SİLAHLARA VEDA ERNEST HEMİNGWAY


30.01.2021
SİLAHLARA VEDA
ERNEST HEMINGWAY
Beyaz Balina Yayınları, 371 sayfa
Türkçesi: Mustafa Bahar
Okuma tarihi: 16/01/2021
                           30/01/2021

"Savaştan daha kötü olan ne var? Bozgun, işin en kötü yanı bu... Savaşta son yoktur."
                                                ( 56, 57.s.)
Yazar Hakkında Kısa Bilgi:
Ernest Miller Hemingway
(21 Temmuz 1899- 2 Temmuz 1961)
"Amerikalı romancı, hikâye yazarı ve gazetecidir. Nobel ve Pulitzer Ödülü sahibi yazarın çoğu eseri, bugün Amerikan edebiyatının başyapıtlarından kabul edilir. İtalya'da 1.Dünya Savaşı sırasında yaşadıklarından esinlenerek yazdığı Silahlara Veda (1929), savaşla aşkın iç içe işlendiği umutsuz ama güçlü bir romandır.
Diğer Eserlerinden Birkaçı: Beşinci Kol, Çanlar Kimin İçin Çalıyor, Irmağın Ötesi, Afrika'nın Yeşil Tepeleri, İhtiyar Adam ve Deniz..."
Kaynak: vikipedi
turkedebiyati.org 

     SAVAŞIN KASVETLİ HAVASINDA
                      YEŞEREN AŞK
  
      Ernest Hemingway'den okuduğum ilk eser Silahlara Veda. Oldukça akıcı ve etkileyici üslubuyla aslında çok daha kısa sürede okuyup bitirebileceğim bir romandı. Yazarına Nobel Edebiyat Ödülü kazandırmış olan eserde sadece savaşla değil, savaşa rağmen yeşeren bir aşkla iç içe oluyorsunuz roman boyunca. Savaş gerçeğini de aşkın büyülü yanını da gerçekçi bir bakış açısı ve doğal bir anlatımla yansıtmış.
      Abartısız, doğal, duru bir anlatımın roman boyunca her sayfada eksilmeden devam etmesi romanın elinizden düşmemesinde önemli bir etmen. Yazarın betimleme ve tahlillerdeki başarısı ve gerçekçi bakış açısı romanın zevkle, soluksuz bir şekilde okunmasını sağlıyor.
 "Yaşadığımız köy oba ile dağların arasındaydı. Yazın sonlarına doğru ırmağın yatağındaki çakıllar ve taşlar, güneşin etkisiyle beyaz ve kuru görünüyordu. Irmak ise kendi yatağında sakin, durgun masmavi alıp ilerlemekteydi..."(5.s.)
     Bu anlatım, romana ayrı bir güzellik ve sıcaklık katmış. Diyaloglar akıcı. Yazar, okuru, anlattığı savaş atmosferine almayı başarmış. Savaş devam ederken hayat da devam ediyor. Hayatın devamlılığı, dostlukların, sohbetlerin canlılığına dair kesitler, romanı sürükleyici kılan niteliklerden biri. Kahramanların sıcak, samimi sohbetlerini keyifle okuyorsunuz. Acılarına, açlıklarına, umutlarına, mutlu anlarına ortak oluyorsunuz. 
"... Diğerleri de hep birlikte güldüler.
 Binbaşı: 'Siz hemen izne gidin,' dedi.
 Teğmen: 'Sizinle birlikte gelip o güzel yerleri göstermek isterdim,' dedi.
   'Gelirken gramafon getirin.'
    'Güzel opera plâkları da.' "(11.s.)
     
