Üç İstanbul Hakkında Konu Özet İnceleme Mithat Cemal Kuntay

Günün Yazısı
Ekleyen : ESA , 06 Nisan 2019 Cumartesi aaa Beğen
 
 
Yazıda “Üç İstanbul, Mithat Cemal Kuntay'“ romanı hakkında bilgiler, romanının özeti,  romanın konusu, ana fikri,  romanın kahramanları, romanın olay örgüsü,  romanın yazarı,  “Üç İstanbul, Mithat Cemal Kuntay'  ”    hakkında bilgiler “Üç İstanbul, Mithat Cemal Kuntay' ”    romanın şahıs kadrosu  yazarın diğer romanları,  “Üç İstanbul, Mithat Cemal Kuntay'”    adlı eserden alıntılar yer alır.  Eser hakkında yorumlar,  romanın anlatım tekniği, yazarın bakış açısı, romanın tekniği, romanın türü, çevrildiği diller, eserin basım yılı, basım hikâyesi, yazar ve eseri arasındaki, eserle yazarın biyografisi arasındaki alakalar incelenmiştir.
 
ESERİN YAZIMI BASIMI İÇERİĞİ KONUSU HAKKINDA 
 
Üç İstanbul, Mithat Cemal Kuntay'ın 1938 yılında yayımlanan Abdülhamid, İkinci Meşrutiyet ve Mütareke dönemlerini anlatan bir dönem romanıdır. Roman Abdülhamit’in ilk yıllarında genç bir adam olan Adnan’ın hayatı çerçevesinde üç dönemdeki İstanbul’u üç dönemdeki Adnan’ın dönemleri olarak aktarmıştır.
 
Yayınlandığı yıllarda sönük bir ilgi ile karşılaşan roman, sonraki yıllarda önem kazanmaya başlamış, belgesel bir roman olması nedeni ile yakın dönemlere doğru önemli kabul edilen bir roman haline gelmiştir.    
 
Roman Adnan adlı başkahramanının Abdülhamit'in istibdat dönemindeki hayatından başlayarak Ankara Hükümeti'nin kurulduğu yıllarda son bulan bir süreci işlemiştir. Ön cephede Adnan’ın romanı gibi gözüken romanın arka planında Osmanlının yıkılış günleri ile Ankara’nın doğuş günlerini İstanbul penceresinden izleten bir dönem romanı olmaktadır.
Üç İstanbul, imparatorluk başkentinin 30-40 yıllık bir süreçteki Üç dönemini, Adnan’ın hayatı içinde özelleştirerek aktarmıştır.  Romanın arka planında Abdülhamit, İttihat ve Terakki ve milli mücadeleyle önemini kaybeden İstanbul anlatılmaktadır. Bu nedenle de roman bu adı almış olur.
 
İstanbul’un bu üç dönemi fakir, zengin ve önemli Adnan, hasta ve bedbaht Adnan dönemleri ile özdeşleştirilmiş şekilde aktarılmıştır.  Roman İstanbul’u,  töre, görgü, siyaset kültür, eşyalar vb yönlerinden bir hayli detaylı olarak da tasvir etmiş; bu nedenle bu roman, Kuntay’ın kendi tabiri ile bir  “muaşeret romanı” da olmuştur.  Ayrıca yazar kalabalık kadrosu ile imparatorluğun yıllarındaki pek çok portreyi de romana taşımıştır.
 
KONUSU:
 
Adnan Bey’in fakirlikten zenginliğe ve şöhrete kadar ulaşan üç dönemdeki hayatı İstibdat, Meşrutiyet ve Mütareke yıllarındaki İstanbul’un hayatı ile özdeşleştirilecek şekilde anlatılır.  Roman, Adnan Bey’in ilişkileri ve dönemin siyasal hayatı etrafında  İstanbul’un İstibdat, Meşrutiyet ve mütareke yıllarını aktarmaktadır.
 
ŞAHIS KADROSU:
 
Adnan Bey: İstanbul’un üç dönemi olan İstibdat, Meşrutiyet ve Mütareke yıllarında yaşamış, fakirlikten zenginliğe kadar yükselmiş Cumhuriyet kurulurken de hasatlıktan ölmüş bir adamdır.  
Belkıs: Adnan Bey’in sevdiği evli kadındır.  Önce kocasını boşayıp Adnan ile evlenmiş; daha sonra da Adnan’ı boşayıp bir Rusla evlenmiş ama Çok zor günler geçirip  ve sonunda intihar eder.
Süheyla: Adnan Bey’in ikinci eşidir. Adnan Bey’i çok sever ve ondan Selim adında çocuğu olur.
 
