Tehlikeli Oyunlar Hakkında Konu Özet Analizi Oğuz Atay

Ekleyen : ESA , 21 Nisan 2019 Pazar aaa Beğen
 
 
 
Yazıda “  Tehlikeli Oyunlar, Oğuz Atay’ın “   romanı hakkında bilgiler, romanının özeti,  romanın konusu, ana fikri,  romanın kahramanları, romanın olay örgüsü,  romanın yazarı,  “Tehlikeli Oyunlar, Oğuz Atay’ın ” hakkında bilgiler “Tehlikeli Oyunlar, Oğuz Atay’ın “   romanın şahıs kadrosu  yazarın diğer romanları, “Tehlikeli Oyunlar, Oğuz Atay’ın adlı eserden alıntılar yer alır.  Eser hakkında yorumlar,  romanın anlatım tekniği, yazarın bakış açısı, romanın tekniği, romanın türü, çevrildiği diller, eserin basım yılı, basım hikâyesi, yazar ve eseri arasındaki, eserle yazarın biyografisi arasındaki alakalar incelenmiştir.
 
ROMANIN KONUSU, YAZARI YAZIMI BASIMI İÇERİĞİ HAKKINDA VE ANALİZİ 
 
Tehlikeli Oyunlar, Oğuz Atay’ın ilk baskısı 1973 yılında yazılmış bir romanıdır. Bu romanı Oğuz Atay  ’ın  Tutunamayanlar adlı romanından sonra yazılmış olan ikinci romanıdır.
 
Oğuz Atay’ın Tehlikeli Oyunlar adlı romanın James Joyce’un Ulysses ’i ve Vladimir Nabokov’un Solgun Ateş adlı romanları gibi birçok kitaptan ve kaynaktan etkilenerek yazdığına dair iddialar da bulunmaktadır. Nitekim bu romanın bir bölümünde kullandığı yöntem Nabokov’un romanının esasını oluşturmaktadır.[1]
 
Hikmet Benol karakterinin iç çatışmalarına ve sancılı kimliğine dayanan bu romanındaki Hikmet karakteri ile Tutunamayanlar romanındaki Selim karakteri [2]arasında büyük bir benzerliğin görüldüğü bu roman İronik ve kara mizah türünde bir romandır.  Bu nedenle yazarın bu romanının karakterlerinin benzerliği açılarından bir diğerinin devamı olarak da görmek mümkün olabilir. Lakin her iki romanındaki Selim ve Hikmet karakterleri romanın en sonunda intihar etmişlerdir.
Bu romanındaki Hikmet karakteri  “tek bir vücutta birçok farklı kişiyi barındıran, bu farklı kişilikler arasında bazen boğulan, sürekli zihninde kendine ve başkalarına dair oyunlar yazarak yazarak bunlara kendini kaptıran, yaşadığı hayatın bu oyunlardan biri mi yoksa gerçek mi olduğunu algılayamayan, gelgitler içinde savrulan ve sonunda silinip giden bir tutunamayandır. “
 
Yazarın hem 1970 yılında TRT Roman Ödülü'nü kazanmış olan  Tutunamayanlar , hem de Tehlikeli Oyunlar adlı romanları alışılmış roman tekniğinden uzak, kuraldışı bir teknikle yazılmış romanlardır.   “ Eleştirmenlerin bilinç-akışı tekniği olarak adlandırdığı “ bir teknikle yazılan bu romanları klasik romanlardaki vaka düzenlerine ve gerçeklik endişelerine riayet etmemektedir.
Atay, bu romanını eşi Sevim Hanım’dan ayrıldığı buhranlı günlerinde yazmıştı. Bu noktadan hareketle Tehlikeli Oyunlar adlı romanı Oğuz Atay ’ın 1968 ile 1972 yılları arasındaki biyografisi ile derinden alakalıdır.
 
Romandaki vakaların Oğuz Atay’ın 1968- 1972 yılları arasındaki öz yaşamı arasındaki ilgiler şu yöndedir. Oğuz Atay ilk evliliğini Teknik Üniversite’nin son sınıfında iken tanıştırıldığı Fikrîye Fatma Gürbüz ile 1961'de yapmış ve bu altı yıl süren evlilikten kızları Özge dünyaya gelmişti. [3] Arkadaşı Uğur Ünel ile BETONAR adlı bir şirket kurmuşlar ama çok borçlanan bu şirketi kapatmak zorunda kalmışlardı. Bu yıllarda Oğuz Atay eşi Fikrîye Hanımdan boşanırken iş ortağı Uğur Ünel’ de eşi Sevin Seydi'den ayrılmıştı. Kısaca Oğuz Atay, en yakın arkadaşı Ugur Ünel’in eşi Sevim Hanım ile tanıştıklarında kendisi de evliydi.  Atay karısından, Sevim Şeydi de kocasından ayrılmış, Atay  ile Sevim Hanım, Beyoğlu’nda bir evde yaşamaya başlamıştı. [4]
Romandaki Hikmet de Sevgi ile evli iken onun en yakın arkadaşı olan Bilge'ye karşı farklı hisler beslemektedir. Hikmet, şinden ayrıldıktan sonra  buhranlı dönemler geçirir ve  Bilge'yi hatırlar. Daha sonra Bilge ile dostluğu aşk'a dönüşür ve intihar edene kadar sürer.
Fakat Oğuz Atay ile Sevim Hanım’ın birlikteliği bir müddet sonra sona ermiş, Sevim Seydi’nin  yazarı terk etmesi üzerine, Atay gerçek biyografinde Beyoğlu’ndaki evine kapanıp, bir çeşit inzivaya girmişti. 
 