    Yazar, kahraman bakış açısıyla eseri kaleme almış. Başkahraman Henry Tenente, I.Dünya Savaşı'nda İtalya'da görev yapan Amerikalı bir subaydır. Tenente; arkadaş canlısı, yeri geldiğinde fedakârca davranan, aynı zamanda savaşa karşı bir düşüncededir.  Rinaldi, Papaz ve Binbaşı Tenente'nin yakın arkadaşlarıdır. Tenente her ne kadar savaş karşıtı olsa da savaşta elinden geleni fedakârca yapmaya çalışır ama öyle bir an gelir ki "savaşa, silahlara veda" eder.
       Savaş sevilir mi? Kahramanlarımız bu soruyu taşıyorlar sohbetlerine. Savaşın bitmesini istiyorlar ama yine de ellerinden geleni yapıyorlar. Hangi millet savaşa razı olur. Bağımsızlığınız tehdit altındaysa tabii ki toprağınızın her karışı için canınızı ortaya koyarsınız ama sorunların diplomasiyle çözüme kavuşturulması her zaman öncelikli tutulmalıdır. Tarihteki bütün savaşlara, taraflar açısından baktığınızda her iki taraf da kendilerince haklı nedenler ortaya koyacaklardır. Haklılık payı olsa da hiçbir neden savaşın kasvetli, yıkıcı, yok edici yanını değiştiremez.
 "... Ölüleri bir yana toplamışlardı. Doktorlar, kolları omuzlarına kadar sıvalı, çalışıyorlardı, her yer kan gölüydü. Yeteri kadar sedye yoktu. Yaralılardan bazıları bağırıyordu ama çoğu sessizdi..."(65.s.) 
"... Ben dışarı çıkıncaya kadar hiç konuşmadılar. Hepsi makinistti ve savaşı sevmiyorlardı..."(53.s.)
"... Dinleyin; Savaş kadar kötü bir şey yoktur. Ambulansın içinde biz bunları fark etmiyoruz bile. İnsanlar savaşın ne kadar acımasız olduğunu anladığında ise ellerinden bir şey gelmiyor, çıldırıyorlar..."
                                             (56.s.)
     Savaş karşıtı olsanız da kendinizi bir savaşın ortasında bulabilirsiniz. Tenente, Rinaldi ve romandaki diğer kahramanlar da savaşı sevmiyorlar. Savaşın bir an önce bitmesini istiyorlar.
    Roman, ilk sayfalarda durağan bir şekilde ilerliyor ama belli bir yerden sonra baş döndürücü bir hızla ele geçiriyor sizin merakınızı. Bir tarafta savaşın acımasız yüzü bir tarafta da Tenente ile hemşire Catherine'nin aşkı. Şunu anlıyorsunuz ki savaşın gölgesinde de olsa aşkın güzelliği solmuyor, hız kesmiyor. Tenente ve Catherine'nin aşkı, bağlılığı ve tutkuları, savaşın can yakıcı, yok edici yanını örtüyor.
    "... Sonra, kalan iki firketeyi de çıkarırdım, bütün saçları dağılırdı. Catherine başını eğerdi, ikimiz de saçların içinde kalırdık. Sanki bir çadırın içindeymişiz, ya da bir çağlayanın ardındaymışız gibi gelirdi bize..." (128.s.)
"... Sevgili Catherine. Canım sevgilim Catherine gökten yağsa! Rüzgâr esintinle onu bana getir!.." (222. s.)
      Papaz'ın hastanede Tenente'yi ziyaret ettiği sırada yaptığı sohbet oldukça içten ve etkileyici. Eserde çok dikkat çeken ve okuyucuda iz bırakacak bölümler var. Savaşla bunalsanız da aşkın umut veren, içinizi aydınlatan güzelliğiyle hayata daha güzel gözlerle bakabiliyorsunuz. Aşk  hayata bakışınızı iyileştiren, size kendinizi iyi hissettiren evrensel bir duygu. Tabii içinde bulunduğunuz hayat gerçeklerini değiştiremiyor ama bir nebze de olsa hayata güzel bakmanızı sağlıyor. Savaşın gölgesinde de olsa aşk yeşerecek kalpler buluyor. Bu kalpler Henry Tenente ve Catherine'nin kalpleri oluyor. Aşklarına sımsıkı tutunuyorlar savaşta verilen kayıplara, yıkılan hayatlarara rağmen.
"... Sen bendin. Biz ikimiz tek insanız...
'Hiç ayrılmayacağım senden' dedim. 'Yanımda sen olmayınca ben de hiçbir şeyin tadını alamıyorum, anlamsız geliyor..." (336. s.) 
