Ödüllü Şiir Yarışmasına Katıl (YENİ)

Sait Faik Abasıyanık ve Şeytan Minaresi Öyküsü

Ekleyen : Fahrettin Saygın , 15 Mart 2020 Pazar aaa Beğen
 
 
Sait Faik Abasıyanık ’ın Şeytan Minaresi  adlı öyküsü Şahmerdan adlı öykü kitabındaki öykülerinden biridir.  Sait Faik Abasıyanık Şahmerdan adlı öykü kitabını  ilk kez 1940 yılında yayımlatmıştır.
 
Sait Faik Abasıyanık ’ın  Şahmerdan adlı öykü kitabı 1936’da yayımlanan  “Semaver ” ve 1939 ‘da yayımlanan  “Sarnıç ” adlı öykü kitaplarından sonra basılmış üçüncü öykü kitabı olmaktadır.
 
 İçinde on dokuz öykü bulunan bu kitaptaki öykülerden on beş tanesi kitaba alınmadan önce  çeşitli dergilerde çıkmış olan öykülerdir.  Dört tanesi ise ilk kez bu kitapta yer alan öyküleri olmaktadır.  
 
Sait Faik’in öyküleri  biçim ve içerik açısından Türk öykücülüğünde yeni bir çığır açmış Rus öykü yazarı Çehov’un tekniği ve öykü anlayışı ile yazılan bu öyküler, başı sonu ve  belli bir olay örgüsü olmayan öyküler olarak dikketi çekmişlerdir. Ömer Seyfettin, Refik Haliit ve Sabahattin Ali’nin öykü tekniğinden farklı olan bu öyküler  belli bir vaka düzenine dayanamayan anlık bir kesiti, durumu, akla gelen bir anıyı anlatan başı ve sonu  belli olmayan öyküler olmaktadır.  
 
Sait Faik, babasından kalan servet ile hayatını idame ettirmiş, belli bir işte güçte çalışmamış, ,  el attığı işlerde de muvaffak olamamış,  Burgaz Adasındaki babasından kalan köşkte avare bir hayat sürmüştür.  Ömer Seyfettin’den sonra  öykücülüğü meslek edinen ikinci öykücümüz olan Sait Faik,  hikayelerinde daha ziyade  basit, yoksul, kimsesiz, evsiz barksız küçük insanların öykülerini yazmıştır. Günlerini avarelikle ve başıboş geçiren Sait Faik öykücülükte karar kılınca Büyükada Burgaz adası gibi ada Müslüman ve gayri Müslim ada halkından sıradan insanların yaşamlarını ve hayat mücadelelerini gözlemleme fırsatını bulmuş, iyi bir gözlemci olarak görüp yaşadıklarını, gözlemleyip şahit olduklarını kesitler halinde aktaran kısa öyküler yazmıştı
 
 
Yazar  bu öyküsünde  köyden kente gelen ve denizde abdest alan bir adamın hayatını dile getirmektedir. Hikayede belli bir anafikir belli bir ileti de bulunmaz. Yazar kendi avareliği ile denizde yıkanan bir köy kökenli adamın hayatından kesitler aktarmıştır. Yazar öyküsünü  gözleme dayalı olarak anlatmış bası ve sonu olmayan bu öykünün başlangıcında ise  deniz kıyısında bir gezintisini dile getirmiştir.
 
Yazarın bu öyküsü  tıpkı  Hallaç Ermeni Balıkçı ile Topal MartıMahalle Kahvesi Semaver Birtakım İnsanlar Lüzumsuz Adam adlı öykülerinde de olduğu gibi avareliklerinin ve yoksulları anlatır.
 
 
 
Şeytan Minaresi
 
Haziran ayındaki bir günde anlatıcı bir yalıyar üzerinde denizi seyretmektedir. Plajın üzerindeki bu tepelerden denizin onu çağırdığını hisseder. Bir keçi yolundan taşların ve tümseklerin üzerinden kayarak kıya kadar gelir.
 
Deniz kıyısında taşların üzerine yarı çıplak uzanır. “ ılık bir vücudun vücuduma sarıldığını… Bakir bir dudağın kokusunu almış gibi  şehvetle ısınıyor, düşünmüyor, duyuyordum”  Bu defa da esen rüzgârın tüylerini kıpırdattığını hisseder. Bir müddet böyle uzandıktan sonra ayağa kalkıp giyinerek sahilde gezmeye başlar. “ Kayalara tırmanıyorum, aşağıda su gölgeler berrak , sıg”  Bu sırada denizde adam boyu bir gölge görmüştür. Martlar bu gölgenin üzerine konmaktadır. Gördüğü bu gölge bir vatoz balığıdır. Bu gölge birden derinlere doğru kaçar.
 
Martılar bu balığı ölü sanıp saldırmışlardır. Anlatıcı daha sonra diz boyu otların arasında yürümeye başlar. Sonra denize girmiş esmer bir adam görmüştür. Adam tamamen çıplaktır ve taharet almaktadır.  Adam anlatıcıyı görünce “ Destur “ diye bağırır. Avret yerlerini kapayarak üstünü giyer.
 
Anlatıcı bu adamla tanışıp hayat hikâyesini öğrenir. Adam bir sığara yakmış öyküsünü anlatmıştır. 32 Yaşında Çankırılı bir adamdır. Buraya çalışmaya gelmiş ailesini uzakta bırakmıştır. Ama ona aylardır bir mektup gelmemektedir. Oğlunu, eşini ve 92 yaşındaki babasını çok merak etmektedir. Yıllar önce babasına yedi altın vermiş babası da onu yedi sene saklamış, yaşlı adam öldüğünde altınların dördünü ona vermiş o da karısı ile İstanbul’un yollarını tutmuştu.


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...