Sisli Geceler Hakkında Konu Özet Analiz Halide Nusret

Ekleyen : ESA , 28 Nisan 2019 Pazar aaa Beğen
 
 
Sisli Geceler adlı anı türündeki otobiyografik roman Halide Nusret Zorlutuna  ( d. 1901 İstanbul; 10 Haziran 1984 İstanbul) Savaş yılı neslinin hayat hikâyeleri  olarak tanımlanan  Küller (1921) Sisli Geceler (1922) ve Gül’ ün Babası Kim (1933)  adlı romanlarının ikincisi olmaktadır.
 
Sisli Geceler adlı romanı Halide Nusret’in ailesi ve kendi biyografisi ile anılarını anlattığı bir romandır. Romanın ilk baskısı 1922 yılında Kültür Bakanlığı Yayınları tarafından yapılmıştır. Roman Halide Nusret’in anne ve babasının hayatı ile kendi öz yaşamının 1940 yıllarına kadarki sürecini aktarmaktadır.
Savaş yılı neslinin hayat hikâyeleri konulu romanları içinde yer alan Sisli Geceler (1922) adlı romanında yazar hem ailesinin hem kendisinin biyografilerini anlatırken diğer yandan da I. Dünya Savaşı yıllarının sosyal hayata yansımalarını, işgal yıllarında İstanbul’un milli mücadeleye kayıtsız kalan, eğlence ve zevke dalmış diğer yüzünü, Cumhuriyet’in ilanından sonra Atatürk’ün ölümüne kadar devam eden süreci sosyal hayata yansıyan yönleri ile betimlemiştir.
 
Halide Nusret Zorlutuna , Bir Devrin Romanı adlı anı kitabında Kerkük’te geçen çocukluk günlerini anlatmış;
Sisli Geceler adlı romanı ise bir anlamda bu romanının devamı olmuştur.
 
 İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde eğitim görmeye başlar. Fakat babasının ölümü sonrasında ailenin ekonomik durumu bir hayli bozulmuştur. Bu yüzden bir an önce hayata atılmak zorunda kalmış Darülmuallimat sınavlarına girip öğretmen olmak zorunda kalmıştır.
 
İlk olarak 1924'te Edirne Muallim Mektebi'ne öğretmen olarak atanan Halide Nusret', sırasıyla Kırklareli, Kars, Ardahan, Urfa, Karaman’da öğretmenlik yapmış, böylece gerçek bir Çalıkuşu  olmuştu. O yıllarda Anadolu’da görev yapan az sayıdaki kadından birisi olan  Halide Nusret', öğretmenlik mesleğini çok sevmiş,  “öğretmen olmak için yaratıldığı”  inancında olan bir yazar olmuştur.
 
İki bölümden oluşan Sisli Geceler romanının ilk bölümü Halide Nusret babasının ve kendi çocukluk anıları, İstanbul’un işgali,  eğitim yılları, edebiyat çevrelerine girişi, mili mücadele yılları ve cumhuriyetin ilanı süreçlerini kapsar. İkinci bölümde ise öğretmenliğe başlaması, Süvari Yarbayı Aziz Vecihi Zorlutuna ile evlenip tekrar İstanbu’la gelişleri sürecine dayanmaktadır.
 
Halide Nusret'Zorlutuna bu eserinde anılarını hikâye haline getirmiş Halide Edip Adıvar’ın  Mor Salkımlı Ev adlı serinde yaptığı gibi kendi hayatının romanını yazmıştır. Milli Edebiyat Hareketinin sade lisanı ile yazan Halide Nusret , bu eserinde yer yer okura  hitap eden bir anlatıma da başvurur.
 
 
 
SİSLİ GECELER ÖZETİ
 
  1. BÖLÜM
 
“Sevilmek iyi şey değil mi abla? Dünyada sevmekten sonra en tatlı his “sevilmek”tir zannediyorum. İnsan sevildiği zaman kendini mesud hissediyor...”
 
"Sevmiş olan kadın, affedebilir, fakat asla unutmaz!.."
 
Sisli Geceler Halide Nusret ‘in çocukluk yılları Arapça derslerini aldığı günlerden başlar. Otoriter ve kültürlü bir kadın olan annesi Ayşe Nazlı Hanım onu geleneklerine bağlı bir çocuk olarak yetiştirmek istemektedir. Halide’nin babası ise Erzurumlu Zorluoğullarından gazeteci Mehmet Selim Beydir. Fakat Mehmet Selim Bey, Avnullah Kazımi takma adıyla tanınmış, herkes tarafından bu ad ile bilinen II. Abdülhamit zamanında gazeteci olarak tanına ve Kerkük’e mutasarrıf olarak gönderilen bir kişidir.[1] Siyasetin içinde olan Avnullah Bey, İttihat ve Terakki tarafından Sinop zindanlarına müebbet kürek mahkûmu olarak, gönderilmiş evin reisliğini ise Avnullah Bey’in babası Hacı Hüseyin Hüsnü Bey yapmaktadır.
 
