Savaş ve Açlar Romanı Hakkında ve Özeti _ Hasan İzzettin Dinamo

Ekleyen : ESA , 05 Temmuz 2017 Çarşamba aaa Beğen 2
 
Savaş ve açlar ile ilgili görsel sonucu
 
 

SAVAŞ ve AÇLAR Romanı Hakkında ve Özeti _ Hasan İzzettin Dinamo 
 
Roman Hakkında , Bu roman Hasan İzettin Dinamonun başkasının hayatını anlatıyormuş gibi veya kurmaca bir roman imiş gibi anlatıığı, ama kendisinin ve ailesinin gerçek hayat öyküsünü dile getirdiği bir romanıdır. Hasan İzzetin Dinamo,  hayatını  Kutsal İsyan , Savaş ve Açlar  ( 1968 ) Romanı ile Öksüz Musa ( 1973) adlı romanlarında  dile getirmiştir. Bu iki romanı da aslında yazarın  doğumundan 1930 lu yılların sonrlarına kadar uzanan hayatının hikayesidir. Kısaca, Kutsal İsyan,  Savaş ve Açlar  le Öksüz Musa ( 1973)Birinci Dünya Savaşı yıllarında hasan izettin Dinamo'nun kendi özgeçmişn anlattığı ama kahramanlarına farklı adlar verdiği  biyografik romanlardır. 
 
ROMAN VE DÖNEMİ İLİŞKİSİ 
 
Tarih kitapları Birinci Dünya savaşı öncesinde yapılan nüfus sayımında, Osmanlı ülkesinin nüfusunu 27 Milyon kişi olarak gösteriyordu.  İstiklal savaşı bitince yapılan sayımda ise Türkiye ‘de 13 Milyon insanın yaşadığı sayılmıştı.
Yemen’de, I. Dünya Savaşında, Çanakkale’de, Sarıkamış’ta ve İstiklal Savaşında bir buçuk milyon Tük genci hayatını kaybetmişti. Halbuki cephe gerisinde yetim çocuklar, dul kadınlar, hasta, yaşlı ve sakatların;  açlıktan ve hastalıktan  ölme sayısı savaşta ölenlerden dört katı daha fazlaydı. 

Hasan İzzettin Dinamo   bu süreci önce babasının şehit olmasıyla yaşamıştı.  Üstelik önce ağabeyi, daha sonra ise kız kardeşi açlıktan ölüp gitmişti.  Besinsiz kalan annesi de hastalanmış,  tarlalardan çaldıkları lahanaları, mezbahalardan arta kalan atıkları yiyerek yaşamaya çalışmışlar;  yetimler yurduna erişebildiklerinde annesini de kaybetmişti. 

Cephelerde ölenler arkalarında kalan yetim çocuklarının ve eşlerinin hayatta kalma mücadelelerini bilmeden ölüyorlardı.  İllerde, ilçelerde ve köylerde kalan erkekler ya sakat kalmış gaziler, ya da engelli doğanlar yahut da çok yaşlılarla, asker kaçaklarıydılar. 
 
 
ESER İLE YAZARIN BİYOGRAFİSİNİN İLİŞKİSİ 

Savaş ve Açlar romanı bu olayları bizzat yaşamış olan  Hasan İzettin Dinamo ‘nun  kendi biyografisini, kendi hayatını ve anılarını neredeyse birebir anlatan bir romandır. Romandaki karakterler, karakter isimleri farklılık gösterse de bu roman daha çok Hasan İzettin Dinamo ‘nun  birebir yaşadıklarını anlatan bir belgeseldir.  
Hasan İzettin Dinamo  bu romanı kendisinin ve ailesinin öz geçmişi değilmiş gibi anlatır.   Babasının adı Ahmet Çavuş olduğu halde bu romandaki babanın adı Temel Çavuş’tur Aslen Trabzonlu oldukları halde ise memleketlerini Samsun olarak belirtir.

Roman, Hasan İzettin Dinamo ‘nun hayatından hareketle  “1. Dünya Savaşı’nda Doğu Cephesi’ne gönderilen bir askerin,en büyüğü beş altı yaşlarında olan altı çocuklu ailesinin, inanılması güç dramını dile getirmektedir. 

