Yaşar Kemal'in Ala Geyik Hakkında Özet İnceleme

Ekleyen : ESA , 02 Mart 2019 Cumartesi aaa Beğen
 
 
 
Yazıda “Yaşar Kemal'in Ala Geyik ​ Anatolian Tales- “ kitabı hakkında bilgiler, özetleri,  konuları,  “Yaşar Kemal'in  Ala Geyik ” hakkında bilgiler “Yaşar Kemal'in Ala Geyik   “   eserden alıntılar yer alır.  Eser hakkında yorumlar,   anlatım tekniği, yazarın bakış açısı, çevrildiği diller, eserin basım yılı, basım hikâyesi, yazar ve eseri arasındaki, eserle yazarın biyografisi arasındaki alakalar incelenmiştir.
 
 
Ala Geyik adlı eser, Yaşar Kemal’in ilk baskısı 1967 yılında yapılmış olan Anatolıan Tales- Üç Anadolu Efsanesi adlı eserindeki üç öyküden biridir.  Yaşar Kemal’in üç ayrı Anadolu efsanesinden esinlenerek hazırladığı bu kitap Ararat Yayınevi tarafından 1967 yılında basılmış Üç Anadolu Efsanesi, birbirlerinden bağımsız üç öyküden oluşmuştur.  Ala Geyik söz konusu bu kitaptaki üç öyküden biridir.
 
Yaşar Kemal, bu öyküyü Çukurova’da duymuş veya derlemiş, bu eserini de bu öyküden esinlenerek kurmaca bir anlatı haline getirmiştir.   Eserdeki üç öykü içinde sadece Köroğlu hikâyesi efsanelerde görmeye alışık olduğumuz bazı motifleri ve efsanelere has diğer bazı özellikleri taşırken bu kitapta yer alan Ala Geyik ile Karacaoğlan öyküler efsane niteliklerini taşımamaktadır.  Açıkçası bu kitapta yer alan Köroğlu Hikâyesi de adı üzerinde destan ve efsaneden ziyade kahramanlık konulu bir hak hikâyesidir.   ( Geniş bilgi için Yaşar Kemal Üç Anadolu Efsanesi Hakkında Özet ) [1]
 
 
Hikâyenin arka planında dağlarda geyik neslinin tükenmeye başlaması da bulunur.
 
Anatolıan Tales- Üç Anadolu Efsanesi adlı kitapta yer alan Ala Geyik ile Karacaoğlan öyküleri efsane niteliklerini taşımayan daha ziyade teşekküllü bir halk hikâyesi haline gelemeyen halk hikâyeleri  şeklindedir.    Aksine Karacaoğlan ve Ala Geyik Hikâyeleri yaşanmış olması muhtemel olan birçok unsuru da taşır. Nitekim Karacaoğlan'ın Elf adının geçtiği birçok şiiri bulunmakta, Ala Geyik ise gerçekten yaşanmış bir olay olduğu hissini uyandırmaktadır. ( Geniş bilgi için Yaşar Kemal Üç Anadolu Efsanesi Hakkında Özet )[2]
 
Ala Geyik hikâyesi final kısmına kadar tamamen gerçekte yaşanmış bir öykü hissi verir. Hatta final bölümü hariç klasik halk hikayelerinde olan hiçbir motif, epizot ve formel unsurları da taşımaz. Bu nedenle hiçbir halk hikâyemize de benzemez. Fakat final bölümü belki de Yaşar Kemal ‘in ilavesi olarak facia ile biten bazı hikâyelerimiz sonlarına benzetilmiş, Halil ve Zeynep’in öldüğü yerde biri kırmızı biri mavi iki çiçek açmıştır. Üstelik dünyada muradına eremeyen âşıkların arasına bir de bir engel konmuştur.
 
Ala Geyik Hikâyesindeki mekân Gâvur Dağlarının sarp kayalıkları ve Gökdere köyü olarak gösterilmiştir. Nitekim Ala Geyik Filmi de Hatay iline bağlı Erzin ilçesinin kuzeyinde bulunan Gâvurdağlarının eteklerinde bulunan Gökdere köyünde çekilmiştir.
 
