SÜRGÜN Romanı Özeti ve Refik Halit Karay Hakkında

Ekleyen : ESA , 14 Ocak 2019 Pazartesi aaa Beğen
 
 
 
 
Yazıda “Refik Halit Karay- SÜRGÜN     romanı hakkında bilgiler, romanının özeti,  romanın konusu, ana fikri,  romanın kahramanları, romanın olay örgüsü,  romanın yazarı,  “Refik Halit Karay - SÜRGÜN ” hakkında bilgiler “Refik Halit Karay- SÜRGÜN  “   romanın şahıs kadrosu  yazarın diğer romanları, “Refik Halit Karay - SÜRGÜN  “   adlı eserden alıntılar yer alır.  Eser hakkında yorumlar,  romanın anlatım tekniği, yazarın bakış açısı, romanın tekniği, romanın türü, çevrildiği diller, eserin basım yılı, basım hikâyesi, yazar ve eseri arasındaki, eserle yazarın biyografisi arasındaki alakalar incelenmiştir.
 
ROMAN VE YAZAR HAKKINDA
 
Anadolu’ya ait ilk hikâyeleri örnekleyen ve yazan bir hikâye kitapları olan .Memleket Hikayeleri - [1]Gurbet Hikayeleri [2] adlı eserleri ile de olduğu gibi edebiyatımızda romancı ve hikayeci olarak tanınmıştır.
 Refik Halit Karay  1912 yılında İttihatçılar tarafından Sinop’a gönderilmiş,  1924 yılında ise Beyut’a kaçmak zorunda kalmıştı.  Türk Edebiyatında Anadolu hakkında ilk defa hikâyeler yazan yazar olarak anılan Refik Halid [3]çok sayıda roman yazmış buna rağmen hikâyeleri ile daha çok tanınmıştır.  Hikâyeleri  MEB tarafından orta öğretim için önerilen Yüz Temel Eser listesi içinde olan Refik Halit Karay daha çok roman yazmış bir yazarımızdır.  ( bkz Refik Halit Karay Hayatı Edebi Kişiliği Eserleri- EDEBİYATIMIZIN ÜSTADLARINDAN REFİK HALİT KARAY )
 
Bu romanı hayatı sürgünlerde geçmiş olan ve memleket hasreti ile yanıp tutuşan yazarın sürgündeki yıllarından izler taşıyan bir romanıdır.
Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında k siyasi düşünceleri ve Halife yanlısı olmak zorunda  bırakan politik tavrı nedeni   ülkesinden ayrı kalan yazarın roman ve hikâyelerinde memleket özlemi ve gurbet en ağırlıklı temalar olmaktadır.  Mili mücadele yıllarında Ankara Hükümeti ile ters düşmek zorunda kalıp ve yüz ellilikler listesinde olduğu için Cumhuriyetin ilanından hemen sonra 1924 yılında Beyrut’a kaçıp Suriye vatandaşı olmak zorunda kalan Refik Halit’in sürgündeki yıllarından derin izler taşıyan bir romanıdır. Roman 1940 yılında İstanbul’da basılmış olsa da yüksek bir ihtimalle yazar Beyrut’ta yaşarken yazılmıştır.
 
Yazarın eserlerinde “sürgüne gittiği şehirlerde tanıdığı insanlar, oradaki kültürel yozlaşma, siyasi rant her zaman büyük bir yer kaplar . Üstelik yaşanan sıkıntıları ve haksızlıkları öfke veya hüzünle değil, neredeyse bütünüyle komik, alaycı ve keskin bir mizahla ele alır “ [4]  Roman ve hikayelerinde memleket özlemi, gurbette çektiği sıkıntılar, ülkesine olan sevgisi ana dilinde konuşma ve yazma arzusu enderin duygular ve temalar olarak karışımıza çıkmaktadır.
 
Roman filme de alınmış, [5] Harici sahneleri Şam, Halep ve Beyrut'ta çekilmiş olan 1951 yapımı bu film bir müddet sahnelenmiştir.
 
 
“ SÜRGÜN “ ADLI ROMANININ ÖZETİ

Romanda sürgüne gönderilen bir yüzbaşıdan bahsedilmektedir. Hilmi Efendi görev sırasında bir üst komutanı ile haklı olduğu bir konuda tarşımya yaşayınca Beyrut’a sürgüne gönderiliyor. Daha gitmeden sürgünün ne kadar kötü ve çekilmez olduğu hissine kapılıyor. Hayatında ilk defa gittiği Beyrut şehrinde başına nelerin geleceğinden, kimlerle tanışacağından habersiz bir ruh hali ile gidiyor Beyrut’a. İstanbul’da bir karısı ve birde Seher adında bir kızı vardır. Bir taraftan da onlardan ayrılmanın üzüntüsünü yaşamaktadır.