Hasan İzzettin Dinamo, Kurtuluş Savaşı yıllarını en fazla yokluk ve kimsesizlik içinde geçiren yazarlarımızdandır. Savaş ve Açlar, bir ailenin yaşayabileceği en zor koşullardaki var olma mücadelesinin, savaşın etkisiyle, nasıl drama dönüştüğünü, nasıl dağılma ve yok olma sürecine girdiğini anlatan, çarpıcı ve bir o kadar da etkileyici bir roman.”
 
 
SAVAŞ ve AÇLAR ROMANININ ÖZETİ 

Temel Çavuş Yemen’de yedi yıl askerlik yapmış ve bu korkunç savaştan sağ dönmeyi başarmıştır.  Askerlik dönüşünde ailesini memleketinden alarak İstanbul’a gelir.  İstanbul’da inek besiciliğiyle ailesini geçindirmeye çalışır. Fakat işleri ters gidip dikiş tutturamayınca, memleketi Samsun’a dönmeye karar verirler.  ( Gerçek hayatlarında ise Trabzon’a dönmek istemişler fakat vapurdaki bir yolcunun telkini ile Samsun’da kalmışlardır.)  
Burada tanıdıklarının da yardımıyla ailecek bahçe işleri yapmaya başlarlar.  Samsun’un bir köyüne yerleşen aile sıtma salgını çıkınca Samsun merkeze gelirler. Temel Çavuş burada tütün işleri ile uğraşmaya başlar. 
Fakat 1914 yılında yeniden savaş çıkmış Seferberlik ilan edilmiştir.  Temel Çavuş, hamile eşini ve diğer çocuklarını da bırakarak yeniden askere alınır. 1915 yılında Kafkas Cephesi’nde Enver Paşanın kumandasındaki ordu ile Sarıkamış harekâtına katılır.  

Temel Çavuş’un ailesi bağ ve bahçelerde bir çeşit hayatlarını idame ettirmekte, yıkık dökük de olsa bir evde yaşamaktadır.  Fakat bir gün bir kara haber gelir. Babaları Temel Çavuş,  diğer doksan bin askerle Allahuekber Dağlarında karlar altında kalmıştır. 

