Yaşar Kemal'in Sarı Sıcak Hakkında Konu Alıntılar ( Öykü )

Ekleyen : ESA , 01 Mart 2019 Cuma aaa Beğen
 
 
Yazıda “Yaşar Kemal'in   Sarı Sıcak ,”  öykü kitabı hakkında bilgiler, özetleri,  konuları,  “Yaşar Kemal'in  Sarı Sıcak” hakkında bilgiler “Yaşar Kemal'in  Sarı Sıcak  “   eserden alıntılar yer alır.  Eser hakkında yorumlar,   anlatım tekniği, yazarın bakış açısı, çevrildiği diller, eserin basım yılı, basım hikâyesi, yazar ve eseri arasındaki, eserle yazarın biyografisi arasındaki alakalar incelenmiştir.
 
ESERİN YAZIMI BASIMI İÇERİĞİ HAKKINDA 
 
Sarı Sıcak adlı eseri Yaşar Kemal`in 1955 yılına kadar yazmış olduğu öykülerini bir araya getirdiği ilk öykü kitabıdır.  Bu öykü kitabı ilk olarak 1955 yılında yayınlanmış, Yaşar Kemal’in batırmış olduğu ilk öykü kitabı olmuştur.  Bu kitap İne Memed adlı romanından önce yazarın tanınmasını sağlayan ilk eseri olmak özelliği de taşıdığından önemlidir.
Çoğunlukla Çukurova’nın sıcaklarında hayat mücadelesi veren insanların dramlarını anlatan bu öyküler, İnce Memed ile başlayıp devam edecek olan romanlarının habercisi, öncüsü, hatta ön sözleri gibidir.
 
Beyaz Pantolon, Sarı Sıcak , Çoban Müslüm ,  Sinek, Pis Hikaye, Ağır Akan Su, Ekin” gibi  öykülerin yer aldığı bu kitapta “sarı sıcak “ olarak vasıflandırılan Çukurova’nın bayıltıcı sıcakları altında, toz , kir ve ter içinde yaşayan insanların yaşam zorlukları bir yandan sıcak, diğer yandan ağalar, diğer taraftan çalışma zorlukları, acılar, yoksulluklar için de verdikleri mücadele  bu öykülerin temel mevzuları olmaktadır. Kitap, adını kitabın içinde yer alan Sarı Sıcak ismindeki öyküden almaktadır.
 
Bu öykü kitabındaki öykülerin büyük kısmı Çukurova`da geçmektedir. “Yazar bu öykülerde Anadolu insanının açlık, pislik, hastalık, sefalet ve çevre koşulları içinde verdiği yaşam mücadelesini konu alır.” 22 öyküden oluşan kitaptaki her bir öykü Anadolu ve Çukurova’da farklı şekillerde ezilen insanların dramlarını ve hayta savaşlarını anlatır.  Çocukların, kadınların ve ırgatların açlık, sefalet ve zor çalışma koşulları altında verdikleri savaş ile düşlerinde yaşayan minicik umutları öykülerin ana konuları olmaktadır.  
 
Küçük düşleri, minik umutları için daha da bir sıkı çalışan kıyıda köşede kalmış bu küçük insanları verdikleri büyük yaşam savaşı hemen her öyküde göze çarpar.
 
Kitaptaki öykülerde sıcak ve çok basit çok sıradan ihtiyaçlarını karşılamak, sarı bir pantolon veya ekmek almak yahut da on kuruşluk maliyeti olan düşlerini yerine getirmek için minik bedenleri ile çok büyük mücadeleler içine giren çocukların acıklı dramları bir hayli yer teşkil eder. Örneğin  “Beyaz Pantolon” öyküsünde Mustafa adlı kahraman hayalini kurduğu pantolonu almak için tuğla ocağında verdiği mücadele dile getirilmiş ;  “Sarı Sıcak”  adlı öyküde ise cehennem gibi sıcakların altında  “Osman’ın” el kadar bedenleri ile can çekişmeleri öykülerin konusudur. Öykülerdeki bu çocuklar hem fiziki olarak hem de duygusal olarak şiddetli taarruzlara uğradıkları gibi boylarından büyük umut ar taşıyan, bedenlerinden iri zorluklarla savaşan, yokluklar ve zor koşullar altında ince, zayıf, besinsiz kalmış bedenleri ile baş etmeye çabalayan çocuklardır. Bu öykülerdeki bu çocuklar hem ruhsal, hem de bedensel yönlerden İnce Memed’in çocukluk yıllarından haber vermektedirler.
"Bak hele," dedi, "bak hele şu deyyus Hasan Beyin yaptığı işe! Kocaman bir tuğla ocağını el kadar bir çocuğa yaktıracak." Kocaman elini açtı: "El kadar."[1]
 
