Yağmur Beklerken Hakkında Konu Özet Tarık Buğra

Ekleyen : ESA , 29 Mayıs 2019 Çarşamba aaa Beğen
 
 
Yazıda  “   Yağmur Beklerken Tarık Bugra “oyunu hakkında bilgiler, oyunun  özeti,  konusu, ana fikri,   kahramanları, olay örgüsü, Yağmur Beklerken Tarık Bugra eserin önemi, dünya edebiyatındaki yeri, eserin analizi yazar  Tarık Buğra  hakkında bilgiler, eserin yapısı, içeriği, Yağmur Beklerken Tarık Bugra adlı eserden alıntılar, eser hakkında yorumlar, çevrildiği diller, eserin basım yılı, basım hikâyesi yazar ve eseri arasındaki ilişkiler yer almaktadır
 
 
 
YAĞMUR BEKLERKEN KONUSU DÖNEMİ TÜRÜ HAKKINDA
 
 
Yağmur Beklerken Tarık Bugra’nın  1981 yılında 12 Eylülk 1980 yılındaki askeri darbe sonrasındaki atmosfer içinde yazdığı  ve ilk baskısı 1981 yılında yapılan bir romandır.
 
Roman 1980 ihtilalin atmosferi içinde halkın siyasetten ve siyasi çatışmalardan çok şeyler çektikten sonra yaşanan siyasi durgunluk yılları içinde yazılmıştır. Yazar 1980 yıllarında yazdığı bu romanı siyasetin kirli yüzünü ortaya koyacak bir şekilde 1929 yıllarını örnek göstererek açıklar.
 
Romanın ele aldığı dönem Şeyh Sait ve Dersim isyanlarının bastırtıldığı 1929 yılındaki büyük ekonomik buhran ve kuraklık yıllarındaki dönemi el almıştır. Takrir-i Sükun yasaları ile her tür muhalefetin yok edildiği, "Atatürk devrimleri" yürürlüğe girdiği bu dönem üzerinden 1981 yıllarındaki sürece atıflarda bulunan roman Anadolu’yu taşra insanlarının dilinden tasvir etmeyi başarmıştır.
 
Yağmur Beklerken'in o alabildiğine gerçekçi, canlı taşra tipleri ve diyalogları içerisine gayet ustaca serpiştirilmiştir. Bu haliyle bu kitap, sadece Serbest Fıkra'ın kapatılması öncesi Türkiye taşrasının değil, darbeler öncesi Türkiye'nin sağ/muhafazakar gözden görünümü olarak da okunabilir.
Yazar bu karakterler ve de kasabalı halkıyla çok partili döneme geçişte yaşananları yeri geldiğinde yöresel bir dille etkili bir şekilde anlatmış.”
 
 
ROMANIN KARAKTERLERİ
 
Rahmi Bey:  Annesine verdiği söz üzerine okuyup avukat olan romanın kahramanıdır. Huzurlu ve mütevazi hayatını siyaset yüzünden bozmuş vekillik teklif edildiği halde eski sakin ve huzurlu hayatına dönmüştür. Hep iyi düşündüğü için herkes tarafından sevilen bir kimsedir.
 
Rıza Bey: Babası ve annesini kaybeden Rahmi Bey’ i büyüten Rahmi Bey’in amcasıdır. Saygı duyulan ve de sevilen bir kimsedir.
 
Kenan Bey: Rahmi’nin meslektaşı diğer bir anlamda da avukatlığı öğrendiği kişidir. Kasaba saygın bir yeri vardır.
 
Süleyman : Rahmi’nin kayınbiraderi olup, onun en zor günlerinde yakın takipçisi ve destekçisi olmuştur.
 
Sami : Ramni’nin bacanağı olan Sami bir akrabanın yapabileceği en kötü şeyleri yaparak kitabın akışına ayrı bir hava vermiştir.
 
 
 
 
KONUSU:
 
Cumhuriyet döneminin muhtelif kesitlerini romanlarına konu yapan yazar, bu eserinde de Serbest Fırka dönemini ele alıyor ve aynı dönemde Türkiye'deki büyük kuraklıkla siyaset arasında parelellikler kurarak, yine bir Anadolu kasabasından, meseleleri ortaya koyuyor.
 
ANA FİKRİ:
Şahsi menfaatleri toplum menfaatlerinden ileride tutmamak gerekir.
 
 
KİTABIN ÖZETİ
 
Olaylar, Cumhuriyet Halk Fırkası Dönemi içinde bir Anadolu kasabasında başlar. Kasabada bir park açılışı vardır ve halk saat beş buçukta yapılacak olan tören için parka doğru gelmektedir.  Köy meydanı esnaflar ve halk tarafından dolmaya başlamıştır.
 
Tören Kaymakam Bey ve Cumhuriyet Halk Fırkasının mutemedi gelince başlayacak ve parkın açılışı yapılacaktır.   Meydanda toplanan kalabalık Halk Fırkasına çok güvenmekte ve bu fırkayı sevmektedir.
 
Törende Avukat Rahmi  Bey ile  amcası Rıza Efendi de vardır.. Rahmi; annesi ve babasını küçük yaşta kaybetmiş onu amcası Rıza Efendi büyütmüştür. Bu nedenle Avukat Rahmi Bey amcasına saygıda kusur etmemektedir.  Avukat Rahmi Bey’in eşi ve çocukları da bu kasabada ikamet etmektedir. Avukat Rahmi ve ailesi mutlu ve mesut bir şekilde eşi ve iki çocuğu ile bu kasabada sade ve huzurlu bir hayatın içindedir.
 