ÖZET
 
Roman, ana kahramanı olan Adnan’ın yirmili yaşlarından başlar. Fakat anlatılanlardan hareketle romanın ana kahramanı Adnan’n babası olan Albay Salim Bey, 93 Harbi’nde şehit düşünce dul kalan karısı ve sekiz yaşındaki oğulları Adnan’ı alarak İstanbul’a yerleşmiştir.
Annesi ile İstanbul’a yerleşen küçük Adnan, babası şehit, kendisi de çok zeki bir çocuk olduğu için Darüşşafaka’da eğitim görmeye başlamıştır.
Romanın ilk bölümü 20 li yaşlarındaki Adnan’ın Abdülhamit dönemindeki günlerinden kesitler sunmaktadır.
Adnan, İstanbul’da Darüşşafaka’da okuduktan sonra Mekteb-i Hukuk’a başlamış ve bu okulunu da başarı ile bitirmiştir.  Adnan, yirmili yaşlarına gelmiş, idealist, hayatta çok şey başarmak isteyen bir gençtir. Fakat vereme yakalanmış olan annesine bakmak ve onu tedavi etmek de zorundadır. Bu yıllar Sultan Abdülhamit’in isitibdat idaresi ile ülkeyi yönettiği yıllardır.
Adnan bir yandan Sabah gazetesinde edebiyata dair makaleler yazarak hayatını kazanmaya çalışmakta, diğer yandan da “Yıkılan Vatan” adlı romanını bitirmeye uğraşmaktadır. Diğer yandan da 93 harbinde ölen babasının hatırasını ve özlemini içinde duymakta,  yaşadıkları Aksaray’da küçük bir evde veremli annesine de bakmak zorundadır.
Yokluk ve yoksulluk içindeki Adnan hayatn idame ettirebilmek ve annesini iyileştirebilmek için özel dersler de vermektedir. Maliye Nazırı’nın kızı Süheyla ile Erkan’ı Harb müşirinin evli kızı Belkıs’a da özel dersler vermektedir.  Bu özel dersler esnasında Maliye Nazırı’nın kızı Süheyla Adnan’a âşık olmuştur.  Adnan bu aşka cevap veremez çünkü Adnan ise Erkan’ı Harb müşirinin evli kızı Belkıs’a âşık olmuştur. Yıkılan Vatan” adlı romanında yaşadığı dönemin romanını yazmaya çalışan Adnan’ın zihni bu aşk ile de bocalamaya başlar.  
Siyaset ile de ilgilenen Adnan, İttihat ve Terakki Cemiyeti’ni düşünce olarak kendine yakın bulmuş bu cemiyete de giren Adnan Bey, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin güvendiği bir üye haline gelmiştir.
İttihat ve Terakki Cemiyeti gücünü arttırmakta Adan’da git gide bu cemiyet içinde önemli bir adam haline gelmektedir. Bu sıralarda Belkıs Hanım’da kocası ile sorunlar yaşamaya başlamış ve eşinden ayrılmıştır. Bu sayede Adnan ile Belkıs Hanım evlenme fırsatı bulur.  Adnan artık, zengin önemli  sözü geçen bir avukat olmuştur.
II.Meşrutiyetten sonra Abdülhamit tahtan inmiş  ve Adnan Bey, İttahat ve Terakki'nin  en önemli birkaç isminden birisi haline gelmiştir. O artık, ülkenin kaderi hakkında söz sahibi olan birkaç isimden biridir. İktidar ile olan yakın ilişkilerinden dolayı zengin bir avukat olmuştur. Fakat Süheyla hala onu sevmekte ve hala Adnan ile evlenmek düşleri kurmaktadır.
Fakat Mondoros Mütarekesi ve işgal yıllarından sonra İttihat ve Terakki iktidarı ve padişahlık idaresi de hükmünü yitirmeye başlamış Ankara daki TBMM hükümeti ile Atatürk ülkenin kaderini çizmeye başlamıştır. 1918 Mondros Mütarekesi sonrasında İstanbul, İngiliz muhasarası altında kalınca Adnan İngilizler ’in aradığı bir kaçak haline gelir. Adnan, kaçak haline gelince eşi Belkıs hemen onu boşamış ve  bir Rus prensi ile ilişki yaşamaya başlamıştır. Bir müddet sonra eşi Belkıs onu boşamış ve Rus Prensiyle evlenmiştir.
Bunun üzerine Adnan, Süheyla ile evlenir. Süheyla’dan bir oğlu dünyaya gelmiş ve adını Selim koymuştur.  Adnan ilk önce veremli olan annesini ve teyzesini kaybetmiştir. Bu yıllarda Ankara Hükümeti ve Atatürk ülkede düşmanları yenmeye ve Ankara Hükümeti gücünü göstermeye başlamıştır. Adnan Bey’in kendisi de vereme yakalanmış, bir umut içinde Ankara'ya çağrılmayı ve eski itibarını yeniden kazanmayı ummaktadır. Lakin hastalığı ilerler ve ömrü kifayet etmez.
Adnan öldükten sonra Süheyla, eşi Adnan’ın kâğıtları arasında Belkıs’ın resmini bulur.  Bunun üzerine artık Adnan için üzülmemeye ve gözyaşı dökmemeye karar verir.  Belkıs ise evlendiği o Rus ile mutlu olamamış, Amerika’da intihar ederek ölmüştür.


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...