Temel Çavuş’un eşi Şakire ( gerçek hayatta da Şakire’dir)  kara haberi aldığı günlerde bir erkek çocuğu doğurur. Seferberlik çocuğu olduğu için adını Sefer koyarlar.  Şakire hanım ve diğer çocuklara büyük evlat Ali bakmaktadır. Ali ise henüz 15 yaşındadır. Fakat jandarmalar gelerek Ali’nin şubeye teslim olmasını ister.  Şakire’nin en büyük oğlu Ali de asker kaçağı ihbarı neticesinde cepheye gidecektir. 
Ali de askere gidince Şakire Hanım en büyüğü 8/9 yaşlarında olan diğeri de kucağındaki Sefer ile yalnız kalır.  Rumlardan boşalan evleri gasp eden bir zorba onlara da musallat olmuş,  bu adam evlerini hacizle ellerinden almış,  Şakire hanım ile çocuklarını da sokağa fırlatmıştır. 
 Şakire Hanım çocuklarını alarak deniz kıyısına gider. Orada atık çürüdüğü için sahilde terk edilmiş bir sandal bulmuşlardır. Aile bu sandalın içinde yaşamaya başlamıştır. Fakat dram bunlarla son bulmaz. Onlara bir mektup gelir. Şakire hanım bu mektubu alarak koşa koşa Tenzile Hanım’a gider. Mektubu okuyan Tenzile Hanım, Şakire’ye verilecek en kötü haberi okur. Büyük oğlu Ali de Savaşta şehit düşmüştür. 
Bekiroğullarından Temel Oğlu Ali Onbaşı da şehit düşmüş olduğundan aileye bir lira şehitlik maaşı bağlanmıştır. Ailenin reisi, Şakire Hanım’ın kocası Temel Çavuş, Sarıkamış Harbinde donarak öldüğü için şehit sayılmamış ve maaş da bağlanmamış olduğundan aile ilk defa devletten destek almaya başlamıştır.
 Fakat bu para çok yetersizdir.  Sandal içinde yaşam aileyi oldukça zora sokmuştur.  Şakire hanım, iş bulmak için çırpınmakta fakat her taraf Rumeli göçmenleri ile dolduğundan iş bulmak mümkün olmamaktadır. Ailenin geçimi sekiz dokuz yaşlarındaki Hasan’a düşmüştür.  Annesi Şakire Hanım, kucağındaki Sefer ile iş bulmak, açlıktan da ölmemek için savaşmak zorundadır.  
Küçük Hasan annesinin ve kardeşlerinin açlıktan ölmemesi için bir çare bulmak zorundadır. Bir gün Hasan “ bir tesadüf sonucunda mezbahayı temizleyen su arklarından bağırsakların akıtıldığını keşfeder. Aç ve sefil köpeklerle birlikte bu arklara atılmakta köpeklerle boğuşarak bağırsak ve karınları almaya çalışmaktadır. öpeklerle savaşarak topladığı sakatatla beslendiği mutlu günler kısa bir müddet sürmüştür. Mezbaha’nın artıkları artık atılmaz olunca bu mutluluk uzun sürmez”
“Hilal-i  Ahmer, açlar ve fakirler için aş ve yemek vermektedir. Fakat bu yemeğe ulaşanlar güçlü ve yetişkinler olmakta evin en büyük çocuğu olarak kalan Küçük Hasan ile Annesi yemek alamamaktadır. Hilal-i Ahmer’in kazanlarından onlara hiç fayda yoktur. Eli sopalı fakirler onları sokmamaktadır. Açlık ve kıtlıktan iki kardeşini yitiren Küçük Hasan bir yiyecek bulmak için çareler keşfetmektedir.  Geceleri tarlalardan sebze ve meyve çalarak, lahana tarlalarından lahanalar aşırarak annesine getirmektedir. Oysa kıtlık günlerinde bunlar bile büyük risktir. Geceleri lahana ısıtıp yemekte, anneleri ise ısırgan otu toplayıp haşlamakta, deniz sularından tuz elde etmektedir.” 
En sonunda tahin helvasını somurmayan ve sütsüz memeyi ağzına almayan Sefer de yaşamını yitirmiştir.  Açlıktan ölenlerin sayısı çok olduğundan ölüler üst üste çukurlara atılmaktadır. Ama Şakire Hanım, bir çukur kazarak, küçük Sefer’i gömmeyi başarmıştır. 
Açlık ve susuzluk Şakire’nin de hasta olmasına neden olmuştur.  Çok yakında öleceğini de artık anlamaya başlamıştır.  Fakat onlara mutlu bir haber de gelir.  Şehit çocuklarını besleyen ve eğiten Darüleytam onları kabul edecektir.  Şakire hanım da hasta hanede tedavi görecektir.  
Ertesi günü kulübede ne varsa kente götürüp satarlar.  Şakire Hanım, çocukları yetimhaneye yazdırır.  Kendisi de yetimhane yanındaki hasta haneye tedavi olmak için yatar. 
Güzel günler başlamış gibi gözükmektedir. Hasan ve kız kardeşi rahat bir hayata başlar. Sevgili anneleri Şakire ise yanı başlarındaki hasta hanede tedavi görmektedir. İki kardeş hafta sonu izinle dışarı çıkar. Yakındaki hasta haneye sevinçle koşup giderler.  Annelerini görmek ve ona sarılmak için  heyecan içindedirler. Ama görevli onlara en kötü haberi verir. Şakire Hanım ölmüştür. 
 
 
 
 


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

ESA
06 Temmuz 2017 Perşembe 07:25:40
Roman , İstiklal savaşı ve sonrasındaki yıllarda cephe gerisinde yaşanan açlık yoksulluk, ve kaderle yapılan mücadelelerini en iyi yansıtan romanların başında gelmektedir. Roman kurmaca bir özllik taşımamakta bizzat Hasan İzzettin Dinamonun kendisi ve ailesinin hazin ve fevkalede acıklı yaşanmış dramını dile getirmektedir.

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...