Rahmi Bey’in amcası Rıza Efendi bu kasabanın en saygın insanlarından biridir. Fakat Rahmi Bey ile kasabalıların arasının bozulmasına sebep olan bir takım olaylar olacaktır. Nihayet kaymakam ve Halk Fırkası mutemedi gelmiş tören yapılmış, kısa bir konuşmadan sonra  parkın açılışı yapılmıştır.  
 
Avukat Rahmi; artık ailecek gelip oturabilecekleri bir yer yapıldığı için bir sevinç duymaktadır.  Ama Cumhuriyetin yedinci yılı olmasına rağmen bu tip sorunlar aşılamamış olmasından dolayı bir hayli şikayetçidir.
 
 Rahmi, rahmetlik annesine okuyup büyük adam olacağına dair söz vermiş, nihayetinde kasabanın ikinci avukatı olmayı başarmıştı.  Diğer avukat ise Kenan Bey idi. Kenan Bey, ise iri cüsseli, babacan ve iradeli bir insandı.
Avukat Rahmi, ilk başlarda Kenan Bey’i kendine rakip görmüş ama meslek hayatının başlarında ona pek çok davayı yolladığını öğrenince bu hislerinden utanmış ve Kenan Bey’e ağabeyi gibi davranmaya başlamıştı.
 
Rahmi, aldığı ve kazandığı davalar nedeni ile ekonomik durumunu düzeltmiş, saygın birisi olmuştu.  Kasabadaki evi oldukça güzeldi ve dünyalar güzeli eşi Güldane Hanım ile mutlu bir hayat sürdürüyordu. Müberrer adında bir kızı, Serdar adında bir oğlu vardı.
 
Rahmi’yi büyüten Rahmi’nin amcası olan Rıza Efendi ise çok çalışmış köyün ileri gelen insanlarındandı. Bundan beş sene önce büyük bir kuraklık yaşanmış, kıtlık tehlikesi olmuş, kuraklık ve kıtlığın etkisi henüz daha bitmemişti.  Bu yılda kuraklık tehlikesi baş göstermiş havalar iyice ısınmış ama bir türlü yağmurlar yağmamıştı.
Herkes kuraklık üzerinde konuşuyor, köylü yağmur duasına çıkmış ama yine de hiç yağmur yağmamıştı.  Lakin birkaç gün sonra ise havalar bozmuş ve kasabaya oldukça bereketli yağmurlar da yağmıştı. Rahmi ise İstanbul’dan su pompası getirtip;  yakındaki bir gölden pompa ile su alarak tarlasını sulatmıştı. Elinden geldiği kadar halka da yardım etmişti.
 
Kasaba halkı Gazi Paşa’nın isteğiyle kurulacak olan yeni bir siyasi parti hakkında konuşmaya başlamıştı.  Yeni kurulacak bu partiye kimlerin katılacağı üzerinde bir meraktır gidiyordu.  Rahmi ise bunlarla ilgilenmiyor, siyaset konularına girmek istemiyordu.
 
Rahmi, yazıhanesinde dosyalara bakarken; Dr. Fazıl onun ziyaretine gelerek Kenan Bey ‘in ağır hasta olduğunu Halk Fırkasına karşı Serbest Fırkayı kurmak isteyen Kenan Bey’in yerine onun aday olmasını önermişti.
 
Rahmi, siyasete girmek istemese de kasaba halkının ve hasta olan Kenan Bey’in bu isteğini kırmak istemeyerek teklifi kabul etti.  Zaten Gazi Paşa’nın da isteği muhalif bir partinin de kurulması yönündeydi.  Bu nedenle Rahmi Bey, bu kasabadaki Serbest Fırkanın çalışmalarının önderi olmayı kabul etti. Üstelik bu dava bir memleket davası idi ve üzerine düşen vazifeyi yapmalıydı. .Kenan Bey’in ölümü ile işe koyuldu ve kasabada Serbest Fırkayı kurdu.  Fakat bu aşamadan sonra köyde ikilik başlamış köy halkı iki fırkaya bölünmüştü. Bu nedenle bazıları Rahmi Bey’e selam bile vermemeye başlamıştı..
 
Üstelik Rahmi Bey, bir çok yakını ile de karşı karşıya kalmaktaydı. Aile yaşantısı ve hayat düzeni de bozulmuş, rakip partililer yüzünden ne ailesinde ne de kasabada bir huzur kalmamıştı. Rahmi, Avukatlığı da bırakmış, kendini fırkanın işlerine adamıştı. Kasabada karıncayı bile incitmeyen insanlar particilik yüzünden birbirlerine saldırmaya başlamış, tanınmaz hale gelmişlerdi.
 
Hiçbir yerde huzur kalmamış evlerde bile siyasetten başka hiçbir şey konuşulmaz hale gelmişti ama seçimler de yaklaşmıştı.
 
Avukat Rahmi Bey, tüm bunlardan nefret ederek seçimlerden sonra eski hayatına dönmeye karar vermişti ama Ankara’dan gelen bir telgraf ile vekil olduğunu da öğrendi.. Telgrafı, amcasının yanında alan Rahmi Bey amcası ile göz göze geldi. Amcası  “Burada neyimiz eksik?” deyince  Rahmi  bu teklifi reddetmiş eski yaşantısına dönmeye karar vermişti.


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...