Nitekim yakın zamanlara kadar Gavurdağlarında bol miktarda geyik bulunduğu bilinmekte, Gavurdağlarına has ceylanların tek tük de olsa halen görülebilmektedir.  Bu hikâyenin Erzin ilçesi Gökdere köyünde yaşanmış bir öykü olup olmadığı incelenmiş bir konu olmadığı gibi Yaşar kemal tarafından da bir bilgi verilmemiştir.
 
KONUSU:
Geyik avcısı Halil ile Zeynep arasındaki aşk,  Halil’in rakip aşığı Karaca Ali’nin sonu ölümle biten mücadelesi ve âşıkların muratlarına kavuşamamalarıdır.
 
ŞAHIS KADROSU:
 
Halil:  Zeynep’in sevdalısı Gökdere köyünün yiğit geyik avcısıdır. Evlendiği gün bile ava gidecek kadar av tutkunu bir yiğittir.
 
Karaca Ali: Sarıçalı köyünün nüfuzlu, kurnaz ve kötü yürekli ağasıdır. Halil’in nişanlısı Zeynep’e âşık olmuş, Halil’i öldürterek Zeynep’i elde etmeye çalışmıştır. ve ona ulaşmak için her yolu dener. Halil’e kurduğu pusuda kendisi öldürülür.
 
Zeynep: Halil’in  dünyalar güzeli nişanlısıdır.. Halil’i çok seven onun uğruna her şeyi yapan sonun da onunla birlikte ölmeyi göze alan Halil’in ölümünden sonra kendini de uçuruma atan vefalı bir genç kızdır.
 
ALA GEYİK FİLMİ 
 
Üçlemenin içindeki Alageyik Efsanesi filme de alınmış, senaryosunu Yaşar Kemal ve Erdoğan Tünaş'ın hazırladığı 1969 yapımı Türk yapımı filmin başrollerinde Cüneyt Arkın, Mine Mutlu, Bilal İnci ve Aliye Rona başrolleri paylaşmışlardır.[3]
 
 
ALA GEYİK
 
Gökdere köyünden Karaca Ali’nin ailesi ile Sarıcalı köylü Halil’in ailesi arasında uzun zamandan beridir devam eden bir çekişme bulunmaktadır. Sarıca Köyü ile Gökdereliler arasında evvelden beri gelen bir husumet de vardır.
 
Halil'in en büyük aşkı sözlüsü Zeynep, en büyük tutkusu ise dağlarda geyik avlamaktır. Halil sözlüsünün ve anasının ısrarlarına rağmen geyik avından vazgeçemeyen bir yiğittir.
Sarıca Köyü’nün ağası Karaca Ali, yoldan geçerken Halil’in sözlüsü Zeynep’i görüp çok beğenir.  Yörenin zalim beyi Karaca Ali, Halil’in sözlüsü ilk görüşte âşık olmuştur.  
 
Bunun üzerine Sarıca Köyü ağası Karaca Ali, çeşitli bahaneler ile Gökdere köyüne gelmeye ve Zeynep’i rahatsız etmeye başlar. Halil geyik avına çok düşkün bir avcıdır. Karaca Ali, Halil’den kurtulup Zeynep ile evlenmek için bir plan yapar.
 
 Karaca Ali, geyik avına giden Halil’i ava çıkarttırıp geyik avındayken vurup öldürmeyi planlar. Karaca Ali, adamları ile geyik avında olan Halil’in peşine düşer. Halil’in geçebileceği yola pusu kurup beklerler. Bir müddet sonra Halil’in türkü söyleyerek geldiğini görürler. Halil tam onlara yaklaşırken bir geyik gelip karşısında durur.  Halil geyiğe doğru yakınlaşır ama geyik hemen kaçmış, Halil de geyiğin peşine düşüp bu pusudan kurtulmuştur. Karaca Ali ve adamları bu işe çok şaşırmışlar o alageyik yüzünden Halil’i vuramamışlardır ama Halil’de yavru geyiği yakalayamaz.
 