Atay’ın gerçek hayatındaki bu hadiseler "Tehlikeli Oyunlar" adlı romanında kendisini temsil eden Hikmet Benol’un başından geçen olaylar halinde anlatılır. Hikmet Benol da eşinden boşanıp, en yakın arkadaşının karısı Sevgi ile yaşamış ama ondan da ayrıldıktan sonra derin bir boşluğa kapılmıştır.Zaten  dört bölümden oluşan romanın iki bölümü Sevgi için yazılmıştır. Atay’ın hayatındaki söz konusu kadının isminin sevim olduğunu da bu vesile ile yeniden hatırlatmak gerekir.
 
Tehlikeli Oyunlar, adlı roman, Hikmet Benol’un kendi geçmişini değiştirmeye çalışan roman içindeki oyunlar içinde oyun yazma tekniği ile yazılmış bir romandır.  Atay’ın bu romanında klasik romanlardaki gerçekçilik iddiası da bulunmaz.  Zaman, mekân ve olay örgüsünü önemsemeyen roman, düş, gerçek ve düşler arasında sıçramalar yapma yolunu tercih etmiş bir plansızlık veya düzensizlik ile yazılmıştır. Bu roman “ akıl oyunlarına dayanan, insansız bir edebiyat yapmak “ ile suçlanan yazarın kimi eleştirmenlere göre postmodernizmin ülkemizdeki ilk roman örneği sayılan romanıdır. 
 
Roman “ kendiyle savaşmasını ve yenmesini, kendini dönüştürmesini hayati bir sorun olarak algılayan “  Hikmet Benol’un  'oyun oynuyormuş gibi' yaşamanın yollarını araştırma safhasında intihara kadar sürüklenmesi esasına dayanmaktadır.  “Bütün oyuncular, provaya gelmeden önce yaşadıkları maceraların izlerini taşıyorlardı. İyi ezberleyemedikleri rollerini oynarken de ayrıca özel bir yaşantıları vardı. Ben bu geçişleri bir türlü sezemiyordum, benim hayatım sürekli bir oyundan ibaretti."
 
Romanlarında devrik cümleler kurmayı seven Atay, paragraf boyutuna uzanan uzun cümleler kurmayı seven bir anlatıma sahiptir. Bu nedenle sık sık anlatım bozukluklarına da düşen Oğuz Atay’ın bu romanı bilinç akışı tekniğine dayalı, daldan dala, fikirden fikre atlayan bir üslup ve anlatımla yazılmıştır.  Düşle gerçeğin ayırt edilemediği iç konuşmalar ve monologlar ile süre giden roman, Hikmet Benol’un Albay ile yaptığı dışa vurumcu konuşmalar ile de hareket kazanmaktadır.
 
Yenilikçi edebiyat çevrelerinde ilgi gören bu roman tiyatroya da uyarlanmıştır. Olay örgüsünden çok Hikmet Benol ‘un iç çekişmelerini yansıtmaya dayanan roman  hayatını sorgulayan, hayatın ciddiyeti ile dalga geçmeye çalışarak hayatını değiştirebileceğini zanneden Hikmet Benol’un yanılgıları ile yüzleşmesi kurgusu üzerine da yanmıştır. 
 
“Bir insanın bedenine kaç farklı kişinin sığabileceğini “ tartışan roman hayat ve sosyal yaşam ile ilgili kara mizahi öğelere ve ironilere başvurması ile de dikkat çeker.  Geçmişini yaşananlardan farklı hale getirmek isteyen Hikmet’in kendi hayatı ile alakalı yazdığı oyunlardaki gerçeklikler ve hayaller de bir birine karışmıştır. “Hikmet’in önceki karısından ayrılması, meyhaneye gitmesi, alt komşusunun askerdeki oğluna mektupla tiyatro yollaması gibi” gibi hususların yazılan oyunlar da mı, yoksa Hikmet'i gerçekte yaşadığı anıları mı olup olmadıkları  hiçbir netlik kazanmaz.  
Anlaşılma ve geçmişini oyunlarındaki düşlerine uygun halde değiştirme umudu azalan Hikmet Benol’un  adım adım intihara yaklaşması, romandaki gerilim unsuru olarak karşımıza çıkar.
 
"Yazar ölmek istediğinde romanında birileri kendini asar aynı sebeplerden."
"Değil mi albayım? Allah belanı versin Hikmet! Peki albayım."
 
"Beni hemen anlamalısın, çünkü ben kitap değilim,çünkü ben öldükten sonra  kimse beni okuyamaz,yaşarken anlaşılmaya mecburum"... 
 