Dedesi Hacı Hüseyin Hüsnü Bey vefat etmiş ama sürgüne gönderilen babası,  bir halk kahramanı olarak (Kahraman – ı Hürriyet) karşılanarak dönmüştür. Babası döner dönmez Fedakaran’ı Millet Cemiyeti adında siyasi bir fırka kurmuş ama İttihat ve Terakki Cemiyeti bundan hiç hoşlanmayınca babasına iftiralar atılmaya başlanır. Sadrazam,  ona Kerkük mutasarrıflığı teklif ederek babasını siyasetten uzaklaştırır.  Annesi ve Hüseyin Hilmi Paşa’nın ısrarlarıyla babası Kerkük mutasarrıflığını kabul etmeye yanaşır.
 
Fakat uğradığı iftiralar nedeni ile babası Kerkük yolunda linç edilmek istenir. Kerkük’te göreve başladıktan sonra şehre refah ve huzur havası gelmiş ancak Avnullah Bey, eşkıyalar ile yapılan bir çatışmada bir er şehit olunca Avnullah Bey görevinden azl edilir. Bunun üzerine aile tekrar İstanbul’ a gelir.
Halide Nusret,  Eren köy Lisesi’nde tahsile başlamış; te edebiyata da çok merak salmıştır.  Bu sırada ülke Çanakkale Savaşı içindedir ve babası vefat etmiştir.
 
Bir derginin açtığı edebi bir yarışmada Ağlayan Kahkahalar adlı yazısı 1917 yılında a birinci olur. 
Mondros mütarekesi ve  düşmanları yurdun işgalini acıklı bir dille ifade eden bu yazısı edebiyata atılmasının başlangıcı olmuştur.
 
Okul bitince öğretmenlik yapmaya başlamış ve Şukufe Nihal ile sıkı bir dostluk kurmuştur. Şukufe Nihal’in telkinleri ile şiir de yazmaya başlar. Bu yıllarda onunla evlenmek isteyen erkeklerle irtibatları da olmuştur. Yunanlıların İzmir’ e çıkarma yapması sonrasında azınlıklar da şımarmışlar, ahlaksızlıklar da çoğalmaya başlamıştır.  Zayıflayan otorite ortaya ahlaksızlık ve kargaşa çıkarmaktadır. İstanbul’da işgal edilmiş ahalinin bir kısmı Anadolu’da başlayan milli mücadeleye kayıtsız  kalarak  eğlenceye , zevk ve safahata dalmışlardır.  
 
Ama o çeşitli dergilere yazılar yollamakta piyesler yazmaktadır.Şairlerden oluşan bir arkadaş grubu vardır. Onlarla bir araya gelmekte edebi konularda ve milletin geleceği hakkında tartışmalar ve sohbetler yapmaktadır. O yıllarda Vala Nusrettin ile derin bir dostluk kurmuştur.  İstanbul muhitindeki mühim yazar ve şairlerle de tanışmıştır. Yakup Kadri, Rıza Tevfik Orhan Seyfi Orhon ve Ahmet Haşim bunlardan bazılarıdır.
Bu yıllarda bazı şair ve yazar arkadaşları Anadolu’da başlayan Millî Mücadeleye destek için Ankara’ya geçmişler onu da çağırmışlardı. Fakat ailesini yalnız bırakamadığı için onlarla gidememiş ama 6 Ekim 1923 de Refet Paşa komutasındaki Türk askeri İstanbul’a girmiş ve vatan kurtarılmıştır.
 
  1. Bölüm
 
Edebiyat Fakültesini bitirmiş görev istemektedir. Ankara’yı beklerken Edirne Kız Öğretmen Okulu’ nda öğretmen olarak başlar. Oradaki öğretmenlerden ve öğrencilerden çok memnundur.  Edirne’deki hayatı ona güzel gelmektedir.  Bu arada şair ve yazar arkadaşları ile mektuplaşmayı sürdürür.  En çok da Reşat Nuri ile edebi konularda yazışmalar yapmaktadır. Bir ara hasta olan amcasının yanına İzmir’e gider. Amcasının oğlu Necati ile evlenmeyi de düşünür.  Edirne’ ye döndükten sonra yirmi beş kişilik bir heyetle Bulgaristan’ a gitmiş dönüşte Edirne’ ye döndükten sonra yakın bir genç dostu olan Salih’ in abisi Süvari Yarbayı Aziz Vecihi Zorlutuna ile evlenir.  Evlendikten sonra tayinlerini isteyerek İstanbul’ a dönerler İstanbul Kız Meslek Lisesi’ nde yeni görevine başlar. 1929
 
 
Alaca alaca çöktü karanlık,
Rüzgâr sesin gibi tatlı ve ılık!
Taş olup bağrıma oldu ayrılık
 
Hasretin unutulmaz bir yara, anam;
Sensiz geçen günler kapkara, anam!
 
Derdimi dinlerken ufaldı dağlar;
Feryadımın aksi dolaştı yar yar.
Anam her zerrede senin sesin var.
 
Hasretin unutulmaz bir yara, anam;
Sensiz geçen günler kapkara, anam!
 
Derde saldım yine güzel başını,
Silemedim akıttığım yaşımı
Ağulladım anam tatlı aşını
 
Hasretin unutulmaz bir yara, anam;
Sensiz geçen günler kapkara, anam!
 
Sisli Geceler, Halide Nusret Zorlutuna


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...