Beyrut’a geldiği ilk günlerde çok yalnızlık çeker. Cebinde ki para çok kısıtlıdır. Bir iş bulana kadar o para ile geçinmek zorunda olduğu için yemeğinden bile tasarruf yapmak durumundadır. Daha sonraları Türklerin yaşadığı mahallelerde bulunan kahvelere gidip dertleşebileceği memleketten konuşabileceği birilerini aramaya başladı. Hilmi Efendi gerçekten çok efendi bir insandı hiç kimse ile bir sorun yaşamazdı. Bir gün tesadüf eseri Beyrut mahallelerinde gezerken eski bir arkadaşına rastladı. Arkadaşı gazoz satıyordu. Onu hemen tanımıştı. Hemen muhabbet etmeye başladılar. Hilmi Efendi buna çok sevinmişti. Arkadaşının adı Çopur Apti idi. Bundan sonra arkadaşları ile beraber kalacaktı. Çopur Abdi’nin iki arkadaşı daha vardır. Bunlardan birisi çok etkileyici gazeller yazabiliyordu. Hilmi Efendide bundan sonra Çopur Apti gibi gazoz satmaya başlar. Ama her şey Hilmi Efendinin hesapladığı gibi gitmez. Tam işler yoluna koyuldu derken, bir sabah Hilmi Efendi gazoz almaya dükkânın önüne geldiğinde dükkânın kepenklerinin kapalı olduğunu fark eder. Adam gece toparlanıp kaçmıştır. Nedenini anlamaz.
Neyse ki çalışırken biraz para biriktirmişidir. O para ile birkaç hafta daha karnını doyurabilir fakat daha sonra ne yapacağını bilmez. Arkadaşları ile kavga yapmaya başlar. Arkadaşları siyasetle çok ilgilenirler. Ve sürekli bu konuda tartışmalar yaparlar. Bu da Hilmi Efendinin hiç hoşuna gitmezdi. Bu sırada arkadaşlarından biri vefat eder. Buna çok üzülürler.
 
Hilmi Efendi daha fazla tahammül edemeyip onların yanından ayrılır. Neyse ki Hilmi Efendi İstanbul’da görev yaparken birlikte çalıştığı bürokratlarla karşılaşır. Bu olay onun için çok büyük moral olur. Bu sırada İstanbul ‘daki ailesi ile sürekli mektuplaşmaktadır. Son zamanlarda annesi kızı Seher’e sahip olamadığını geceleri eve gelmediğini yazınca Hilmi Efendinin kafası bir hayli bozuluyor. Ve Hilmi Efendi acaba bir yolunu bulup İstanbula gidebilir miyim diye düşünmeye başlar. Fakat bu isteğinin ne kadar imkânsız olduğunun da farkındadır. Tanıştığı arkadaşlardan birisi onu evine yemek yemeye davet eder. Bu Hilmi Efendiyi çok mutlu etmiştir. Hem eski günlerden konuşup anılarını yaşatabileceklerdi hem de son günlerde yaşadığı sıkıntılı günleri biran olsun unutabilecekti. Yemeğe gitti çok güzel bir gün geçirmişti. Arkadaşı Hilmi Efendiyi tanıdığı için onun kimsenin hakkına tecavüz etmeyeceğini ve hiç kimseye karşı kendi çıkarları doğrultusunda olsa bile ahlaksız davranışlarda bulunmayacağını biliyordu. Bu nedenle onu uyarma ihtiyacı hissetti. Çünkü Beyrut gibi bir yerde bu şekilde yaşayabilme şansı çok azdı. Hilmi Efendi biraz daha dikkatli olmaya çalışacağına dair kendi kendine bir karar aldı. Hilmi Efendinin İrfan adında çok eskiden tanıdığı bir arkadaşı vardı.
 
