettiği zaman şöyle demektedir: “Ben hep Odisya’yı niçin, nasıl öptüğümü düşünür, dudaklarımın derisini koparır koparır atardım”.

BAKIŞ AÇISI: Kahraman bakış açısı kullanılmıştır.

ANLATICI: Anlatıcı öykünün kahramanıdır. Ancak kendi adını söylememiştir. Arkadaşları ile beraber Kaşıkadasına doğru yola çıkışlarını ve adada yaşadıklarını kendi gözünden anlatmıştır.

ZAMAN: Güneşli bir öğlen vakti olduğu bilinmektedir ancak net bir zaman dilimi belirtilmemiştir.

MEKAN: Öyküde mekan,  Kaşıkadasına doğru yol aldıkları sandal ve Kaşıkadasıdır.

ŞAHIŞ KADROSU: Anlatıcı, Odisya, Yakup, Eftehia, Sultan Hamit Cücesi, Çakal(Köpek), Mücahit

KARAKTERLERİN ÖZELLİKLERİ:

Anlatıcı: Tüm olay anlatıcının gözünden anlatılmaktadır. Romanın kahramanıdır. Rumcayı yalnız anlar ancak konuşamaz. Homoerotiktir, hikâyenin ilerleyen kısımlarında Odisya’ya ilgi duyar.

Odisya: Yanık göğüslü, mavi gözlü, ince yüzlü, güzel Türkçe konuşan bir Rum genci. Bahçivan çocuğudur. Aralarında en iyi yüzme bilen kişidir. Cesur bir gençtir ancak en çekindiği şey kavgadır.

Yakup: Kocaman dik bir ensesi, simsiyah saçları ve mavi gözleri var.Yarım Rumca konuşabiliyor.

Eftehia: Bir Rum kızıdır. Ne fazla çirkin ne fazla güzel, sarı bir kilise mumu kadar renkli, güzel bacakları olan; beyaz, gevrek dişleri, civelek, neşeli. Yuvarlak vücut hatlarına sahip bir kız. İyi yüzme biliyor.

Sultan Hamit Cücesi: Ufak, minyatür bir yüzü ve vücudu var. Her tarafı ufak, elleri, ayakları, gözü, kulağı. O yüzden kendisine bu lakap takılmış.

Çakal: Köpek(hayvan)

Mücahit: Öykünün başında sandalın başında Mücahit’in olduğu bilgisi verilmiş. Bunun dışında bu karakter ile ilgili herhangi bir bilgi yok.

KARAKTERLERİN TÜRLERİ: Öyküde yer alan karakterler gerçek kişilerdir. Hayali karakterler değildir.

ÖYKÜDE GEÇEN ASIL KAHRAMANLAR/ YARDIMCI KAHRAMANLAR

Asıl Kahramanlar: Anlatıcı karakter, Odiysa, Yakup

Yardımcı Kahramanlar: Eftehian, Mücahit, Sultan Hamit Cücesi, Çakal(köpek)

KİŞİLERİN TAKDİM EDİLİŞ ŞEKİLLERİ: Kişiler, anlatıcının gözünden aktarılmıştır.  Kişilerin fiziksel özellikleri, duyguları anlatıcı ağzından aktarılmıştır.

ÜSLUP: Yapmacıksız, süssüz, günlük konuşma dilinin temel alındığı yalın bir üslup vardır.

DUYGU: Öyküye aydınlık, neşe verici bir hava hakimdir. Gençlerin gücü, kuvveti, yaşam enerjileri adetâ okura geçirilmek istenmektedir. Ancak sonu hayal kırıklığı ile bitmektedir.

ÇATIŞMA TÜRÜ: Anlatıcı karakteri, bir erkek çocuk olmak ile yetişkin bir erkek olmak arasında bocalamaktadır ki hikâyenin temel çatışması bu ruhsal karmaşada gizlidir.

KURGU: Öyküde gerçek bir kurgu vardır. Olaylar oluş sırasına göre sıranmıştır.

SÖZ SANATLARI: Benzetmelerden, kişileştirmelerden, mübalağalardan sıkça yararlanılmıştır.

HALK AĞZI: Halk ağızlarına ait kelimelere, söyleyişilere yer verilmemiştir.

ATASÖZLERİ VE DEYİMLER:  Öyküde katılı katıla gülmek, binbir çareye başvurmak, ayak basmak, yanına sokulmak gibi birçok atasözü ve deyim geçmektedir.

BİLİNMEYEN KELİMELER: Okurun anlamını bilmemesinin muhtemel olduğunu düşündüğüm kelimeler şunlardır;

Sergüzeşt: Serüven, macera

Tango: Tango, Buenos Aires, Arjantin ve Montevideo, Uruguay kökenli bir dans ve müzik türüdür. Dansla beraber gelişen müzik tarzı da aynı adla anılmaktadır.

Ehemmiyet: Önem

ÖNERİLEN SINIF DÜZEYİ: Yazar sade ve anlaşılır bir dil kullanmıştır. Betimlemelere sıklıkla yer verilmiştir. Ancak öykünün içerisinde homoerotik unsurlar fazlasıyla yer aldığı için ortaokul birinci kademe ve ortaokul ikinci kademe öğrencilerine tavsiye etmek ne kadar doğru olur bilemiyorum. Bu konu hakkında yorum yapamayacağım. Edebiyatçılar, psikologlar ve pdr uzmanlarının değerlendirmesi daha uygun olacaktır.

KAYNAKÇA:

GÜVEN, Oğuz, Sait Faik’in Hikâye ve Romanlarında Homoerotizm Erkek İmgesi ve Kadın Temsilleri, Bilkent Üniversitesi, Türk Edebiyatı Bölümü, Eylül 2010,  Yüksek Lisans Tezi

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


2 Yorum
22.01.2021 - 10:37
Öykünün analizi, hayatı boyunca hiç evlenmeyen, annesinin baskıları ile bir kızla nişanlanıp o nişanı da bozan Sait Faik'in ruh dünyasına da bir ışık tutmuş olması bakımından oldukça önem kazanmış oluyor. Sait Faik'in cinsellik tercihi ile ilgili ip uçları taşıyan bu İnceleme bu yönden de dikkate şayan. Teknik yönden de hikaye incelemelerine örnek gösterebilecek detaylı bir çalışma. Paylaşım pek çok yönden bir Tebrik hak ediyor.

22.01.2021 - 22:59
Teşekkür ederim hocam, beğenmenize sevindim.