Sessiz Ev Hakkında Konu Özet Analiz Orhan Pamuk

Ekleyen : ESA , 23 Nisan 2019 Salı aaa Beğen
 
Yazıda  “Sessiz Ev,  Orhan Pamuk”  romanı hakkında bilgiler, romanının özeti,  romanın konusu, ana fikri,  romanın kahramanları, romanın olay örgüsü,  romanın yazarı,  “Sessiz Ev,   Orhan Pamuk ”    hakkında bilgiler “Sessiz Ev,  , Orhan Pamuk ”  romanın şahıs kadrosu  yazarın diğer romanları,  “Sessiz Ev,   , Orhan Pamuk ”  adlı eserden alıntılar yer alır.  Eser hakkında yorumlar,  romanın anlatım tekniği, yazarın bakış açısı, romanın tekniği, romanın türü, çevrildiği diller, eserin basım yılı, basım hikâyesi, yazar ve eseri arasındaki, eserle yazarın biyografisi arasındaki alakalar incelenmiştir.
 
 
ROMANIN YAZIMI BASIMI İÇERİĞİ KONUSU HAKKINDA
 
 Sessiz Ev, Orhan Pamuk’un ilk yayınlanma tarihi 1983 yılı olan İkinci romanıdır. Roman Cevdet Bey ve Oğulları  adlı romanından sonra yayınlanmış,  yazarın romancı olarak ününün pekişmesini sağlayan bir romanı olmuştur.
Romanın konusu babaları ve anneleri ölmüş olan biri içkiye düşkün bir doçent, diğeri devrimci bir üniversite öğrencisi, biri de Amerika’ya gidip zengin olmayı hayal eden üç torunun dedelerinden kalan konakta cüce bir kâhyası ile yalnız yaşayan babaannelerinin yanına gidip, kaldıkları bir haftalık süreyi anlatmaktadır.  
 
Roman kahramanlarının anıları ve düşüncelerindeki detaylardan anlaşılan bir vaka düzenine sahiptir.  Romandaki olay örgüsü, sağcı bir gencin, solcu bir kızı döverek öldürmesi dışında belirli bir olay kurgusuna da sahip değildir. Nobel Ödüllü bir yazar olan Orhan Pamuk’un bu romanında, romanın yazılış amacını oluşturan belirli bir tez de bulunmamaktadır.
 
ROMANIN KARAKTERLERİ
Babaanne: Fatma Hanım: 90 yaşına gelmiş ama torunlarından gereken ilgiyi göremediği için şikâyetçi olan daha çok ilgi beklemeyi uman evin sahibidir. .
Faruk Bey: Kendisini içkiye kaptırmış, hayatta kaybettiklerini unutmaya çalışan ve gelecekten umudunu tamamen kesmiş biri.
Nilgün: Babaannesini en iyi anlayanlardan biridir. Küçük yaşta  yetim kalmış Hasan'ın kendisine aşık olduğundan haberi olmayan bir kadındır.
Metin : Cennethisar'ı özlediği ve oradaki anılarını yeniden yaşamak için gelmiş birisi.
Recep : Babaanneye bakan evin cüce uşağı.
 
 
 
ROMANIN ÖZETİ
 
Olaylar Gebze'nin Cennethisar beldesindeki büyük bir konakta doksan yaşına ulaşan babaanne ile evin cüce hizmetçisi olan Recep birlikte yaşamaktadır. Recep, hem babaanneye bakmakta, hem de evin bütün işlerini yapmaktadır. Büyükhanım'ın tüm bakımını yapmak, bulaşıkları yıkamak, evin tüm işlerini yerine getirmek hatta çarşıya gidip gelmek dahi Recep’in görevleridir.  
Babaanne Fatma Hanım’ın kocası Selahattin Bey ölmüştür. Büyük Hanımın ölmüş olan kocası Doktor Selâhattin Darvınoğlu Bey, İttihat ve Terakki yönetimi ile ters düştüğünden Talat Paşa'nın da baskı yapması nedeni ile İstanbul’dan sürgüne gönderilmiş,  bu vesile ile Cennethisar'a gelerek bu konağa yerleşmiştir. Selahattin Bey bu konakta bir çeşit inzivaya çekilmiş, büyük bir ansiklopedi yazmaya koyulmuştur.  
 
Büyükanne Fatma Hanım'ın oturduğu bu konak, Selahattin Bey’in sürgün yıllarında yaptırdığı konaktır. Doktor Selâhattin Bey öldükten sonra babaanne ve yanında çalıştırdığı cüce kâhya bu konakta yaşayıp gitmektedir. Babaannenin çocukları ve torunları artık  Kaymakam olan babalarının tayinleri nedeni ile konakta ayrılmışlar şehirde yaşamaktadırlar. Ama bu torunlar her yaz yaşadıkları şehirden bu konağa gelerek bir müddet kalmaktadır.  Artık yaz gelmekte olduğundan torunlar konağa tatile geleceklerdir. Bu nedenle Kâhya Cüce Recep ile Babaanne, gelecek konuklar için hazırlık yapmaktadır. 
 
Fatma Hanım ve Selahattin Darvınoğlu’nun kaymakam olan oğulları olan Doğan Bey’in üç çocuğu olmuştur. Bunlar, Faruk, Nilgün ve Metin’dir. Faruk Bey işleri ters gitmiş bahtsızlığına yanan bu nedenle de kendisini içkiye vermiş bir tarih Doçentidir. Metin ve Nilgün ağabeylerinin bu durumlarına hayli üzülmektedir. Faruk, Metin ve Nilgün’ün anneleri olan Gül Hanım ve babalar ölmüştür. 
 