 Karşılaştıklarında Hilmi Efendi o kadar çok sevinmişti ki bir an bütün dertlerinin çözüm bulacağını tekrardan eski günlere dönebileceğini düşünmüştü. İrfan Halep’e gitti. Orada işlerini yoluna koyup güzel bir iş ayarlar ayarlamaz Hilmi Efendiyi yanına çağıracaktı. Hilmi Efendi bu sırada bitin cesaretini toplayıp daha önce hiç yapmadığı bir şeyi yapmak için bürokrat olan bir arkadaşının yanına yardım istemek için gider. Arkadaşı buna çok şaşırır. Ona elinden gelebilecek her türlü yardımı yapmaya hazır olduğunu ifade eder. Hilmi Efendi halen İstanbul’da bulunan eşi ve güzeller güzeli kızından haber alamadığını bunun kendisin çok yıprattığını söyledi. Arkadaşı hemen harekete geçip İstanbul’daki yetkililere gerekli emri verdi ve Hilmi Efendiye dönerek hiç merak etmemesini çok kısa süre içerisinde ailesinden hayırlı haberlerin geleceği ni söyledi. Hilmi Efendi rahatlamıştı. Bu sırada İrfan Halep şehrini tanıyor iş imkânlarına bakıyor sokaklarda geziniyordu. Hemen güzel bir ortam yaratıp Hilmi Efendiyi yanına çağırmak istiyordu. Sık sık Hilmi Efendiyi Halep’teki vaziyetten haberdar etmek için mektup yazıyordu. Hilmi Efendi her mektupta yeni bir umut olduğundan açarken çok heyecanlanıyordu. İrfan Halep’te bir bahçeye gidip gelmeye başlamıştı. Bahçe çok havadar etrafı sarmaşıklarla dolu insanı gençleştiren bir şekilde dizayn edilmiş olan bir bahçeydi. Bir bahçenin sahneyi çok güzel gören bir yerine oturmuş hem içkisini içiyor hem de kara kara düşünüyordu. Hala uygun bir iş bulamamıştı. O sırada sahnede beyaz tenli yarı çıplak bir giysi giymiş vücudunun mahrem yerlerini büyük bir cesaretle sergileyen Türk’e benzeyen çok güzel bir kız gördü. Çok etkilenmişti. Garsonu çağırdı kızın hakkında bilgi almak istedi. Garson Kızın Türk olduğunu adının Nevber olduğunu söyledi. Sahnedeki kız da İrfanın bu denli etkilendiğini anlayınca ona bir bira göndertti ve sahneden İrfan’a bütün etkileyiciliğini kullanarak göz kırptı. İrfan kıza âşık olur.
 
Onunla görüşmek tanışmak ister. Bu arada Hilmi Efendinin bürokrat arkadaşının Halep’e gitmasi gerekmektedir. Hilmi Efendiye gelmek isteyip istemediğini sorar. Hilmi Efendide zaten gitmek istediğini beraber yolculuk yapacak olmalarının kendisini çok mutlu edeceğini ifade eder. Hilmi Efendi İrfan’dan uzun süredir haber alamamaktadır. İrfan Nevber Hanımla tanışır. Nevber aslıda psikolojik sorunları olan b ir kızdır. İrfanla bir barışıp bir kavga ederler. Hilmi Efendinin Halep’e geldiği İrfan Halep sınırlarını terk etmiş bulunmaktadır. Bunun en önemli nedeni. İrfan’ın Nevber adındaki kızın aslında gerçek isminin Seher olduğunu ve Hilmi Efendinin kızı olduğunu öğrenmesidir. Aslında daha da önemli olan sorun İrfanın bu kıza deliler gibi aşık olmasıdır.
Bürokrat arkadaşı ve Hilmi Efendi Halep’e geldiklerinde çok büyük bir ilgi ile karşılaşırlar. Hemen onlar için içki masaları ve bindir çeşit yemekli masalar kurulmuştur. Ve bununla da kalmayıp İrfan’ında ha önce sürekli gidip geldiği bahçeden aralarımda Nevberin de bulunduğu güzel kızlardan seçilmiş bir grubu onlar için davet etmişlerdi. Fakat Hilmi Efendinin bu hazırlananların hiçbirinde gözü yoktu. O İrfan’ın hala Halep’te olduğunu sanıyor ve bir an önce onunla görüşmek istiyordu. Hava kararınca arkadaşları Hilmi Efendinin hala mutsuz olduğunu görünce onu bahçeye götürmeye ikne ettiler. Herkes ona Nevberden bahsediyordu. Oda kızın nasıl bir şey olduğunu çok merak ediyordu. Bahçeye gittiler. Sahneyi en güzel şekilde görebilecekleri bir yere oturdular. Herkes merakla Nevber’I bekliyordu.
 
 Nevber sahneye çıktı ve seyircilerin bulunduğu alandan bir karmaşa sesi ve bir uğultu yükseldi. Hilmi Efendi kızı olduğunu anlayınca olduğu yere yığılıp kalmıştı.
 
 


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Erhan Tığlı
14 Ocak 2019 Pazartesi 12:03:23
Aydınlatıcı yazınızı ilgiyle okudum ve beğendim. Dost selamlar.

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...