Dağlarda o ala bir geyiğin peşine düşen Halil günlerce o geyiğin peşinden koşturmaktadır. 
Halil, geyik avındayken Karaca Ali, Gök dere Köyünün ağasını da razı ederek Halil’in sözlüsünü kendisine istetir. Köyün büyükleri iki ağanın baskısı altında kalarak bu işe razı olur. Ama Gökdere köyünün sözü geçen Sultan Ana’sı  “nişanlı bir kızın başka birine verilmesine “ şiddetle karşı çıkar.
Buna rağmen köydeki hiç kimse Karaca Ali ile düşman olmak istemediğinden buna karşı çıkamaz ve Karaca Ali, Zeynep'i kendine nişanlatmayı başarır.
 
Sultan Ana düğüne az kala iki üç kişiyi Halil’i bulmaları için dağa yollar. Geyik avından dönen Halil olanları duyar ve yapılan düğün hazırlıklarını görür. Halil durumu öğrendiğinde çılgına döner ve diğer genç köylülerle Karaca Ali’nin evine gider ve Karaca Ali'nin karşısına çıkıp nişan yüzüğünü atar.  İki köy arasında husumet de çoğalmıştır.  İki köy arasında husumet çoğalınca köylüler bir birilerinin mal ve davarlarına da zarar vereye başlar. İki köyden hiç kimse diğer köye gidemez hale gelmiştir.
 
Yaptıklarından dolayı Karaca Ali hakkında pek çok dedikodu çıkar. Karaca Ali onca olaydan sonra köyde aleyhine birçok laf edildiğini duyunca Halil ile barış yapmaya mecbur kalmıştır.  Karaca Ali kurnaz bir plan yaparak Gökdere köylülerine ve Halil’e barışmayı teklif eder. Gökdereliler de teklifi kabul eder.
 
Halil, evlendikten sonra da ala geyiğin seslerini duymakta alageyiğin onu çağırdığını hissetmektedir.  Halil düğün gecesi gerdeğe girmeden duyduğu geyik sesleri ne dayanamamakta ve  deli olmaktadır. Zeynep, ise ava gitmemesi için Halil’e yalvarmaktadır.  Fakat alageyiğin sesini ve kokusunu duyan Halil gitmekten vaz geçemez.  Halil ava çıkınca Zeynep de peşinden gider.
 
Karaca Ali, bu defa Halil’i pusuya düşürmüş Halil’i öldürecektir. Zaten tüm bunlar Karaca Ali’nin hazırladığı bir plan ve pusudur. Köylüler de olayı duymuş ve âşıkların peşlerinden gitmiştir.  Halil Karaca Ali’yi ve bir adamını öldürmüş o yavru geyiği de görüp avlamıştır.  
 
Karaca Ali’nin çıkarttırdığı geyik seslerini duyan Halil düğün gününde bile dağa avlanmaya çıkar. Karaca Ali onu yine pusuya düşürür.
 Halil Karaca Ali’yi ve bir adamını öldürür. Bu arada yine o yavru geyiği görmüş onun peşinden gitmiştir.
Halil sarp kayalıkların kenarında o yavru geyiği vurur. Ama avı ile gelirken düşer. Köylüler, Halil’i görmüş yardıma koşmuşlardır.  Bağırtısı duyulan Halil’in sesi kesilince öldüğünü düşünürler, Zeynep’te bu acıya dayanamaz kendisini Halil’in üstüne atar ve orada can verir
 
Halil ve Zeynep’in öldüğü yerde biri kırmızı biri mavi çiçek açar. Tam kavuşacakları anda oradan bir geyik geçer hiçbir zaman kavuşamazlar.
 
 
İLGİLİ BAŞLIKLARI TIKLAYIN
 
 
 


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...