 
ÖZETİ
 
Kafası oldukça karışık bir adam olan Hikmet Benol, eski hayatını ve eşini terk etmiş;   bir gecekonduya taşınmıştır. Buraya gelme amacı ise  “oyunun kurallarına göre oynamak” düşüncelerine tesir edecek her şeyden uzak kalıp büyük bir tiyatro oyunu yazmayı başarmaktır.  Eşinden de ayrılmış olan Hikmet Benol için bu gecekondu aynı zamanda eski yaşamını sorgulama,  geçmişi ile hesaplaşma,  geçmişinden gelerek bu gününü mahveden sorunlarından kurtulmak için kurduğu bir nevi savaş alanıdır. Geçmişi ile girdiği bu savaşımı için burayı mekân seçmiştir.
Hikmet, Sevgi ile evli iken onun en yakın arkadaşı olan Bilge'ye büyük ilgi duymaktadır. Eşinden ayrıldıktan sonra büyük bir buhrana kapılmış ve Bilge’yi hatırlamıştır. Bilge ile dostluğu aşk'a dönüşmüş ve hazin sonuna kadar bu aşkı devam etmiştir.
 
Hikmet üniversiteyi bitirmiş, kendini geliştirmiş çevresi ile uyum sağlamaya çalışan akıllı bir adamdır. Fakat zannettiği kadar çevresi ile uyum gösterememekte esasında oyunu kurallarına göre oynamayı bir türlü becerememektedir.  Tıpkı Tutunamayanlar , romanındaki Selim gibi bir yere tutunamamış hatta tutunmak da istememiştir.  Kendisini toplumdan dışlanmış hissetmekte, kendine toplumsal bir statü kazandırmadığı için iç çatışmaları yaşamakta, hatta aslında kendini başarısız görmektedir.
 
Yaşadığı hayal kırıklıklarını onarmaya çabalayan Hikmet Benol,  kendini kitaplara, oyunlara vermiş, bu gecekonduda sürekli oyunlar yazmaya çalışmaktadır. Fakat yazdığı bu oyunların hiç birinin belli bir sonu yoktur ve hiç birisi de bitirilmiş bir oyun tadı vermemektedir.   Bu oyunlarını yazarken de geçmişi sorgulamakta; çocukluğunu, evliliğini, bir ara yaşayıp gördüğü “ burjuva nimetleri bolluğunu “  ve bunlar arasında boğuluşunu, yaşadığı başarısızlıkları ve başarısızlıkları başkalarının üzerine yıkma çabalarını vb  tekrar tekrar yaşamakta , çıkışlar bulmak yerine gide gide bunalıma girmektedir.
 
İç dünyasında huzurunu dış dünyasında maddi imkânları kaybetmiş bir şekilde yaşamaya çalışırken emekli bir albay ile tanışır.  İlk önceleri Albay ile fikri bir çatışma içinde oldukları zannedilir ama zamanla Albay’a çok ısınır.
Albay ile birlikte oyunlar yazmaya çabalarlar. Hikmet Benol,  sürekli hayal kurmakta adeta rüya âleminde yaşamakta gerçeklikten ve mekândan kopuk oyunlar denemektedir. Bu sıralarda kendince geçmişinden kurtulabilme yolları yapmaya başlar. Mesela uyumsuzluklarının suçunu kendinde bulmak yerine oradaki insanların üzerine yıkmaya başlamıştır.  O yüzden geçmişindeki insanlara büyük nefret duymaktadır. Onlardan öç almayı ummaktadır.
 
Albay ile yazmaya çalıştığı oyunlar hep hayal ürünüdür.  Kendi anılarından faydalanarak yazmış olsa bile bu oyunları rüyalarındaki gerçekle örtüşmeyen yönler ile değiştirmektedir. Yazdığı oyunlar aslında kendi anılarının değiştirilmiş şekillerinden ibarettir. Fakat kendi geçmişi ile oynamak onların sonuçlarını değiştirmek kendini çok sarsmaktadır. Kendi geçmişi ile oynayamama ve kendi geçmişini değiştirememe gerçeği onu şiddetle yaralar.  
 Çocukluğu, evliliği, terk ettiği hayatındaki her şeyi artık geçmişte kalmıştır ve asla değişmeyecektir. Yazdığı hayali oyunlar ile kendi hayatını istediği halde değiştirme hülyasının mantıksız geçersiz, saçma bir yol olduğu gerçeği ile baş başa kalan Hikmet Benol, kendini tanıma ve kendisiyle hesaplaşma savaşın da mağluo olduğunu idrak etmiştir. Yazdığı oyunların her biri bir hayaldir ve onun gerçeği değildir.  Bu hayali uzatmasının hiçbir manası da yoktur.  Hikmet Benol kendisini hayatı boyunca kimse tarafından anlaşılamamış,  hiç de önemsenmemiş ve sürekli başkaları tarafından kullanılmış biri olarak görmektedir.  Eğer intihar ederse herkes onun sesini duyacaktır.
 
Tutunamayanlardaki Selim gibi hiçbir yere Tutunamayan Hikmet Benol  ahşap evin üçüncü katına çıkar, oradan kendini atar ve ölür.


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...