YERALTINDAN NOTLAR, DOSTOYEVSKİ

Ekleyen : Sevim Kınalı , 09 Ağustos 2019 Cuma aaa Beğen
6

 
İthaki Yayınları
3.Baskı, Şubat 2015, İstanbul
Türkçe çeviri: Fatma Arıkan, Serdar Arıkan
 135  sayfa  
"Ben hasta bir insanım... Huysuzum. Hiçbir cazibesi olmayan biriyim. " ( Arka kapak)
 
     Başlangıçta pek keyif almadığım ama ilerleyen bölümlerde yazarın iç dünyasına girdikçe bende merak uyandıran bir kitap. İç konuşmalar, özeleştiri, oldukça samimi itiraflar birbirini takip ediyor. Bazen bu kadar da olmaz veya olmamalı diye düşündüğüm de oldu. Yazar ya kendi iç dünyasının kapılarını sonuna kadar açmış diye düşünüyorsunuz ya da hayali bir portre çizmiş. Ben kendi adıma şunu hissettim. Aslında  yazar kendisini anlatırken  kendi ruh halindeki kişilere de göndermelerde bulunuyor. Yazarın biyografisini okuduğunuzda daha çok birinci görüş ağır basmaya başlıyor. Kim olduğu da pek önemli değil aslına bakarsanız. Önemli olan o samimi ve bazen inanılmayacak derecede cesur itiraflar...
   " Ben yalnızca aksi biri olmayı değil, hiçbir şey olmayı beceremedim, ne kötü, ne iyi, ne alçak, ne onurlu, ne kahraman, ne de bir böcek olabildim. Şimdi ise köşemde ömrümü tamamlıyorum..."( 3.s.)
    Kaç insan veya kaç yazar bu kadar acımasızca eleştirebilir veya kendi davranışlarını tahlil edebilir? Zor bir deneyim olsa gerek. Başkalarının size söylemesi halinde belki de çok kızacağınız eleştiri ve tespitleri kendi kendinize söylemeniz, bir de bu itirafları bir kitapta toplamanız pek kolay olmasa gerek. Her şeyden önce büyük bir özgüven ve cesaret gerektirir. Ben Yeraltından Notlar 'da notların ötesinde çok cesur itirafları okudum. Belki de bu kadar cesur olamadığımız içindir ki kendimizi düzeltmemiz ve iyileştirmemiz zor oluyor. Belki de kendimizi tanımadığımız için başkalarını da yanlış tanıyor ve hayal kırıklıkları yaşıyoruz.
     Eserdeki kişi veya yazar diyelim, kendi zaaflarının ve eksiklerinin farkında. Kendisini kandırmadığı gibi biz okurları da kandırmıyor. Işte bu içten ve çok cesur itiraflar okuru sürükleyip götürüyor son sayfaya kadar. Bir anlamda okuruna da kendi eksikleriyle, zaaflarıyla yüzleşmeyi ve itiraf etmeyi öğretiyor. Sanırım bunu öğrenmeye ihtiyacımız da var. Hep kendini beğenmek ve beğenilme arzusu içinde olmak ne kadar sağlıklı acaba? Sosyal medyaya baktığınızda da hep böyle çılgınca bir beğenilme ve övülme arzusu var. Özeleştiriye ve samimi eleştirilere ihtiyacımız var. Ancak böyle gelişebilir ve kendimizi düzeltebiliriz. Ya da kendimizle barışık olmayı bilmeliyiz. Bunalıma girmeden ve kimseyi bunaltmadan kendimizle yüzleşebilmeliyiz. 
    Kitapta bazen bunaldığınız da oluyor bu kadar olumsuz eleştiri ve tespitten. Aşırı olduğunu düşünüyorsunuz ama yazar daha baştan nasıl bir yol izleyeceğini şöyle ifade etmiş. Yani o, kitabını nasıl yazacağına en başta karar vermiş:
     "Notlarımı yazarken kendimi herhangi bir şekilde sınırlamak istemiyorum. Hiçbir düzen ve kural da yaratmayacağım. Aklıma geleni olduğu gibi yazacağım. "(38.s.)
      Yazar  gerçekten de  sözünde  durmuş  izlenimini  veriyor. Eserin son sayfasına kadar bunu hissediyorsunuz. Hem de güçlü bir şekilde. Yeraltından Notlar, hem otobiyografi hem günlük hem de hikaye tadında bir eser. Ayrıca yazar bazı özgün tespitlerde de bulunuyor insana ve hayata dair. 
        " İnsanın en iyi tanımının ' iki ayaklı nankör varlık ' olduğuna inanıyorum. Ama hepsi bu değil, bu onun en önemli eksikliği değil. Onun en önemli eksikliği, ta tufandan başlayıp Schlezwig Holstein Prensliği çağına dek süren daimi ahlâksızlığıdır...(28.s.)
         Özlü ve altına imzanızı atacağınız çok özlü sözleri de var. Tartışmasız kabul edilecek sözler.
     
       " Iki kere iki dört, yaşam değil, ölümün başlangıcıdır baylar!" (32.s.)
 
         "Izdırap bilinçlenmenin biricik nedenidir. "(33.s.)
 
       Bakın yazar son sayfalarda da sizi nasıl da etkilemeye devam ediyor samimiyetiyle:
        " Pek çok şeyi hatırlamak bana acı veriyor ama...acaba artık burada " Notlar "ı bitirmenin zamanı gelmedi mi? Yazmaya başlamakla hata yaptım galiba. En azından bunları yazarken utandım, demek ki aslında bu yaptığım edebiyat değil, ıslah amacıyla ceza çekmek..."
( 133.s.)
 
        Yeraltından Notlar 'ı okuyun derim. Başlarda yazarın samimi itiraflarını anlamakta zorlanıp biraz sıkılacak olsanız da ilerleyen sayfalarda o cesur itiraflar ve başarılı tahliller, esere başka bir gözle bakmanızı sağlıyor. Yazarı cesaretinden dolayı kutluyorum. Sanırım hepimizin bu cesareti göstermesi gerekiyor. Özeleştiri acı olabilir aşırıya kaçmadıkça. Kendimizi hırpalamadıkça.
     " Dost acı söyler" diye bir atasözümüz vardır bilirsiniz. Galiba dosta gelene kadar biz de kendi kendimize acıyı söyleme cesaretini gösterebilmeliyiz. Tıpkı usta yazar Dostoyevski gibi. 
       Hepinize iyi okumalar!
   
         " Hayatımda öyle uç noktalara kadar gittim ki siz onun yarısına bile ulaşamazsınız, üstelik bir de korkaklığınıza akıllılık deyip kendinizi aldatıp avuttunuz. Anlayacağınız, ben sizlerden çok daha 'canlıyım.' ( 134.s.)


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...