Sıcaklar altında ezilen, bükülene, tekmelenen, horlanan bu çocukların yanı sıra bu öykülerde aynı muamelelere maruz kalan kadınlar da öyküde önemli bir yer tutar.  Örneğin kitapta bulunan Sinek adlı hikâyedeki kadın sıtma hastalığından ölen çocukların ve insanların yerine yaşayan ve onların dili olan bir kadındır.  Ekin adlı hikâyede ise bir su kavgası yüzünden köydeki birine taş atan bir köylünün bir ekin tarlasında saklanması ve bu esnada kendi kendisi ile hesaplaşması anlatılmıştır.
Birçok yönleri ile bu insanların duygularını, iç dünyalarını, yaşadıkları dertleri irdeler. Bunların ışığında toplumun sorunlarını da okuyucunun önüne serer.
 
Daha ziyade gözlemci bir anlatıcının bakış açısından anlatılan öyküler Yaşar Kemal’in şiirsel dili içten ve sade ifadeleri ile dile getirilmiştir.
 
KİTAP HAKKINDA NELER DEDİLER
 
“Kemal’in  yazım stili yalın ve çarpıcı; köylülerin ağzından bütün insanlık adına konuşuyor.”
Publisher’s Weekly, (A.B.D.)
“Yoksulluk, boş inanlar, sinekler, toz, ölümüne çalışma, uçsuz bucaksızlık, bitkinlik, yabanlık, yılmazlık.(...) Çaresizlikten doğan acıma ve duyarlığın evrensel boyutları.”
The Guardian, (İngiltere)
“Köylülerin sefaletini ve sosyal eşitsizliği dile getiren kitaplarıyla Yaşar Kemal, Türkiye’deki son üç kuşağı en derinden etkileyen yazar.”
Neue Zürcher Zeitung, (İsviçre)[2]
 
TADIMLIK PARÇALAR
 
Dayan Kerem Usta, dayan iki gözüm, dayan kardaşım. Yüreğini dört okka eyle. İnsanın her şeysiyle, tüm alçaklığıyla başa çıkarsın, kendi kendini aşağılamış, kendini kandıran insanın aşağılaşmasıyla başa çıkamazsın. Dedikodu yapan insan dedikodu yaptığını bilir, onun aşağılık bir iş olduğunu da bilir... Kendi gözünde kendini aşağılar. Bu insanı kendisi kadar kimse aşağılayamaz. Onun için dayan aslanım, dayan Kerem Ustam, dayan elleri güzelim... “[3]
 
Dedim ki, gitsin, olacağı buydu zaten, sen yap bir iğne. Ben, dedi, soluktakine iğne yapamam, ne faydası var? Koydum parayı önüne. Aha, dedim, sana para. Yap iğneyi. Parasıylan değil mi? Şu ağaca vurdururum, beygirlerime vurdururum. Yap iğneyi kardaş, dedim. Yüreğime dert olmasın, elalem anama avradıma sövmesin, dosta düşmana karşı, dedim. İyi adammış, bir iğne yaptı. Bir iğne daha yaptırdım. Bir daha yap kardaş. Zalanın bende çok hakkı var, dedim. Bir daha yaptı. Deri kemiğe yapışmış, bir deri bir kemik, teyze... Zala öyle olmuş işte. İnanılmaz. Görsen, bu Zala değil, dersin. Gözünlen görsen. Koştum arabayı öğlenin sıcağında. Sıcak çatır çatır. Düştük yola. Ölücüyse de çiftlikte ölsün dedim.”[4]
 
 
 
[1] Yaşar kemal Sarı Sıcak, “Beyaz Pantolon" öyküsünden
[2] http://kitap.ykykultur.com.tr/kitaplar/sari-sicak
[3] Yaşar kemal Sarı Sıcak, “Ağır Akan Su " öyküsünden
[4] Yaşar kemal Sarı Sıcak, öyküsünden





Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...