Beklenen gün gelip çatmış, torunlar babaanneleri ile birkaç hoş beşten sonra odalarına çekilip kendi dünyalarına dalmışlardır. Oysaki Babaanne onlardan çok daha fazla alaka ve ihtimam ummaktadır. Torunlar gelince, babaannenin düşündüğü gibi geçen yıllarda konuştukları aynı şeyleri konuşmuşlar ve her bir torun kendi dünyasına kapılmıştır. 
 
Torunlarının en büyüğü Tarih Doçenti olmuş olan Faruk’tur. Nilgün ise sosyoloji bölümünde okumakta ikendevrimciler arasına girmiştir. Annesi ile babası o küçükken ölmüş olduğundan babaannesini en iyi anlayan iyi yürekli bir üniversiteliler. Babaannemin lisede okuyan torunu Metin ise Amerika'ya gidip zengin olma hayalini kuran buraya ise sadece çocukluk arkadaşlarını görmek ve anılarını tazelemek için gelen biridir. Herkes yemekte konuşmaya dalmış, Faruk ile Nilgün gelmişten geçmişten konuşurken, Metin sokağa çıkmış ve eski arkadaşlarına kavuşmuştur.  Metin zengin çocuklarının olduğu bu ortamda Ceylan adlı kız ile tanışmış ve o kızdan çok hoşlanmıştır.
 
Ertesi gün torunlar bir araya gelmiş her yıl yaptıkları gibi hep birlikte ve Babaanneyle beraber dedelerinin mezarını ziyarete gitmişlerdir.  Mezarın başında Fatma Hanım torunlarının duyarsızlığına üzülmüş ve ağlamaya başlamıştır.
Doçen Faruk’un derdi yörenin tarihini ortaya çıkarmaktır. Bu nedenle Gebze Kaymakamlığı arşivlerini taramış ve Osmanlı devrinde yaşanmış olan bir veba salgını ile ilgili olarak bulduğu belgeleri Nilgün ile tartışmaya başlamıştır. Metin ise her gün gezip eğlenip yiyip içmek ile vaktini geçirmektedir.  Bir gün sarhoş sarhoş Ceylan’a aşkını itiraf eder. Fakat Ceylan, sarhoş halde ilanı aşk eden Metin’e aldırış etmez.
 
Recep’in ise bambaşka bir dünyası vardır. Bir cüce olduğu için gündüzleri çıkmaktan hoşlanmadığı için geceleri işlerini bitirdikten sonra sokağa çıkmaktadır.  Recep'in yeğeni Hasan, geceleri yollara, duvarlara afişler asan sağcı bir teröristtir.  Hasan gündüzleri ise tehdit ve şantaj yoluyla bazen de sahte makbuzlar ile para toplamaktadır. Hasan, çocukluk yıllarından beri Nilgün’e ilgi duyan ama bir türlü de Nilgün’den yüz bulamayan biridir.
 
Üstelik siyasi görüş olarak da Nilgün’le ters düşmüştür. Nilgün, her gün solcu bir gazete alıp, kıyıya gidip, orada gazete okumakta Hasan da her gün Nilgün’ü izlemektedir.  Nilgün bir müddet gazete okuduktan sonra denize girmekte onun azılı bir solcu olduğunu anlayan Hasan duruma üzülmektedir.  Hasan, solcu olduğu için Nilgün’e duyduğu ilgi yüzünden arkadaşları tarafından da tepki görmüştür. Üstelik Hasan’ın arkadaşları Nilgün’e sadece solcu olduğu için bir kötülük yapmayı da kafalarına koymuştur. Hasan, bu planı sezince denizden dönen Nilgün'e durumu anlatmak ister, fakat Nilgün onu dinlemeyerek "Pis faşist!" diye bağırır. Bunun üzerine Hasan,  Nilgün’e çok sinirlenip Nilgün’ü döverek kaçar. Lakin Nilgün çok ağır darbeler de almıştır. 
Recep, yaralı Nilgün’ü alıp eczacıya götürmüştür. Nilgün ‘ün yüzü morarmış vücudunda ise darp izleri oluşmuştur.  
 
 Faruk Bey ise uzun zamandır hep içki içmekte hayatı boyunca yaşadığı kayıpların üzüntüsünü içki ile unutmak istemektedir. Ev halkı ve babaanne Faruk Bey’in bu durumuna çok üzülmekte ama ellerinden hiçbir şey gelmemektedir.  Geceleyin üç kardeş toplanmışlar gitmeye karar vermişlerdir.  Sabahleyin Recep torunlarının gideceğini Büyükhanım’a söylerler. Gençler kahvaltıdan sonra vedalaşıp gidecektir. Kahvaltıdan sonra Nilgün'ün başı dönmüş dünkü dayaktan dolayı beyin kanaması geçirip ölüvermiştir.
Gençler şaşkınlık ve üzüntüden ne yapacaklarını bilemez hale düşmüştür. Büyükhanım onları vedalaşmak için bekliyorken. Recep'i çağırmış ama o da gelmeyince Aşağıya da inemediğinden, yorganını başına çekip yatmıştır.Ev tam bir sessizliğe bürünmüş,  Hasan ise istasyona gidip  Cennethisar'dan ayrılmıştır.
Nilgün bir gün sonra beyin kanamasından hayatını kaybeder.


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...