        Savaşın gölgesinde kalmayan sadece aşk değil. Yaşama tutunma çabası, hayal kurma, umut etme, güzel dostluklar... Tenente ile Rinaldi'nin güzel dostluğu kadar savaşta insanlara nefes aldıran sıcak sohbetler, paylaşımlar... 
"... Rinaldi başını kaldırıp güldü.
'Bırakalım bunu, oğlum. Bu kadar çok düşünmekten yoruldum.' Geldiğinde yorgun görünüyordu. 'Yemek saati geliyor. Burada olduğuna çok sevindim. Sen benim en iyi arkadaşımsın, savaş kardeşimsin.'" (191.s.)
      Romanda etkilenerek okuyacağınız birçok bölüm var. Savaşa, dostluğa, aşka ve akıp giden hayata dair. İnanıyorum ki sizler de olumlu veya olumsuz çok şey keşfedeceksiniz. Bu yüzden bazı keşiflerle sizleri baş başa bırakmak istiyorum. 
       Eserin çevirisiyle ilgili bir eleştiride bulunmam gerekiyor. Ne yazık ki bazı yerlerde yazım hataları var. Bunlardan birkaç örnek vereyim:
"Yazın geldiğimizde yemyeşil duran eşe armanı..." (7.s.)
Doğrusu: "eşe armanı: meşe ormanı"
"... bir şişe Asitimiz duruyordu..."( 8.s.)
Doğrusu: "Asti" olacak.
"Sürekli gözlerimin için bakıyor..."(9.s.)
Doğrusu:" Sürekli gözlerimin içine bakıyor..."
"... çelik miğferimle birlikte ayın çivide asılıydı."(12.s.)
Doğrusu: "... birlikte aynı çivide asılıydı."
       Tenente ve Catherine'nin birlikte geçirdikleri güzel zamanlar, hayatta kalma mücadeleleri ve zamanla aşklarının daha da güçlenmesi romanın dikkat çeken, duygusallığı artıran bölümleri. 
     Silahlara Veda, kısa sürede okuduğum eserlerden biri oldu. Elimden bırakmakta zorlandığım bu akıcı ve etkileyici anlatımlı, sürükleyici romanı özellikle tavsiye ediyorum. Savaşa rağmen aşk, savaşa rağmen umut, savaşa rağmen yaşamın güzel anlarını keşfetmenin güzelliği...
       Silahlara Veda, aslında yaşamın, aşkın, umudun ve dostluğun zaferi. Romanın bazı bölümleri, umutsuzluk ve mutsuzluk hissettiriyor olsa da sizi etkileyen aşk, dostluk ve hayatta kalma mücadelesi sizi esere sımsıkı bağlıyor. Asıl zaferin ne olduğunu öğreniyorsunuz. Zafer; yaşanan acılara, kayıplara, yıkıma rağmen yaşamın devam ettiği gerçeğini kabul edip hayata tutunmayı başarabilmektir. 
       Yeni kitaplarda buluşmak dileğiyle!
Eserden Satırlar:
"Korkak bin kere ölür, cesur bir kere."(157.s.)
"Ve daima duyarım, arkamdan zaman denen kanatlı arabanın hızla yaklaştığını."
( Marvel, 175.s.)
"Askerlerin yiyecek sıkıntısı çekmesi çok kötüdür. Düşüncelerin nasıl başkalaşır, hiç dikkat ettin mi?" (206. s.)
"Savaş kazanmaya yaramaz ama, savaş kaybetmeye yol açabilir."(206.s.)
"İşimi bitirmiştim artık. Geride kalanlara şans açıklığı diliyordum. İyileri vardı, cesurları, sakinleri vardı, içlileri vardı; hak etmişlerdi. Ama, benim oyunum sona ermişti artık..."(260.s.)
"Tek başıma barışı ilan etmiştim."(271.s.)
"Hayır, koca bir yalan, yaşlılar akıllı olur dedikleri. Yaşlanmakla akıllanmazlar. Ayaklarını daha denk alırlar, o kadar."(293.s.)
Not: 278, 279, 365. sayfalarda da beğendiğim satırlar oldu ama uzun olduğu için buraya almadım.
 
30 Ocak 2021
       




      
       

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


2 Yorum
31.01.2021 - 21:19
Kendi adıma çok çok teşekkür ederim. Ne güzel bir analiz idi. Var olsun kaleminiz. Sevgilerimi gönderiyorum gönül bahçenize sevgili hocam...

01.02.2021 - 00:33
"Aşk hayata bakışımızı iyileştiren,size kendinizi iyi hissettiren,evrensel bir duygu".(Sevim Kınalı) Güzel bir eser seçimi,güzel bir tahlil... Tebrik ediyorum hocam. Sizin gibi , Hemingway'dan okuduğum ilk eser Silahlara Veda. Ardından Çanlar Kimin İçin Çalıyor ... "İnsanın kaybedecek bir şeyi olmayınca,yaşam o kadar da güç değildir"(Hemingway) Paylaşımlarınızı bekliyoruz.Saygılar...